İçindekiler
Dergi Arşivi

Tescilli Tasarım Hakkı Sahibi Tarafından İleri Sürülebilecek Talepler Ve Açılabilecek Davalar

Dr. İsmail FİDAN/ Marka Uzmanı- Ticaret Hukukçusu (Türk Patent Enstitüsü)

 

 I. Giriş
Serbest rekabet, teknoloji kullanmadaki artış ve standardizasyona bağlı olarak piyasadaki üretici sayısı çoğalmış ve ürünler arasındaki kalite farkı ortadan kalkmaya başlamıştır. Kalite farkının azalması ve üretici sayısının çoğalmasıyla birlikte, ürünlerin görünümünün tüketici tercihlerini belirlemedeki etkisi de artmıştır . Diğer bir deyişle tüketici kalitesi aynı olan mallar arasında görünümü çekici olanı seçer hale gelmiştir. Eşyanın çalışma biçiminin veya üretildiği maddenin değil görünümünün önemli olmasıyla birlikte sanayiciler, ürünlerin dış görünümü için de ciddi miktarlarda harcama yapmak zorunda kalmışlardır. Tüm bu gelişmeler sonucu tasarım kavramının, ticari hayatta ki önemi ve yaygınlığı artmıştır .
Yaygınlaşması ve öneminin artması ile birlikte, tasarım kavramı, tasarımı yaratan, endüstri ve tüketici açısından ele alınmaya başlanmıştır. Bu çerçevede, ulusal kanunlar hazırlanmış, uluslararası anlaşmalara genel hükümler konmuş veya ayrı düzenlemeler yapılmıştır .

Avrupa ülkelerinde tasarım hukuku alanında özel düzenlemeler 18. yüzyılın sonunda yapılmasına karşılık, ülkemizde ki düzenlemeler yakın tarihte hazırlanmıştır. Ülkemizde endüstriyel tasarımlar konusunda kanuni düzenleme yapma amaçlı ilk çalışma, 1965 tarihli “Sınaî Resim ve Modeller” konulu kanun tasarıdır . Ancak 1965 tarihli Tasarı yasalaşmamıştır. Sonrasında ise tasarımlar konusunda kanuni düzenleme yapma amacıyla, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığında Mayıs 1993 tarihinde yeni bir komisyon kurulmuştur . Ancak bu çalışma da kanunlaşma ile sonuçlanmamış ve endüstriyel tasarımlar kanun hükmünde kararname ile düzenlenmiştir. Tasarım hukuku konusundaki ilk özel düzenleme olan 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 1995 yılında yürürlüğe girmiştir.

554 sayılı KHK kural olarak tescil edilmiş tasarımlara ilişkin hükümler ihtiva etmekte olup, KHK m.48 vd. maddelerinde ise tasarım hakkına tecavüz, tecavüz halinde açılabilecek davalar ve hak sahibi tarafından ileri sürülebilecek talepler düzenlenmiştir. Bu çerçevede tasarım hakkı sahibi ihtiyatî tedbir kararı verilmesini, delillerin tespitini, tasarımının taklidi ürünlere gümrüklerde el konulmasını veya tecavüz eden kişi aleyhine verilen mahkeme kararının ilgililere tebliğ ve kamuya ilân yoluyla duyurulmasını talep edebilir. Yukarıda belirtilen taleplerin yanı sıra tasarım hakkı tecavüze uğrayan tasarım hakkı sahibi hukuk ve ceza davaları da açabilir. Söz konusu hukuk davaları tecavüzün tespiti davası, tecavüzün durdurulması ve önlenmesi davası, tecavüzün giderilmesi davası ile tazminat davasıdır. Aşağıda tasarım hakkı sahibine tanınan bu haklar ve açabileceği hukuk davaları incelenmeye çalışılacak böylelikle hak sahipleri bir nebze aydınlatılmaya çalışılacaktır. Ancak Türk Ceza Kanunu ve Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun hükümleri kapsamında 01.01.2009 tarihinden itibaren 554 Sayılı KHK hükümleri kapsamında suç oluşması ve ceza verilmesi mümkün olmadığından, çalışmada ceza hükümlerine hiç değinilmeyecektir.

II. Tasarım Hakkı Sahibi Tarafından İleri Sürülebilecek Talepler
Tasarım hakkı sahibi, 554 sayılı KHK uyarınca ihtiyatî tedbir kararı verilmesini, delillerin tespitini, tasarımının taklidi ürünlere gümrüklerde el konulmasını veya tecavüz eden kişi aleyhine verilen mahkeme kararının ilgililere tebliğ ve kamuya ilân yoluyla duyurulmasını talep etme hakkını haiz olup söz konusu talepler aşağıda açıklanmıştır.

A-- İhtiyati Tedbir
İhtiyati tedbirler esas olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmekle(m.389 vd.) birlikte, KHK’nın 63 ve 64’üncü maddelerin de tasarım hukukundaki ihtiyati tedbirlere ilişkin özel hüküm bulunmaktadır. KHK’nin 65’inci maddesinde ise KHK’de özel hüküm bulunmayan hususlar da HMK’nun uygulanacağı belirtilmektedir. KHK’nin 63’üncü maddesine göre, tasarımın sağladığı hakları ileri sürmeye yetkili kişiler, dava sonucunda verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere ihtiyati tedbire karar verilmesini talep edebilir. İhtiyati tedbir talebi, dava açılmadan önce, dava ile birlikte ya da daha sonra yapılabilir. İhtiyati tedbir talebi, davadan ayrı olarak incelenir(KHK m.63, f.2). Esas hakkında dava açıldıktan sonra ihtiyati tedbir açısından görevli mahkeme ihtisas mahkemesi; yani “fikrî ve sınaî haklar hukuk veya ceza mahkemeleridir. İhtiyati tedbire karar verilmesi için teminat gösterilmesi (HMK m.392) ve ihtiyati tedbir kararı tarihinden itibaren 2 hafta içinde esas hakkında dava açılması lazımdır. Hukuk davası bu iki haftalık sürede açılmazsa ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalkar. (HUMK m.397 f.1). KHK m.64’de düzenlenmiş olan ihtiyati tedbir örnekleri, tecavüz fiillerinin durdurulması, tecavüz eden ürünlere, ithal edilen şeylere, üretimde kullanılan vasıtalara el konulması ve teminattır.

B- Delil Tespiti
KHK, tasarım hakkını ileri sürmeye yetkili kişiye delil tespitinde bulunma imkânı da tanımıştır(KHK m.62). Düzenlemeye göre tasarımın sağladığı hakları ileri sürmeye yetkili olan kişi, bu haklara tecavüz sayılabilecek olaylara ilişkin delillerin tespitini ve muhafazasını mahkemeden talep edebilir. Her ne kadar maddede açıkça belirtilmese bile delil tespitinde bulunacak kişinin tespit isteyebilmesi için hukuki yararının olması ve iddialarını desteklemeye yeterli ve makul olan delilleri sunması gereklidir(HMK m.400, f.2, 402, f.1). Delillerin tespitine ve muhafazasına yönelik tedbirler; tasarımın sağladığı haklara tecavüz sayılan fiillere konu olan ürünler ile bunların üretiminde ve dağıtımında kullanılan malzemelerin, araçların ve bunlara ilişkin belgelerin örnek alınarak veya alınmaksızın tespitinin yapılması ya da bunlara el konulması şeklinde olabilir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun delillerin tespitine ilişkin hükümleri(m.400 vd), KHK’de öngörülen delillerin muhafazasına yönelik tedbirler için de uygulanır(KHK m.65).

C- Gümrüklerde El Koyma
554 sayılı KHK, hak sahibinin talebi üzerine taklit ürünlere ithalat ve ihracat esnasında Gümrük idareleri tarafından ihtiyati tedbir mahiyetinde el konulmasını da düzenlemiştir(KHK m.66). Düzenlemeye göre el koyma ile ilgili uygulama bu konuda çıkarılacak mevzuatta düzenlenir . Her ne kadar düzenleme sadece ihracat veya ithalat amacıyla gümrüğe getirilmiş mallardan bahsediyor olsa da düzenlemenin amacı açısından transit geçiş amacıyla gümrükte bulunan malları veya serbest bölgede bulunan malların da hüküm kapsamında olduğu sonucuna ulaşılmalıdır .

D- İlgililere Tebliğ ve Kamuya İlan
KHK’de, tasarım hakkını ileri sürmeye yetkili kişilere ilgililere tebliğ ve kamuya ilânda bulunmayı talep etme hakkı da tanınmıştır. Bu hak kapsamında tasarımın sağladığı haklara tecavüz eden kişi aleyhine verilen mahkeme kararının, masrafları tecavüz eden tarafından karşılanarak ilgililere tebliğ edilmesi ve kamuya ilân yoluyla duyurulması düzenlenmiştir(KHK m.49, f.1, b.(g)). Hükümde ilânı talep hakkı, sadece davayı kazanan tasarım hakkı sahibine tanınmışsa gibi görünse de KHK m.59 uyarınca dava sonucunda haklı çıkan taraf, haklı bir sebebinin veya menfaatin bulunması halinde hükmün ilanını isteyebilir. Bu açıdan kendisine karşı tecavüz davası açılan kişinin de davayı kazanması durumunda hükmün ilanını isteyebileceğinin kabulü gerekir.

İlgili kavramına bayiler, dağıtıcılar, servisler ve tüketici dernekleri gibi kişi ve kuruluşlar girer .Mahkeme kararının sadece ilgililere duyurulması, tecavüzün sınırlı kaldığı, örneğin mütecavizin sadece servisler ile ilişki kurduğunun saptandığı hallerde istenebilir. Tecavüze konu ürünlerin, fiilen piyasaya sürülüp dağıtımının yapıldığı hallerde ise, tecavüzün sonuçlarının ortadan kaldırılması için mahkeme kararının kamuya duyurulması gerekir .

Kararın ilân edilmesi yolundaki talep, başlangıçta ileri sürülebileceği gibi, kararın kesinleşmesinden sonraki üç ay içinde de talep edilebilir(KHK m.59, f.2). Bu yolda bir talep ileri sürülmezse mahkeme resen İlâna karar veremez. Kararın ilânının istenebilmesi için kusur şart değildir .
III- Tasarım Hakkı Sahibi Tarafından Açılabilecek Davalar

554 sayılı KHK uyarınca tescilli tasarım hakkı sahibi tecavüzün tespiti, tecavüzün durdurulması ve önlenmesi, tecavüzün giderilmesi ve tazminat davaları açabilir. Söz konusu davalar kısaca aşağıda açıklanmıştır.

A- Tecavüzün Tespiti Davası
Tescilli tasarım hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin KHK uyarınca açabileceği ilk dava, fiilin tecavüz olup olmadığının tespitidir (KHK m.49, f.1, (a) bendi). Söz konusu dava ika edilen fiilin tecavüz olup olmadığının belirlenmesi amacıyla tecavüzün sona erdiği fakat etkilerinin devam ettiği durumlarda açılır . Tecavüzün tespiti davası tasarım ve coğrafi işaret hukukunda düzenlenmesine karşılık, marka ve patent hukukunda özel olarak düzenlenmediğinden marka ve patent açısından davalar haksız rekabete ilişkin (TTK m.56, f.1, a bendi) hükümlerine dayanılarak açılabilir . Söz konusu dava delillerin tespiti(KHK m.62) veya tecavüzün mevcut olmadığı hakkındaki davadan(KHK m.61) farklıdır. Tecavüzün mevcut olmadığı hakkında dava üçüncü kişiler tarafından açılırken, tecavüzün tespiti davasını tasarım hakkı sahibi açar. Delillerin tespiti ise işlenen fiile ilişkin delillerin toplanmasını amaçlarken, bu dava bizzat fiilin kendisinin tecavüz olup olmadığının saptanmasıyla ilgilidir . Davanın açılabilmesi için kusur şartı bulunmamaktadır bu nedenle tasarım hakkı sahibi mütecaviz kusursuz olsa bile bu davayı açabilir .

B- Tecavüzün Durdurulması ve Önlenmesi Davası
KHK uyarınca tasarım hakkı sahibinin tecavüzün durdurulması ve önlenmesi davası açma hakkı da bulunmaktadır(KHK m.49, f.1, b. bendi). Tecavüzün durdurulması ve önlenmesi davası mahiyeti itibariyle bir eda davasıdır. Dava tasarım hakkı sahibi tarafından tecavüz fiilini işleyenlere karşı açılır. Dava için tasarım hakkına fiilen tecavüz edilmesi şart olmayıp muhtemel tecavüz tehlikesinin varlığı halinde de dava ikame edilebilir . Ancak, durdurma ve önleme davası açılabilmesi için tehlike veya ihtimal somutlaşmış olmalıdır . Kural olarak dava tecavüz fiili gerçekleştikten sonra açılamaz . Buna karşılık, tecavüzün etkileri, tecavüzün durmasından sonrada devam ediyorsa ve etkilerin bertaraf edilmesi mütecavizin iktidarında ise veya tecavüzün tekrarlanma ihtimali varsa tecavüz fiili gerçekleştikten sonra da durdurma ve önleme davası açılabilir. Dava için tasarım hakkı sahibinin zarara uğraması veya mütecavizin kusuru şart değildir . Tecavüz devam ettiği müddetçe, anılan talep için zamanaşımı söz konusu olmaz.

C- Tecavüzün Giderilmesi Davası
KHK’de tasarım hakkı sahibine tecavüzün giderilmesi davası açma hakkı da tanınmıştır(KHK m.49, f.1, c. bendi). Bu dava ile tecavüz sonucu ortaya çıkan hukuka aykırılığın sonuçlarının ortadan kaldırılması amaçlanır. Davanın ikame edilebilmesi için tecavüzün bazı sonuçlar doğurmuş olması gerekir . Tecavüzün giderilmesi davasının durdurma ve önleme davasından farkı da budur. Tecavüzün giderilmesi davasında amaç doğmuş bulunan sonuçların bertaraf edilmesi iken, önleme davasında amaç tecavüzün durdurulması veya başlamamış ise başlamasının engellenmesidir . Sözgelimi, tasarım hakkına tecavüz eden emtianın üretimine başlanması, önleme davası ile engellenir. Buna karşılık, hukuka aykırı şekilde üretilen ürünlerin imhası veya ürünlerde değişiklik yapılması ise tecavüzün giderilmesi davası ile sağlanır. Önleme ve tecavüzün giderilmesi davaları birlikte de açılabilir. Dava açılması için mütecavizin kusuru şart değildir . Sonuç ortaya çıkmışsa dava açılması zamanaşımı hükümlerine tabi tutulur .

KHK m.49, f.1, c. bendinde tecavüzün giderilmesi ve maddi manevi zararın tazmini birlikte kaleme alınmış ise de tazminat davası ile tecavüzün giderilmesi davası birbirinden farklı davalardır. Zira tazminat davası için kusur şartı bulunurken, tecavüzün giderilmesi davası için mütecavizin kusuru aranmamaktadır.

KHK’de tecavüzün giderilmesi davası kapsamında ileri sürülebilecek talepler örnekseme biçiminde sayılmıştır. Söz konusu talepler, tasarımın sağladığı haklara tecavüz sayılan fiillere konu olan ürünler ile bunların üretiminde doğrudan doğruya kullanılan cihaz, makine gibi araçlara el konulması ve tasarımın sağladığı haklara tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, masraflar tecavüz edene ait olmak üzere, el konulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi veya tasarımın sağladığı haklara tecavüzün önlenmesi için kaçınılmazsa imhası biçiminde belirtilmiştir(KHK m.49, f. son).

D- Tazminat Davası
KHK kapsamında tasarım hakkı sahibinin, kusurlu mütecavize karşı tazminat davası açma hakkı da düzenlenmiştir(KHK m.49, f.1, c. bendi). KHK uyarınca istenebilecek tazminat hem maddi hem manevî olabilir. Ayrıca, KHK’de, tasarımın itibarının zarara uğraması durumunda ödenmesi gereken itibar tazminatı da hüküm altına alınmıştır(KHK m.54).

KHK’nin 50’nci maddesinde tazminat başlığı altında maddi tazminat davası düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemede tasarım hakkına tecavüz dolayısıyla oluşan hukuka aykırılığın neden olduğu zararın giderilmesini amaçlamaktadır . KHK’de tasarım hakkı sahibinin uğradığı zararın sadece fiili kaybın değerini değil, ayrıca yoksun kalınan kazancı da kapsadığı kabul edilmiştir(KHK m.52, f.1). Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle tasarımın ekonomik önemi, tasarımın sağladığı haklara tecavüz edildiği anda geçerlilik süresi ve tecavüz sırasında tasarıma ilişkin lisansların sayısı ve çeşidi gibi etkenler göz önünde tutulur(Tasarı m.52, f. son). KHK, yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında üç usul öngörmüş olup bu usullerden birini seçme hakkı zarar görene tanınmıştır. Söz konusu usuller, yoksun kalınan karın, hesabının zor olması nedeniyle getirilmiştir . Bu kapsamda yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında;

a) Tasarımın sağladığı haklara tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, tasarım sahibinin tasarımı kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelir;
b) Tasarımın sağladığı haklara tecavüz edenin, tasarımı kullanmakla elde ettiği kazanç;
c) Tasarımın sağladığı haklara tecavüz edenin, tasarımı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli;
esas alınabilir(KHK m.52, f.2).

Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden biri seçilmişse; mahkeme, ürünün üretilmesi için tasarımın ekonomik bakımdan önemli bir katkısının bulunduğu kanaatine vardığı takdirde, kazancın hesaplanmasında makul bir payın daha eklenmesine karar verir(KHK m.53, f.1 ). Tasarımın, ilgili ürüne ekonomik bakımdan önemli bir katkısının olduğunun kabul edilebilmesi için, ilgili ürüne olan talebin oluşmasında tasarımın belirleyici etken olduğunun anlaşılmış olması gerekir(KHK m.53, f.2).

Tasarım hakkı sahibi manevî zararının tazminini de talep edebilir. KHK’de özel hüküm bulunmadığından manevî tazminat hakkında genel kaideler uygulanır. Tasarım hukuku anlamında manevi zararın tazmininden amaç, tecavüz dolayısıyla tasarım sahibinin ticari kişisel varlığında meydana gelen olumsuz sonuçların ortadan kaldırılmasıdır . Ticari kişisel varlık tasarım hakkı sahibinin piyasada sahip olduğu imaj ve güvendir. Tasarım hakkına tecavüz bu imaj ve güvenin sarsılmasına bazı durumlarda yıkılmasına neden olabilir. Bu tahribat dolayısıyla tasarım hakkı sahibinin duyduğu acı ve elem manevi tazminatın neden ve konusunu oluşturur . Yargıtay’a göre tasarım hakkı sahibinin tüzel kişi olması manevi tazminat istemesine engel değildir .

KHK’de düzenlenen bir diğer tazminat türü de itibar tazminatıdır (KHK m.54). İtibar tazminatı, tasarımın sağladığı haklara tecavüz eden tarafından, tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünlerin kötü şekilde üretimi veya uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda tasarımın itibarı zarara uğrarsa, tasarım hakkı sahibinin bu nedenle ayrıca tazminat isteyebileceğini hükme bağlamaktadır. Tazminat hukukuna yabancı, bu nevi bir tazminata, PatentKHK’sinin 142’nci maddesinde ve MarkaKHK’sinin 68’inci maddelerinde de tesadüf edilmektedir.

KHK’de düzenlenen itibar tazminatı maddi ve manevî tazminattan farklıdır . Nitekim madde de geçen ayrıca kelimesi de bu hususu ispatlamaktadır . KHK’de ayrıca kelimesinin kullanılmasının da ispatladığı gibi, itibar tazminatı diğer tazminatlara yığılır; yarışmaz. İtibar tazminatın koşulları; hakkın tecavüze uğraması ve kusur şartı ile itibarın zarara uğraması ve üretimin kalitesinin kötü olmasıdır .

İtibarın zarara uğrama nedeni, tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünlerin kötü şekilde üretimi ile uygun olmayan tarzda piyasaya sürülmesidir. Söz konusu fiil nedeniyle oluşan zarar büyük çapta mamelekte oluşur, ancak işletmede yarattığı rahatsızlık da bir tarafa bırakılamaz. Bu açıdan itibar tazminatının hem maddi hem de manevi tazminat boyutu vardır . İtibar tazminatı hâkim tarafından hesaplanır. Hâkim, bir taraftan tasarım hakkı tecavüze uğrayan üreticinin uğradığı imaj kaybının maddi boyutunu, diğer taraftan da manevi boyutunu göz önüne almalıdır. Ayrıca, hâkim tarafların sıfatını ve işgal ettikleri makamı değil, tasarımın toplumda ulaştığı tanınırlık ve saygınlık derecesini, hitap ettiği müşteri kitlesini, haksız fiili ve dolayısıyla emek ilkesi ile işletmenin yaşadığı rahatsızlığı hesaba katmalıdır . İtibarın zarara uğradığının ispatı ise itibar tazminatını talep edene aittir .

IV- Sonuç
Yukarıda kısaca açıklamaya çalıştığımız veçhile 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname tescilli tasarım hakkı sahibine, hakkını korumak için çeşitli taleplerde bulunma ve davalar açma hakları tanımaktadır. Söz konusu taleplerden ve davalardan hareketle etkin bir tasarım koruması mümkün olup, KHK’nin kanunlaşması ile birlikte devreye girecek olan ceza hükümleri ile söz konusu koruma daha da ileri boyuta taşınacaktır. Bu sebeple ülkemizde tasarımla uğraşan tüm işletmelerin özgün tasarımlarını tescil ettirmeleri büyük önem taşımaktadır. Aksi durumda tasarımların yeterince korunmaması ihtimali bulunduğu gibi gerçek hak sahibi olmayan kişilerin özgün tasarımları kendi adlarına tescil ettirmesi gibi bir riskle karşılaşılması da mümkündür.