İçindekiler
Dergi Arşivi

Sürdürülebilir Sanayi Politikasının Bir Aracı Olarak Ekotasarım ve Uygulanması

Ekrem Türker FİDAN / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü)

 

1. Sürdürülebilir Sanayi Politikası

Sürdürülebilir sanayi politikası, kalkınmanın temelini oluşturmakta olup birbiriyle etkileşim içinde olan ekonomik, sosyal ve ekolojiyle ilgili bazı amaçlar içermektedir. Bunlardan ilki, istikrarlı bir ekonomik ve sosyal ortamda, bölgesel ve uluslararası ticaretteki sürekli liberalizasyonu içeren, uygun sınai ve ticari politikaların benimsenmesi sayesinde açık ve rekabet edebilir bir ekonomik yapının teşvik edilmesidir. İkincisi, hane halkı gelirinde ve sosyal kalkınmada istikrarlı artışlar için özellikle uzun vadeli olmak üzere verimli iş gücünün oluşturulmasıdır. Üçüncü amaç ise, yenilenebilen ve yenilenemeyen kaynakların etkin kullanımıyla ekolojinin korunmasıdır (Ekinci, 2005: 9).

Sürdürülebilir sanayi politikasının çevresel ve teknolojik açıdan hedefleri bulunmaktadır. Bu hedefler arasında yer alan su kaynakları ile tarım arazilerinin kullanımında verimliliğe önem verilmesi, verimin artırılması amacıyla teknolojilerin geliştirilmesi, biyoçeşitliliğin korunması, doğal kaynakların korunması, sulama tekniklerinin daha dikkatli kullanımı, tarım arazilerinin tarım dışı aktiviteler için kullanımının engellenmesi ve ormanların ve sulak arazilerin yok edilmesinin durdurulması veya minimuma indirilmesi temel çevresel stratejilerdendir. Kullanılan teknolojilerin ekosistemi kirletmeyen, doğal kaynakların tüketimini en aza indirecek temiz teknolojilerin kullanımının yaygınlaştırılması, karbondioksit salınımının sınırlandırılması amacıyla karbon emisyonunun azaltılması, fosil yakıt kullanımının sınırlandırılarak enerji kaynaklarının sürdürülebilir hale getirilmesi ve alternatif enerji kaynaklarının geliştirilmesi, ozon tabakasına yıkıcı etkisi bulunan kloroflorokarbonların (CFC) kullanımının sıfıra indirilmesi, kirletici ve geleneksel teknolojilerin terk edilerek temiz teknoloji uygulamalarının hızlandırılması ise teknolojik stratejilerdir (Jardins, 2006: 519-520).

Ekolojiyi, sanayi faaliyetlerinin olumsuz etkilerinden korumak, sürdürülebilir kalkınmanın en temel şartlarından birisidir. Bu çerçevede, sanayi üretimini kaliteli ve daha az maliyetle yapmak, sanayide kirliliği azaltıcı uygulamaları hayata geçirmek, enerjiyi daha iyi ve daha verimli kullanmak, sürdürülebilir enerjiye yönelmek, suyu tasarruf bilinciyle harcamak, daha az atık üretmek ve atıkları geri kazanmak ve yeniden kullanmak sanayide dikkat edilmesi gereken temel konular olarak gözükmektedir.

2. Sürdürülebilir Sanayi Politikası Araçları
Sürdürülebilir sanayi politikasının araçlarını temiz üretim, endüstriyel simbiyoz, eko etiketleme ve eko tasarım olmak üzere dört başlıkta ele alabiliriz. Bunlardan ilk üçünden kısaca bahsedilecek olup eko tasarım başlığı detaylandırılacaktır.

Bu araçlardan ilki olan temiz üretim; sanayicinin ürün maliyetini, arıtma giderlerini, sağlık harcamalarını ve çevrenin temizlenmesine yönelik olan giderlerini azaltır; proseslerin verimliliğini, ürün kalitesini arttırır ve böylece daha iyi rekabet edebilmeye katkı sağlar. Ayrıca firmanın toplum içindeki imajını iyileştirir, sosyal ve ekonomik yararlar sağlar (Kasapgil, 1998: 10). Temiz Üretim Yaklaşımı, Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından “bütünsel ve önleyici bir çevre stratejisinin ürün ve süreçlere sürekli olarak uygulanması ile insanlar ve çevre üzerindeki risklerin azaltılması” olarak tanımlanmıştır. Temiz üretim kavramı yerine özellikle son dönemde “sürdürülebilir üretim” kavramı da kullanılmaktadır.

Endüstriyel simbiyoz ise, iki bağımsız endsütriyel işletme arasında madde ve enerji değişimi olarak tanımlanmıştır (Ehrenfelt ve Gertler, 1997: 34). Günümüzde ise, endüstriyel simbiyoz birbirinden bağımsız çalışan, tercihen fiziksel olarak birbirine yakın olan, iki veya daha fazla ekonomik işletmenin bir araya gelerek hem çevresel performansı hem de rekabet gücünü artıracak uzun süreli ortaklıklar kurması ve dayanışma içinde çalışması olarak tanımlanmaktadır. Düşük karbonlu sürdürülebilir ekonomiye geçişin bir yolu olan endüstriyel simbiyoz, daha fazla sürdürülebilir kaynak kullanımı (malzeme, enerji, su, uzmanlık, lojistik vb. içeren) için yenilikçi stratejileri geliştiren ağdaki ticari olarak bir birinden ayrı sanayileri ve diğer kuruluşları birbirine bağlamaktadır. Endüstriyel simbiyozun çalışma prensibi, özetle, bir firmanın kalan ürününün diğer firmaya hammadde olması ve dolayısıyla bu durumun hem ekonomik hem de çevresel fayda sağlıyor olmasıdır (Demirer, 2011: 12-14).

Ürün ve hizmetlerin yaşam döngüleri boyunca çevresel sicilleri hakkında güvenilir bilgi sağlayan gönüllülük esasına dayalı eko etiket, bir yandan üreticileri çevre ile dost ürünlerin üretimini teşvik etmekte diğer yandan tüketicilere alışverişlerinde bilgilendirici ve seçici haklar tanımaktadır. Eko-etiketlemenin amacı, çevresel açıdan tercih edilen ürünler için pazar avantajı yaratmaktır. Burada elde edilmek istenen sonuç, çevresel açıdan iyi olan ürünlerin tercih edilmesine olanak sağlamaktır. Etikete sahip olmayan ürünlerin ya tamamen pazardan kalkması ya da üretim süreçlerinde çevreye duyarlı iyileştirmeler yapılarak tekrar pazar payı kazanmaya çalışmaları beklenmektedir. Eko-etiketler, bu etiketi taşıyan ürünlerin çevresel açıdan öncelikli ürünler olduklarını göstermede kullanılmaktadır (İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği, 2014: 7-9).

3. Eko Tasarım
Günlük hayatta insanoğlu; üretim sürecinde kullandığı malzeme, kullanım sürecinde tükettiği enerji ve ömrünü tamamladığında meydana gelen atığı ile çevreye önemli etkileri olan birçok ürün kullanmaktadır. Mevcut yaşam tarzı kabul edilebilir standartlarda çevreye en az zararı veren sürdürülebilir bir topluma geçişte engel teşkil etmektedir.

İnsan ihtiyaçlarının sanayide üretilen ürünlerce etkin bir şekilde karşılanabilmesi için tasarımlara ihtiyaç vardır. Tasarım, hem kullanıcılar hem de rekabet gücünü artırması ve yeni pazarlar açması ile işletmeler içinde önemlidir. Yani endüstriyel tasarımlar üreticinin ve tüketicinin faydasına olduğu sürece kabul görmektedir. Bunun yanında, günümüz tasarımının yerkürenin sistem sınırlarını da göz önünde bulundurması gerekmektedir.

Sürdürülebilir bir toplum yaratmak amacıyla, ilk ve en öncelikli adımlar aşırı enerji ve kaynak kullanan veya tehlikeli madde içeren ya da zararlı emisyon yapan ürünleri aşamalı olarak durdurmak ve iyi çevresel performans gösteren enerji ve kaynak verimli ürünleri geliştirmektir. Anlaşıldığı üzere, eko tasarım açıkça sürdürülebilir bir toplum yolunda ilk ve en öncelikli iştir. Eko tasarımın önemini vurgulamak adına tahminlere göre ürünlerin çevresel etkilerinin %80’inin tasarım sürecinde tanımlanabildiği bilgisini vermek yeterli olacaktır (www.ec.europa.eu).

Eko tasarımın tarihçesi aşağıdaki şekilde özetlenebilir (Özçuhadar, 2011: 15- 16).
Eko tasarım konusunda ilk girişimler, ABD ve Avrupa’da 80’lerin sonlarına doğru gerçekleşmiştir. 90’ların başında Hollanda’da 8 farklı sektörle (mobilya, otomotiv, ambalaj vb.) yapılan örnek proje ilk ciddi eko tasarım girişimi olmuş, edinilen deneyim, eko tasarımın yöntem ve araçları bakımından ardından gelecek çalışmalara zemin oluşturmuştur. 1994’de Delft Teknoloji Üniversitesi araştırma programı DfS (Design for Sustainability) diğer Hollandalı ortakları ile “Promise” adını verdikleri ilk eko tasarım kılavuzunu çıkartmışlardır. Promise, Kosta Rika, İspanya, Kolombiya, Norveç ve Belçika’da çıkan benzer eko tasarım kılavuzları için kaynak olmuştur.

90’larda firmalar, çevreye olan etkilerini düşürmek için üretim süreçlerinde uygulayabilecekleri eko tasarım, yeşil ürün tasarımı gibi birçok yeni kavram ile tanışmışlardır. Promise’den üç yıl sonra 1997’de UNEP, Rathenau Enstitüsü ve Delft Teknoloji Üniversitesi ile ortaklaşa olarak “Eko Tasarım: Sürdürülebilir Üretim ve Tüketime Ümit Vaat Eden Bir Yaklaşım” (Ecodesign: A Promising Approach to Sustainable Production and Consumption) adlı kılavuzu yayımlamıştır. Bu kılavuz, şirketlerin eko tasarım kavramlarını adapte edebilmeleri için çıkartılmış geniş kapsamlı ilk rehberlerden birisidir. Politika oluşturucular, karar vericiler ve proje uzmanlarının ilgisine sunulan bu çalışma kendisini takip eden sektöre özgü diğer yayınların çıkması için yararlı olmuştur.

UNEP ve Delft Teknoloji Üniversitesi 1997 ‘de yayınladıkları “Eko Tasarım: Sürdürülebilir Üretim ve Tüketime Ümit Vaat Eden bir Yaklaşım”ı güncelleyerek 2009’da yine UNEP’in desteği ile Delft Teknoloji Üniversitesi tarafından hazırlanan “Sürdürülebilirlik için Tasarım: Adım Adım Bir Yaklaşım” (Design for Sustainability: A Step by Step Approach) adıyla bir yayın çıkartmıştır. 1997’deki dokümandan farklı olarak eko tasarım kavramına sosyal bir boyut eklemişlerdir. Böylece evrimleştirdikleri eko tasarım kavramını artık “sürdürülebilirlik için tasarım” olarak adlandırmaktadırlar. Böylece önceleri tarif ettikleri “eko tasarım” kavramı, “sürdürülebilirlik için tasarım” kavramının işaret ettiği çerçevenin bir parçası haline gelmiştir.

Son on yılda dünya ekonomisinde ve endüstriyel üretim uygulamalarında esaslı değişimler gerçekleşmiştir. Küreselleşme ve ticaret serbestisinin ivmelenen işleyişine, gelişen bilgi teknolojilerinin katkısıyla tüm ülkelerdeki özel sektörlerin görünümü değişmiştir. Bu değişimin sonucunda dünyanın bütün ekonomileri artan bir şekilde birbirine bağlı bir hale gelmiştir. Gelişmekte olan ekonomilerin Çin, Hindistan, Meksika ve Brezilya örneğinde olduğu gibi ekonomik büyümede rolleri artmıştır. Arz ve talepte belirgin bir değişim olmadan bu ekonomik büyümenin devam etmesinin mümkün olamayacağı çok açıktır. Bu sebeple şirketler daha iyi ürün ve hizmetler geliştirebilmek için araştırmaya, yenilikçi süreçleri uygulamaya daha çok ilgi göstermeye başlamışlardır. Dünyadaki değişim sanayiyi etkilerken, endüstriyel kurgunun değişmesi de eş zamanlı ve karşılıklı olarak çoğu çevreci hareketin bakış açısının toplum ve ekonomiyi göz önünde bulunduracak şekilde değişmesine neden olmuştur. Bilindiği gibi çevresel, sosyal ve ekonomik hassasiyetlerin birleşmesi sürdürülebilirlik kavramını işaret etmektedir.

Sürdürülebilirlik kavramını işaret eden çevresel, sosyal ve ekonomik hassasiyetler de eko tasarım kavramını oluşturmaktadır. Bu bağlamda eko tasarım kavramı, kısaca, daha iyi tasarım ile ürün ve hizmet niteliği arttırılırken yaşam döngüsü boyunca çevresel etkilerin en aza indirilmesi olarak tanımlanabilir. Eko tasarım kavramıyla ilgili yapılmış diğer tanımlar aşağıda belirtilmektedir (Özçuhadar, 2011: 16). Eko tasarım,

• Daha iyi ürün tasarımı ile tüm yaşam döngüsü boyunca çevresel etkilerin azaltılması,
• Çevresel bakış açısının ürün tasarımı ve geliştirilmesi sürecine diğer ölçütler (kalite, maliyet, güvenlik, pazarlama için uygun zaman) gibi uyarlanması ve bir an önce entegre edilmesi,
• Üretilmesi planlanan ürün için gerekli olan hammaddenin çıkartılmasından, fonksiyonel bir ürüne dönüşmesine ve kullanım sonrası evrelerine kadar tüm yaşam döngüsünün düşünülmesi, çevre ile ilgili düşüncelerin sürecin henüz tasarım aşamasında, entegre edilmesi,
• Yaşam döngüsü yaklaşımını ürün ve servis tasarımlarına sistematik bir şekilde katılması,
•Sosyal ve kültürel yönden kabul görebilecek yeni önerilerin, teknik olarak mümkün, çevre için mecburi olanlarını birleştiren bir tasarım faaliyeti olarak da tanımlanmıştır.
Eko tasarım stratejileri aşağıdaki tabloda belirtilmektedir.

Tablo: Eko Tasarım Stratejileri

 

 

Strateji

Ürün

Kullanım

Kullanım döneminde kaynak tüketimi ile ilgili bilgi verilmesi

Malzeme etiketlemesi – ürünün bertaraf edilmesi için talimatlar/açıklamalar

Yaşam Sonu

Kolay söküm – ürünün kolaylıkla parçalara ayrılması

Kullanıcılara ürünün bertaraf edilmesi için talimatlar/açıklamaların ilave edilmesi

Yaşam Süresi

Kolay bakım ve tamir

Performansının kolaylıkla arttırılabilmesi

Çevre dostu yüzey tasarımı

İşlev entegrasyonu

Parçaların standardizasyonu

Malzeme

Kullanım

Zehirli malzemelerden kaçınılması/azaltılması

Kullanım aşamasında işleyiş ile ilgili malzemelerin en aza indirilmesi

Malzeme girdisinin azaltılması

Malzeme çeşitliliği ve parça sayısının azaltılması

Yenilenmiş parçaların kullanımı

Düşük enerji içerikli malzemelerin kullanımı

Geri dönüştürülebilir malzemelerin kullanımı

Geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımı

Yenilenebilir malzemelerin kullanımı

Yaşam Sonu

Atıkların ve çevreye salınımların en aza indirilmesi

Atık geri dönüşümü/yeniden kullanımı

Ambalaj

Ambalaj ağırlığı/hacminin optimizasyonu

Tekrar kullanılabilir ambalaj kullanımı

Enerji

Kullanım

Kullanım döneminde enerji tüketiminin en aza indirilmesi

Üretim döneminde enerji tüketiminin en aza indirilmesi

Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı

Kaynak: (Özçuhadar, 2011: 25)

2009 yılında yayımlanan AB Eko Tasarım Direktifi’nde eko tasarım, ürünlerin tüm yaşam döngüsü boyunca göstereceği çevresel performanslarını artırmak amacıyla ürün tasarımına çevresel bakış açılarını eklemek olarak tanımlanmaktadır. Eko tasarım parametreleri ise; hammaddelerin seçimi, kullanımı, üretimi, paketlenmesi, nakliyatı, dağıtımı, montajı, bakımı ve ürünün ömrünün sona ermesini içermektedir. Bu direktif, enerji tüketimi üzerinde etkisi bulunan enerjiyle ilgili tüm ürünleri (bilgisayar, televizyon, çamaşır makinesi, endüstriyel fırın, ampul v.b.) kapsamaktadır.

2010 yılında da Sanayi ve Ticaret Bakanlığı (şimdiki adıyla Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı) tarafından Enerji ile İlgili Ürünlerin Çevreye Duyarlı Tasarımına İlişkin Yönetmelik yayımlanmıştır. Yönetmeliğin amacı, enerji ile ilgili ürünlerin piyasaya arz edilebilmesi veya hizmete sunulabilmesi için, bu ürünlerin tasarımında uyulması zorunlu şartların çerçevesini belirlemek ve enerji verimliliğini, çevre koruma düzeyini ve enerji arz güvenliğini artırarak sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunmak olarak belirlenmiştir. Yönetmeliğin kapsamına AB Eko Tasarım Direktifi’nde olduğu gibi kullanım sırasında enerji tüketimi üzerinde etkisi bulunan tüm ürünler dâhil edilmiştir.

KAYNAKÇA
Demirer, G.N. (2011). Endüstriyel Simbiyoz Kavramı ve Uygulama Örnekleri. İskenderun Körfezi’nde Endüstriyel Simbiyoz Projesi Bilgilendirme Toplantı ve Çalıştayı. Düzenleyen Adana Sanayi Odası. Adana. 22 Eylül 2011.

Ehrenfeld, J. ve Gertler, N. (1997). Kalundborg’da Bağımlılık Evrimi. Endüstriyel Ekoloji Dergisi, 1: 67-80.

Ekinci, M.B. (2005). Sanayileşme Stratejileri Çerçevesinde Çevre Boyutlu Sürdürülebilir Kalkınma Anlayışına İlişkin Değerlendirmeler. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Dergisi, 592(50): 977-1009.

Jardins, J.R. (2006). Çevre Etiği. Ankara: İmge Kitabevi.

İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği. (2014). Sürdürülebilirlik İçin Eko Etiketler. İstanbul: G. M. Matbaacılık.

Kasapgil, B. (1998). Tekstil Endüstrisinde Üretim Sürecinde Oluşan Atıkların Minimizasyonu. Sanayide Atık Yönetimi Seminer Notları(ss. 12-14), Düzenleyen İstanbul Sanayi Odası. İstanbul. Ağustos 1998.

Özçuhadar, T. (2011). Eko Tasarım. Ankara: Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Yayınları.