İçindekiler
Dergi Arşivi

Toyota Üretim Sistemi Yalın Üretimin En Önemli Uygulamasıdır

Yalın üretim ve yalın yönetim sistemlerini kapsayan Toyota Way, yılların birikimi ile oluşan bir yönetim felsefesidir

Orhan ÖZER Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye Genel Müdür ve CEO’su

 

Yalın düşüncenin doğduğu şirketin Türkiye Genel Müdürü ve CEO’su olarak okuyucularımıza öncelikle “Yalın Düşünce”yi kısaca anlatır mısınız?

1900’lerin başında Toyota ilk iş alanı olarak dokuma tezgahları üretmekteydi. Bu dönemden başlayarak, Toyota Üretim Sistemi’nin bazı temel ilkeleri oluştu. Otomobil üretimine ise 1937 yılında başlandı. Bugün dünyaca bilinen Toyota Üretim Sistemi ya da Yalın Üretim, 1950’li yıllardan itibaren daha sistematik bir hale geldi. Daha sonraki yıllarda yan sanayilere de yayıldı.

Toyota’ya özgü üretim ve yönetim sistemleri yani Toyota Yaklaşımı (Toyota Way), yaşanan tecrübelerden edinilen değerlerin bir toplamıdır. Toyota Türkiye olarak biz de kuruluşumuzdan bu yana Yalın Üretim ve Toyota Way’i tam anlamıyla uygulamaktayız. Toyota Üretim Sistemi (Toyota Production System – TPS) yalın üretimin en önemli uygulamasıdır. Bu kapsamda ve kısıtlı bir paylaşım ortamında sizlere üç temel kavramı vurgulamak isterim:

Muda, muri, mura. Japonca “muda” olarak ifade edilen kavram, israfı yada katma değeri olmayan verimsiz faaliyetleri kapsar. Bekleme, hata-onarım, fazla üretim, gerekenden fazla işlem yapma, fazla/az taşıma, fazla stok, gereksiz hareket, ana işe katkı sağlamayan muda çeşitleridir. Yalın Yönetim, her tür mudanın ortadan kaldırılarak verimliliğin artırılması esasına dayanır.

“Muri” ise kısaca; makina, ekipman ve insana kapasitesinin üzerinde iş yüklemek olarak tanımlanabilir. Kısa dönemde bir kazanç elde ediliyor gibi görülse de, ekipmanda arızalanmalara veya çalışanda kaza ve meslek hastalıklarına sebebiyet verebilir. Sonrasında daha ciddi problemlere yol açabilir. Üretim planlaması ve üretim miktarının düzenli olmadığı, geçici olarak yükselip alçalarak dalgalanmaların oluşması durumuna da “Mura” diyoruz.

Yalın üretimin temelinde sürekli iyileştirmenin yer aldığını biliyoruz.Yalın üretimi uygulayan bir işletmede sürekli iyileştirme çalışmalarının devamlılığını sağlamak için neler yapılabilir?

Bu noktada çalışanların motivasyonunda bir azalma, geliştirilen öneri sayısında bir düşüş olabilir. Buna ilişkin önerileriniz nelerdir?

Yalın üretim ve yalın yönetim sistemlerini kapsayan Toyota Yaklaşımı yani Toyota Way, yılların birikimi ile oluşan bir yönetim felsefesidir; dünya üzerindeki farklı fonksiyonlarda çalışan tüm Toyota çalışanları için yol gösterici bir rehber niteliğindedir. Temelinde “sürekli iyileştirme” ve “insana saygı” olmak üzere iki ana unsur yer alır. Sürekli iyileştirme ile küçük adımlarla büyük yollar kat edilir. İşin sürekli geliştirilmesi gerekliliğini ve daima yaratıcı çözümler getirilmesini ifade eder.

Çalışanların sunduğu küçük-büyük her türlü öneri daha iyiye ulaşmak için sürekli bir değişim ve çabadır. Farklı mekanizmalar ile her bir çalışanın bireysel fikir ve önerileri dikkate alınır ve değerlendirilir. Kaizen öneri sistemi bu mekanizmalardan biridir. Biz tüm çalışanlarımızı bu sürece katılmaları konusunda teşvik ediyoruz. Çalışanlarımıza önerdikleri fikirleri hayata geçirme ve uygulama imkanı veriyoruz. Toyota Türkiye olarak, öneri sayısı kadar, her bir çalışanın katılımına ve önerinin niteliğine odaklanmaktayız.

Bu yaklaşım çalışanın bireysel yaratıcılığını kullanmasına fırsat tanırken, aynı zamanda şirkete olan katkısını ve bağlılığını da artırmaktadır. Kaizen önerileri içerik ve etki açısından önce liderler tarafından değerlendirilir. Üst seviyede bir öneri müdüre, daha iyi bir öneri şirket genel müdürü seviyesine kadar çıkarılır ve ilgili çalışanların bu seviyelerde de takdir görmesi sağlanır. Kaizen önerileri çalışanlarla da paylaşılıp, şirkete katkıda bulunan tüm arkadaşların şirket tarafından bilinmesi, tanınması sağlanır.

2011 yılında gerçekleşen Yalın Zirve’deki sunumunuzun en son slaytında Taiichi Ohno’nun “Hiç problemi olmadığını iddia eden birisinden daha büyük problemi olan yoktur” (hiç problem olmaması, problemlerin en büyüğüdür) sözü yer almıştı. Halbuki, genelde işletmelerimizde çalışan “herhangi biri için, problemleri görünür hale getirmek gerçekten şok yaşanmasına neden olan bir durumdur. Genelde işletmelerin içerisinde patrondan, yöneticiden problemler gizlenir.”

Toyota Yaklaşımında, tek parça üretim akışı dışında, (JIT üretimi -işletme alanındaki suların atılması-dışında), problemlerin gün ışığına çıkartılması nasıl başarılmıştır?

 

Herkesin takdir edeceği gibi işletmelerde çok çeşitli problemlerle karşı karşıya kalınır veya henüz karşılaşmamış olsak bile problemler varlığını sürdürüyor olabilir.

Taiichi Ohno’nun bu sözü Toyota Yaklaşımında problemlerin ortaya çıkarılması ve yüzleşilmesinin önemini vurguluyor. Ben kişisel olarak da, problemlerin kendimizi geliştirmek için en önemli fırsatlar olduğuna inanarak bu sözü çok doğru buluyorum; bu anlayışla baktığımızda problemi bulan, ortaya çıkaran kişi kesinlikle cezalandırmaz, aksine takdir görür. Problemlerin gün ışığına çıkartılmasını başarmanın ilk şartı problemin varlığının açık bir şekilde teşhis edilmesidir.

Bizim çalışanlarımız problem oluştuğunda korku ve endişe gibi duygulardan ziyade, “nasıl çözeriz ve nasıl bir daha tekrarlanmamasını sağlarız” düşüncesine odaklanırlar. Üretim hattında çalışmaya başlayan her çalışanımız, daha ilk günden itibaren herhangi bir problem durumunda hattı durdurma yetkisine sahiptir. Daha en baştan bu bilinci verdiğinizde problemlerin saklanması değil, tam tersine ortaya çıkartılması konusunda çalışanlar efor sarfederler.

Gerçek sebeplerine inerek ve görselleştirerek ortaya çıkarttığımız her problem aslında bizi daha çok geliştirir. Toyota’ya özgü problem çözme teknikleri Global Toyota tarafından bir eğitim seti haline getirilmiştir. Bizde de en alt kademeden en üst kademeye kadar her çalışan bu eğitime katılarak ve işinde karşılaştığı bir problemi bu yöntemle çözerek tekniği öğrenmiştir. Kalite çemberleri ve bireysel önerilerle de sistem sürekli canlı tutulmaktadır.

Sizce yönetim felsefesi ile hataların, sorunların çalışanlar tarafından söylenmesi arasında bir ilişki var mı? Bu felsefenin ana kaynağı nedir? Felsefe bir firmayı global alanda nasıl başarılı kılmıştır?

Sürekli İyileştirme, “Mücadele, Kaizen, Yerinde İnceleme”; İnsana Saygı, “Saygı ve Takım çalışması” bu felsefe içinde nasıl birlikte yer alabiliyor?

Toyota Yaklaşımı iki temel ve beş yardımcı ilkeden oluşur. Sürekli iyileştirme altında; mücadele, kaizen ve yerinde inceleme; insana saygı altında ise; saygı ve takım çalışması yer almaktadır. Bu beş ilke aslında birbiriyle içiçe olan ve birbirini destekleyen konuları kapsamaktadır. Toyota Way bir yaşam felsefesidir. Hep daha iyiyi arayan ve sürekli bir yolculuk olarak tanımlayabiliriz. Temel düşünce, “bulunduğumuz durumla asla yetinmemeliyiz, sürekli yeni fikirler geliştirip, daha yoğun bir çabayla çalışarak işimizi geliştirmeliyiz”dir. Yönetim felsefesi saygıya dayandığı için sorunları söyleyen çalışana da saygıyı, hatta iyileştirme fırsatı sağladığı için özel bir saygıyı gerektirir.

Bizler sonuçlardan çok prosesin kendisine odaklanırız, hata bulunduğunda kişiler değil, proses sorgulanır ve gerekli düzeltmeler yapılıp, hatanın tekrarı önlenir.

Yalın üretimin Türkiye’de uygulanmasında ne tür zorluklar yaşanmaktadır? Bu zorluklar nasıl aşılabilir?

Türkiye’de bu yönetim ve üretim sistemi, otomotiv sektöründe faaliyet gösteren hemen hemen tüm ana sanayi ve gittikçe artan bir sayıda yan sanayi firmalarınca uygulanmaya çalışılmaktadır. Diğer sektörlere de bu anlayışın yayılmakta olduğunu katılmış olduğum “Yalın Zirve” organizasyonunda memnuniyetle gözlemleme fırsatım oldu. İçeriği itibarıyla verimliliği arttırırken, maliyetleri azaltan bu uygulamaların ülkemizde daha fazla yaygınlaşması bizi memnun eder, bizi yakından tanımak isteyen herkese kapılarımız açıktır, gereken desteği veririz.

Belli kalıplar içinde faaliyet gösteren firmaların kendi yönetim anlayışlarını değiştirmeleri ilk etapta kolay olmayacaktır. Ama zaman içinde sonuçları görüldükçe, faydası anlaşılacaktır. Bu nedenle ülkemizde her sektörde faaliyet gösteren firmalar süreçlerini yeniden tasarlama noktasında isteksiz davranmamalı, konfor alanlarının dışına çıkmayı ve değişmeyi istemelidirler.

Ayrıca vurgulanması gereken en önemli nokta değişmek ve daha yalın hale gelmek değil, yalın halde kalabilmektir (sustainability). Zor olan yalınlığı sürdürmek ve kaizen mantığı ile daha da ileriye götürmektir.

Yalın üretimi uygulamak isteyen firmalara ne önerirsiniz? Öncelikli olarak neler yapılmalıdır?

Temelde üretim sistemi olmakla birlikte yalın yönetim uygulamaları tüm organizasyon birimleri tarafından daha verimli ve kaliteli olmayı sağlayacak şekilde adapte edilerek kullanılır. Her sektöre, her çalışma alanına ve her kültüre uyarlanabilir. Ben yalın üretim ve yönetim anlayışını benimsemek isteyen tüm firmalara, öncelikle kavramı irdeleyip, anlamalarını öneririm. İkinci aşama bunu yönetim kademelerine, tüm çalışanlarına benimsetmek olmalıdır.

Değişime ve gelişime açık olmak bu süreci kolaylaştıracak bir özelliktir. Sistemli ve planlı bir şekilde konu ele alınmalı, zamana yayılarak sürecin gelişimi ve sonuçları sürekli takip edilmelidir. Ayrıca belirli dönemlerde ne kadar yol alındığı, değişimlerin kalıcılığı değerlendirilmeli, gerekirse planlar revize edilerek yola devam edilmelidir. Yalın olmak bir şirket kültürüdür, hemen oluşmaz, sabır ve sadakatle uğraşı ister. Yapılan her değişimin kalıcılığı en önemli unsurdur. Acele değil, kalıcı değişim asıldır.

Sayın Özer, son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Dünyaya paralel olarak Türkiye’de de yalın üretime ilgi artmıştır. Özellikle son dönemde yaşanan global ekonomik kriz döneminden itibaren, bugün birçok şirket, krizin olumsuz etkilerini yalın yönetim ve üretim yöntemleriyle aşmaya çalışmaktadır. Günümüzde her sektörde sürekli bir değişim yaşanıyor ve rekabet koşulları farklılaşıyor. Rekabette bir adım öne çıkma yönünde şirketler birbirleriyle yarışıyorlar. Yalın yönetim anlayışının ülkemizde daha fazla yaygınlaşması, daha çok şirket tarafından uygulanıyor olması ülkemizin rekabetçiliğini de arttıracaktır. Toyota Türkiye olarak bizler bu konulardaki bilgilerimizi paylaşmaktan kaçınmıyor, ülkemize hizmet olarak gördüğümüz bu paylaşımı severek yapıyoruz.