İçindekiler
Dergi Arşivi

Temiz Teknolojiler Girişimcilik Programı 3.Yılında

 

Global Cleantech Innovation Programme (GCIP) Türkiye'de, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı himayelerinde ve TÜBİTAK'ın ev sahipliğinde, Birleşmiş Milletler Sınai ve Kalkınma Teşkilatı (UNIDO) ile 2014 yılında yürütülmeye başlandı.

Gelecek Vaat Eden Temiz Teknoloji İş Fikirlerini arıyor, kaynak sağlıyor ve teşvik ediyoruz" sloganı ile Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 7 ülkede sürmekte olan programda, başta Eğitim ve Mentorluk destekleri olmak üzere, Tanıtım ve Sermayeye Ulaşım kilit aktiviteleri ile ülkemizdeki temiz teknoloji girişimlerini destekleniyor.

Ulusal ve Uluslararası olmak üzere iki farklı aşamada yürütülen ve içeriğinde bir de yarışma barındıran GCIP hızlandırıcı programında başarılı ekipler Kasım ayındaki Global Girişimcilik Haftasında San-Francisco’da düzenlenen Global Forum’da hem çeşitli aktivitelere katılıyor hem de diğer ülke ekipleri ile yarışma olanağı buluyor.

Bu sayıda GCIP-Türkiye 2015 programında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Özel ödülünü kazanan TYT Enerji ile Ulusal Birinci ve San-Francisco Global Forum’da en iyi ikincilik (Best Runner Up) ödülünü alan Pozitif Enerji’nin girişimcilik hikâyelerine yer veriyoruz.

POZİTİF ENERJİ - www.positivenerji.com/
Soner HACIHALİLOĞLU - Pozitif Enerji Kurucu Ortağı

1- Sizce Pozitif Enerjiyi sektörde faaliyet gösteren benzeri diğer firmalardan ayıran özellik nedir?
Pozitif Enerji Temmuz 2014 yılında enerji alanında 8 yıllık bir tecrübeye sahip 3 mühendis tarafından Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü Teknoloji Merkezinde KOSGEB ArGe desteği ile kuruldu. Kurucuların özellikle enerji verimliliği alanında ulusal ve uluslararası alanda proje ve operasyon yöneticiliği yapmış olması bu alanda mevcut teknolojilerin hangi yönden eksik olduğunu ve pazarın neye ihtiyacı olduğunu görmeleri bu projeye başlamalarında en büyük etken oldu.

Pozitif enerji olarak ilk yola çıkarken aslında piyasanın enerji ve sayaç uzaktan okuma sistemi üzerine odaklandık. Bu teknolojinin akıllı binalarda kullanılacak olan bir sistem olduğundan yola çıktık. Ancak daha sonra sahada 100 ün üzerinde bina yöneticisi ve otomasyon mühendisi ile yapmış olduğumuz görüşmeler neticesinde gerçek ihtiyacın cihazları uzaktan açıp kapamak veya enerji tüketimini ölçmek değil gün içinde enerjinin nasıl tüketildiğini analiz etmek olduğunu anladık. Kendi buluşumuzda ısrar etmek yerine piyasanın neye ihtiyacı olduğunu görerek projemizin yönünü değiştirdik. Bu noktadan sonra özellikle ticari binalarda ve zincir mağazalarda bu teknolojinin kabul oranı çok hızlı bir şekilde olumlu yönde değişti. Bu aşamadan sonra en önemli ikinci aşamamız sistemi satmak yerine kiralama modeline geçmemiz oldu.

Bu tür sistemlerde esas olan enerji tasarrufu yaptırmak. Bütün firmalar ilk yatırım maliyetini düşürmek için çok büyük çalışmalar yapıyor. Bizim iş modelimiz ile firmalar yeni bir bütçe ayırmak yerine sistemi kiralayarak yapmış oldukları enerji tasarrufu üzerinden sistemin maliyetini ödedikleri için bu yöntem en cazip bir sistem halini almıştır.

1- Girişimcilik yolculuğunuzda şu ana kadar hangi aşamaları geride bıraktınız?
Tüm bu girişimcilik süreçlerden geçerken fark ettiğimiz en büyük sıkıntı Türkiye’de girişimciler için uygun hızlandırıcı programların eksikliği olmuştur. Yeni bir firma kurarken yatırımcı ile nasıl görüşme yapılır, nasıl sunum yapılır, yol haritası ve iş planı nasıl hazırlanır? Bu tür önemli ayrıntıları öğreten bir merkezin olmamasının eksikliğini çok hissettik. Tam bu noktada E-Tohum Programında ilk 15’e seçilerek bu alanda önemli bir eksikliğimizi tamamladık. 2014 yılında Luxemburg hükümetinin Inovasyon haftası etkinliğinde Türkiye’den en iyi teknoloji girişimcisi seçildik. Bu bizim aldığımız ilk uluslararası ödül oldu. Daha sonra Avrupa Birliği Bulut ödüllerinde ( Eurocloud ) Innovasyon alanında en iyi 3 firma arasına girdik. Bu başarılarımız sonucunda su anda IBM – Microsoft ve Amazon gibi firmaların enerji veri analizi alanında seçilmiş ortak firması olduk.

Positive Enerji olarak 2015 yılında Avusturya merkezli enerji alanında yatırım yapan bir yatırım grubundan ilk yatırımımızı aldık. Bu yatırım ile EnerjiSA’nın esk CFO su Bernhard Raberger ilk yatırımcı olarak Pozitif Enerjiye ortak oldu. Ardından 2015 yılının son aylarında “Şirket Ortağım” liderliğinde bir yatırım grubu ile ikinci tur yatırımımızı da alarak ekibi ve firmayı daha da güçlendirdik.

Ekibimiz su anda 3 mühendis ile ArGe çalışmalarını devam ettirmektedir. Yılsonuna doğru toplam 12 kişilik bir ekip ile gerek Türkiye de gerekse Avrupa ve MENA bölgelerine açılmayı hedeflemekteyiz.

2- GCIP-2015 Türkiye Programında ulusal ve uluslararası arenada derece aldığınız projenizden bahseder misiniz?
Enerji verimliliği kategorisinde katıldığımız GCIP programında 2015 yılı ulusal birincisi ve GCIP’nin uluslararası aşaması olan San Fransisco’da gerçekleşen Global Forum’da ikinci (Best Runner-up) olma başarısın gösterdik. Bu bizim uluslararası alanda aldığımız en büyük ödül oldu.
GCIP programına katıldığımız EnBeacon projesi; enerji tüketim noktalarını, insan davranışlarını, bina kullanım alışkanlıklarını ve çevresel faktörleri gerçek zamanlı analiz eden sürdürebilir bir enerji yönetim sistemidir. Kısaca EnBeacon, binanın yaşam döngüsünde gerçek zamanlı, 7/24 çalışan ve bina / kurum yöneticilerine sanal enerji danışmanlığı yapan bir donanım ve yazılım sistemi bütünüdür.
Günümüzde gelişen bulut teknolojisi ve nesnelerin interneti teknoloji ile artık Ticari ve konut binaları insanlardan bağımsız çalışan nesneler olmaktan çıkıp insanlar ile iletişime geçen ve beraber çalışan bir varlık haline geldi. Binalardan alınan enerji tüketimi bilgisi ve verisi son kullanıcıların anlayacağı hale geliyor. Akıllı ve yaşayan binaların zamanı geldi.

Akıllı enerji analizi teknolojisi ile binaların yapısı, kullanım alışkanlıkları ve çevre şartları gerçek zamanlı analizler ve karar destek sistemi ile bina kullanıcılarına binanın hayat döngüsünün nasıl olduğu hakkında bilgi vermektedir. Bu sayede enerjiyi ne kadar değil NASIL tükettiklerin görebilmekteler ve kayıp, kaçak noktalarını tespit edip otomasyon sistemini daha doğru yönetebilmektedirler.

Yararları
- Kolay ve Verimli Yönetim: Enerji Analizi teknolojisi ile gerçek zamanlı veri analizi ile binanızda kurulu olan sistemler ile her zaman iletişimde kalmanız sağlanacak ve sistemin analizi sunulacaktır.
- Enerji Tüketim Analizi: ıs, nem,CO2, ışık sensörü ile binadaki enerji yoğunluk analizi yapılacak ve enerji tüketim alışkanlıklarını tespit edeceksiniz. Bu sayede kurulu otomasyon sisteminin sabit senaryosuna bağlı kalmadan sürekli analiz ile enerji tüketim noktalarını görmüş olacaksınız.
- Prediktif Analiz: Mevcut enerji profilnize ve bina kullanım alışkanlıklarına göre mevcut enerji tüketiminize göre ileriye dönük hava durumuna enerji piyasası fiyatlarına ve enerji profilinize göre enerji tüketim tahmini oluşturacak ve bütçenizde buna uygun planlama yapmanız sağlanacak.
3- Aldığınız bu dereceler girişimcilik yolculuğunuzun sonu mu, Yoksa yeni başka hedefleriniz de var mı?
Pozitif Enerji’nin hedefi Enerji Analizi alanında hem donanım hem de bulut tabanlı bir veri analizi platformuna sahip olan global bir ‘Sürdürebilir Enerji Yönetimi’ firması olmak. Şu anda bu yönde ilk adım olarak Berlin merkezli Avrupa’nın en büyük Cleantech Merkezlerinden biri olan Berlin Cleantech Hub’da yerimizi almak ve firmanın Avrupa merkezini açmak için çalışmalara başladık. Bunun yanında stratejik bir Pazar olarak gördüğümüz MENA bölgesinde stratejik ortak ile projelerimize başlamak istiyoruz.

4- Temiz Teknoloji alanında çalışan diğer girişimcilerinde 2016 ve devam eden yıllarda GCIP süreçlerinde yer almalarını önerir misiniz?
Bizce, GCIP’nin diğer hızlandırıcı programlardan en önemli farkı bir gün sunum yapıp ertesi gün ödül verilen bir program olmaktan öte geliştirilen projenin pazarlama stratejisi, iş planı, finansal tablolar ve hedef /pazar strateji ile birlikte bir bütün olarak ele alınan bir program olması. Bu niteliği ile klasik bir yarışma olmaktan daha öte, girişimcinin ciddi bir iş geliştirme sürecine dahil edildiği mini MBA tadında bir hızlandırıcıdır. Özellikle GCIP kapsamında uluslararası mentorler ile yaptığımız görüşmeler Pozitif Enerji’yi global bir oyuncu olma yolunda daha hızlı adımlar atmaya yöneltmiştir. Bu bizce Türkiye’deki teknoloji girişimcilerinin ihtiyaç duyduğu en önemli noktadır.

TYT ENERJİ - www.tytenergy.com/tr
Cemil Cihan ÖZALEVLİ - TYT Enerji Kurucu Ortağı
1- TYT Enerji Kimdir ve ne yapar?

TYT, rejeneratif, yani kaynakların hem sürdürülebilir hem de yenilenebilir olduğu bir geleceğe ulaşmak için farklı enerji üretim sistemlerini birleştiren teknolojiler geliştiren inovatif bir teknoloji ve Araştırma-Geliştirme şirketidir. TYT ekibi olarak, YGA’da (Young Guru Academy) tanıştık. Harvard’ın global ortağı olan YGA, sosyal bilinçli liderler yetiştirmek vizyonuyla 2000 yılında Türkiye’de kurulan uluslararası bir liderlik okulu. YGA’da sosyal sorumluluk projelerinde aktif olarak sorumluluk alan gönüllüler teknik bilgilerini de geliştirme fırsatı buluyor. Şirketimizin vizyonu, daha iyi bir Türkiye ve daha bir dünya hayali ile bir araya gelen YGA gönüllülerinden oluşan ekibimizin vizyonu ile örtüşüyor. Birlikte başarma ikliminin hakim olduğu şirketimizde, hatalar gelişim için çok değerli deneyimler olarak görülüyor. “Bensiz” inovatörlerin bir araya geldiği TYT ekibinde, ne yapıldığından çok kiminle, neden ve nasıl yapıldığına odaklanıyoruz.

2- Ekibin bir araya geldiği günden itibaren nasıl bir süreçten geçilerek bu günlere geldi?

TYT ekibi 2012’de bir araya geldi. Bir araya geldiğimiz günden itibaren çeşitli projeleri hayata geçirdik. TÜBİTAK desteği ile tamamladığımız ilk proje olan GeoSolar’da, jeotermal enerji ile yoğunlaştırılmış güneş enerjisini birlikte kullanarak dünyada bir ilke imza attık. GeoSolar’da, Aydın’ın Germencik ilçesinde bulunan Gümüşköy Jeotermal Enerji Santrali’ne yoğunlaştırılmış güneş enerjisi sistemi entegre ettik. İkinci projemiz HydroSolar ise fotovoltaik (PV) panellere alternatif kurulum alanları yaratmak üzerine olan, yüzer güneş enerjisi sistemleri üzerine. Kurduğumuz sistem Türkiye’de türünün ilk örneği oldu. Enerji depolama alanında ise, YGA ile ısı enerjisi depolama üzerine bir proje yürüttük. Bu proje sonucunda çıkan ürün sayesinde, güneş enerjisi sistemi yardımı ile üretilen enerjiyi termal batarya içerisinde ısı enerjisi olarak depolayabilen bir sistem geliştirdik. Soğutma veya ısıtma için kullanılabilen bu sistem, süt soğutma merkezlerinden soğuk hava depolarına kadar birçok alanda fayda sağlayacak bir proje oldu. Kaynağı kitlesel fonlama ile yaratılan projenin ilk fazı tamamlandı, ikinci fazının ise Nisan 2016’da tamamlanması bekleniyor. Çalıştığımız üç alanın da iki ortak özelliği var. Birincisi, hepsinde güneş enerjisini kullanıyoruz. İkincisi ise farklı bir teknoloji ile güneş enerjisini destekliyoruz. Güneş enerjisinin eksik kaldığı yerde, diğer teknolojiler tamamlayıcı rol üstleniyor. Her şeyden önemlisi, hep birlikte dünyada hem sürdürülebilir hem de yenilenebilir gelecek için bir adım daha atmış oluyoruz.

3- Bundan sonrası için hedefleriniz neler?
Bugüne kadar birçok kilometre taşına ulaştık, bundan sonraki süreçte ise HydroSolar’ı daha yaygın hale getirmek istiyoruz. Kara ve çatı kurulumlarına göre daha çok verim elde eden HydroSolar’ın yaygınlaşması için Zorlu Enerji ile birlikte yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Haziran 2016’da Zorlu Enerji Grubu’na ait Erzincan’da bulunan Tercan Hidroelektrik Santrali’nde 60 kW’lık bir yüzer güneş enerjisi sistemi kurulumu yapacağız. Projede ince film güneş paneli kullanılacak ve bu anlamda dünyada ince film teknolojisi ile kurulan ilk yüzer sistemi hayata geçirmiş olacağız. Ondan sonraki süreçte ise HydroSolar’ın yüzdürücü plastik aksanlarının üretimi için bir hedefimiz var. Şu an projede kullanılan aksanları farklı alt yüklenicilerden temin ediyoruz ancak bizim hedefimiz yüzdürücü altyapının kendi üretimimiz olması. Bu altyapıyı şirketimiz bünyesinde kurmak için 2017’nin ilk çeyreğinde Sanayi Bakanlığı Teknoyatırım destek programına başvurmayı planlıyoruz.

4- GCIP'de yer aldığınız aynı zamanda “Bilim Sanayi ve Teknoloji Özel Ödülü”nü kazandığınız iş fikriniz ve bu iş fikrini taşımak istediğiniz yer neresi?
GCIP’e su rezervuarlarına güneş enerjisi sistemi kurulabilmesini sağlayan, HydroSolar projemiz ile başvurduk. HydroSolar’ın ilk prototipi olarak Mersin’in Mut ilçesinde bulunan Azmak 2 HES’te kurulan 10 kW’lık sistemi Tübitak desteği ile geliştirdik. ArGe çalışmalarına Eylül 2013’te başladığımız ve Ekim 2014’te devreye aldığımız HydroSolar Türkiye’de kurulan ilk yüzer güneş enerjisi sistemi oldu. Kurulum sırasında edindiğimiz deneyimler doğrultusunda, HydroSolar tasarımımızı yeniledik ve çok daha maliyet etkin ve çevreye duyarlı bir tasarım ortaya çıkardık. Bu tasarım ile de Türk Patent Enstitüsü’ne patent başvurumuzu yaptık.

HydroSolar projesi, güneş enerjisi alanında yaptığımız çalışmalar sırasında sahada karşılaştığımız problemlere çözüm ararken ortaya çıktı. İlk problem panellerin sıcaklık artışı ile verim kaybı yaşaması. PV güneş panelleri, teknolojisinden dolayı 250C’de optimum verimde çalışıyor. Özellikle yaz günlerinde, panellerin sıcaklığı 500C’nin üzerine çıkıyor ve verimlilik %17’den %13’lere kadar düşüyor. Işınımın en yüksek olduğu yaz dönemlerinde, düşük verimde enerji üretimi sağlanıyor. İkinci problem ise uygun arazi bulma zorluğu. Türkiye’nin %36’sı tarım arazisi. Bu arazilere doğal olarak güneş enerjisi sistemi kurulumu mümkün değil. Kalan arazilerin de çoğunlukla dağlık, engebeli alanlarda ve elektrik iletim hatlarına uzak olduğunu gördük. Birçok şirkette çalışan mühendislerin, sahada arazi aramak için mesai harcadığını biliyoruz. Üçüncü problem ise, güneş enerjisi sistemleri ile ilgili değil ama bizce daha önemli. Dünyanın yaşadığı su problemi günden güne büyüyor. Coğrafyamızdaki birçok ülkede yaşamı daha güç hale getiriyor. The New York Times’tan Thomas Erdbrink’in yaptığı habere göre Suriye’nin 10 yıl önce yaşamaya başladığı gibi, İran da bugün su problemi yaşamaya başlıyor. Sadece yerüstü değil aynı zamanda yeraltı su kaynaklarının da azalması, büyük bir probleme yol açabilir. Sadece Ortadoğu değil ABD’de de bu problem mevcut. Los Angeles’ta bulunan içme suyu rezervuarında buharlaşmayı %80 oranında azaltmak için, plastik gölge topları kullanıldı, proje için 34,5 milyon dolar harcandı. HydroSolar ise tüm bu problemlere çözüm sunuyor:
- Su yüzeyine kurulan güneş panelleri, su kaynaklı soğutma sayesinde tasarım veriminde çalışıyor ve elektrik üretimi, kara kurulumlarına göre yıllık %15’e kadar artış gösteriyor.
- Hidroelektrik santral, arıtma tesisleri, sulama havuzları gibi tüm su rezervuarlarına kurulabilen HydroSolar, arazi gereksinimini ortadan kaldırıyor. Bu aynı zamanda, arazi tesviyesi ve konstrüksiyon kurulumu gibi maliyetleri de ortadan kaldırmış oluyor. - Kurulan yüzer güneş enerjisi sistemi güneş ile direkt teması kestiği için, kurulu olduğu alanda buharlaşmayı %60 azaltıyor. - Sistemin en önemli katkılarından biri de kurulum sürelerinin, kara kurulumlarına göre üç kat daha kısa sürmesi. Böylece sistem yatırım maliyetleri düşüyor.

5- Orta ve uzun vadede kendinizi nerede görüyorsunuz?
Bu sistem Türkiye’de yaygın olarak kullanılmıyor ve biz bu sistemi Türkiye içinde ve dışında yaygınlaştırmak istiyoruz. Geliştirdiğimiz sistem, devlete ekstra bir maliyet çıkarmadan, yenilenebilir enerji alanındaki iki önemli engeli ortadan kaldırıyor. Türkiye’de yaygın olarak kullanılmamasının sebepleri, Türkiye’nin mevcut elektrik iletim ve dağıtım altyapısının ne yazık ki yenilenebilir enerji kaynaklarındaki süreksizliği kaldırabilecek düzeyde olmaması ve aynı zamanda trafo merkezlerinin mevcut kapasitesinin daha yüksek kurulumlara imkan sağlamaması. Altyapının ve trafo merkezlerinin yenilenmesi için gereken kaynağın yüksek olması da, yenilenebilir enerji kapasitesinin artışını sınırlandırıyor. Fakat Türkiye’de yenilenebilir enerji alanında özel şirketlerin büyük bir iştahının bulunduğunu biliyoruz. Geçtiğimiz yıl içerisinde açılan 600MW’lık lisans çağrısına gelen 9000MW’lık başvurudan bunu kolaylıkla görebiliyoruz. Yani trafo merkezi kapasitesi problemi çözüldüğünde ve mevcut altyapının kullanımı verimli hale getirildiğinde yenilenebilir enerji sistemi kullanımı kesinlikle artacaktır. Bugün Türkiye’de kurulu olan HES’lerin tamamını inceledik. Su rezervuarı olan ve yüzeyine HydroSolar kurulabilecek santralların toplam kapasitesi 18.000MW. Bu kapasitenin tamamı için de trafo merkezi kapasitesi ayrılmış ve altyapısı tamamlanmış. Son 10 yılın verilerini incelediğimizde, bu HES’lerin yıl boyunca %40 oranında kullanıldığını görüyoruz. Yani su olmadığında HES’ler çalışmıyor ve su yaz aylarında olmuyor. Bizim önerimiz, GES’leri farklı arazilere kurmak yerine, HES rezervuarlarına kurup, mevcut altyapıyı kullanmak. Bu şekilde iletim hattı ve trafo merkezi kapasitesi kullanımını %40’tan %60’a çıkarmış olacağız. Bu kolay çözüm, devlete de enerji yatırımcılarına da büyük kazanımlar getiriyor. Bu sistem sayesinde iletim hatlarındaki kararsızlık azaltılmış olacak ve yenilenebilir enerji uygulamalarının önü açılacak. Bunun yapılabilmesi için, EPDK, Enerji Bakanlığı ve TEİAŞ tarafından bazı mevzuatlarda değişikliğe gidilmesi gerekiyor. Bu konuda da yetkili kişilere görüşlerimizi bildirdik.

Dünyadaki yüzer güneş enerjisi sistemlerinden en büyük farkımız, HES’leri odak noktasına koymamız. Tüm sistem HES’lerdeki su seviyesi değişimine ve bahar aylarında yaşanabilen taşkınlara uygun şekilde tasarlanıyor. Türkiye’de bulunan 18.000MW’lık HES kapasitesi, aslında 18.000MW’lık GES kapasitesi demek. Kapasite faktörünü %40’tan %60’a çıkaracak olan bu sistem, devleti de 2,5 milyar lira yatırım yapmaktan kurtarıyor. Gördüğünüz gibi Türkiye’de inanılmaz bir potansiyel var. Biz orta vadede Türkiye’de bu sistemlerin sayısını artırmayı ve Türkiye’nin enerjide bağımsızlığını kazanması için elimizden gelen katkıyı vermeyi hedefliyoruz. Uzun vadede ise, coğrafyamızda su problemi yaşayan ve yenilenebilir enerji yatırımlarını artırmak isteyen ülkelere HydroSolar’ı ihraç etmeyi amaçlıyoruz.