İçindekiler
Dergi Arşivi

Teknoloji İklim Değişikliğine Çözüm Olabilir Mi?

Tuğba DİNÇBAŞ / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Sanayi Genel Müdürlüğü)

 

Teknolojik değişimin mevcut çevresel problemlere çözüm olup olamayacağı uzun zamandır sorgulanan önemli bir alandır. Yapılan bazı çalışmalara göre sonuç “evet”tir. Literatür, çevre politikaları ve teknolojik değişim arasında pozitif bir ilişki oluştuğunu göstermektedir. Çevre politikaları sayesinde teknolojik değişim kapsamında kirletenden daha az kirletene veya kirletmeyen teknolojiye doğru bir akış görülmektedir (Vollebergha ve Kemfert, 2005).

Dünyanın birçok yerinde, yeni teknolojilerin kullanılması doğal çevrenin durumunun belirgin bir biçimde iyileştirilmesine neden olmuştur. Örneğin birçok gelişmekte olan ülkede yerel hava ve su kalitesi birkaç on yıl öncesine göre çok daha iyi durumdadır. Mevcut kirlilik ve doğal kaynak kıtlığı konusunda teknolojinin yeni çözümler üretme potansiyeline ilişkin şüphe çok azdır. Örneğin, alternatif teknolojilere geçildiğinde yüksek ve giderek artan enerji kullanımının geleneksel yöntemlere göre daha az emisyon oluşturacağı ön görülmektedir. Yani artan enerji talebi yeni teknolojilerle daha az karbonla veya karbonsuz karşılanabilir olacaktır.

Teknolojik değişim kapsamında çevre politikaları ile kirletenden daha az kirleten teknolojiye doğru bir akış görülmektedir.

İklim Değişikliği Müzakereleri Kapsamında Teknoloji Geliştirme ve Transferi
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) kapsamında hem müzakerelerde hem de iklim değişikliği ile mücadele çalışmalarında “teknoloji geliştirme ve transferi” konusu temel bir başlık olarak ele alınmakta ve bu çalışmalarda gelişmekte olan ülkelerde çevre dostu teknolojilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması teşvik edilmeye çalışılmaktadır.

Sözleşme altında net bir teknoloji tanımı yoktur fakat baştan itibaren teknoloji ile hem nesneye dayalı olmayan (soft) (teknolojinin bilgi, araştırma, eğitim, kapasite geliştirme vb. unsurları) hem de nesneye dayalı olan (hard) teknolojiler kapsanmıştır. İklim değişikliği kapsamında azaltım ve uyum teknolojileri çevreye duyarlı teknolojiler olarak adlandırılmaktadır. Bu teknolojilerin sürdürülebilir kalkınmayı desteklemeleri birincil önceliktedir.

Sözleşme kapsamında ele alındığı şekilde “teknoloji transferi”nin tanımı ilk olarak 2000 yılında Hükûmetlerarası İklim Değişikliği Paneli (Intergovernmental Panel on Climate Change-IPCC) tarafından yapılmıştır. İklim değişikliği bakış açısıyla teknoloji transferi; “kamu, özel sektör, finansal enstitüler, STK’lar ve araştırma merkezleri gibi farklı paydaşlar arasındaki iklim değişikliği ile mücadelede azaltım ve uyuma yönelik bilgi birikimi, deneyim ve ekipman akışını sağlayan süreçler bütünü” olarak tanımlanır. Bu tanıma göre, kapsayıcı bir kavram olan “transfer” teknolojilerin ülke içindeki yayılımını ve ülkeler arasında teknoloji iş birliklerini de içermektedir. Transfer konusu, ilgili ekipmanların satılması veya kiralanmasının ötesine geçip teknolojiyi anlama, kullanma ve geliştirmeye ilişkin öğrenme sürecini yani bilginin ve hakların transferini de içerir (Metz, Davidson, Martens, Rooijen, & Mcgrory(Ed), 2000, s. 3).

1992 yılında kabul edilen Sözleşme metninde teknoloji çeşitli maddeler içerisinde geçmekte ve böylelikle konuya ilişkin genel bir çerçeve çizilmektedir. BMİDÇS altında teknoloji başlığına dair maddelerin ilgili kısımları aşağıda sıralanmaktadır:

Madde 4.1.(c): “… sera gazı salımlarını kontrol eden, azaltan veya önleyen uygulama ve işlemlerin teşvik ve geliştirilmesinde, uygulanmasında ve teknoloji transferi dâhil yayılmasında iş birliği…”
Madde 4.3. : “… gelişmiş ülkeler önlemlerin uygulanmasının gerektirdiği mali kaynakları, teknoloji transferi de dâhil, karşılayacaklardır …”
Madde 4.5.: “Gelişmiş Ülke Tarafları gelişme yolundaki ülkeler Taraflarına Sözleşme hükümlerini uygulayabilmelerini sağlayabilmeleri için, çevreye uyumlu teknolojilerin ve bilginin transferi veya bunlara erişilmesini sağlamak için uygun görülecek destek, kolaylık ve finansman önlemlerini sağlayacaklardır. Bu süreçte, gelişmiş ülke Tarafları, gelişme yolundaki ülke Taraflarının yerel kapasitelerinin ve teknolojilerinin geliştirilmesini ve güçlendirilmesini destekleyeceklerdir. Bunu yapabilecek durumdaki diğer Taraflar ve örgütler de bu tür teknolojilerin transferinin kolaylaştırılmasında yardımcı olabileceklerdir.”
Madde 4.7.: “Gelişme yolundaki ülke Taraflarının Sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmelerindeki başarı derecesi, gelişmiş ülke Taraflarının Sözleşme kapsamındaki mali kaynaklar ve teknoloji transferine dair yükümlülüklerini yerine getirmedeki etkinliğe bağımlı olacak, ….”
Sözleşmenin kabulünden ve yürürlüğe girmesinden sonra ilk olarak 2001 yılında kurulan teknoloji çerçevesi 5 ana eksende şekillenmiştir: Teknoloji ihtiyaç değerlendirmesi (Technology Need Assessment - TNA), teknoloji bilgisi, kolaylaştırıcı ortam, kapasite geliştirme ve teknoloji transfer mekanizması. Sonrasında 2007 yılında Taraflar Konferansı’nda kabul edilen Bali Eylem Planı ile BMİDÇS’nin amacına ulaşması için küresel emisyonlarda önemli azaltımların yapılması gerekliliği tanımlandıktan sonra Sözleşmenin etkin ve kalıcı bir şekilde uygulanması için yeni bir sürecin başlatılmasına karar verilmiştir. Bali Eylem Planı yapı taşlarının içerisinde teknoloji konusu da yer almıştır. Ortak Vizyon, Azaltım, Uyum, Teknoloji Transferi, Finansman olarak belirlenen yapıtaşları 2007 tarihinden sonra BMİDÇS’nin temel müzakere konuları haline gelmiştir.

Nihayetinde 2010 yılında BMİDÇS altında teknoloji mekanizması kurulmuştur. Tüm bu gelişmeler değerlendirildiğinde; iklim değişikliği ile mücadelede teknoloji unsurunun kullanılması ve etkinleştirilmesi, yakın geçmişe kadar BMİDÇS altındaki müzakerelerde bile azaltım hedefleri, gelişmekte olan ülke faaliyetleri ve finansa ilişkin müzakerelerden sonra ikinci sırada gelmiştir. Fakat zaman içerisinde BMİDÇS altındaki müzakerelerde teknoloji konusu “marjinal” bir başlıktan “önemli” bir alana doğru evrilmiştir. Bu evrim özellikle Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkeler tarafından teknoloji fonlamasına ve teknoloji kurumlarına verilen önem sonrasında gerçekleşmiştir (Morgan Bazilian, 2008, s. 1). Yukarıda kısaca anlatılan BMİDÇS’nin teknoloji başlığı açısından önemli dönüm noktaları Tablo 1’de özetlenmektedir.


Tablo 1. BMİDÇS Altında Teknoloji Geliştirme ve Transferi

BMİDÇS ALTINDA TEKNOLOJİ GELİŞTİRME VE TRANSFERİ

1992: Rio Konferansı

Gündem 21 ve BMİDÇS’nin de içinde bulunduğu 3 tane Rio sözleşmesi kabul edildi. Gündem 21’in 34. Bölümü; çevre dostu teknolojilere, teknolojik iş birliğine ve kapasite oluşturmaya odaklanmaktadır. 

1992: Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi

Teknoloji konusu madde 4, paragraf 1(c), 3,5 ve 7’de ele alınmaktadır.

2001: Marakeş Uzlaşmaları

7. Taraflar konferansında kabul edilen Marakeş Uzlaşmaları, BMİDÇS madde 4 paragraf 5’in uygulanmasına yönelik bir çerçeve içermektedir ve bu konu teknoloji transfer çerçevesi olarak adlandırılmaktadır.

2007: Bali Eylem Planı

13. Taraflar Konferansı’nda kabul edilen Bali Eylem Planı teknoloji transferini içeren uzun dönemli iş birliği konusunu kapsamaktadır.

2008: Poznan Programı

14. Taraflar Konferansı’nda Teknoloji Transferine ilişkin Küresel Çevre Fonu (GEF) Poznan Stratejik Programı kabul edilmiştir. Program iklim teknolojileri transferine yatırım seviyesini artırmayı amaçlamaktadır.

2010: Kankun Anlaşması

16. Taraflar Konferansı’nda kabul edilen Kankun Anlaşması ile birlikte TEC ve CTCN’den oluşan teknoloji mekanizması kurulmuştur.

2012: Doha İklim Geçidi

18. Taraflar Konferansı CTCN’in ev sahibi olarak UNEP’in başında olduğu konsorsiyumu seçmiştir. Taraflar CTCN’in danışma kurulu hakkında çalışmış ve TEC’i tam işler hale getirmiştir.

2015: Paris Anlaşması

21. Taraflar Konferansı’nda kabul edilen Paris Anlaşması’nın 10. Maddesi teknolojiye ilişkindir. Anlaşmaya göre; teknoloji geliştirme ve transferinin önemine ilişkin uzun vadeli bir vizyon tüm taraflarca paylaşılmakta, yeni bir teknoloji çerçevesi oluşturulmakta, uluslararası iş birliğinin güçlendirileceği, gelişmekte olan ülkelere finansal yardım da dâhil teknolojik destek sağlanacağı ve Teknoloji Mekanizmasının Anlaşma’ya hizmet edeceği belirtilmektedir. Ayrıca Konferans’ta teknoloji ve finans mekanizması arasındaki bağlantıya ilişkin önemli bir karar çıkarılmıştır.

TEKNOLOJİ MEKANİZMASI

Kankun Anlaşması ile kurulan Teknoloji Mekanizması; sözleşmenin altında teknoloji transferine ilişkin TNA ve kapasite oluşturmayı içeren geleneksel yaklaşımı bir adım öteye taşımıştır. Daha dinamik bir yapı ile kamu-özel ortaklıklarını, inovasyonu desteklemeyi, teknoloji yol haritalarını kullanmayı, gelişmekte olan ülkelerin teknoloji transferi taleplerine cevap vermeyi, ortak Ar-Ge faaliyetlerine ortam sağlamayı içermektedir. Mekanizma, amacına ulaşmasını sağlayacak birbirini tamamlayan iki yapıdan oluşmaktadır. TEC (Teknoloji İcra Komitesi) ve CTCN (İklim Teknoloji Merkezi ve Ağı) iklim teknoloji faaliyetlerini geliştirmek için beraber çalışmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerin iklim teknolojilerini geliştirme ve transferi konusundaki politikaları TEC ve uygulamaları CTCN aracılığıyla desteklemektedir (UNFCCC, 2016).



Şekil 1. Teknoloji Mekanizması Yapısı

Teknoloji İcra Komitesi (Technology Executive Committe-TEC)
Teknoloji Mekanizmasının “lokomotifi” olarak düşünülen Teknoloji İcra Komitesi’nin işlevleri;
• Teknolojilerin geliştirilmesi ve transferini kolaylaştıracak eylem, politika ve program tavsiyelerinde bulunmak,
• Kamu, özel sektör, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ile akademi ve araştırma topluluğu arasında iş birliğini geliştirmek,
• Teknolojinin geliştirilmesi ve transferinin önündeki engellere ilişkin tavsiyelerde bulunmak,
• İlgili uluslararası paydaş ve girişimlerle iş birliği yaparak teknoloji faaliyetleri arasında tutarlılığı sağlamak,
• Ulusal, bölgesel ve uluslararası seviyede teknoloji yol haritalarının ve eylem planlarının geliştirilmesini ve kullanılmasını teşvik etmek
olarak sıralanmaktadır. Söz konusu komite toplantılarına ve çalışmalarına 2012-2014 yılları arasında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı temsilcileri üye olarak katılım sağlamıştır. TEC üyeliği günümüze kadar ülkemizin BMDİÇS altında yürüttüğü ilk ve tek üyeliktir.
Komite çalışmaları kapsamında azaltım ve uyum teknolojilerine ilişkin engeller ve söz konusu teknolojilerin geliştirilmesini sağlayan faktörlere yönelik çalışmalar yapılmakta, teknik dokümanlar hazırlanmakta, paydaş kuruluşlarla iş birliği ortamının geliştirilmesi amacıyla tematik diyalog oturumları gerçekleştirilmektedir.

İklim Teknoloji Merkezi ve Ağı
Teknoloji Mekanizmasının bir diğer bileşeni olan İklim Teknoloji Merkezi ve Ağı (Climate Technology Centre and Network-CTCN) gelişmekte olan ülkelerin enerji verimliliği, düşük karbon ve iklim dirençli kalkınma amacıyla talep ettikleri iklim teknolojilerinin geliştirilmesi ve transferi konusunda çalışmaktadır. CTCN temel olarak üç alanda faaliyet göstermektedir: Gelişmekte olan ülkelere teknik destek sağlama, iklim teknolojilerine ilişkin bilgiye erişimi sağlama ve iklim teknolojileri paydaşları arasında iş birliğini geliştirme.

Bir merkez ve ağdan oluşan CTCN, Ulusal Yetkilendirilmiş Kuruluşlardan (National Designated Entity-NDE) gelen talepleri karşılamaya çalışmaktadır. Ülkemizde NDE olarak TÜBİTAK MAM Çevre ve Temiz Üretim Enstitüsü belirlenmiştir. NDE’lerin görevleri arasında ülkedeki iklim teknoloji merkezi ve ağı çalışmalarında odak noktası olarak hareket etmesi, merkeze yapılacak olan ulusal başvuruları yönetmesi ve talepleri önceliklendirmesi, ulusal kalkınma ve iklim stratejileri ile uyumlu olarak iklim teknolojileri kapsamında öncelikli ihtiyaçların tanımlanması bulunmaktadır.

CTCN kapsamındaki “ağ-network” ise ulusal teknoloji merkezleri ve enstitüleri; bölgesel iklim teknoloji merkezleri ve ağları; hükûmetler arası, uluslararası, bölgesel ve sektörel kuruluşları; teknolojilerin geliştirilmesi ve transferine katkıda bulunabilecek ortaklıkları ve teşebbüsleri ve araştırma, akademik, finansal, hükûmet dışı, özel sektör ve kamu sektörü kuruluşları, ortaklıkları ve teşebbüslerini içeren ilgili enstitüleri kapsamaktadır. Mevcut durumda CTCN ağında 130’dan fazla ülke yer almaktadır (UNFCCC, 2016).

Teknoloji İhtiyaç Değerlendirme Çalışmaları

Teknoloji İhtiyaç Değerlendirmesi (Technology Need Assessment - TNA) temel olarak gelişmekte olan/az gelişmiş ülkeler tarafından gerçekleştirilmekte ve Sözleşme kapsamında desteklenmektedir. TNA, teknoloji transferinin temeli olarak görülmektedir. TNA’nın amacı öncelikli teknoloji ihtiyaçlarının belirlenmesi, analiz edilmesi ve bu çalışmanın çevre dostu teknolojiler ve programlar için temel oluşturmasının sağlanmasıdır. Aynı zamanda TNA sonunda uluslararası mekanizmalar çerçevesinde fonlanmak üzere geliştirilen projeler için de önemli bir altyapı oluşmaktadır.

Küresel Çevre Fonu (GEF) şu ana kadar 80’den fazla gelişmekte olan ülkede TNA projelerini desteklemiştir. Bu ülkeler ağırlık olarak Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerine dağılmış durumdadır. TNA çalışmasının bir sonraki aşaması ulusal kalkınma öncelikleriyle tutarlı ve iklim değişikliğine hitap eden ulusal teknoloji eylem planlarının hazırlanmasıdır.

Ülkemizde 2012-2014 yılları arasında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve TÜBİTAK ortaklığında sanayi sektörü özelinde TNA çalışması gerçekleştirilmiştir. Söz konusu çalışmanın “kapasite geliştirme” aşaması için hazırlanan kitaplara http://sgm.sanayi.gov.tr/DocumentList.aspx?catID=5663&moduleID=6&lng=tr adresinden ulaşılabilmektedir.

Değerlendirme

Çevre sorunları konu olduğunda teknoloji transferi çözüm listelerinin başında gelmektedir. Sera gazı azaltımının sağlanabilmesi için ortaya konacak bütün çözümlerde teknolojinin kilit bir görev üstlendiği, ancak yalnız teknoloji geliştirmenin ve transferinin de yeterli olmadığı bir gerçektir. Transfer sürecinde teknolojinin doğru seçimi de son derece önemlidir. Teknoloji transferi ile başlayan süreç teknoloji geliştirme yeteneği kazanmaya evrilmelidir. Bu bağlamda Ar-Ge’ye ayrılan finansın artırılması ve uzun dönemli Ar-Ge yeteneği kazanılması gerekmektedir. Teknoloji açısından diğer önemli bir konu ise teknolojilerin yayılımıdır. Dünyada emisyon azaltımı sağlayan birçok teknoloji vardır fakat kullanımları sınırlıdır ve yeterince yaygınlaşmamışlardır. Bu konu da önemle üzerinde durulması gereken bir alandır.

Teknoloji transferi yoluyla gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında bilgi farkının azalacağı ifade edilir. Fakat teknoloji transferi tek başına teknolojik gelişmeyi garanti etmez. Ek olarak nitelikli insan sermayesi ve teknolojik yetenekleri yaratacak ve geliştirecek yerel imkân ve gayretler çok önemlidir. Bunun yanında çok uluslu şirketlerin tekelleşmeye varan konumları, güçlü Ar-Ge altyapıları ve kapasiteleri gelişmekte olan ülkeler ve şirketler için büyük bir dezavantaj oluşturmaktadır. Söz konusu dezavantaj Uzak Doğu ülkelerinin Ar-Ge çalışmasına dayalı teknoloji transferi süreci yoluyla teknoloji geliştirme ve üretme yeteneklerini artırması ile kırılmıştır (Ayan, 2002, s. 240,242).

Teknoloji transferi tek başına teknolojik gelişmeyi ve çevresel iyileştirmeyi garanti etmez.

Teknoloji transferinin emisyon azaltımını sağlayacağı görüşünün aksine mevcut yapı ve teknolojiyi ele alış biçimiyle hedeflenen azaltımın gerçekleşemeyeceği görüşü de hakimdir. Kuzey-güney iş birliği çerçevesinde gerçekleştirilen tüm teknoloji transfer çalışmaları göz önüne alındığında, gelişmekte olan ülkelere, çok uluslu şirketlerin yaptıkları yatırımların, çevre dostu teknolojilerin transferine hız verdiğini ya da çevre koruma yatırımlarını yeterince desteklediğini söylemek pek mümkün değildir (Mengi, 2007, s. 49).
Teknolojinin çevreyle ilişkisi göz önüne alındığında etkili bir küresel iklim değişikliği yönetimi ve çözümü adına teknoloji transferine kritik bir rol biçilmektedir. Fakat teknoloji konusu iklim değişikliğinden daha geniş bir kavramdır. Tüm ekonomik sektörlerde konuya ilişkin birçok faaliyet vardır. Düşük karbon teknolojilerinin geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve transferi ve bunlara ilişkin yatırım sorunlarının aşılması iklim değişikliği kadar enerji ve ekonomi politikalarının da konusudur. Teknoloji konusu geniş kapsamı sebebiyle BMİDÇS’nin sınırlarını ve amacını aşmaktadır. BMİDÇS altında teknolojiye ilişkin fikri mülkiyet hakları gibi bazı konularda ilerleme kaydedilememesinin sebeplerinden birisi de budur. Gelinen noktada BMİDÇS’nin çalışmaları sonucunda teknoloji transferinin iklim değişikliği ile mücadelede önemli bir araç olduğu, transferin önündeki engellerin henüz tam olarak aşılamadığı fakat aşılması yolunda önemli ilerlemeler kaydedildiği görülmektedir.

KAYNAKÇA
Ayan, A., Dünden Bugüne Türkiye'de Bilim ve Teknoloji ve Geleceğin Teknolojileri, İstanbul, Beta Basım Dağıtım, 2002.
Mengi, A., Çevre ve Politika. Başka Bir Dünya Özlemi, Ankara, İmge Kitapevi, 2007.
Metz, B., Davidson, O., Martens, J.-W., Rooijen, S. V., & Mcgrory(Ed), L. V., "IPPC Special Report: Methological and Technological Issues in Technology Transfer: Summary for Policymakers", 2000, Cambridge: Cambridge University Press, http://www.ipcc.ch/ipccreports/sres/tectran/index.php?idp=0 (Erişim Tarihi: 08.03.2016)
Morgan Bazilian, H.L. (2008). "Considering technology within the UN climate change negotiations". IOP Conference Series Earth and Environmental Science, Amsterdam, Energy Research Centre of The Netherlands, s. 1-61.
UNFCCC (United Nations Framework Convention Climate Change), Technology Mechanism: Enhancing climate technology development and transfer, 2016. http://unfccc.int/ttclear/misc_/StaticFiles/gnwoerk_static/TEM/0e7cc25f3f9843ccb98399df4d47e219/174ad939936746b6bfad76e30a324e78.pdf. (Erişim Tarihi: 03. 03.2016)
Vollebergha, H.R.J. ve Kemfert, T.J., “The role of technological change for a sustainable development”, Ecological Economics, C.54, 2005, s.133– 147.