İçindekiler
Dergi Arşivi

TÜBA Kanser Çalışma Grubu / Kanser ve Türkiye

Prof. Dr. Taner Demirer / TÜBA Konsey Üyesi Avrupa Bilimler Akademisi Asli Üyesi Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi

 

Bilindiği üzere kanser genetik ya da çevresel etkilerle ortaya çıkan ülkemizde her yıl 162.000 yeni vakayla karşılaştığımız, yaklaşık 140.000 kişinin de bu nedenle hayatını kaybettiği bir hastalıktır. Dünyada her yıl açıklanan 14 milyon yeni vaka ve 8 milyon insanın kanserden ölümü söz konusudur. Dünya da kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarından sonra ölüm sebebi olarak kanser 2. sırada yer almaktadır (Tablo-I). Kanserden iyileşmeye giden yolda bütün dünyada bilimsel çalışmalar yoğun bir şekilde devam etmekte olup son on yıllık zaman diliminde kanser ve kök hücre tedavilerinin standardı ülkemizde önemli ölçüde yükselmiştir. Özellikle 60., 61. ve 62. Hükümetler döneminde Başbakanımız başkanlığında düzenli aralıklarla toplanan Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu ülkemizde sağlığı öncelikli alan ilan etmiş ve bu bağlamda Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu’nun (TÜBİTAK) açtığı çağrı programlarında kanser ve kök hücre projelerine ayrılan bütçe ve teşvikler önemli ölçüde artırılmıştır.

Tablo-I Türkiye de Ölüm Nedenleri

 

Son 10 yılda Sağlıkta Dönüşüm Projesi ile ülkemizde hem kanser tedavilerinin standardı önemli ölçüde yükselmiş hem de kanser hastalarının bu tedavilere ulaşımı ve çağdaş koşullarda tedavilerini almaları sağlanmıştır. Gerek Dumansız Hava Sahası gerekse de Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) ile ülkemiz dünya genelinde sağlıkta büyük bir başarı hikayesi oluşturmuş ve takdir toplamıştır. Gerçekten de Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın en önemli noktası KETEM’lerin kurulmasıdır. Şu anda ülkemizde aktif olarak faaliyet gösteren 134 tane KETEM var olup yakın bir zamanda 100 adet Mobil KETEM’in faaliyete geçeceği beklenmektedir. Kanserlerin 3’te birinin erken teşhis edilebildiği ve 3’te birinin de önlenebildiği göz önüne alındığında mobil ve yerleşik KETEM’ler ile erken teşhislerin sayısı artacak ve ölüm oranları düşecektir.

Ülkemizde kanserle ilgili gerek uluslararası kuruluşlardan gerekse de Sağlık Bakanlığımız Kanser Savaş Daire Başkanlığı’ndan aldığımız aşağıdaki verilere odaklanmamız gerekmektedir.

? Türkiye’de kanser sıklığı Dünya ve Dünyanın gelişmekte olan ülkeleriyle benzerlikler göstermektedir. (Tablo II ve III)
? Türkiye’de yaşa göre standardize edilmiş kanser hızı erkeklerde 269,7, kadınlarda ise 173,3’tür (100000 kişide).
? Ülkemizde her yıl yaklaşık 98 bin erkek ve 63 bin kadın kansere yakalanmaktadır.
? Erkeklerde en sık görülen kanserler akciğer ve prostat iken, tütüne bağlı kanserler erkeklerde önemini korumaya devam etmektedir (Tablo-IV).
? Kadınlarda en sık görülen meme kanseri, her 4 kadın kanserinden birisi olmaya devam etmektedir (Tablo-V).
? Çocukluk çağı kanserlerinde ise lösemi en sık görülen kanser türüdür.
? Dünya’da en çok tanı konulan kanserler akciğer (%13,0), meme (%11,9) ve kolon (%9,7) iken kanserden ölümlerin ise en çok akciğer (%19,4), karaciğer (%9,1) ve mideden (%8,8) gerçekleştiği belirtilmiştir.

Tablo-II

 

Tablo-III OECD Ülkeleri

 

Tablo-IV: Erkeklerde en sık görülen kanserler

 

 Tablo-V: Kadınlarda en sık görülen kanserler

 

Yukarıda verdiğimiz datalar göz önüne alındığında insanlık için 2. sırada ölüm sebebi olarak yer alan kanser hem ülkemiz hem de tüm dünya için maddi ve manevi anlamda insanlık üzerinde önemli bir yük oluşturmaktadır. Bugün kanser bütün dünya ülkeleri için gerek teşhis gerek tedavi gerekse de hasta bakım maaliyetleri ile ülke ekonomilerine önemli bir yük bindirmekte ve sağlık harcamalarının en önemli kalemlerinden biri olmaya devam etmektedir. Ülkemizde kanser ilaçları için harcanan para SGK’nın en önemli ve yüklü harcama kalemlerinden birini teşkil etmektedir.

Yukarıda değindiğimiz nedenlerden dolayı Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Kanser Komitesi, Akademi Konseyi'nin 5 Ekim 2002 gün ve 103/4 sayılı kararı ile uygulamaya konulan "Türkiye Bilimler Akademisi Komiteler ve Çalışma gruplarının Kuruluş ve İşleyiş Yönergesi" hükümleri uyarınca, “TÜBA Kanser Çalışma Grubu”na dönüştürülmüştür. Kanser Çalışma Grubu’nun amacı, görevleri, yapısı, etkinlikleri ve çalışma ilkeleri aşağıda belirtilmektedir.

TÜBA Kanser Çalışma Grubu’nun Amacı
Türkiye’nin kanserle ilgili olarak Temel Onkoloji, Klinik Onkoloji, Kanser Önleme (Preventif Onkoloji) ve Kanser Epidemiyolojisi başta olmak üzere Kanser’in tüm alanlarında etkin araştırmalar yapmasını gerçekleştiren, bilime dayalı olarak insanlarına daha sağlıklı bir yaşam sunabilen ve kanser konusunda somut bilimsel ve teknolojik katkılar yapabilen bir ülke düzeyine çıkmasına yardımcı olmaktır.

 Görevleri
1. Türkiye’de kanserle ilgili bilimsel araştırma alanlarında kamu, özel ve gönüllü kuruluşlar arasındaki işbirliğine katkı sağlamak,
2. Bu işbirliği yoluyla “Temel Onkoloji”, “Klinik Onkoloji”, “Kanser Önleme” ve “Kanser Epidemiyolojisi” alanlarında bilimsel ve ulusal öncelikleri saptayarak ulusal bir araştırma stratejisinin oluşturulmasına katkı sağlamak,
3. Kanserle ilgili Türkiye’de gerçekleştirilen araştırmalarda uluslararası işbirliğini desteklemek,
4. Ülkemizde kanserle ilgili araştırmalar açısından teknik ve insan gücü altyapısının oluşturulması ve geliştirilmesi konusunda önerilerde bulunmak,
5. Kanserle ilgili ulusal ve uluslararası projelere ve/veya kuruluşlara danışmanlık yapmak,
6. Kanser araştırmalarıyla ilgili her türlü bilgilendirme faaliyetlerine kitap, broşür ve benzeri yayınların yanı sıra medya ve internet aracılığıyla katkı sağlamak,
7. Konferans, seminer ve sempozyum türünde yılda en az iki etkinlik düzenlemek ve yayınlarda bulunmak,
8. Yaşam bilimleri ile ilgili ulusal bir kongrede yılda en az bir oturum düzenlemek

Ülkemizde kanser konusunda duyarlılığın daha fazla arttırılması, kanser tanı ve tedavilerinde standardizasyonun optimal düzeye çıkarılması, ülkemizde bu konuda hizmet sunan tanı ve tedavi merkezlerinde hizmet sunum kalitesinin daha da arttırılması hem Sağlık Bakanlığımızın hem de ilgili paydaşların temel hedefleri arasında yer almakta ve almaya da devam etmektedir. Ülkemizin bu hedeflere ulaşmasında paydaşlar arasında harmoninin optimize edilmesi çok önem arz etmekte olup TÜBA önemli bir paydaş olarak özellikle son 3 yılda yerini almaya başlamıştır. Özellikle Akademi Başkanımız sayın Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar’ın yoğun gayretleri ve Bilim Sanayi Bakanımız Fikri Işık’ın değerli destekleri ile TÜBA Kanser ve Kök Hücre Çalışma Gruplarımız aktif çalışarak son 2 yılda 3 önemli raporu hazırlayıp yayınlayarak kamuoyu ile paylaşmışlardır. Yine 2014 yılında kurulan TÜBA Gıda ve Beslenme Çalışma Grubu ile Kanser Çalışma Grubu Mayıs 2015 de Elazığ da Gıda-Beslenme ve Kanserin önlenmesi sempozyumunu geniş bir katılımla ortaklaşa düzenleyerek rapor haline getirmişlerdir.

TÜBA Kanser Çalışma Grubu’muz tarafından ikisi 2014 ve birisi de 2015 yılında olmak üzere 3 önemli çalıştay ve sempozyum düzenlenmiştir: 1) 27-28 Haziran 2014’te İstanbul’da TÜBA Ulusal Kanser Politikaları Çalıştayı, 2) 19 Aralık 2014’te Ankara da TÜBA-Kanser Tedavisinde Paydaşlar Arası Koordinasyonda Yaşanan Problemler Sempozyumu 3) Kanser Çalışma Grubumuz ile Gıda-Beslenme Grubu’nun 23 Mayıs 2015’te Elazığ’da ortaklaşa düzenlediği TÜBA Gıda, Beslenme ve Kanserin Önlenmesi Sempozyumu’dur. Bu raporların her birinden 5000 er adet basılıp ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına, üniversitelerimize, sağlık bakanlığımız hastanelerine TBMM deki sağlıkçı milletvekillerimiz ile siyasi partilerimizin başkan ve başkan yardımcılarına gönderilmiştir. Aşağıda bu çalıştay ve sempozyumların sırası ile amaç ve sonuçlarına kısaca değineceğim.

1) TÜBA Ulusal Kanser Politikaları Çalıştayı (Haziran 2014, İstanbul)
Ulusal Kanser Politikaları Çalıştayı’mızın temel amacı kanser gibi insanlığın çok önemli bir probleminde durum tespiti yapmak, geleceğe yönelik stratejileri belirlemek, ülkemizde bu alanda yapılan tedavilerin standardizasyonu yönünde önemli bir adım atmak ve bütün dünya da kanser konusunda yapılan yoğun çalışmalara ülkemizin impaktının artarak devam etmesini sağlamaktı.

Ulusal Kanser Politikaları Çalıştayı’mıza Sağlık Bakanlığı’mız, Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK), TÜBİTAK, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği, Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği, Türk Pediatrik Onkoloji Derneği ve üniversitelerimizden 200 ün üzerinde bilim insanı ve konu ile ilgili bürokratlar katılmıştır. Temel Onkoloji, klinik araştırmalar, kanser ilaçlarının üretimi ve bu alanda yaşanan sorunlar, kanserde eğitim, kanser hastalarının sorunları ve kanser etiği gibi 15 farklı masada ele alınan konular Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü (TÜSSİDE) tarafından daha sağlıklı bir rapor ortaya çıkarmak amacıyla ‘Mevcut Durum Analizi Çalışması’ ve ‘Öneri Geliştirme Çalışması’ eğitimi verilen masa moderatörlerimizin yönetiminde büyük bir titizlikle değerlendirilip raporlandırılmıştır. Raporda özellikle temel ve klinik onkoloji ile radyasyon onkolojisinde yaşanan problemler ve bunlarla ilgili çözüm önerileri vurgulandı. Onkoloji alanında hasta takibi, terminal dönem bakımı ve kemoterapi ünitelerinin durum ve işleyişi yönünden önemli tespitler yapıldı. Lösemili hastaların tedavisinde hala yatak yetersizliği ciddi bir eksiklik olarak not edildi. Özellikle terminal dönemdeki hastaların evde bakımının çok ciddi bir sorun oluşturduğu ve bölgesel bakım merkezlerinin geliştirilmesi hususunun altı çizildi.

2) TÜBA Kanser Tedavisinde Paydaşlar Arası Koordinasyonda Yaşanan Problemler Sempozyumu (Aralık 2014, Ankara)
Her ne kadar son 10 yılda Sağlıkta Dönüşüm Projesi ile ülkemizde hem kanser tedavilerinin standardı önemli ölçüde yükselmiş hem de kanser hastalarının bu tedavilere ulaşımı ve çağdaş koşullarda tedavilerini almaları sağlanmış olsa da kanser tedavisinin paydaşlar arası koordinasyonunda problemler yaşanmaya devam etmektedir. Bu nedenle, çalıştayımızın temel hedefi kanser gibi insanlığın çok önemli bir probleminde tedavide paydaşlar arasında yaşanan problemler ile ilgili durum tespiti yapmak, hizmet sunumunun standardizasyonu ve kalitesini daha da arttırmak, geleceğe yönelik stratejileri belirlemek, ve ülkemizde bu alanda yapılan tedavilerin standardizasyonu yönünde önemli bir adım atmak idi.

Sempozyumumuzda üzerine odaklandığımız başlıca konular: Koordinasyonda hekimlerin yaşadığı problemler, hastaların yaşadığı problemler, İlaç ruhsatlandırılmasında yaşanan problemler, Sosyal Güvenlik Kurumunun koordinasyonda yaşadığı problemler, Sağlık Bakanlığının koordinasyonda yaşadığı problemler, kanser kayıtlarının tutulması ile ilgili problemler, yeni kanser ilaçlarına ulaşımda güçlükler, ilaç ruhsatlandırmasında yaşanan bürokratik engeller ve sürecin çok zaman alması ile öksüz hastalıklar ve öksüz ilaçlar komisyonunun henüz aktif çalışmıyor olması idi.

Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Şencan ve TÜBA Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar’ın yanı sıra ilgili kurum ve kuruluş temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen Sempozyum’da kanser hastalarına kaliteli ve standardı yüksek bir hizmet sunumu için paydaşlar arasındaki koordinasyon adına çok önemli bir mesafe kat edildi. Kanser, özellikle de kanser tedavisi konusunda ilgili kuruluşlar ve paydaşlar arası koordinasyon yetersizliğinin önemli bir sorun olduğu gerçeğinden yola çıkılan Sempozyum’da; çok aktörlü sağlık yönetiminde paydaşlar arası uyum ve ahengi ifade eden ‘koordinasyon’un geliştirilmesi için etkili iletişim ve ilişkiler bağlamında çalıştay ya da bilimsel toplantıların ne denli önemli olduğu Sempozyum’un ulaştığı sonuçlar itibarıyla bir kez daha ortaya koyuldu. Sağlık Bakanlığı, YÖK, TÜBİTAK, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), üniversiteler, kamu ve özel kesim hastaneleri, meslek ve sivil toplum örgütleri, ilaç şirketleri gibi ilgili paydaş temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen Sempozyum’da verimli geçen sunum ve tartışmaları içeren 6 oturumda “kanser tedavisinde eşgüdüm” sorunu çeşitli yönleriyle irdelendi ve çözüm önerileri ortaya koyuldu.

Kanser tedavisinde paydaşlar arasında yaşanan koordinasyon ile ilgili problemlerin asgariye indirilmesi için kanser tedavisinin multi-disipliner bir yaklaşım içerdiğinin bütün paydaşlar tarafından önemle dikkate alınması gerektiği kanuni kuruluş sürecini tamamlayarak yapılaşmaya başlayan Ulusal Kanser Enstitüsü'nün kurulmasının bu sorunların tanımlanması ve çözümünde önemli katkılar sağlayacağı vurgulandı.

Merkezi kemoterapi hazırlama ünitelerinin ülkemizin gerçeklerine göre dizayn edilmesi ve her bir ünite için hastane, il ve ülke genelinde denetim mekanizmaları oluşturularak sıkı bir şekilde denetleme yapılması gerektiği belirtildi.

3) TÜBA Gıda, Beslenme ve Kanserin Önlenmesi Sempozyumu (Mayıs 2015 Elazığ)
Gıda, beslenme ve kanser konusu görsel basın ve medyada en çok suistimal edilen konulardan birisidir. Çoğu zaman konunun uzmanı olamayan kişilerin kanser hastaları ve yakınlarında kafa karışıklığına sebep oldukları bilinmektedir. Bugün kanser hastalarının yaklaşık %40 ı tedavileri sırasında onkologlarından habersiz olarak alternatif tıp ürünlerini kullanmaktadırlar. Alternatif ya da tamamlayıcı tıp ürünleri bugün piyasa ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle TÜBA, Kanser ve Gıda-Beslenme grupları Tarım Bakanlığımız ve Sağlık Bakanlığımız yetkilileri ve 220 akademisyenin katılımı ile Elazığ da Gıda-Beslenme ve kanserin önlenmesi sempozyumunu başarı ile gerçekleştirdi. Bu çalıştayda kamuoyu ile paylaştığımız bazı önemli sonuçlar ortaya çıkmıştır. Bunlar aşağıda verilmiştir.

• Obeziteden korunma ve alkol tüketiminin azaltılması dışında diyetin kanser riskini kesin olarak azalttığını gösteren spesifik bir kanıt bulunmamaktadır. Bir başka ifadeyle yenildiği veya içildiği takdirde kanseri önlediği ya da tedavi ettiği gösterilen hiçbir gıda maddesi yoktur.
• Sigara başta akciğer kanseri olmak üzere 20 civarında kanser türünü tetikleyen bir etkendir. Sigara tek başına diyet faktörleri ve beslenme alışkanlıklarından kaynaklanan kanserlerden daha fazla hastalığa neden olmaktadır.
• Meme ve kalın barsak kanserleri sedanter yaşam sürenlerde daha sık görülmektedir. Özellikle günde 30 dakika egzersizle meme ve kolon kanseri risklerinde %40 ila %50’lere varan risk azalması görülmüştür.
• Odun ve kömür ateşinde ızgara, tütsüleme, tuzlayarak saklama yöntemleri ile hazırlanan gıda maddelerinde kanser başlatıcı maddelerin meydana gelme olasılığı son derece yüksektir.
• Özellikle kırmızı etin kanser riskini arttırdığına ilişkin çok sayıda epidemiyolojik çalışma bulunmaktadır. Fazla kırmızı et tüketilmesi ile kolon, meme ve prostat kanseri sıklığının arttığını gösteren çalışmalar var. Fazla kırmızı et tüketiminde izlenen kanser riski artışının nedeni belli değildir. Ancak ortalama et tüketiminin az olduğu ülkelerde (ülkemiz dahil) kanser riskinin ön plana çıkarılarak kırmızı et tüketimin kısıtlanmasının önerilmesi genel bir politika olarak doğru olmayabilir.
• Epidemiyolojik çalışmalar diyetteki yağ miktarı ile kolon, meme ve endometriyum kanserleri arasında güçlü bir ilişki ortaya koymaktadır.
• Egzersiz, sağlıklı beslenme, stres azaltma, sigara ve diğer zararlı maddelerden kaçınma, enfeksiyonların önlenmesi (örneğin HPV ve HBV aşıları) ve erken tanı için yapılacak kanser taramaları kanserin önlenmesi için en önemli ve etkili yöntemlerdir.

Sonuçlar
Ülkemiz son 10 yılda özellikle Sağlıkta Dönüşüm Projesi ile sağlık hizmetlerinin sunumu ve kalitesi yönünden çağ atlamıştır. Bugün ülkemizde yapılan kanser tedavileri çağı yakalamış olup standartları Kuzey Amerika ve Avrupa ile kıyaslanabilir düzeydedir. Bir ülkenin sağlık politikaları canlı bir organizma gibidir değişen şartlara ve teknolojilere göre sağlıkta değişimin yeni projelerle devam ettirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle bilim temelli bir danışma kuruluşu olan TÜBA bünyesinde oluşturduğu çalışma grupları ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji ile Sağlık ve Tarım Bakanlıklarımız, YÖK, TÜBİTAK, Ulusal Kanser Enstitüsü ve Türkiye Sağlık Enstitüsü gibi kamu kurum ve kuruluşları ile koordineli bir şekilde çalışarak ülkemiz için bir rehber niteliği taşıyacak raporları hazırlayıp kamu ve kamuoyu ile paylaşmaya devam edecektir. 2016 yılı içerisinde Çalışma Grubumuz 3 önemli sempozyum daha yapacaktır. Bunlar sırası ile alternatif tıp ürünlerinin ruhsatlandırılması, etik kurullar ve kurallar ile temel onkoloji kursudur. Ülkemizde bilim ve bilimsel çalışmaların önünü açan gerek başbakanlığı gerekse de devlet başkanlığı döneminde bunu her fırsatta vurgulayan Sayın Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a özel bir teşekkürü borç bilirim. Sayın Cumhurbaşkanımızın TÜBA Uluslararası Akademi Ödülleri’ni himayesine alması kendisinin bilim ve bilim insanlarına verdiği önemin açık bir göstergesi olmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu himayeleri TÜBA’nın önünü açtığı gibi gelecekte yapacağı çalışmalar için cesaret ve gurur kaynağı olmuştur.

Göreve geldiğinden bu yana özveri ile çalışan ve çalışma gruplarına desteğini esirgemeyen sayın başkanımız Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar'a ve TÜBA’ya her zaman verdiği destek nedeni ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Fikri Işık'a Kanser Çalışma Grubu’muz adına teşekkür ediyorum.

Referanslar:
1. Ulusal Kök Hücre Politikaları Çalıştayı Raporu. Editörler: Alp Can ve Taner Demirer. Total sayfa 53, TÜBA, Kayseri 2014.
2. Ulusal Kanser Politikaları Çalıştayı Raporu, Editörler: Taner Demirer, Nur Olgun, Ahmet Özet, total sayfa 93, TÜBA, İstanbul 2014.
3. Kanser tedavisinde paydaşlar arası koordinasyonda yaşanan problemler- Sempozyum raporu. Editör: Taner Demirer. Total sayfa 93, TÜBA, Ankara 2014.
4. TÜBA-GIda, Beslenme ve kanserin önlenmesi sempozyumu raporu. Editör: Taner Demirer, Total sayfa 155, Elazığ, 2015.