İçindekiler
Dergi Arşivi

Tasarım ve Tasarım Merkezleri

Tasarımlar Dairesi Başkanlığı / Türk Patent ve Marka Kurumu

 

“Tasarım” genel olarak belirlenmiş kısıtlamalar dâhilinde bir yaratıcı problem çözme etkinliği olarak adlandırılmaktadır. Her alandaki bilgi ve beceri, o alanda “tasarım” yapmak için gereklidir. Dünya Tasarım Örgütünün (WDO) tanımına göre ise tasarım, inovasyonu şekillendiren, iş başarısını geliştiren ve yenilikçi ürünler, sistemler, hizmetler ve deneyimlerle daha kaliteli bir yaşam sürmeye neden olan stratejik bir problem çözme sürecidir. Tasarım, mümkün olan ile var olan arasındaki boşluğu kapatır. Sorunları çözmek ve bir ürün, sistem, hizmet, deneyim veya iş alanlarında daha iyi çözümler üretmek için yaratıcılıktan yararlanan disiplinler arası bir meslektir. Ekonomik, sosyal ve çevresel alanlarda yeni değer ve rekabet avantajı sağlamak için yeniliği, teknolojiyi, araştırmayı, işletmeyi ve müşterileri birbirine bağlamaktadır.

Günümüzde ileri teknoloji ürünlerinden gıdaya, otomotivden ev eşyasına kadar birçok alanda tasarım stratejik bir rekabet aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Tasarımın bu denli önemli hale gelmesinde, insanların ve toplumların tüketim alışkanlıklarının değişmesi etkili olmuştur. Artık, ürünlerin teknolojik ve fonksiyonel özellikleri tek başına rekabet avantajı sağlamada yeterli olmamakta, tüketiciler tasarım odaklı ürünleri tercih etmektedir.

Dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasında yer almayı hedefleyen ülkemizin dış ticaret açığını kapatmak ve ihracatını artırmak için Ar-Ge faaliyetlerinin yanı sıra tasarıma da önem vermesi gerekmektedir. Çünkü tasarım fiyat, kalite ve performans açısından benzer ürünlerin yer aldığı bir pazarda, özgün bir ürün kimliği oluşturmanın ve diğer ürünlere kıyasla ön plana çıkmanın en etkili araçlarından birisidir. Örneğin, otomotiv endüstrisi tasarımı bu anlamda en yoğun olarak kullanan sektörlerden birisidir. Performans, kalite ve fiyat açısından benzeşen otomobilleri birbirlerinden ayıran en önemli unsur, tasarımlarıdır.

Günümüzde piyasadaki ürünlerin kullanım ömürlerinin kısalması işletmeleri kısa sürede daha fazla Ar-Ge ve tasarım yapmaya sevk etmektedir. Tasarım yoluyla ürünlerde yenilik yapmak, Ar-Ge ve teknolojik yeniliğe oranla daha düşük maliyet ve risk içerir. Özellikle KOBİ’lerin ulusal ve küresel pazarlarda rekabet üstünlüğü sağlamak için tasarımı etkin şekilde kullanmaları ve tasarım sürecini yönetmeleri hayati önem taşımaktadır. Tasarım yoluyla farklılaşmak marka yaratmanın da temelini oluşturur. Marka yaratmanın ilk koşulu özgün bir ürün tasarlayıp geliştirebilmektir. Avrupa’da yapılan bir araştırmada tasarıma yapılan her 100 Avro’luk yatırımın 225 Avro geri dönüş sağladığı tespit edilmiştir.

Tasarım rekabetin temelini oluşturan markalaşmada önemli bir yere sahiptir. Çünkü tasarım öncelikli olarak üreticinin kimliğini göstererek marka bilinirliği sağlar. Bunun birçok örneği mevcuttur. Apple markası iPhone modelleriyle tanınır ya da Coca Cola şişesiyle ayırt edilir. Ayrıca tasarım işlevsellik kazandırır, maliyeti düşürür, yenilik ve farklılık yaratır ve kullanıcıda memnuniyet sağlar. Böylece benzer ürünler üreten firmalar arasında rekabet gücünü arttırır.

Ülkemizde tasarımın gelişimine bakıldığında, ilk kez 1990-1994 yılları arasını kapsayan 6. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda “ürün tasarımı”, Ar-Ge kavramı içerisinde kullanılmış ve ihracatın artması için gerekli bir unsur olarak belirtilmiştir. Özellikle markalaşmanın artan öneminin tasarımı da ön plana çıkardığı vurgulanmıştır.1995 yılında yürürlüğe giren 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile de Türkiye’de tasarım koruması başlamıştır.

554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği 1995 yılından bugüne ülkemizde tasarım başvurularında önemli gelişmeler kaydedilmiştir. 1995-2016 yılları arasında Türk Patent ve Marka Kurumuna yapılan yerli ve yabancı toplam tasarım başvurularının yıllara göre dağılımı incelendiğinde, 2005 yılında 27.903 olan tasarım başvuru sayısının, 2015 yılında yaklaşık 1,5 kat artarak 40.206’ya; 2016 yılında da 40.363’e ulaştığı görülmektedir (Grafik 1).

 

Grafik 1. Tasarım Başvurularının Yıllara Göre Dağılımı

Kaynak: http://www.turkpatent.gov.tr/TurkPatent/statistics/, 2017

En çok tasarım başvurusu yapılan sektörler incelendiğinde, birinci sırada grafik semboller ve logoların yer aldığı, 2016 yılı verisine göre, toplam tasarım başvurularının %33’lük kısmının bu alanda yapıldığı görülmektedir. İkinci ve üçüncü sırada ise mobilya ve ev eşyası ile tekstil aksesuar sektörleri gelmektedir (Grafik 2).

 

Grafik 2. En Çok Tasarım Başvurusu Yapılan Sektörlerin Yıllara Göre Dağılımı

Kaynak: http://www.turkpatent.gov.tr/TurkPatent/statistics/, 2017

 

Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı tarafından 2016 yılında yayımlanan Dünya Fikri Mülkiyet Göstergeleri Raporuna göre Türkiye 2015 yılında 40.000’in üzerinde tasarım başvurusuyla dünyada 5. sırada yer almaktadır. Bu bağlamda, tasarımda yalnızca nicelik olarak değil aynı zamanda nitelik olarak da gelişme göstermekteyiz.

Tasarım başvuru sayılarındaki artışla birlikte, 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin bazılarının günümüz ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamadığı tespit edilmiş ve yeni bir yasa yapılması gereği ortaya çıkmıştır.

Bu çerçevede, 10 Ocak 2017 tarihinde yayımlanan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun yürürlüğe girmesiyle birlikte 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname yürürlükten kaldırılmış; daha nitelikli ve özgün tasarımların korunması, uygulamada karşılaşılan sorunlara çözüm getirilmesi, Avrupa Birliği düzenlemeleriyle taraf olduğumuz uluslararası anlaşmalara tam uyumun sağlanması, tescil işlemlerinin hızlı sonuçlandırılması ve mevzuatın sistematik, açık ve anlaşılır hale getirilmesi sağlanmıştır.

Yeni Kanunda tasarımlarla ilgili önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bunlardan en önemlisi yenilik incelemesidir. Özellikle sanayici ve KOBİ’lerin yeni olmayan tasarımların tescil edilmesiyle ilgili şikâyetlerini gidermek, daha nitelikli ve özgün tasarımları koruma altına almak amacıyla tasarımlarda yenilik araştırması ve incelemesi yapılmaya başlanmıştır.

Bir tasarımın yeni olarak değerlendirilebilmesi için başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış (yani sergileme, satış gibi yollarla piyasaya sürme, kullanma, yayım, tanıtım veya benzer amaçlı faaliyetlerin yapılmamış) olması gerekmektedir.

Bu çerçevede, yeni kanunun sene başında uygulamaya girmesiyle birlikte Türk Patent ve Marka Kurumunda yenilik araştırma ve incelemesi yapılmaya başlanmıştır.

Tasarımlarda yapılan bir diğer önemli düzenleme de modası hızlı değişen tekstil, giyim ve ambalaj gibi tasarım ömrü kısa ürünler için üç yılla sınırlı, masrafsız, doğrudan elde edilebilen tescilsiz tasarım korumasıdır. Özellikle onlarca tasarımın ortaya çıktığı tekstil ve moda sektöründe firmalar başvuru masraflarından kaçındıkları için tasarımlarını tescil ettirmeyi tercih etmemektedir. Bu yeniliklerin heba olmaması amacıyla Türkiye’de kamuya sunulan ve yeni olan tasarımlara tescilsiz tasarım koruması getirilmiştir. Bilindiği üzere, Türk Patent ve Marka Kurumuna başvurusu yapılan ve tescil ettirilen tasarımların koruma süresi başvuru tarihinden itibaren beş yıldır. Bu süre beşer yıllık dönemler hâlinde yenilenmek suretiyle toplam yirmi beş yıla kadar uzatılabilmektedir. Tescilsiz tasarımların bu 25 yıllık korumadan faydalanabilmesi için tasarımın kamuya sunulduğu tarihten itibaren bir yıl geçmeden Türk Patent ve Marka Kurumuna tasarım tescil başvurusunun yapılması gerekmektedir.

Tasarımcılar ve sanayiciler açısından getirilen bir başka önemli düzenleme de tasarımların artık çok daha kısa sürede tescil edilecek olmasıdır. Tasarım başvurularının ilan süresi 6 aydan 3 aya indirilmiştir, böylece 9 aylık tescil süreci de 6 aya düşürülmüştür. Firmalar artık yatırım yapmak için uzun süre beklemek zorunda kalmayacaktır. Tüm tasarım tescil başvuruları her on beş günde bir Kurumumuzun internet sitesinde Tasarımlar Bülteninde yayımlanmaktadır. Firmalar kendi sektörleriyle ilgili yapılan tasarım başvurularını takip etmek için bültenlere ücretsiz şekilde abone olabilmekte ve yeni olmadığını düşündükleri tasarım tescil başvurularına ücretsiz itiraz edebilmektedir.

Yeni yasayla birlikte bürokrasi azaltılmış ve başvuru şartları sadeleştirilmiştir. Tasarım başvurusunda tasarımı anlatan tarifname sunma zorunluluğu kaldırılmıştır. Ayrıca, tasarımlarda çoklu başvuru kapsamı genişletilerek, çoklu başvurularda tasarımların aynı alt sınıfta yer alması şartı yerine aynı sınıfta olma şartı getirilmiştir. Örneğin önceden tencere ve bıçak tasarımlarıyla ilgili ayrı ayrı başvuru yapılması gerekirken, şimdi her iki ürün tasarımı aynı başvuruda yapılabilmektedir. Böylece daha fazla sayıda tasarımın daha az masrafla ve zaman harcamayla tek bir başvuruda tescil edilmesine imkân sağlanmıştır.

Bir başka önemli düzenleme de özellikle otomotiv sektörü ve otomotiv yan sanayi ile ilgilidir. Ürünlere orijinal görünümü kazandırmak amacıyla yedek parçaların muadilleri olan eşdeğer parçaların kullanımı tasarım koruma kapsamından çıkartılmıştır. Böylece, eşdeğer parçaların üretildiği sektörler gelişecek ve tüketiciler bu ürünlere çok daha ucuz erişebilecektir. Tüketiciler orijinal parça yerine fiyat avantajı olan eşdeğer parçayı tercih ederek, orijinal parça fiyatlarında da düşmeler görülecektir. 6769 sayılı Kanun gereği tasarım koruma kapsamı dışında tutulacak eşdeğer parçaların listesi Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yayımlanacaktır. 6760 sayılı Kanun kapsamında Hazine Müsteşarlığının yetkilendirdiği kurum/kuruluşlar tarafından eşdeğer parçaların belgelendirmesi yapılacak ve söz konusu liste Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca değerlendirmeye alınıp eşdeğer parça listesi yayımlanacaktır.

Ayrıca, birleşik ürünlerin görünmeyen parçaları da yeni yasayla koruma kapsamından çıkartılmıştır. Örneğin, birleşik ürün parçası olan arabanın farı tasarım korumasından yararlanırken, normal kullanımda son kullanıcı tarafından görünmeyen motor bloğu parçası tasarım ile korunmayacaktır.

Son olarak, öğretim elemanlarının yaptığı tasarımların hak sahipliği daha önceki mevzuatta öğretim elemanlarına aitken, yeni yasayla birlikte bu hak tasarımların daha kolay ticarileştirilmesi amacıyla yükseköğretim kurumlarına verilmiş ve tasarımın ticarileştirilmesinden elde edilecek gelirin en az yarısının tasarımcıya verilmesi düzenlenmiştir.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile tasarım alanında yapılan yeni düzenlemelerle, tasarımcı ve sanayicilerin ihtiyaçlarına uygun, daha hızlı ve iyi işleyebilecek bir sistem oluşturulmuştur.

Yasal düzenlemelerin yanı sıra, ülkemizde tasarım alanında kapasitenin artması amacıyla devlet politikalarıyla tasarım son yıllarda önemli ölçüde desteklenmeye başlanmıştır. Dünyada birçok ülke, ulusal ekonomi ve sanayi alanında rekabet edebilme açısından ilgili sektörlerle yakın işbirliği içinde tasarım politikaları ve stratejileri geliştirmektedir. Ülkemizde de bu birlikteliğin sağlanabilmesi amacıyla 2009 yılında Bakanlar Kurulu Kararıyla Türk Tasarım Danışma Konseyi kurulmuştur. Konseyin başkanlığını Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız, sekretaryası ise Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından yürütülmektedir. Kamu kurum ve kuruluşlarının üst düzey temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve tasarımla ilgili meslek örgütlerinin başkanları olmak üzere Konseyin 19 üyesi bulunmaktadır.

Konseyin amacı “Türkiye'nin uluslararası alanda rekabet gücünü artırmak için tasarım stratejilerinin ve politikalarının belirlenmesine, uygulama altyapısı oluşturulmasına ve uygulanmasına ve bu suretle katma değeri yüksek tasarımlar yaratılmasına, Türk tasarımcılarının ve tasarımlarının dünya pazarında tercih edilir konuma getirilmesine, tasarımcı ve sanayici işbirliğinin sağlanmasına ve "Türk Tasarımı" imajının yerleştirilmesine yönelik istişare niteliğinde kararlar almak ve önerilerde bulunmak” olarak tanımlanmıştır.

Konsey tarafından oluşturulan Tasarım Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2014-2016) çerçevesinde tasarım faaliyetleri de Ar-Ge faaliyetleri gibi Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından verilen Tasarım Merkezi Belgesi ile desteklenmeye başlamıştır. Son dokuz ayda başta mobilya, otomotiv, tekstil, makine vb. sektörler olmak üzere tasarım desteklerinden faydalanmak üzere toplam 46 firmaya Tasarım Merkezi Belgesi verilmiştir

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan 6676 sayılı ‘Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26/02/2016 tarihinde, ikincil mevzuatın da 10/08/2016 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte belirli sayıda tasarımcı çalıştıran firmalara tasarım merkezi belgesi verilerek çeşitli destekler sağlanmıştır.

Firmaların, tasarım merkezi belgesi alabilmesi için bünyesinde tasarımcı ve teknisyen statüsünde çalışacak en az 10 tam zaman eş değer tasarım personeline sahip olması gerekmektedir. Ayrıca, bu merkezlerde tasarım projelerinin bulunması, tasarım ve destek personelinin tasarım merkezinde çalıştığının fiziki kontrolünü yapacak mekanizmalara sahip olunması, tasarım faaliyetlerinin yurt içinde gerçekleştirilmesi, tasarım merkezlerinin ayrı bir birim şeklinde örgütlenmiş ve tek bir yerleşke veya fiziki mekân içinde yer alması gerekmektedir.

Tasarım merkezlerine tasarım harcamalarının tamamı için vergi indirimi, tasarım ve destek personeli için sigorta prim desteği ve gelir vergisi stopajı ile damga ve gümrük vergisi istisnaları mevcuttur.

Tasarım merkezi alan firmalar 17 farklı sektörde yer almakta olup başvurular tekstil, makine ve teçhizat ile inşaat sektörlerinde yoğunlaşmıştır. Ayrıca, tasarım merkezleri 5 ilde toplanmış durumdadır.

Sonuç olarak, tasarım alanında yapılan gerek yasal düzenlemelerle gerekse uygulanan hükümet politikalarıyla ülkemizde tasarıma ve üretime daha fazla önem verilmeye başlanmış ve tasarıma yapılan yatırımlar artarak dünya ile rekabet edebilir konuma gelinmiştir.