İçindekiler
Dergi Arşivi

Teknik Mevzuat Neden AB’ye Bildiriliyor?

Selin ÇOBANOĞLU ÖZ / AB Uzmanı (Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü)

 

GİRİŞ
Malların serbest dolaşımı, Avrupa Birliğinin (AB) 4 temel serbesti alanından birisi olarak üye ülkeler tarafından Birlik iç pazarına sunulan sanayi ürünleri ile belirli kurallar çerçevesinde Birliğe ithal edilen üçüncü ülke sanayi ürünlerinin herhangi bir teknik engelle karşılaşmadan Birlik dâhilinde serbest dolaşıma girmesini hedeflemektedir.

AB üyesi ülkeler arasında malların serbest dolaşımı ilkesi, AB’nin İşleyişi Hakkında Anlaşma’nın 34-35-36’ncı maddelerine; Türkiye ile AB arasında imzalanan 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’nın ise 5-6-7’nci maddelerine karşılık gelmekte olup 34-35’inci maddeler ilke olarak ithalatta ve ihracatta miktar kısıtlamaları ile eş etkili tüm tedbirleri yasaklamakta, bir üye devlette üretilmiş veya piyasaya arz edilmiş (AB dışında üçüncü ülkelerden gelmiş olanlar dâhil) herhangi bir ürünün bir engelle karşılaşmaksızın diğer üye devletlerin pazarlarına serbestçe arzını düzenlemektedir. 36’ncı madde ise, kamu düzeni, genel ahlak ve kamu sağlığı gibi meşru gerekçelere dayanılarak serbest dolaşımın sınırlandırılabileceğini belirtmektedir.

Malların serbest dolaşımının sağlanabilmesi için yapılması gerekenlerin en başında teknik mevzuatın uyumlaştırılması gelmektedir. Ülkemizde teknik mevzuat uyumundan, 15 Ocak 1997 tarihli ve 97/9196 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen yetkili kuruluşlar sorumludur. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (BSTB) da bu yetkili kuruluşlardan birisidir; ancak diğer yetkili kuruluşlardan farklı bir özelliği bulunmaktadır; BSTB tüm yetkili kuruluşlar arasında Türkiye’nin uyumlaştırması gereken AB teknik mevzuatının büyük bir bölümünü uyumlaştırmaktan sorumlu olan yetkili kuruluştur. Bu nedenle, teknik mevzuatın AB’ye bildirilmesi yükümlülüğü, diğer yetkili kuruluşlarla kıyaslandığında en çok BSTB’yi etkilemektedir.

Bu makale ile Türkiye ile Avrupa Birliği arasında malların serbest dolaşımının sağlanabilmesi için teknik mevzuat uyumundan sorumlu olan yetkili kuruluşlar için özellikle bu sorumluluğun çok büyük bir bölümünü omuzlarında taşıyan BSTB’nin bildirim yükümlülüğünü açık bir şekilde ortaya koymak ve bildirimin bir külfet olarak görülmemesi gerektiğinden hareketle ülkemiz açısından faydaları bulunan bir mekanizma olduğunu açıklığa kavuşturmak amaçlanmaktadır.

BİLDİRİMİNİN YASAL DAYANAKLARI
Türkiye’nin AB tarihine bakıldığında en önemli dönemeçlerden birisi, Gümrük Birliğini tesis eden 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı (OKK)’dır. Söz konusu OKK ile Türkiye AB üyesi olmadan Gümrük Birliği’ne üye olan ülke statüsünü elde etmiştir. Gümrük Birliğinin hukuki temelini oluşturan bu OKK ile sanayi ürünleri ve işlenmiş tarım ürünleri ticaretinde AB ile aramızda gümrük vergileri, eş etkili vergiler ve miktar kısıtlamaları 1 Ocak 1996 tarihinden itibaren kaldırılmış ve bahse konu ürünlerde üçüncü ülkelere karşı, AB’nin Ortak Gümrük Tarifesi uygulanmaya başlanmıştır.

Bununla birlikte, Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliğine tam olarak işlerlik kazandırılması, malların serbest dolaşımının sağlanabilmesi için gümrük ve eş etkili vergiler ile miktar kısıtlamalarının kaldırılması yeterli olmadığından, AB tarafından yayımlanan ticarette teknik engellerin ortadan kaldırılmasına ilişkin mevzuatın da Türkiye tarafından uyumlaştırılması gerekliliği doğrultusunda 2/97 sayılı OKK imzalanmıştır. 2/97 sayılı OKK 1’inci maddesi ile Türkiye’nin uyumlaştırması gereken mevzuat listesini ve bu mevzuatın hangi koşullarda iç hukuka dâhil edileceğini belirlemiştir.

Anılan mevzuatın Türkiye’de hangi kurum/kuruluşlar tarafından uyumlaştırılacağı 15 Ocak 1997 tarihli ve 97/9196 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenmiştir. Belirlenen listeye göre, uyumlaştırılması gereken AB mevzuatının büyük bir bölümü BSTB görev alanında yer almaktadır. Dolayısıyla, ticarette teknik engellerin kaldırılarak malların serbest dolaşımının sağlanmasında BSTB önemli bir görev üstlenmiş durumundadır.

Ancak, Türkiye ile AB arasında sanayi ürünleri ve işlenmiş tarım ürünlerinin serbestçe dolaşabilmesi için AB’nin bu ürünlere yönelik mevzuatının uyumlaştırılması yeterli olmamaktadır. Bununla birlikte, hazırlanan mevzuatın AB’ye bildirilmesi gerekmektedir. Bu şekilde, hazırlanan mevzuat düzenlenmiş alanda yer alıyor ise, yapılan bildirim ile o mevzuatın AB düzenlemelerine paralel olduğu; düzenlenmemiş alanda yer alıyor ise o mevzuatın AB-Türkiye arasındaki ticarette bir teknik engel yaratmadığı AB’ye beyan edilmiş olur.
Türkiye’nin bildirim yükümlülüğü 1/95 ve 2/97 sayılı OKK çerçevesinde düzenlenmiş alan ile birlikte düzenlenmemiş alanı da kapsamaktadır. Bu nedenle, Türkiye için AB Bildirim Sistemi düzenlenmiş alan ve düzenlenmemiş alan bildirimleri olmak üzere ikiye ayrılmakta olup aşağıda tanımları ile birlikte detaylı bir şekilde ele alınmaktadır.

DÜZENLENMİŞ ALAN BİLDİRİMLERİ
AB piyasasında birçok ürün, tüketicilerin, kamu sağlığının ve çevrenin korunmasına ilişkin uyumlaştırılmış ortak kurallara tabidir. Bu kurallar, ürünlerin AB içerisinde serbest dolaşımını garanti altına almakta ve birbirinden tamamen farklı olan ulusal kuralların uygulanmasını olanaksızlaştırmaktadır (https://ec.europa.eu/growth/single-market/goods/free-movement-sectors_en, 24/09/2017). Bu şekilde, tüketicilerin, kamu sağlığının ve çevrenin korunması ve diğer önemli teknik gerekliliklere yönelik tüm AB üyesi ülkeler tarafından aynı şekilde uygulanan, uyumlaştırılmış ürün mevzuatı alanı, düzenlenmiş alan anlamına gelmektedir. Düzenlenmiş alanda yer alan sektörlere örnek olarak, makine, asansör, elektrik-elektronik sektörü verilebilir. Bu sektörlerde, ortaklaştırılmış AB mevzuatı sağlık, güvenlik ve çevrenin korunmasına yönelik önemli gerekliliklerle sınırlıdır. Düzenlenmiş alanda yer alan otomotiv veya kimyasallar sektörlerinde ise AB mevzuatı ürünlerin aynı teknik özelliklere sahip olmasını zorunlu kılan detaylı gereklilikleri de içermektedir.

Türkiye’nin, AB üyesi olmamasına rağmen Gümrük Birliği nedeniyle düzenlenmiş alanda yer alan AB mevzuatını (2/97 sayılı OKK’da belirlenen mevzuat listesinde yer alanları) uyumlaştırarak iç hukuka aktarma yükümlülüğü bulunmaktadır. Nitekim, 2/97 sayılı OKK’da “AB Regülasyonlarının olduğu gibi…, AB Direktiflerinin ise uygulama şekli ve yöntemi Türk yetkili mercilerinin seçimine bırakılarak” iç hukuka aktarılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre, uyumlaştırma yapacak olan kurum/kuruluşun uyumlaştıracağı AB mevzuatının bir Regülasyon (Regulation) olması halinde, hiçbir sapma yapmadan olduğu gibi uyumlaştırılması gerekmektedir. Uyumlaştırılacak metnin bir Direktif (Directive) olması halinde ise, yetkili kuruluşun ilgili mevzuatı uygulama şekli ve yöntemi açısından daha serbest bir yaklaşımla uyumlaştırma işlemini yapabileceği belirtilmektedir.

İç hukuka aktarma sürecinde regülasyon ve direktif uyumlaştırmalarında yetkili kuruluşun serbestliği açısından bir fark yaratılmış olsa da AB’ye bildirim yönünden bu iki uyumlaştırma işlemi arasında bir fark bulunmamaktadır. Yetkili kuruluşlar, 2/97 sayılı OKK ekinde yer alan listeden ister Regülasyon olsun ister Direktif olsun bir mevzuatı uyumlaştırmaları durumunda, mevzuat taslak aşamasındayken AB’ye bildirim yapma yükümlülüğü altındadır.

Düzenlenmiş alandaki bildirim yükümlülüğünün yasal dayanakları arasında, 1/95 sayılı OKK’nın 57’nci maddesi ile 2/97 sayılı OKK’nın 1 numaralı ekinin 4’üncü maddesi yer almaktadır. Buna göre, Türkiye’nin Gümrük Birliği’nin işleyişiyle doğrudan ilgili bir alanda, örneğin ticarete konu olabilecek bir sanayi ürününe yönelik yeni bir mevzuat hazırlaması veya mevcut düzenlemede değişiklik yapılması halinde, taslak mevzuat hakkında Avrupa Komisyonu’nun görüşünü almak zorundadır. Burada getirilen bildirim yükümlülüğünün amacı, hazırlanan mevzuatın Gümrük Birliğinin işleyişi bakımından doğurabileceği sonuçların öngörülmesi ve Gümrük Birliğinin işleyişine, hazırlanan mevzuat ile bir engel teşkil edilmemesidir. Gümrük Birliğinin düzgün işlemesi için iyi niyet çerçevesinde iş birliği yapılması da bildirimin diğer amacını oluşturmaktadır.

1/95 sayılı OKK’da açıkça belirtildiği üzere, uyumlaştırma yapmakla görevlendirilmiş kurum/kuruluşların düzenlenmiş alanda yer alan AB mevzuatını uyumlaştırmaları halinde, hazırladıkları mevzuatı TASLAK AŞAMASINDA (Resmi Gazete’de yayımlanmak amacıyla Başbakanlığa göndermeden önce) Avrupa Komisyonuna bildirmek yükümlülüğü altındadırlar.

Yetkili kurum/kuruluşların düzenlenmiş alandaki mevzuat taslaklarını Avrupa Komisyonuna bildirme aşamasında takip edecekleri prosedür ise Ekonomi Bakanlığı tarafından hazırlanan 2/97 sayılı OKK’nın güncellendiği “Usul Rehberi” nde belirtilmektedir. Bu çerçevede, yetkili kuruluşların öncelikle, Ekonomi Bakanlığı tarafından uyumlaştırılması beklenen mevzuat listesinin hazırlanmasını takiben 4 aylık süre içerisinde hangi mevzuatın uyumlaştırılacağına kesin olarak karar vermesi beklenmektedir. Bunu takiben, 15 aylık süre içerisinde uyumlaştırmayı tamamlaması ve yayımlanma aşamasına getirmesi talep edilmektedir. Bu aşamada, Avrupa Komisyonuna bildirim yapılması gerektiğinden 15 aylık sürenin bitiminde bildirim için taslağın İngilizce metni ve orijinal metin ile karşılaştırılmasını içeren korelasyon tablosunun hazır olması gerekmektedir. Avrupa Komisyonunun ise ilke olarak 3 ay ve “çok makul gerekçelerin” varlığı halinde 6 ay içinde görüş vermesi “Usul Rehberi”nde kararlaştırılmıştır. Aksi takdirde, 1/95 sayılı OKK gereğince, tarafların konuyu Gümrük Birliği Ortak Komitesinde görüşebileceği ve iyi niyetle iş birliği içerisinde soruna çözüm bulunabileceği belirtilmektedir.

DÜZENLENMEMİŞ ALAN BİLDİRİMLERİ
Düzenlenmemiş alan, herhangi bir ürünün bir Birlik ülkesinde yasal olarak satılıyor olması halinde diğer ülkelerde de herhangi bir engelle karşılaşmadan satılabilmesi ilkesine dayanır. Bu ilke çerçevesinde düzenlenmemiş alan, AB mevzuatında herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, bu nedenle de üye devletlerin bu alanda kendi mevzuatını oluşturmakta serbest olduğu ve birbirlerinin mevzuatını karşılıklı tanıyarak ticaret önündeki engelleri kaldırdıkları alan şeklinde tanımlanabilmektedir. Bu alan ayrıca, hakkında hiçbir AB mevzuatı olmayan bir ürünü ilgilendirebileceği gibi, hakkında AB mevzuatı bulunan bir ürüne dair ortak düzenleme kapsamına alınmamış bir hususu da işaret edebilmektedir (https://www.ekonomi.gov.tr, 29/09/2017).

Düzenlenmiş alanda malların serbest dolaşımı yukarıda ifade edildiği üzere, AB mevzuatının uyumlaştırılması ile sağlanabilmekteyken, düzenlenmemiş alanda ortak bir mevzuat olmadığı için uyumlaştırma olmadan serbest dolaşım nasıl sağlanabilecektir? Bu sorunun cevabını Avrupa Birliği Adalet Divanının karar ve içtihatları çerçevesinde doldurmak gerekmektedir. ABAD, 1979 yılında "Cassis de Dijon” (120/78 sayılı Karar) davasında malların serbest dolaşımı ilkesinin özellikle düzenlenmemiş alanda nasıl yorumlanması gerektiğiyle ilgili çok önemli bir karar vermiştir. Bu karara göre, herhangi bir ürün hakkında Topluluk bazında ortak bir politika belirlenmemiş veya mevzuat uyumlaştırma işlemleri tamamlanmamışsa, üye ülkelerin yasal düzenlemeleri makul ve adaletli olmak koşulu ile geçerliliğini koruyacaktır; buna karşılık herhangi bir üye ülkede yasal olarak üretilen ve piyasalara arz edilen malların serbest dolaşımına engel olunmayacaktır (www.ekonomi.gov.tr; 29/09/2017). Böylece, hiçbir AB üyesi ülkenin, bir diğer üye ülkede yasal olarak üretilmiş veya AB dışında üçüncü ülkelerden gelmiş olsa bile usulüne uygun olarak piyasaya arz edilmiş ürünlerin, kendi pazarına girişini engellemeyeceği, başka bir deyişle kendi mevzuatı gereği talep ettiği gereklilikleri, ürün ithal ettiği ülkelerden isteyemeyeceği ortaya çıkmıştır. Bu Karar ile üye ülkelerin yasal düzenlemelerinin karşılıklı olarak tanınması ilkesi böylece Topluluk hukuku içine yerleşmiştir. Ayrıca, AB’nin 2015/1535/EU sayılı Direktif (mülga 98/34/EC) çerçevesinde üye ülkelerin bu alanda hazırladıkları mevzuatı birbirlerinin görüşüne sunma yükümlülükleri de bulunmaktadır.

Türkiye’nin düzenlenmemiş alandaki yükümlülüklerinin dayanağını da yine 1/95 sayılı OKK oluşturmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere, Türkiye’nin de AB üyesi ülkelerde olduğu gibi ihracatta ve ithalatta miktar kısıtlamaları veya bunlarla aynı sonucu doğuracak mahiyette etkili tüm önlemleri alması yasaklanmıştır. ABAD’ın “Cassis de Dijon” kararı da 2/97 sayılı OKK’nın ek listesinde tarafların dikkate alması gereken kararlar arasında belirtilmektedir. Bu nedenle, Türkiye’nin düzenlenmemiş alanda Gümrük Birliği çerçevesinde malların serbest dolaşımına halel getirmemesi için;

- Avrupa Komisyonu’na bildirim yükümlülüğü,
- karşılıklı tanıma yükümlülüğü bulunmaktadır.

Bildirim Yükümlülüğü
Türkiye’nin düzenlenmemiş alandaki mevzuat taslaklarını, 03/02/2002 tarihli ve 24715 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Teknik Mevzuatın ve Standartların Türkiye ile Avrupa Birliği Arasında Bildirimine Dair Yönetmelik” (Bildirim Yönetmeliği) kapsamında Avrupa Komisyonuna bildirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Anılan Yönetmelik, Ekonomi Bakanlığı tarafından 98/34/EC sayılı Direktifi uyumlaştırmakta ve Türkiye’yi AB’nin bildirim mekanizmasına dâhil etmektedir.

Söz konusu Yönetmelik, teknik mevzuatın ve standartların Avrupa Birliğine bildirimine ilişkin usul ve esasları ile teknik mevzuat hakkında AB’den Türkiye’ye intikal eden bildirimlerin yetkili kuruluşlara iletilmesine dair usul ve esasları içermektedir. Ayrıca, yetkili kuruluşlar tarafından hazırlanan bildirime tabi olan ve bildirime tabi olmayan mevzuat ayrımı yapmakta, buna göre bildirime tabi olan mevzuatın AB’ye bildirilmesine ilişkin sistemi ortaya koymaktadır.

Bildirim Yönetmeliği Gümrük Birliği kapsamında ve düzenlenmemiş alanda yer alan tüm ürünleri kapsamaktadır. Yönetmeliğin 5’inci maddesinde ise bildirime tabi olan mevzuatın neler olduğu açıkça belirtilmektedir. Buna göre;

- Teknik düzenlemeler,
- Bir ürünün piyasaya arzından sonraki ömrünü etkileyen koşulları düzenleyen mevzuat,
- Bir ürünün üretimi, ithalatı, piyasaya arzı veya kullanımını yasaklayan mevzuat,
- Bir kamu kuruluşunun taraf olduğu ve kamu yararı için, bir ürünün teknik özelliklere veya piyasaya arzından sonraki ömrünü etkileyen koşullara uygunluğunu sağlayan, kamu ihalesi şartnameleri haricindeki ihtiyari anlaşmalar,
- Ürünlerin, ulusal sosyal güvenlik sistemiyle ilgili teknik özellikler ve ürünün piyasaya arzından sonraki ömrünü etkileyen koşullar dışındaki teknik özellikler veya piyasaya arzından sonraki ömrünü etkileyen koşullara uygunluğunu mali ve finansal önlemlerle teşvik etmek suretiyle bu ürünlerin tüketimini etkileyen mevzuat,
- Uygulandığında söz konusu mevzuatın gereklerine uygunluk varsayımı bulunan teknik özelliklere veya ürünün piyasaya arzından sonraki ömrünü etkileyen koşullara atıfta bulunan teknik özelliklere veya ürünün piyasaya arzından sonraki ömrünü etkileyen koşullara veya profesyonel kodlara veya uygulama kodlarına atıf yapan mevzuat bildirim mekanizması kapsamındadır. Bu niteliklerden herhangi birini taşıyan bir mevzuatın hazırlanması halinde, TASLAK AŞAMASINDA Avrupa Komisyonuna bildirimi gerekmektedir.
Bildirim Yönetmeliği kapsamında, bildirime tabi olmayan mevzuat da açık bir şekilde belirtilmiştir. Yönetmeliğin 6’ncı maddesine göre, bir mevzuatın aşağıdaki amaçlar için hazırlanmış olması durumunda AB’ye bildirimi gerekmemektedir:
- AB mevzuatına uyum,
- AB mevzuatında öngörülen korunma önlemlerini kullanmak,
- “Ürünlerin Piyasa Gözetim ve Denetimine Dair Yönetmelik" kapsamında ciddi risk nedeniyle ürünün piyasaya arzı veya kullanımını yasaklamak, sınırlamak veya belirli şartlara tabi tutmak,
- Komisyonun talebi üzerine ve ticarette teknik engellerin kaldırılması amacıyla mevzuatta Komisyonun öngördüğü değişikliği yapmak,
- Ürünleri etkilemediği sürece, ürünlerin kullanımı sırasında özellikle işçiler olmak üzere kişilerin korunmasını sağlamak.

Yukarıda belirtilen amaçlar çerçevesinde hazırlanan mevzuat bildirim mekanizması kapsamında değildir. Örneğin, AB mevzuatını uyumlaştıran bir Yönetmelik hazırlandığında, düzenlenmiş alan bildirimlerine tabi olduğu için düzenlenmemiş alan kapsamında bildirime tabi değildir.

Türkiye’nin bildirim mekanizmasına üyeliği, Avrupa Ekonomik Alanına taraf olan EFTA ülkeleri gibi basitleştirilmiş sistemde mümkün kılınmıştır. Basitleştirilmiş sistem, tarafların birbirlerinin mevzuat taslaklarına “yorum” yapabilmelerini, ancak “detaylı görüş” iletememeleri anlamına gelmektedir. Aynı zamanda basitleştirilmiş sistem, taslak mevzuat yayımlanmadan önce geçmesi gereken sürenin AB üyesi ülkelerden de farklı olması sonucunu doğurmaktadır. Şöyle ki AB üyesi ülkelerin bekleme süresi 3 aydan 18 aya kadar uzayabilmekte iken, Türkiye için bu süre 3 ayda sabitlenmiş durumdadır. Türkiye, basitleştirilmiş sisteme üye olması nedeniyle AB’nin de Türkiye’ye bildirmiş olduğu mevzuata sadece yorum yapılabilmektedir, detaylı görüş verilememektedir (www.ekonomi.gov.tr; 02/10/2017).

Bildirim Yönetmeliğinde, AB’ye yapılacak bildirimin prosedürüne ilişkin hükümler de yer almaktadır. Buna göre, kamu kuruluşları tarafından söz konusu Yönetmelik gereğince bildirimi öngörülen herhangi bir mevzuat taslağının hazırlanması durumunda, söz konusu mevzuatın nihai taslak aşamasındayken, ilgili bilgi ve belgelerle birlikte Avrupa Komisyonuna bildirilmesi gerekmektedir. Bildirim kapsamındaki taslak mevzuatın, Türkçesinin yanı sıra İngilizcesinin de hazırlanması gerekmektedir. Türkçe ve İngilizce taslak metinleri ile yapılan bildirim, Avrupa Komisyonu tarafından tüm AB üyesi ülkelerin merkezi birimleri aracılığıyla, üye ülkelerdeki ilgili kamu kuruluşlarına, istisnai durumlar hariç olmak üzere, elektronik ortamda intikal ettirilmektedir.

Avrupa Komisyonuna bildirilen taslak mevzuat için yukarıda belirtildiği üzere, 3 aylık bir bekleme süresi bulunmaktadır. Bu nedenle, bildirimi yapılan taslağın 3 aylık bekleme süresi dolmadan Resmi Gazete’de yayımlanmaması gerekmektedir. Bununla birlikte, 3 aylık bekleme süresi içerisinde taslak hakkında Avrupa Komisyonu veya AB üyesi ülkelerin görüşlerinin (varsa) mümkün olduğu ölçüde dikkate alınması ve görüşler sonrası hazırlanan nihai taslak metnin tekrar Avrupa Komisyonuna gönderilmesi önem taşımaktadır.

AB üyesi ülkelerin düzenlenmemiş alandaki mevzuat taslakları ise, Avrupa Komisyonu tarafından Türkiye’ye iletilmekte ve anılan taslaklar Ekonomi Bakanlığı tarafından ilgili kamu kuruluşlarına iletilmektedir. Kamu kuruluşları ise, bildirimlere ilişkin muhtemel yorumlarını, Komisyona iletilmek üzere süresi içerisinde Ekonomi Bakanlığına iletmektedirler. Burada önemli olan husus, Türkiye’nin söz konusu taslaklarda yalnızca ticareti engelleyebilecek hükümlerine ilişkin yorum yapabilmeleridir. Mali veya finansal hususlara ilişkin yorum yapılamamaktadır.

Bildirim Yönetmeliğinde, mevzuatın yanı sıra standartların da bildirimi düzenlenmektedir. Standartların bildirimi, Türk Standartları Enstitüsü tarafından Avrupa Komisyonunun, Avrupa standardizasyon kuruluşlarının ve diğer ulusal standardizasyon kuruluşlarının bilgilendirilmesi şeklinde gerçekleşmektedir. Ancak bu bildirim, Yönetmeliğin 12’nci maddesine göre, bir uluslararası standardın veya Avrupa standardının birebir uyumlaştırılmasına yönelik çalışmalara uygulanmamaktadır.

Karşılıklı Tanıma Yükümlülüğü
Ekonomi Bakanlığı tarafından hazırlanarak 02/05/2012 tarihli ve 2012/3169 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Düzenlenmemiş Alanda Karşılıklı Tanıma Yönetmeliği, AB’nin 764/2008/EC sayılı Tüzüğü’ne paralel olarak karşılıklı tanıma yükümlülüğünün ulusal mevzuata nasıl dâhil edileceğine ilişkin hususları düzenlemektedir. Bu Yönetmelik çerçevesinde, düzenlenmemiş alanda yer alan ürünlere yönelik AB Pazarı içerisinde serbest dolaşımın sağlanabilmesi için hazırlanan mevzuata karşılıklı tanıma hükmünün eklenmesi gerekmektedir. Bu yükümlülük, AB üyesi ülkelerin kendi hazırladıkları mevzuata Türkiye’yi kapsayacak şekilde bir karşılıklı tanıma hükmü koymalarına karşılık olarak Türkiye’nin de AB’yi kapsayacak şekilde mevzuatına bir karşılıklı tanıma hükmü derç etmesini kapsamaktadır.

Yönetmeliğin hazırlanma gerekçeleri arasında 768/2008/EC sayılı Topluluk Tüzüğü’nün uyumlaştırılma yükümlülüğü ve AB’nin AB Resmi Gazetesi’nde 4 Kasım 2003 tarihinde yayımladığı 2003/C 265/02 sayılı bir Bildirge yer almaktadır (https://www.ekonomi.gov.tr; 03/10/2017). Anılan Bildirge’ye göre, varış ülkesinin insan sağlığını düzenleyen kurallarına eşdeğer koruma sağlayan düzenlenmemiş alandaki Türk ürünlerinin Topluluk pazarlarına arzı yasaklanamaz, kısıtlanamaz. Koruma seviyesinin sağlanıp sağlanamadığı ise ancak bu ürünler piyasada iken denetlenebilir. Bu kapsamdaki Türk ürünlerinin piyasaya arzı ancak birtakım koşulların varlığı halinde engellenebilmektedir. Bununla birlikte Komisyon Türkiye’nin düzenlenmemiş alandaki teknik mevzuatına AB’den gelen ürünler için “karşılıklı tanıma” hükmü koymasını ve bunu uygulamasını talep etmektedir (https://www.ekonomi.gov.tr/portal/content/conn/UCM/path/Contribution%20Folders,,03/10/2017). Bu talebin karşılanması yönünde hukuki bir altyapı oluşturulabilmesini teminen Karşılıklı Tanıma Yönetmeliği hazırlanarak 6 aylık bir geçiş süresi ile birlikte yürürlüğe konulmuştur.

Anılan Yönetmeliğin 2’nci maddesine göre, içerisinde karşılıklı tanıma hükmü bulunması gereken mevzuat düzenlenmemiş alanda yer almalı, Gümrük Birliği kapsamında olmalı ve AB’de üretilmiş veya serbest dolaşıma girmiş bir ürün grubuna ilişkin olmalıdır. Bunlar birlikte,

- Doğrudan üçüncü ülkelerden ithal edilen tüm ürünler,
- Bir AB mevzuatı (örneğin makinalar) kapsamında olanlar,
- Tarım ürünleri ve AKÇT ürünleri ile,
- Tıbbı ürünler, biyosidal ürünler ve bitki koruma ürünlerinin pazarlanması için ruhsat alınmasını gerekli kılan mevzuat Yönetmeliğin kapsamı dışında yer almaktadır. Mevzuat hazırlamaktan sorumlu yetkili kuruluşlar, yukarıda belirtilen ürünlere yönelik bir taslak hazırlamaları halinde Yönetmeliğin 15/3’üncü maddesi uyarınca, aşağıda yer alan “karşılıklı tanıma hükmünü” taslak mevzuata derç etmeleri gerekmektedir.

“Karşılıklı tanıma hükmü
MADDE … – (1) Bu (düzenleyici işlemin ismi yazılacak) hükümleri Avrupa Birliği üyesi bir ülkede yasal olarak üretilmiş veya yasal olarak serbest dolaşıma girmiş ürünlere uygulanmaz.
(2) Ancak, (yetkili kuruluşun ismi yazılacak) birinci fıkrada belirtilen ürünü, 02/05/2012 tarihli ve 2012/3169 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Düzenlenmemiş Alanda Karşılıklı Tanıma Yönetmeliğinin Üçüncü Bölümünde belirtilen usul ve esaslara uyarak değerlendirmeye tabi tutabilir ve bunun sonucunda bu (düzenleyici işlemin ismi yazılacak) tarafından aranan koruma düzeyini eşdeğer ölçüde sağlamadığını tespit ederse ürünün piyasaya arzını yasaklayabilir, koşula bağlayabilir veya piyasadan geri çekilmesini veya toplatılmasını isteyebilir.”

Karşılıklı tanıma ilkesinin bu şekilde taslak mevzuata alınmasının ardından, hazırlanan taslak metnin İngilizce ve Türkçe olmak üzere Bildirim Yönetmeliği kapsamında Avrupa Birliğine gönderilmesi gerekmektedir. Bundan sonraki süreç, Bildirim Yönetmeliğinde açıklanan prosedüre tabi olacak şekilde devam etmektedir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
AB’nin dayandığı temel ilkelerden olan malların serbest dolaşımı, Türkiye – AB ilişkileri açısından hem Gümrük Birliği boyutu ile hem de müzakere fasıllarından birisi olması nedeniyle yüksek öneme haiz bir başlıktır. Yukarıda da Türkiye – AB arasında malların serbest dolaşımının sağlanabilmesi amacıyla Türkiye’nin düzenlenmiş alanda uyumlaştırdığı ve düzenlenmemiş alanda hazırladığı yeni bir mevzuatı neden ve nasıl Avrupa Komisyonu’na bildirmesi gerektiği detaylı olarak açıklanmaya çalışılmıştır.

Öncelikle düzenlenmiş alandaki bildirim yükümlülüğünün, 1/95 sayılı ve 2/97 sayılı OKK’nın ilgili maddelerinden kaynaklandığı belirtilmiş, uyumlaştırılan taslak mevzuatın Resmi Gazete’de yayımlanmadan önce AB’ye gönderilmesi gerekliliği ifade edilmiştir. Sonrasında ise düzenlenmemiş alanda yer alan bir konuya ilişkin mevzuat hazırlanması halinde, malların serbest dolaşımı ilkesine halel getirilmemesi amacıyla yetkili kuruluşların hem bildirim yükümlülüğü hem de karşılıklı tanıma yükümlülüğü altında olduğu belirtilmiştir. Bildirim yükümlülüğünün 98/34/EC bildirim mekanizması olarak da adlandırılan Teknik Mevzuatın ve Standartların Türkiye ile Avrupa Birliği Arasında Bildirimine Dair Yönetmelik ile hüküm altına alındığı, mevzuatın hazırlanmasını müteakiben Resmi Gazete’de yayımlanmadan önce AB’ye gönderilmesi ve gönderimi takip eden 3 aylık sürede görüşlerin beklenmesi gerekliliği aktarılmıştır. Karşılıklı tanıma yükümlülüğünün iç mevzuat haline getirilmesi ise Düzenlenmemiş Alanda Karşılıklı Tanıma Yönetmeliği’nden kaynaklandığı ve buna göre Yönetmelikte düzenlenen “karşılıklı tanıma hükmü”nün düzenlenmemiş alanda yapılan mevzuata eklenmesi gerektiği dile getirilmiştir.

Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, AB’ye yapılan mevzuat bildirimlerinin ülkemize faydaları nelerdir diye bakıldığında veya soruyu tersten sorarsak hazırlanan mevzuat bildirilmeden yayımlanır ve yürürlüğe girerse ne olur diye sorduğumuzda karşımıza şu cevaplar çıkmaktadır:

- Türkiye’nin uyumlaştırması gereken mevzuat listesinde bulunan bir AB Direktifinin veya Regülasyonun Türk mevzuatı haline getirilebilmesi yani uyumlu bir mevzuat olabilmesi için AB’ye bildirilmiş olması gereklidir. AB’ye bildirilmeden yayımlanan ve yürürlüğe giren bir mevzuatın “uyumlaştırılmış” olabilmesi için bu konuda Avrupa Komisyonunun görüşü alınmış olmalıdır; aksi takdirde ortada herhangi bir uyumlaştırma işleminden değil sadece ilgili AB mevzuatını iç hukuka aktarma işleminden bahsedilebilir. Bu durumda, yetkili kuruluşun yaptığı işlemin “AB mevzuatını uyumlaştırmak” şeklinde adlandırılması yanıltıcı olacaktır.
- BSTB başta olmak üzere mevzuat hazırlamakla yükümlü olan yetkili kuruluşların AB’ye yaptıkları bildirim, hazırladıkları mevzuatın Türkiye ile AB arasında ticarette teknik bir engel yaratmadığına, malların serbest dolaşımı için bir sakınca oluşturmadığına yönelik bir “beyan” niteliğindedir. Yetkili kuruluşların hazırladıkları mevzuata duydukları güveni gösterir. Bu nedenle, AB nezdinde yapılan bu bildirimlerin hepsi çok kıymetli görülmektedir.
- Yapılan bildirimler, hazırlanan mevzuat hakkında AB’nin haberdar edilmesi işlevi de görmektedir. Örneğin, BSTB tarafından ilgili AB Direktiflerine veya Regülasyonlarına birebir uyum içeren ancak AB’ye bildirilmeyen bir mevzuat, AB nezdinde “hiç uyumlaştırılmamış mevzuat” niteliğindedir, çünkü AB’nin bu mevzuattan haberi bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilgili OKK’larda tanımlanan yükümlülüklerimizin yerine getirilmemesi şeklinde bir sonuç ortaya çıkmaktadır.
- Bildirimlerde önem taşıyan hususlardan birisi de mevzuatın “TASLAK AŞAMASINDA” bildirimidir. Bu aşamada yapılan bildirim, Yönetmelikler gereğince zorunlu olduğu gibi aynı zamanda ülkemizin iyi niyetini göstermekte ve karşılıklı güveni artırmaktadır. Mevzuatın yürürlüğe girdikten sonra AB’ye bildirilmesi en başta iki taraf arasında güveni sarsmakta ve AB’den herhangi bir görüş gelmesi halinde bu görüşe göre yeni bir Yönetmelik değişikliği yapılmasına yol açmaktadır. Bu da zaman, maliyet ve emek israfına yol açmaktadır.
- Teknik mevzuatın belirlenen koşullara uygun olarak AB’ye bildirimi şeffaflık ve izlenebilirlik açısından da oldukça önemlidir. Ülkemizin teknik mevzuat uyumunda hangi aşamada olduğunun kolaylıkla takip edilebilmesini, şeffaf bir sistem içerisinde eksikliklerin kolayca tespit edilebilmesini ve malların serbest dolaşımı ilkesine uygun hareket edilmesini sağlamaktadır.
- Nihai olarak, AB tam üyelik müzakereleri kapsamında malların serbest dolaşımı faslının açılabilmesi için bildirim taahhütlerimizin ifası bir önkoşul olarak öngörüldüğünden, AB’ye üyelik yolunda emin adımlar atılmasında çok büyük fayda sağlayacağı düşünülmektedir.

KAYNAKÇA:
• AB Resmi Gazetesi. (1996) Gümrük birliğinin son döneminin uygulanmaya konmasına ilişkin 1/95 sayılı Türkiye - AT Ortaklık Konseyi Kararı.13.02.1996 tarih, L 35/1 sayı.
• AB Resmi Gazetesi. (1997) Ticarette teknik engellerin kaldırılmasına ilişkin Topluluk yasalarının listesi ile bu mevzuatın Türkiye tarafından uygulanma koşul ve kurallarını belirleyen 4 Haziran 1997 tarih ve 2/97 sayılı AT – Türkiye Ortaklık Konseyi Kararı. 12.09.1997 tarih, L 249/18 sayı.
• AB Resmi Gazetesi. (2003) Diğer üye ülkelerin pazarlarına ürün erişiminin kolaylaştırılmasına yönelik Avrupa Komisyonu yorumlayıcı bildirgesi: Karşılıklı tanımanın pratik uygulaması. 4.11.2003 tarih, C 265 sayı.
• Avrupa Komisyonu, https://ec.europa.eu/growth/single-market/goods/free-movement-sectors_en.
• Ekonomi Bakanlığı, Düzenlenmemiş Alanda Karşılıklı Tanıma Yönetmeliği, https://www.ekonomi.gov.tr/portal/content/conn/UCM/path/Contribution%20Folders/.
• Ekonomi Bakanlığı, Düzenlenmemiş Alan Hakkında Genel Bilgi. http://www.ekonomi.gov.tr/portal/content.
• T.C. Başbakanlık Resmi Gazete. (2002) “Teknik Mevzuatın ve Standartların Türkiye İle Avrupa Birliği Arasında Bildirimine Dair Yönetmelik” 03/02/2002 gün, 24715 sayı.
• T.C. Başbakanlık Resmi Gazete. (2012) “Düzenlenmemiş Alanda Karşılıklı Tanıma Yönetmeliği” 02/05/2012 gün, 2012/3169 sayı.