İçindekiler
Dergi Arşivi

Sosyal İnovasyonun Bugünü ve Geleceği

Farklı sektörler ve disiplinler arasında iş birliği ve beraber çözüm üretme pratiklerini mümkün kılan ortamlarda gelişmeye başlayan sosyal inovasyon sadece süreçlerde ve çıktılarda ortaya çıkan uygulamalı yenilikleri kapsamıyor, sektörler arasındaki sınırları bulanıklaştırarak melez çözümler ve süreçler yaratan bir rol de üstleniyor.

Berivan ELİŞ / İstasyon TEDÜ (TED Üniversitesi Sosyal İnovasyon Merkezi)

 

Türkiye’yi de içerecek şekilde tüm dünya genelinde sosyal inovasyona yönelik artan bir ilgiden söz etmek mümkün . Alan son on yılda ciddi şekilde güç kazandı ve geleceğin önemli çalışma alanlarından biri olarak gösterilir hale geldi (Mulgan, 2017). Bu durumu açıklamak için hem günümüzün ihtiyaçlarını, hem teknolojik gelişmelerle ortaya çıkan yeni fırsatları hem de mevcut yapıların yarattığı birtakım negatif sonuçlara yönelik tepkileri anlamlandırabilmek gerekiyor.

İhtiyaçlar kanadında, insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm geliştirmede alışılagelmiş yöntemlerin ve süreçlerin yetersizliği ya da başarısızlığının yarattığı boşluklar söz konusu. Kitlesel şehirleşme, küresel ısınma, göç gibi sorunların niteliği ve ölçeği daha önce karşılaşılan problemlerden çok farklı. Devlet hizmetlerinin, özel sektör ürün ve hizmetlerinin ya da sivil toplum desteklerinin, insanların ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığı ya da yeni ortaya çıkan ihtiyaçlara yanıt veremediği durumlarda sosyal inovasyon devreye giriyor (Nicholls ve Murdock, 2012).

Fırsatlar kanadında, gelişen dijital teknolojilerin sağladığı erişim, iletişim ve etkileşim olanaklarının operasyonel bariyerleri aşabilmesi, sıra dışı iş birliklerini ve karşı karşıya olunan problemlere daha önce mümkün olmayan şekillerde çözüm geliştirmeyi mümkün kılması söz konusu .

Tepkiler kısmında ise, teknoloji odaklılığın gittikçe sosyal bağlardan ve yaratılan müşterek faydadan kopuk bir şekilde ele alınmasına karşı büyüyen eleştirilerin (The Young Foundation 2012: 5) ve gelişen teknolojilerin yarattığı negatif sosyal ve çevresel dışsallıklara yönelik tepkilerin (Nicholls ve Murdock, 2012: 2) sosyal inovasyon alanına ivme kazandırması söz konusu.

Sosyal inovasyonun henüz net bir tanımı yok. Lakin alanın sınırlarına dair işaretleme yapmaya olanak veren pratik tanımlar yapmak mümkün. Bu durum, sosyal inovasyonun çok büyük ölçüde uygulama ve pratisyenler tarafından şekillendirilen bir alan olması ile de yakından ilgili (Mulgan, 2012: 33; The Young Foundation 2012: 4).

Alandaki en önemli bilgi kaynaklarından biri olan ve Stanford Üniversitesi tarafından yayınlanan, Stanford Social Innovation Review dergisinin editörleri, sosyal inovasyonu “bir sosyal probleme yönelik var olan çözümlerden daha etkili, verimli, sürdürülebilir ya da adil olan ve yaratılan değerin asıl olarak özel kişiler yerine topluma mal olduğu yeni çözümler” şeklinde tanımlıyor (Phills vd., 2008: 36). Sosyal inovasyon alanında aktif en önemli kuruluşlardan biri olan Nesta’nın uzun yıllar direktörlüğünü yapan ve sosyal inovasyon literatürüne önemli katkılar sunmuş olan Geoff Mulgan (2012) ise sosyal inovasyonu daha minimalist bir şekilde, araç ya da amaçları itibarıyla sosyal olan yenilikçi ürün, hizmet ya da modellerin geliştirilmesi ve uygulanması şeklinde tanımlıyor.

İçinde sosyal ön adını taşıyan kavramların büyük çoğunluğu birbirine benzetilir ve aynı kategoride değerlendirilir. Halbuki son on yılda dünyada, ‘sosyal’ alana dair ciddi bir zihniyet değişikliği yaşanıyor. Gençler üzerine yapılan araştırmalar yeni kuşakların sosyal amaçları hayatın diğer kategorileriyle yan yana getirmek konusunda önemli ve farklılaşan önceliklere sahip olduğuna işaret ediyor . Sektörleri birbirinden ayıran sınırlar bulanıklaşıyor ve ‘sosyal’, ‘ekonomik’, ‘teknolojik’ gibi kategorileri aşan yeni ‘melez’ modeller ortaya çıkıyor.

Nicholls ve Murdock (2012) sosyal ön adına ilişkin açıklayıcı bir sınıflandırma yaparak hem sosyal ilişkilere dair sistem ve süreç değişimlerini, hem de sosyal/çevresel sorunların çözümü için geliştirilen ürün ve hizmetlerin tasarımı ve üretimini, sosyal inovasyon olarak kategorize ediyorlar.

Sosyal inovasyon doğası gereği sektörler üstü ve çok disiplinli bir alan çünkü yenilik birçok disiplini aşan bakış açıları ve uygulamalar gerektiriyor. Sosyal inovasyonun kamu, özel, sivil sektörlerden herhangi biri ile sınırlı olmaması hatta bu alandaki en yaratıcı işlerin bu sektörler arasındaki sınırlarda gerçekleşmesi (Murray ve diğerleri, 2010: 3), işin pratiğini daha zorlu hale getiriyor çünkü her sektörün farklı uygulama kuralları, öncelikleri, hesap verebilirlik sistemleri ve yaygın kabul gören örgütsel yapılanmaları var (Nicholls ve Murdock, 2012: 9-11). Bu durum da kapsam ve sınırlara dair kafa karışıklığını artırıyor. Sosyal inovasyonu daha iyi anlamak için bugüne kadar ortaya çıkmış literatüre ve örneklere biraz daha yakından bakmakta fayda var.

Sosyal inovasyon literatürü teknolojik inovasyon literatüründen çok daha parçalı ve konu bugüne kadar ağırlıklı olarak a) sosyal işletmeler ve sosyal girişimcilikle, b) açık inovasyon ile c) sosyal fayda üreten teknolojik inovasyonlar ile ve d) kurumsal sosyal sorumlulukla ilintili olarak işletmelerin toplumdaki yerine ilişkin yeni bir gündem bağlamında tartışılmış (The Young Foundation 2012: 4-5).

Sosyal girişimcilik, sosyal/çevresel problemlere yönelik bir çözümü sürdürülebilir iş modelleri kurarak uygulayan ve ticari faaliyetten elde edilen kazancı sosyal misyonları için harcayan yapıların yer aldığı bir alan. Sağlık, şehirleşme, tarım, katılım, eğitim, göç gibi farklılaşan birçok sektördeki girişimlerden bahsetmek mümkün. Tüm dünya genelinde sayıları hızla artmakta olan sosyal girişimlerin büyük çoğunluğu yenilikçi girişimler (SEFORÏS, 2016). Türkiye’de de küresel trendlerle uyumlu bir şekilde önem kazanan alan üzerine geçtiğimiz aylarda British Council (2019) tarafından yayınlanan rapor, benzer bir durumu, sosyal girişimlerin %86’sının yenilikçi olduğunu, ortaya koyuyor.

Açık inovasyon cephesinde, düzenleme ve kurallar nedeniyle mevcut sistemleri kullanmaları çok zor ya da çok masraflı olan grupların (göçmenler ve mülteciler gibi) kullanabileceği örneğin blokzincir (blockchain) uygulamaları ya da farklı sosyal meseleler (challenge) ekseninde çözüm geliştirebilecek sıradışı grupları mobilize eden ve çözüm sürecinde finansal ve finansal olmayan destekler sağlayan OpenIDEO ve benzeri platformlar birer sosyal inovasyon örneği. Aynı kategoriden bir başka örnek; İnternet, açık kaynak hareketi ve gelişen üç boyutlu yazıcı teknolojilerinin kombinasyonu sayesinde ortaya çıkan e-nable hareketi. E-nable deneme amaçlı geliştirdiği, çok düşük maliyetlere basılabilen protez kol tasarımını herkesle paylaşarak bugün dünyanın birçok yerinde, parmaklarını ve elini kullanamayan birçok çocuk için ücretsiz kol protezi sağlıyor.

Sosyal fayda üreten teknolojik inovasyonlar alanında, kitle fonlama (crowdfunding) platformları ya da ‘kalabalığın bilgeliği’ anlayışı üzerine kurulu kitle kaynak (crowdsourcing) platform modelleri örnek gösterilebilir.

Özel sektörde işletmelerin özellikle sürdürülebilirlik ve yeşil ve mavi ekonomiler alanında attıkları adımların yanı sıra tedarik zincirlerini aynı ilkelere bağlı hale getirmeleri ve Küresel Kalkınma Amaçlarının (Sustainable Development Goals) gerçekleştirilmesi konusunda aldıkları kararlar, sivil toplum kuruluşlarına sağladıkları destekler ile kurum içi inovasyon çalışmaları tüm dünyada büyük bir trende dönüşüyor.

Bu dört kategorinin ötesinde, mikro seviyelerde etkisi olan sosyal inovasyonlar ve tüm toplumu etkileyen sosyal inovasyonlardan bahsetmek mümkün (Nicholls ve Murdock, 2012: 15). Ürün odaklı bakıldığında, zor coğrafyalarda uzak mesafelerden su taşıma sorununa çözüm üreten sosyal inovasyonlar olduğu gibi, mevcut çözümleri iyileştirerek, farklı sosyokültürel bağlamlarda kullanılabilir hale getiren örnekler de mevcut. Mikrokredi, bkash ya da M-PESA gibi modeller ise para transferi ya da mikro finansman gibi hizmetlere erişimi olmayan gruplara bu hizmeti sunarak kalkınmaya katkı sağlıyor.

Kuluçka programları, hızlandırıcı programlar gibi modeller, kapasite geliştirme alanında yenilikçi çözüm modelleri olarak sosyal inovasyona örnek gösterilebilir. Bu modeller sağlıklı ekosistemlerin yaratılmasına ve sistem seviyesinde sürdürülebilirliğe katkı sağlıyorlar. Paydaşlar arasındaki iletişim ve etkileşimi kolaylaştırıyorlar. Tasarımsal düşünme (design thinking) gibi yöntemlerin diğer disiplinler tarafından kullanılmaya başlaması ile sağlanan çözüm geliştirme kapasitesi artışı da bu kategoride bir sosyal inovasyon örneği olarak gösterilebilir.

Sosyal inovasyon ve uluslararası kalkınma alanının kesişiminde, Quaggiotto (2016) tarafından ‘mutasyon geçirmiş kalkınma aktörleri’ adı verilen sıradışı uygulamalardan da bahsetmekte fayda var. Uluslararası insani yardımların yüksek miktarda para ve insan gücü seferber ederek çözdüğü doğal felaketler sonrası barınma altyapıları meselesini, hiçbir ekstra operasyona gerek kalmadan, kendi platformu üzerinden oda kiralayan ev sahiplerinin felaketzedelere evlerini açması yöntemi ile çözebilen Airbnb Açık Evler (Open Homes) girişimi ya da düşük kârlılık oranları nedeniyle şirketler tarafından hizmet götürülmeyen izole ya da kırsal bölgelere telekomünikasyon hizmetleri götüren Rhizomatica bunlar arasında sayılabilir.

Sosyal inovasyon farklı sektörler ve disiplinler arasında iş birliği ve beraber çözüm üretme pratiklerini mümkün kılan ortamlarda gelişebiliyor. Bu nedenle sosyal inovasyonun gelişimine aracılık eden ve kendileri de sosyal inovasyon olarak sınıflandırılabilecek yeni tip mekân, ağ ve platform örneklerinden özellikle bahsetmek gerek. Sıradışı karşılaşma ve etkileşimleri mümkün kılan yeni nesil mekanlar , bu platformlarda buluşan farklı aktörlerin bilgi ve tecrübe paylaşımı ve ortak üretimiyle, kendi başına aktörlerin geliştiremeyeceği ya da uygulayamayacağı çözümleri hayata geçirme konusunda çarpıcı başarılar elde ediyorlar. Özellikle kamu hizmetlerinin tasarımı konusunda çığır aşan uygulamaları mümkün kılan kamuda inovasyon laboratuvarlarının, Fransa’dan La 27e Region, Hollanda’dan Kennisland ya da Avrupa çapında çalışan Kafka Tugayı (Kafka Brigade) gibi örneklerin sayısı her geçen gün artıyor.

Sosyal inovasyonun finansmanı alanında da yenilikçi adımlar atılıyor. Etki yatırımcılığı, sosyal etki tahvilleri, girişim filantropisi gibi araçlar ve yöntemler sosyal problemleri çözmeyi hedefleyen etkisi yüksek girişimlerle beraber birçok sosyal inovasyon projesine de finansman sağlamış oluyor.

Aktarılan örneklerde görülebileceği üzere, sosyal inovasyon sadece süreçlerde ve çıktılarda ortaya çıkan uygulamalı yenilikleri kapsamıyor, sektörler arasındaki sınırları bulanıklaştırarak melez çözümler ve süreçler yaratan bir role de sahip (Nicholls ve Murdock, 2012: 9). Bu nedenle kavramı ‘inovasyonun bir çeşidi’ olarak sınıflandırmanın anlaşılabilmesinin önünde zihinsel bir bariyer yarattığını vurgulamakta fayda var.

Sosyal inovasyon kavramının tanımına dair belli bir esneklik payının olması birçok farklı aktörün bu alanda kendini konumlandırabilmesine izin veriyor ancak alanın gelişimi için belli bir netlik de gerekiyor (The Young Foundation 2012: 4). Bu netleşme daha fazla aktör ve örneğin devreye girmesi ve örneklerin bir kısmının başarılı şekillerde ölçeklenerek daha görünür hale gelmesiyle birlikte hız kazanan tartışmalarda kendiliğinden gerçekleşecek gibi görünüyor.

Sonuç olarak, küresel trendlere ve gelişmelere bakıldığında sosyal inovasyon alanının önümüzdeki yıllarda çok daha fazla ilgi ve kaynak çekerek daha önemli bir konuma geleceğini söylemek mümkün. Alan, Türkiye’de de artan bir ilgiyle genişliyor. Üniversitelerin sosyal inovasyon çalışmaları yapan birimlerinin ve merkezlerinin, bu konuda uzmanlaşmış sosyal girişimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının, kuluçka, hızlandırıcı ve ödül programlarının sayısı artıyor . Sosyal inovasyon ekosisteminin yavaş yavaş şekil almaya başladığı bu aşamada konuya dair çalışmaların güçlendirilmesi için atılacak her türlü adım tüm toplum ve dünya için kritik önemde.

 

Referanslar
• British Council Türkiye. (2019), Türkiye’de Sosyal Girişimlerin Durumu.
https://www.britishcouncil.org.tr/programmes/education/social-enterprise-research
• Deloitte (2019), The Deloitte Global Millennial Survey 2019: Societal discord and technological transformation create a “generation disrupted”
https://www2.deloitte.com/content/dam/Deloitte/global/Documents/About-Deloitte/deloitte-2019-millennial-survey.pdf
• Giulio Quaggiotto. (2016), The Era of Development Mutants. Nesta Blog, 11 April 2016.
https://www.nesta.org.uk/blog/the-era-of-development-mutants/
• Maccallum, Diana & Moulaert, Frank & Hillier, Jean & Vicari, Serena. (2009), Social Innovation and Territorial Development.
• Mulgan, Geoff. (2012), “The Theoretical Foundations of Social Innovation”, Nicholls ve Murdock (der.) Social Innovation: Blurring Boundaries to Reconfigure Markets, Palgrave Macmillan UK, ss. 33-65.
• Mulgan, Geoff. (2017), Social Innovation: The Last and Next Decade. Nesta Blog, 9 February 2017.
https://www.nesta.org.uk/blog/social-innovation-the-last-and-next-decade/
• Murray, Robin, Julie Caulier-Grice ve Geoff Mulgan. (2010), The Open Book of Social Innovation, Social Innovator Series by the Young Foundation and The Lab (Nesta).
• Nicholls, Alex and Alex Murdock (der.). (2012), Social Innovation: Blurring Boundaries to Reconfigure Markets, Palgrave Macmillan UK.
• Phills, J.A., Deiglmeier, K. and Miller, D.T. (2008), “Rediscovering social innovation”, Stanford Social Innovation Review, Cilt 6 No. 4, pp. 34-43.
• Seforïs. (2016), Cross Country Report: A first cross-country analysis and profiling of social enterprises prepared by the SEFORÏS research consortium, September 2016.
http://www.seforis.eu/cross-country-report
• The Young Foundation. (2012), Social Innovation Overview: A deliverable of the project: “The theoretical, empirical and policy foundations for building social innovation in Europe” (TEPSIE), European Commission – 7th Framework Programme, Brussels: European Commission, DG Research