İçindekiler
Dergi Arşivi

Teknogirişim Sermayesi Desteği İçin Yeni Bir Yaklaşım: Yalın Girişim Temelli Bir Model Önerisi İçin Araştırma

Ahmet YILDIZ / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü)

 

Özet

Son yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde Yalın Girişim prensiplerini uygulayan yazılım sektöründeki teknogirişim şirketleri başarıları ile dikkat çekmektedir. Teknogirişim firmaları, ürün çıkarma sürecinde birçok olumsuzluk ile karşılaşmaktadır. Çoğunlukla karşılaşılan sorunlar, doğru stratejinin uygulanmaması, ağ eksikliği, yanlış çalışma ekibi, müşteri hassasiyetlerinin göz ardı edilmesi şeklinde görülmektedir.

Giderek zorlaşan dünya rekabet ortamında ülkemizin küresel ölçekte yerini alması, yenilikçi ürün geliştirme, yeni girişimler ve süreçlerin iyileştirilmesi ile sağlanacaktır. Bu rekabet ortamında en etkin rol yeni girişimlere (teknogirişim) düşmektedir. Ülkelerin en büyük problemlerinden olan işsizlik, teknogirişimler ile en alt seviyeye düşürülmeye çalışılmaktadır.

Bu çalışma ile yalın kavramını mümkün olan en iyi şekilde teknogirişimlere uygulayarak; teknogirişimleri sadece ihtiyaç duyduğu gereklilikler ile donatacak, esnek ve hızlı hareket edebilen bir yapı haline getirmeye yönelik bilgiler sunulması ve bir model oluşturulması amaçlanmaktadır. Bahsedilen amaç doğrultusunda Teknogirişim Sermayesi Desteği almış girişimciler hedef kitlesi seçilerek bir araştırma yapılmıştır. Bu makalede, araştırmanın sağlamış olduğu veriler değerlendirilmiş ve sonuçları sunulmuştur.

Anahtar Kelimeler: Yalın Yaklaşım, Yalın Girişim, Teknogirişim, İşsizlik, Yap-ölç-öğren döngüsü

  1. Giriş

1990’lı yıllardan itibaren Türkiye’de başlayan inovasyon politikaları, oluşturulan plan ve belgeler, ulusal inovasyon sisteminin oluşturulmasını ve teorik çerçeveye uygunluk açısından gelişmiş ülkelerdeki yapıya yaklaşmamızı sağlamıştır (Sertkaya, 2012). Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (BSTB) tarafından başlatılmış ve yürütülmekte olan programlar, böyle bir altyapının oluşmasına ve ekosistemin kurulmasında hızlandırıcı rol oynamaktadır. Özellikle 5746 Sayılı, Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında; Ar-Ge’ye, tasarıma, girişimciliğe verilen teşvikler ile ülke ekonomisinin uluslararası düzeyde rekabet edebilir bir yapıya kavuşturulması adına teknolojik bilgi üretilmesi, üründe ve üretim süreçlerinde yenilik yapılması, ürün kalitesi ve standardının yükseltilmesi, verimliliğin artırılması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, teknolojik bilginin ticarileştirilmesi gibi konular hedeflenmektedir.

Girişimcilik, dünyada ve ülkemizde ekonomik ilerlemenin ana unsurlarından bir tanesidir. Sürekli değişen rekabet ortamı ve çevre koşulları yeni girişimlerin meydana gelmesini sağlamaktadır. Bu durum aynı zamanda girişimlerin devamlılığı konusunda oldukça belirsiz bir ortam yaratmaktadır. Yeni girişim, olağan dışı belirsizlik şartları dâhilinde yeni ürün ve hizmetler geliştirmek için tasarlanmış beşeri bir kurumdur (Ries, 2012). Bu nedenle yeni girişimlerin devamlılığı ve belirsizlik ortamında esnek hareket edebilmesi için müşteri hassasiyeti ya da isteği, ürün veya süreç yeniliği en önemli şartlar haline gelmiş durumdadır. Geleneksel teknolojik girişim (teknogirişim) süreçlerinde iş fikrinin planı en başında oluşturulmakta ve ürünün meydana gelmesine kadar çevre şartlarından yalıtımlı bir şekilde sonuca ulaşılmaya çalışılmaktadır. Bu tür bir planlama sürecinde şartlar belirsiz olduğu için ürün başarılı olarak elde edilmiş olsa bile hızlı ve yıkıcı değişimlerin karşısında etkisiz kalabilmektedir. Yalın yaklaşımlı bir yeni girişim yap-ölç-öğren döngüsü yöntemi ile olağan dışı belirsizlik şartlarında ayakta kalmayı ve esnek hareket edebilmeyi sağlayabilmektedir. Teknogirişim firmalarının ölüm vadisinden çıkabilmesi için en önemli faktörlerden biri, müşteri isteğini göz önüne alarak; inovasyonu (yenilik) gerçekleştirebilmektedir.

  1. Teknogirişim Sermayesi Desteği

TGSD, 12 Mart 2008 tarih ve 26814 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5746 Sayılı “Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun” kapsamında ilk defa 2009 yılında girişimciler ile sözleşme imzalanarak uygulanmaya başlanmıştır ve 2015 yılının bitimine kadar devam ettirilmiştir. TGSD, 16/02/2016 tarihli 6676 Sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle beraber TÜBİTAK tarafından yürütülmek üzere ilgili kuruma devredilmiştir. Yeni ve yenilikçi iş fikirleri olan girişimcilerin, bu iş fikirlerini katma değer ve nitelikli istihdam yaratma potansiyeli yüksek girişimlere dönüştürebilmeleri için başlangıç sermayesi (çekirdek sermaye) sağlanarak desteklenmesi TGSD programının asıl amacıdır (BSTB, 2016a).Bu program ile uluslararası rekabet gücü olan, yenilikçi, teknoloji düzeyi yüksek ürün ve süreçleri geliştirebilen işletmelerin oluşturulması hedeflenmektedir. Bunun yanı sıra ülkemizde bilgi yoğun ve yenilikçi girişimcilik konusundaki farkındalığın artırılması amaçlanmakta; ayrıca nitelikli gençlerin iş hayatına kazandırılması da sağlanmaktadır.

  1. Yalın Girişim Yaklaşımı

Yalın girişim, ismini ve mantığını Taichi Ohno ve Shiego Shingo’nun Toyota’daki geliştirmiş oldukları israfsız üretim modelinden alır (Hämäläinen ve Myyryläinen, 2014). Eric Ries’in girişimcilik tecrübelerinden esinlenerek ortaya atılan “Yalın Girişim” kavramı literatürde yerini almaya başlamıştır.

Yalın girişim; girişimci firmanın, sürekli değişen pazar koşullarına uyum sağlayabilmesi ve esnek bir yapıya ulaşabilmesi için; yalın üretim prensiplerini esas almış iş geliştirme yaklaşımıdır (Cooper ve Vlaskovits, 2015). Yalın girişim Eric Ries’e göre (2012) yalın düşünce; değişebilen tedarik zincirleri ve üretim sistemlerinin mükemmellik esaslı çalışmasıdır. Bu esas, girişimciliğe farklı bir bakış açısı kazandırıp, değer yaratma eylemleri ve israf arasındaki farkı ve ilişkiyi öğretmiştir. Üretim ya da organizasyonun her aşamasındaki israftan kurtulmak, yalın düşüncenin amacını net yansıtmaktadır.

Yalın girişim, hem inovasyon süreci hem de iş modeli olarak, geleneksel işletme yöntemi ve düşüncesinden farklıdır. Ries (2012), yalın üretimde olduğu gibi, yalın girişimin de prensipleri olduğunu ifade etmektedir. Bu prensipler:

  1. Girişimciler her yerdedir
  2. Girişimcilik bir yönetim tarzıdır
  3. Doğrulanmış öğrenme
  4. Yap – Ölç – Öğren
  5. Yenilik muhasebesi

Şekil 1. Yap – Ölç – Öğren Geri Bildirim Döngüsü (Ries, 2012)

Başarılı olmak, büyümek ve gelişmek amacıyla, bilinen müşteriler için gerçek değeri yaratmaya odaklanılmalıdır. Bu sırada hızlı, sistemli ve pratik hareket edilmelidir çünkü esas durum son ürünü bir kere de ortaya koymak değil ürün oluşturma sürecini mükemmelleştirmektir.

  1. Araştırmanın Amacı

Bu araştırmanın amacı; 2009-2015 yılları arasında uygulanmış olan TGSD programını inceleyip, araştırmalar ve edinilmiş tecrübeler ışığında programın ana amaç doğrultusundaki işleyişine artı değerler sunmaktır. Böylece, yenilik ve Ar-Ge içeren firmaların sayısını, verimliliğini artırmak ve ekosistemin sürdürebilirliğine katkı sunmak hedeflenmektedir.

Ries (2012), ABD’de gerçekleştirmiş olduğu girişimcilik tecrübelerini kitabına aktararak, karşılaştığı sorunları ve buna karşılık çözümleri yalın üretim prensipleri ile benzeştirmeye çalışmıştır. Başka bir deyişle ise erken aşama şirketlerinde başarı getiren yap-ölç-öğren döngüsünü sistematik bir şekilde dile getirmeye çalışmıştır. Girişimcilik ekosistemi; hacim, uygulama yöntemi ve imkânlar açısından uluslararası platformda farklılıklar içerebilmektedir. Bu çalışma ile çekirdek sermaye şirketlerine uygulanabilir ve Türkiye’ye ait özgün modeli oluşturmamızı sağlayacak sonuçlar elde edilmiştir.

Teknogirişim Sermayesi Desteği Programı, 2009 yılında uygulanmaya başlamış olup 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında olmak üzere 7 kez girişimcilik ekosistemini desteklemiştir. Tablo 1’de, yıllara göre destek alan girişimci sayısı ve ankete dâhil olanların yıllar bazında dağılımı ve sayısı verilmiştir.

Tablo 1 Katılımın Sayısal Değerleri

YILLAR

DESTEK ALAN İŞLETME SAYISI

ANKETE KATILAN İŞLETME SAYISI

(%)

2009

78

10

12

2010

102

14

13

2011

272

46

16

2012

288

67

23

2013

294

69

23

2014

270

81

30

2015

629

250

39

Toplam

1933

537

27

 

  1. Analiz Yöntemi

Yapılan ankette; her bir sorunun taşıdığı önemin yanında, ayrıca gerekli ilişkilendirmeler yapılarak girişimcilerin sahip olduğu bazı faktörlere göre (eğitim, tecrübe vb.) karşılaştırmalar yapılıp, bu bilgiler ışığında sonuçlar çıkarılmıştır. Çalışmanın analizinde kategorik nitel veri çözümlemesinde Ki-Kare Bağımsızlık Analizi kullanılmıştır.

Ki-Kare bağımsızlık analizi, isimsel ya da sıralı ölçekli tablolaştırılmış verilerde, bağımsızlık analizleri yapmaya yarayan yöntemlerdir. Bu tip için Ki-Kare testinin uygulandığı değişik kategorik değerler taşıyan iki tane rassal değişken bulunduğu kabul edilir. Bu iki kategorik rassal değişkenin birbirinden "bağımsız" olup olmadıkları araştırma sorusu için uygulanır. Bu tip testte, “sıfır hipotez ” satır rassal değişkeni ile sütun rassal değişkeninin birbirinden "bağımsız" olduğudur ve "alternatif hipotez (" satır değişkeni ile sütun değişkeni birbirinden "bağımsız değildir" önerisidir. 

  1. TGSD Kapsamında Desteklenmiş İşletmelere Yöneltilen Anket

TGSD desteği almış girişimcilere anket yoluyla sorular yöneltilmiştir. Sorularla; girişimcilerin bulunduğu aşama, ürün tipi, eğitim bilgileri ve bazı görüşleri alınmıştır. Araştırma da mevcut olan sorular sorulurken ve ilişkilendirmeler yapılırken, yalın yaklaşım açısından aşağıdaki noktalara dikkat edilmiştir:

  • Prototip oluşturma sürecinde veya sonrasında bulunulan konumun (Tekmer, Teknopark, ev ofis vb.), yalın girişimcilik prensiplerini gerçekleştirmedeki etkisi
  • Profesyonel iş tecrübesinin etkisi
  • Ön girişimcilik tecrübesinin yalın girişimcilik prensiplerini gerçekleştirmedeki etkisi
  • Mezuniyet durumunun, yalın girişimcilik prensiplerini gerçekleştirmedeki etkisi
  • Hâlihazırdaki mevcut modele yapılabilecek katkılar

Bazı kavramlar, anket doldurulmaya başlanmadan önce girişimcilere açıklanmıştır. Genel değerlendirme bölümünde bu anket sonuçları verileceği için kavramların ne olduğuna aşağıda kısaca değinilmiştir.

  • Erken benimseyenler (erken kullanıcılar) kitlesi: Erken benimseyenler (kullanıcı) ? teknolojiyi, yenilikleri takip eden, kullanıp analiz eden insan grubudur. Başka bir deyişle? belirli bir ürün ve ya teknolojinin ilk kullanıcılarını tanımlamak için kullanılan bir terimdir.
  • Yap – Ölç – Öğren Geri Bildirim Döngüsü: Kullanıcı deneyimlerini esas alan Yalın Girişim; Yap Ölç Öğren (Build, Measure, Learn) döngüsü üzerinde çalışır. Bu döngüdeki, verimlilik ile eş zamanlı olarak ürün ve müşteri geliştirmedeki hızlılık oranına ise “çeviklik” denir. Döngünün çıktılarını ve hatalarını ölçümleyerek; ders çıkartmak ve doğrusunu yaparak, kullanıcı taleplerini hızlıca karşılamak gerekmektedir.
  • Test etme: Girişimci en sade ürününü yaptıktan sonra ya da geliştirirken kullanıcının deneyimine veya görüşlerine (geri bildirim) sunmasıdır.
  • Prototip: Girişimcinin destek kapsamında, iş fikrini gerçekleştirerek çıkardığı asıl ya da ön üründür.
  • Destek öncesi ticari faaliyetlerde bulunma: Temel olarak girişimcinin destek öncesinde pazarı araştırmayı ve ticarettin temel kurallarını bildiğini gösterir.
  • Destek öncesi farklı bir girişim denemesi: Teknolojik girişim ya da yine ürün odaklı teknolojik olmayan herhangi bir girişim denemesini ifade eder. Girişimsel süreç bir prototip ürün oluşturma süreci olduğu gibi aynı zamanda öğrenme sürecidir. Girişimcinin elde ettiği bu tecrübeler, bir sonraki aşamada zaman kaybını ve hata yapma ihtimalini önleyecektir.
  1. Genel Değerlendirme

Anket sonuçlarına göre aşağıdaki sonuçlara varılmıştır. Bunlar;

  • Desteğe olan başvurular en fazla %24 ile yüksek lisans öğrencileri, %21 ile doktora öğrencileri tarafından yapılmıştır.
  • Girişimcilerin %35’i bitirme tezlerini, girişim konusu (iş fikri) olarak kullanmıştır. Ayrıca, bitirme tezi iş fikri (girişim konusu) ile bağlantılı olanlar, olmayanlara göre daha başarılı olarak görülmüştür.
  • İş fikirlerinin %47’si kişisel araştırmalar sonucu elde edilmiştir.
  • Girişimcilerin %8’inin faydalı model-patent tescil belgesine sahip olduğu görülmüştür.
  • Girişimcilerin %37’si yalın girişim olgusundan haberdardır.
  • Girişimcilerin %65’i iş fikri sonucu donanımsal yapıya sahip ürün, %20’si ise saf yazılımsal ürün elde etmeye çalışmaktadır.
  • 2009-2014 yıllarında destek almış girişimcilerden %18 si faaliyetlerine devam etmektedir.
  • %49 ile en fazla “Elektronik, bilişim teknolojileri ve telekomünikasyon” ana teknolojik alanında çalışmalar yapılmıştır.
  • Girişimciler, %49 ile yalın girişim mantığına en uygun ürün tipinin yazılımsal çalışmalar olabileceğini belirtmiştir.
  • Girişimcilerin %44’ü prototip ürünleri hakkında fikir sunabilecek kitleye ulaştıklarını belirtmiştir. Ayrıca bu girişimciler %98 oranla, gelen geri bildirimleri olumlu olarak bulunduğu sürece yansıtmıştır.
  • Girişimcilerin %50’si, kendisi gibi yeni girişim firması ile hizmet alma-sağlama ve danışmanlık ticari faaliyetlerinde bulunduğunu belirtmiştir.
  • Yeni girişim firmasıyla yapılan bu tür faaliyetlerinde elde edilen en yoğun avantajın %35 ile karşılıklı ya da tek taraflı olarak erken kullanıcı deneyimi edinilip, fikirlerin edinilmesi, bunu takiben %33 ile zamandan tasarruf edilmesi olarak görülmüştür.
  • Girişim firmalarında doktora mezunlarının her alanda diğerlerine göre başarılı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca doktora mezunlarının, oransal olarak faydalı model-patent tescil belgesine sahiplikte önde olduğu görülmüştür.
  • Daha öncesinde ticari faaliyetlerde veya ürün-hizmet odaklı girişim denemesinde bulunanların, hiç faaliyette bulunmayanlara göre daha başarılı olduğu tespit edilmiştir.
  • Girişim konusu ile ilgili iki yıldan fazla deneyime sahip olanlar, açık ara farkla diğer gruplara göre daha başarılı olarak görülmüştür.
  •  
  • Yazılımsal prototip odaklı girişimciler, %53 ile yeterince geri bildirim verecek kitleyi en fazla bulan girişimci sınıfı olmuştur.

  • Yazılımsal prototip odaklı girişimciler; ürününü test ederken, doğrudan satış yönteminde %29 ile ilk sırada yer almıştır. Doğrudan satış yöntemi çekirdek sermayeli şirketler için önemli bir gelir modelidir ve şirket için hayati önem taşımaktadır.
  • İki yıldan fazla tecrübesi olan girişimciler, %54 ile yeterince geri bildirim verecek kitleyi en fazla bulan tecrübe gurubu olmuştur.
  • Girişimcilik desteği öncesi, ticari faaliyetlerde bulunma tecrübesine sahip olan sınıf, ürününü test ederken doğrudan satış yapma yönteminde %32 ile ilk sırada yer almaktadır.
  • Bir yerleşkede (TGB, Tekmer, Kuluçka merkezi) girişimcilik faaliyetlerini devam ettiren ya da ettirmiş olan girişimci, ürünü hakkında çok daha rahat geribildirim edinmiştir.
  • Girişimcilerin ürünlerini test etme şekilleri incelendiğinde yüz yüze yapılan görüşmelerin %72 oranla etkili olduğu görülmüştür. Bu değer için, yeterli kitleyi bulduğunu belirten 235 girişimcinin cevapları baz alınmıştır. Özellikle bilişim çağında etkili olan Elektronik, bilişim teknolojileri ve telekomünikasyon teknolojileri incelendiğinde; %70 ile yüz yüze görüşmeler ilk sırada yer almaktadır bunu %21 ile direkt satış yaparak ölçme, %7 ile ürüne özel oluşturulan tanıtım sayfası, %2 ile de kitlesel fonlama sitesi tercihi izlemektedir. Girişimci kendisini, yüz yüze görüşmelerin etkili olduğu bu süreçte; girişimcilik ekosistemi içerisinde yer alan diğer teknoloji geliştiricileri ve potansiyel müşterilerle sürekli iletişim halinde olabilecek şekilde konumlandırmalıdır.
  1. Araştırmanın Yalın Yaklaşım Açısından Değerlendirmesi

Yalın girişim sürecinde temel ölçüt “yap-ölç-öğren” döngüsünün uygulanması olarak görülmektedir. Bu döngü, girişimci firmanın ürünün iş modeli çerçevesinde beta sürümünü yapıp pazara ya da erken kullanıcılara sunmasıyla başlamaktadır. Bu kullanıcılar ya da alıcılardan geri bildirimler gelir, firma bu geri bildirimleri ölçer ve ne yapması gerektiğine karar verir. Bunlar:

  • Ölçme sonucu oluşan çıktılar olumlu ise mevcut ürünle devam edilir ve gerekli görüldüğü takdirde ürüne yönelik yenilikler eklenmeye çalışılır.
  • Bazı durumlarda, ürünün gerekli olduğu ve pazarda satışların gerçekleşebileceğine yönelik geri bildirimler alınır. Fakat kullanım zorluğu, gereksiz eklentiler, eksik özellikler gibi eleştirilere maruz kalınabilir. Bu bulgular doğrultusunda; ekip kendi görüşlerini de ekleyerek ürünü iyileştirmeye gider.
  • Diğer bir durum ise kötü olan senaryodur. Ürüne dair oldukça fazla olumsuz geri bildirim varsa, ciddi bir karar almanın gerektiğinin göstergesidir. Bu durumda girişimci iş modelini pivot etmek zorunda kalacaktır. Farklı ürün hedefi, farklı müşteri, yıkıcı yenilik ve farklı pazar hedefi koymuş olacaktır.

Görüldüğü üzere yap-ölç-öğren metodunu kullanabilmek için nihai ürüne ulaşıncaya kadar döngüyü finanse etmesi gerekmektedir. Donanımsal prototip odaklı çalışan girişimcilerin sahip olduğu çekirdek sermaye çoğu zaman buna imkan vermeyebilir. Çünkü ürünü, erken kullanıcı ya da pazara sunarken özünde barındırdığı teknolojik çözümler yetmemektedir. Müşteri için şık bir kabuk tasarım yapıp, bunu ürettirmesi ve kullanıcı ara yüz paneli oluşturması gerekmektedir. Tasarım ve tasarımı faaliyete geçirme maliyetleri tek başına oldukça fazla olduğu için çekirdek sermaye, yap-ölç-öğren döngüsünün yinelenmesinde çoğu zaman yetersiz kalacaktır. Bu sebeple girişimciler bu döngünün maliyetini göz önünde bulundurarak hazırlıklı olmalıdırlar. Diğer bir ürün tipi olan yazılımsal prototip için durum farklılaşmaktadır. Yazılımsal ürün geliştirme sürecinde istenildiği zaman değişikliğe gidilebilmektedir, ayrıca pazara sunarken herhangi bir zorluk çekilmediği gibi yap-ölç-öğren döngüsü de kolaylık uygulanabilmektedir. Döngü sürecinin başarılı bir şekilde işleyebilmesi için prototipte geliştirme yapan personelin getirdiği maliyeti iyi yönetmek gerekmektedir. Tüm bu karşılaştırmalar göz önüne alındığında; yazılımsal prototip, çekirdek sermaye şirketleri için yalın girişim yaklaşımına en uygun ürün tipi olarak görülmektedir.

Bu araştırmada; çekirdek sermaye şirketlerine yöneltilen sorularla, hem desteğin uygulamasını yalınlaştırarak hızlı ve verimli bir hale getirmek hem de en uygun kriterlerin saptanması amaçlanmıştır. Buna göre yalın yaklaşımla ilişkilendirilen hususlar özetle şu şekildedir:

  • Mezuniyet seviyesi yüksek girişimciler, yalın girişimcilik yaklaşımına daha uygundur.
  • İş fikri konusunda tecrübeye sahip girişimciler bu yaklaşıma daha uygundur.
  • Daha önce girişimcilik ya da ticaret tecrübesine sahip girişimciler yalın girişim prensiplerinde daha başarılı bulunmuştur. Bu durum aynı zamanda şunu belirtir; farklı zamanlar olmasına rağmen yap-ölç-öğren döngüsünü uyguladığını gösterir. Çünkü girişimci; ilk denemelerinde ölçüp öğrendiği değerleri, ikinci denemesinde (destek kapsamı) uygulamaya çalışmıştır.
  • Yalın girişime en uygun ürün tipinin yazılımsal prototip olduğu görülmüştür.

Bu araştırmada; yalın yaklaşımı optimum şekilde çekirdek sermaye destekli şirketlere uygulamak amaçlanmıştır ve bu doğrultuda 2009-2015 arası TGSD programından destek almış girişimcilere anket yöneltilmiştir. Araştırmadan çıkartılmış en önemli bulgu girişimcinin destek öncesi sahip olduğu tecrübe durumudur. Tecrübesi olan girişimcilerin elde etmiş olduğu başarı oranı ve yalın yaklaşıma olan uygunluğu dikkat çekmektedir. Doktora mezuniyeti olan girişimciler de aynı başarı hususlarında öne çıkmaktadır. Doktora derecesi almak uzmanlaşmayı ifade ettiği için tecrübeye dair bulguyla aynı noktada kesişmektedir.

KAYNAKÇA

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (BSTB). (2016 a). Teknogirişim Sermaye Desteği.(TGSD). Mart 2016. http://sagm.sanayi.gov.tr/PeopleDetails.aspx?dataID=1400&lng=tr.

Cooper, B. Vlaskovits, P. (2015). Yalın Girişimci (1. Baskı). (G. Sart, Çev.) İstanbul: Nobel Akademik Yayıncılık.

Hämäläinen, H. Myyryläinen, M. (2014). Lean Startıp Approach For Innovetive Corporate Culture. Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi, Laurea University of Applied Sciences.

Ries, E. (2012). Yeni Yalın Girişim (2. Baskı).(E. Karaca, Çev.) İstanbul: Özyeğin Yayınları.

Sertkaya, A. (2012). Türkiye’de ulusal inovasyon sistemi, Anahtar Dergisi, (Sayı:282). Şubat 2016. http://anahtar.sanayi.gov.tr/tr/archive/2012/Haziran.