İçindekiler
Dergi Arşivi

“Sürdürülebilirliğin Tüketim Boyutu” Sempozyumu Hacettepe Üniversitesi’nde Gerçekleştirildi

 

2017 Verimlilik Haftası etkinlikleri kapsamında Verimlilik Genel Müdürlüğü ile Hacettepe Üniversitesi Tüketici-Pazar-Araştırma-Danışma-Test ve Eğitim Merkezi (TÜPADEM) iş birliğinde düzenlenen “Sürdürülebilirliğin Tüketim Boyutu Sempozyumu” 11 Mayıs 2017 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü Mehmet Akif Ersoy Salonu’nda gerçekleştirildi. Sempozyuma; Yeşilist Proje Koordinatörü Görkem Gömeç, Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahu Ergen ve Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkan Yardımcısı Ferda Hekimci konuşmacı olarak katıldılar.

“2050 yılında denizlerdeki plastik atıklar balıklardan daha fazla olacak”
Sempozyumun ilk konuşmacısı olan Yeşilist Proje Koordinatörü Görkem Gömeç, konuşmasına Yeşilist’i tanıtarak başladı. Yeşilist’i 2010 yılında kurduklarını ve amaçlarının Türkiye’de üretilen sürdürülebilir organik ürünleri tüketiciye tanıtmak ve böylece yeşil rehber oluşturmak olduğunu söyleyen Gömeç, “Hepimiz sürdürülebilirlik konusunda artık bir bilince sahibiz” dedi. Sanayi Devrimi’nden itibaren hem tüketim hem de üretim konusunda sera gazı salınımının arttığına dikkat çeken Gömeç, “Bunlar da iklim değişikliğine yol açıyor ve küresel ısınmaya sebep oluyor. Türkiye’nin sera gazı salınımı son 15 yılda %122 artmış, 6,07 ton seviyesine ulaşmışız. Sera gazı salınımı oranları içerisinde en fazla pay enerji üretimine ait. İkincisi ise endüstriyel üretim” diye konuştu. Metan gazının karbondioksite oranla 100 kat daha etkili bir gaz olduğunu vurgulayan Gömeç, “Metan gazı 10 yılda bir havada kayboluyor. Bu sebeple etkisi aslında kısa ve güçlü oluyor” dedi. Atıklardan en fazlasının gıda atıkları olduğunu belirten Gömeç, “Sera gazı salınımının üçüncü en büyük kaynağı gıda atığıdır. Türkiye’deki gıda atıkları 10 milyon kişiyi besleyecek boyutta. Bu gıda atıklarının yarısı da evden yani tüketiciden çıkmaktadır. Plastik atıklarda da durum çok farklı değil. Bir araştırmaya göre 2050 yılında plastik atıklar öyle bir seviyeye ulaşacak ki denize karışan plastik atıkların ağırlığı denizlerdeki balıklardan daha fazla olacak” şeklinde konuştu. Günümüz çağının “insan çağı” olarak adlandırıldığını dile getiren Gömeç, sözlerine şöyle devam etti: “İnsanlığın tüketimi öyle bir seviyeye ulaştı, tarım ihtiyaçlarımız dünyayı öyle bir şekilde değiştirdi, kaynak ihtiyaçlarımız öyle bir boyut aldı ki bilim insanları bu çağa ‘antroposen’ yani ‘insan çağı’ adını verdiler. Artık dünyada bizim bir çağımız var ancak bu gururlanılacak bir çağ değil. Sürdürülebilir kalkınma içerisinde yerleşik bir sistem de var. Türkiye, sürdürülebilir tarımı kendi içerisinde uygulayabilen ülkelerden biri. Sürdürülebilir tarım uygulamaları karbon salınımını %70 oranında azaltmış durumda. Danimarka gıda atıklarını 2030 yılında tamamen bitirmeyi planlıyor.” Konuşmasında ‘bilge tüketici’ kavramına da değinen Gömeç, “Benim bu kadar ürüne ihtiyacım var mı, bu ürünü aldığımda ne kadar süre kullanacağım, bir üründen en fazla nasıl verim alırım?” sorularını soran bilge tüketicinin, aldığı ürünü kullandıktan sonra ise değerlendirdiğini sözlerine ekledi.

“İnsanın doğal kaynakları tüketme hızı, doğanın kendini yenileme hızından %50 daha fazla”
Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahu Ergen, “Sürdürülebilir Tüketime Etki Eden Faktörler” başlıklı bir sunum yaptı. “Günümüz ihtiyaçlarının gerektirdiği kalkınmanın, gelecek kuşakların gereksinimlerini karşılama kabiliyetlerini ortadan kaldırmayacak şekilde gerçekleşmesi” şeklinde tanımlanan sürdürülebilir kalkınmanın Birleşmiş Milletler (BM) Çevre ve Kalkınma Komisyonunca 1987 yılında hazırlanan Bruntland Raporuyla (Ortak Geleceğimiz) iş dünyasında ve siyasette önemli bir başlık haline geldiğini söyleyen Ergen, sürdürülebilirliğin özellikle çevre boyutuyla kamuoyunun gündemine girmesinde, 1980’li yıllarda art arda gelen çevre felaketlerinin büyük etkisinin olduğuna dikkat çekti. Sanayi Devrimi’nden itibaren dünyada insan kaynaklı karbondioksit salınımının giderek hızlandığını söyleyen Ahu Ergen, 2015 Aralık ayında düzenlenen Paris İklim Zirvesi’nde sürdürülebilirlik için küresel seviyede ortak adımlar atmak adına 195 ülke tarafından kabul edilen anlaşma metninde, çevreci ekonomilerin desteklenmesi kararı alındığını belirtti. Konuşmasında sürdürülebilir tüketimi; “Temel ihtiyaçları karşılayan ürünlerin kullanımını ve daha iyi yaşam kalitesini sağlayan, doğal kaynakların ve toksik malzemelerin kullanımını minimize eden, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını tehlikeye atmayan tüketim” şeklinde tanımlayan Ergen, sürdürülebilir tüketim davranışları olarak şunları sıraladı: “Organik ürün satın almak, yerel üretilmiş ürünler satın almak, yerel mağazadan satın almak, sprey tüplü ürünlerden kaçınmak, kompost yapmak, yeniden kullanmak, geri dönüştürülmüş kâğıt ürünleri satın almak, adil ticaret ürünleri satın almak, daha az ambalajlı ürünleri tercih etmek, alışverişte plastik poşet yerine uzun ömürlü alışveriş çantaları kullanmak, suyu ve elektriği tasarruflu kullanmak, kullanılmayan eşyaları bağışlamak, enerji tasarruflu ürünler kullanmak.” İnsanın doğal kaynakları tüketme hızının, doğanın kendini yenileme hızından %50 daha fazla olduğunu dile getiren Ergen, arabalarda tüketilen her 4 litre benzinin 9 kilogram karbondioksit ürettiğini sözlerine ekledi.

“Günümüz dünyasında sürdürülebilir tüketim ve üretim zorunlu hale gelmiştir”
Sempozyumun son konuşmacısı olan TÜDEF Genel Başkan Yardımcısı Ferda Hekimci ise “Tüketici Hakları ve Sürdürülebilir Tüketim” başlıklı bir sunum yaptı. Konuşmasında öncelikle TÜDEF hakkında bilgi veren Hekimci, Genel Merkezi Ankara’da olan TÜDEF’in 2003 yılında kurulduğunu, 92 şubesinin ve 45 bin üyesinin olduğunu söyledi. Tarihsel süreçte, Hammurabi Yasaları’ndan Roma Hukuku’na kadar belli başlı tüm uygarlıklarda tüketici haklarının özel olarak korunduğunu söyleyen Hekimci, Selçuklu ve Osmanlı’da ise Ahilik örgütlerinin, “Bol, kaliteli, ucuz üretim ve tüketicilerin korunması” felsefesiyle hareket ettiklerini dile getirdi. Tüketici haklarını korumak için dünyada bugünkü anlamda belli standartları yazılı olarak belirleyen ilk belgenin, 1502 yılında Sultan II. Beyazıt tarafından kaleme alınan Kanunname-i İhtisab-ı Bursa olduğunu ifade eden Hekimci, konuşmasının devamında evrensel kabul görmüş tüketici haklarını sıraladı. “İnsanların mevcut ihtiyaçlarını, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek kaynakların miktarını ve şeklini etkilemeden karşılayabilmesi” şeklinde tanımlanan sürdürülebilirlik kavramına değinen Ferda Hekimci, “Sınırsız, dengesiz tüketim ve üretim anlayışının birlikte değerlendirilmesi gerekliliği sürdürülebilir kalkınma anlayışı sürecini gündeme getirmiştir. Bu süreç, sürdürülebilir tüketim ve üretim (STÜ) zorunluluğunu ortaya koymuştur. STÜ anlayışı artık tüketim ve üretimde sınırlı kaynakların daha etkin, yararlı, verimli kullanılmasını zorunlu kılmaktadır. Diğer yandan, kaynakların etkin kullanımı ve kalkınma boyutlarıyla ‘verimlilik’ ve ‘bilinçli tüketicilik’ önemle değerlendirilmelidir” diye konuştu. Daha sonra etik tüketicilik ve çevre dostu tüketim konularına da değinen Hekimci, “Etik tüketicilik; tüketicinin evrensel haklarından olan ‘seçme hakkının’ etik olarak üretilen veya topluma, çevreye zararlı olmayan mal ve hizmetlerden yana kullanılmasıdır. Etik tüketiciler; tüketim tercihlerinde çevre ve ekolojik değerleri öne çıkarmakta ve kalite, fiyat ve tüketici odaklılığın yanına sosyal sorumluluk bilincini ve etik değerleri de koymaktalar” ifadelerine yer verdi. Çevre dostu tüketimi ise “Ekolojik, geri dönüştürülebilir ve ihtiyacımız kadar ürünleri tüketmek, doğayı kirletmeyen, çevre projelerini destekleyen ve çevre dostu ürünler üreten firmaların ürünlerini satın almak” şeklinde ifade eden Hekimci, sunumunun devamında yeni verimlilik yaklaşımları konusunda katılımcıları bilgilendirdi.