İçindekiler
Dergi Arşivi

Türk Hukukunda ve AB Düzenlemelerinde Üretici

Av. Önder CANPOLAT Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Hukuk Müşaviri

 

1. Giriş

Üretici/imalatçı kavramı, Türk hukukunda ürün güvenliği ve ürünlerin mevzuatına uyguluğunu kamu görevi haline getiren Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun, tüketici haklarını güvenceye kavuşturan Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) ile bu kanunların AB’de karşılığı olan yatay düzenlemeler çerçevesinde incelenecektir. Bu çalışma ile kimlerin üretici kabul edileceği konusunda uygulamada yaşanan tereddütlerin giderilmesine yardımcı olunması amaçlanmıştır.

2. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve AB Ürün Sorumluluğu Yönergesinde Üretici

Avrupa Birliği yeni yaklaşım direktifleri kapsamında üretici kavramı, Kusurlu Ürün Sorumluluğu Yönergesi ve Genel Ürün Güvenliği Direktifi bakımından farklılık gösterir. Ürün Sorumluluğu Yönergesine göre üretici kavramı yeni yaklaşım direktiflerine kıyasla daha fazla ve farklı kişileri kapsar. Buna göre; üretici, nihai bir ürünün, bir hammaddenin veya bir parçanın üreticisi olan ve ismini, ticari markasını veya diğer ayırt edici özelliğini ürün üzerinde belirtmek suretiyle kendisini üretici olarak takdim eden kişidir . Faaliyetleri sırasında satış, kiralama, finansal kiralama yahut herhangi bir şekilde dağıtım işlemi gerçekleştirmek amacıyla Topluluğa ürün ithal eden kişiler de bu Yönerge kapsamında üretici olarak değerlendirilecek ve üretici gibi sorumlu olacaktır. Yine ürünün üreticisinin belirlenemediği durumlarda, zarara uğrayan kişiye üreticinin veya kendisine ürünü veren kişinin kimliğini makul bir süre zarfında bildirmeyen tedarikçilerinden her biri, ürünün üreticisi olarak sorumlu olacaktır. 85/374/EEC sayılı Ürün Sorumluluğu Yönergesi, yeni yaklaşım direktifleri kapsamına giren ürünler de dahil bütün ürünlere uygulanır. Bu Yönerge tüketicilerin korunması amacıyla, üretime dahil olan ve tedarik ettikleri nihai üründe, parçada ya da hammaddede kusuru bulunan bütün üreticileri zarardan yükümlü tutmuş ve güçlü bir sorumluluk sistemi getirmiştir. Kişilere veya mallara zarar veren kusurlu ürünlerden doğacak sorumluluğun maliyetinin yüksekliği, üreticileri ve ithalatçıları piyasaya güvenli ürün arz etmeye yöneltmiştir.

Ürün Sorumluluğu Yönergesinin Türk hukukundaki karşılığı 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanundur. 4077 sayılı Kanunda "İmalatçı/üretici: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere tüketiciye sunulmuş olan mal ve hizmetleri ya da bu mal ve hizmetlerin hammaddelerini yahut ara mallarını üretenler ile mal üzerine kendi ayırt edici işaretini, ticari markasını veya unvanını koyarak satışa sunanlar" olarak tanımlanmıştır. Ürün Sorumluluğu Yönergesi ve TKHK'da ayıplı mal nedeniyle oluşan zararlardan sorumluluk çerçevesinde tedarik sistemi içinde geniş bir üretici tanımlaması yapılmıştır. Ancak TKHK, Yönergenin aksine ithalatçıyı üretici dışında tanımlamış ve tazminat sorumluluğu dışında bırakmıştır. Kanunun 4 üncü maddesinde, ayıplı maldan satıcı, bayi, acente, imalatçı/üretici, ithalatçı ve hatta kredi veren müteselsilen sorumlu tutulduğu halde, ayıplı ürünün yol açtığı zararlarda sorumluluk üretici/imalatçıyla sınırlandırılmıştır. Oysa özellikle ithal edilen mallarda yurtdışındaki imalatçıya ulaşmak son derce zor olduğundan ithalatçının yurt içindeki imalatçı gibi sorumluluğu düzenlenmesi gerekirdi.

3. Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanunun ve AB Genel Ürün Güvenliği Direktifinde Üretici

Hukukumuzda üretici ve/veya imalatçı tanımına kısaca çerçeve Kanun olarak adlandırılan 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanununda yer verilmiştir. 2000-2001 yıllarında bu Kanunun hazırlık çalışmaları sürecinde, AB tarafında da, 2001/95/EC sayılı Genel Ürün Güvenliği Direktifi taslak çalışmaları sürdürülmekte idi. O dönemde Genel Ürün Güvenliği Direktifi Taslak Metninde ortaya konan yaklaşımlar, mümkün olduğu ölçüde 4703 sayılı Kanuna yansıtılmıştı. Bu çerçevede üretici tanımından piyasaya güvenli ürün sunma sorumluluğuna kadar birçok konuda AB'ye paralel düzenlemeler yapılmıştır.

Üretici, 4703 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin (g) bendinde; "Bir ürünü üreten, imal eden, ıslah eden veya ürüne adını, ticari markasını veya ayırt edici işaretini koymak suretiyle kendini üretici tanıtan gerçek veya tüzel kişiyi; üreticinin Türkiye dışında olması halinde, üretici tarafından yetkilendirilen temsilciyi ve/veya ithalatçıyı; ayrıca, ürünün tedarik zincirinde yer alan ve faaliyetleri ürünün güvenliğine ilişkin özelliklerini etkileyen gerçek veya tüzel kişi" olarak tanımlanmış ve böylece 4703 sayılı Kanunun yönünden kimlerin üretici olduğu belirlenmiştir. Yapılan tanımla yatay çerçevede ve dikeyde tedarik sistemi içinde çok sayıda iktisadi aktör üretici olarak kabul etmiştir. Ayrıca, Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasında bazı durumlarda dağıtıcı da, üretici olarak kabul edilmiştir.

Yaklaşık on yıllık uygulamadan sonra, 4703 sayılı Kanunun yerini almak üzere, Ekonomi Bakanlığı koordinasyonunda "Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu Tasarısı Taslağı" hazırlık çalışmaları başlatışmış ve sürdürülmektedir. Bu Taslak metinde, üretici tanımı yerine iktisadi işletme tanımına yer verilmekte, iktisadi işletmen tanımının; ithalatçıyı, imalatçıyı , yetkili temsilciyi ve dağıtıcıyı kapsayacak şekilde yapılması öngörülmektedir. Bu iktisadi aktörlerin ayrı ayrı tanımları ve sorumlulukları ile bu çerçevede 4703 sayılı Kanunda üreticinin üstlenmiş olduğu "güvenli ve mevzuatına uygun ürün piyasaya sunma sorumluluğu" Taslak metinde imalatçı ve ithalatçının yükümlülüğü olarak düzenlenmektedir.

Avrupa Birliği yeni yaklaşım direktifleri anlamında üretici; Topluluk pazarına kendi adına piyasaya sürmek amacıyla bir ürünün tasarım ve üretiminin ilgili direktif veya direktiflerde belirtilen temel gereklere uygun olduğunu ve ürünün uygunluk değerlendirmesi prosedüründen geçtiğini garanti eden kişidir . İmalatçının ürünü kendi başına tasarladığı, ürettiği, paketlediği ve etiketlediği durumlar ile bu işlemlerin bazılarını veya tamamını bir başka imalatçıya(taşeron) yaptırdığı durumlarda üretici konumu değişmemektedir. İmalatçının taşeron kullanmasının, onun güvenli ve mevzuatına uygun ürün sunma sorumluluğunu değiştirmeyeceği 4703 sayılı Kanunda da karşılığını bulmuştur.

Avrupa Birliği Genel Ürün Güvenliği Direktifinde; bir malın imalatçısı ve kendi adını, ticari markasını veya diğer ayırt edici işaretlerini iliştirerek kendini üretici olarak tanıtan öteki kişiler veya ürünü tamir edip yenileyen kişiler, üretici olarak tanımlanmıştır. Bu Direktife göre, üreticinin Topluluk içinde yerleşik olmadığı durumlarda onun Topluluktaki yetkili temsilcisi veya Toplulukta yetkili temsilcisinin de bulunmadığı durumda ithalatçı üreticidir. Bir ürünün tedarik zincirinde yer alan ve faaliyetleri ürünün emniyet özelliklerini etkileyebilecek olan diğer kişiler, emniyet özelliklerini etkiledikleri ölçüde sorumluluk bakımından üretici olarak kabul edilmiştir . Ürün Güvenliği Direktifi, ithalatçılara, imalatçılara ve sağlayıcılara sadece güvenli ürünler üretme ve pazarlama yükümlülüğü getirmiş olmakla kalmamış, bu yükümlülüğün, yerine getirilip getirilmediğinin devlet tarafından izlenmesi ve denetlenmesini kamu görevi haline dönüştürmüştür. AB'ye üye ülkeler ile Gümrük Birliği Kararı uyarınca Ülkemiz, AB ortak düzenleme alanında bu görevi, ürünlere ilişkin teknik düzenlemeleri uyumlaştırma ve uygulama, bu çerçevede denetim yapma ve gerektiğinde idari yaptırımlar uygulayarak yerine getirmektedir.

İnceleme konusuyla sınırlı olarak 4703 sayılı Kanuna göre kimlerin üretici olduğu üzerinde durulacaktır. Tüketicilerin sağlık ve güvenliğini kimler garanti temekle yükümlüdür? Buna göre üreticileri, Kanunun açıkça üretici olarak tanımladığı doğrudan üreticiler ve yine tanımda genel bir ifadeyle ürünün tedarik zincirinde yer alan ve faaliyetleri ürünün güvenliğine ilişkin özelliklerini etkileyen dolaylı üreticiler olarak iki grupta toplamak mümkündür.

3.1. Doğrudan Üreticiler

İmalatçı: Bir ürünü üreten, imal eden, ıslah eden veya ürüne adını, ticari markasını veya ayırt edici işaretini koymak suretiyle kendini üretici tanıtan gerçek veya tüzel kişiler üreticidir. Bu tanımın ilk kısmında imalat yapan kişiler, ikinci kısmında ise doğrudan imalat yapmaksızın taşerona imalat yaptıran ve ürüne adını, ticari markasını veya ayırt edici işaretini koyan kişiler üretici olarak kabul edilmiştir. Yine tedarikçi imalatçı veya montajcı adına imalat veya montaj yapan ve ürüne adını, ticari markasını veya ayırt edici işaretini koyan kişiler de üretici sayılır ve üreticiyle aynı sorumluluğu üstlenirler.

Yetkili Temsilci: Yurt dışında/Topluluk dışında bulunan üreticinin, kendi adına yetkili temsilci olarak hareket etmesi için görevlendirdiği gerçek veya tüzel kişiler üreticidir .

İthalatçı: Üreticinin Türkiye’de ve Toplulukta yerleşik olmaması ve bir yetkili temsilcisinin de bulunmaması halinde, bir ürünü üçüncü bir ülkeden Türkiye ve Topluluk pazarına getiren yerleşik gerçek ve tüzel kişiler, yani ithalatçılar üreticidir .

Dağıtıcı: Ürünün tedarik zincirinde yer alan ve faaliyetleri ürünün güvenliğine ilişkin özelliklerini etkilemeyen gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır . Üreticinin tespit edilemediği durumlarda, yetkili kuruluşça belirlenecek süre içinde üreticinin veya malı tedarik ettiği kişinin kimliğini bildirmeyen dağıtıcı üretici olarak kabul edilir. Kanun güvensiz ürünün piyasaya arzında dağıtıcının sorumluluğunu sınırlamıştır. Tedarikçisini (imalatçısını veya ithalatçısını) bildirmeyen dağıtıcı, üreticinin sorumluluğunu üstlenmiş olacak ve idari yaptırımla karşı karşıya kalabilecektir. Dağıtıcı, sahip olduğu bilgiler çerçevesinde, güvenli olmadığını bildiği ürünleri piyasaya arz edemez. Dağıtıcı, faaliyetleri çerçevesinde, ürünlerin taşıdığı riskler ve bu risklerden korunmak için alınması gereken önlemler hakkında ilgililere bilgi verir.

3.2. Dolaylı Üreticiler

Montajcı ve Kurucu: Bazı ürünler sadece montaj yapılmak, kurulmak veya bazı işlemlerden geçirmek suretiyle kullanılabilir. Örneğin; asansörler, makineler, kişisel koruyucu donanımlar (iş güvenliği malzemeleri). Piyasaya sürülmüş bulunan bir ürünün kurucusu ve montajcısı, ürünün ilk defa kullanımı sırasında temel gereklerle uyumlu durumda bulunmasını teminen gerekli önlemleri almaları gerekir. Bazı durumlarda montajcı üretici olarak kabul edilebilir .

Müteahhit A, asansör montajcısı B ile inşaatını yapmakta olduğu site için dört adet asansörün imalatı ve montajı için sözleşme yapmıştır. Montajcı B, bu asansörlerin imalatını ve montajını taşeron C'ye yaptırmıştır. Taşeron C asansöre kendi adını, ticari markasını veya ayırt edici işaretini iliştirmiştir. Yapılan denetimde, asansörün mevzuatına uygun olmadığı tespit edilmiştir. Montajcı B ile taşeron C arasında bu işin yapımına ilişkin belgeler tespit edilmiştir. Bu durumda 4703 sayılı Kanuna göre kim üretici kabul edilecek? Güvenli ürün sorumluluğu bakımından montajcı B'nin ve taşeron C'nin, üretici (imalatçı, montajcı) kabul edilmesi gerekir. Eğer montajcı B'nin, bu işi taşeron C'ye yaptırdığına ilişkin bir belge yoksa, asansöre adını, ticari markasını veya ayırt edici işaretini koyan taşeron montajcı (üretici), her iki firmanın asansörde adı, ticari markası veya ayırt edici işareti bulunuyor ise her iki firma üretici sayılır. Örnekte olduğu gibi bu ve benzeri konuların, ayrıca Kabahatler Kanunun iştirake ilişkin hükümleri çerçevesinde de incelenmesi gerekir. Böyle bir imalat doğrudan üretici kabul edilen imalatçılar (A firmasının kendi adına, B firmasına imalat yaptırması) tarafından da yaptırılabilir.

Kullanıcı: Avrupa Birliği, yeni yaklaşım direktifleri hizmete sunma dışında, kullanıcılar bakımından da yükümlülükler getirmektedir. İşyerinin emniyet ve sağlığı ile ilgili olan direktifler kapsamında kullanılan ürünlerin kullanımı ve bakımı üzerinde işverenin bir etkisi vardır. AT Anlaşmasının 138 inci maddesine dayanan direktiflere göre, işverenin işyerindeki iş ekipmanlarının kullanılması konusunda yükümlülüğü bulunmaktadır. İşveren, işyerinde çalışanların kullandıkları iş ekipmanları için asgari sağlık ve güvenlik gerekleri ile ilgili direktife göre, kullanılacak iş ekipmanlarının yapılacak işe uygun olmasını ve işçilerin emniyet ve sağlığına zarar vermeden kullanılmasını sağlamak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Dolayısıyla üretici kabul edilir.

Satıcı: Tedarik zincirinde yer alan ve ürünü kullanıcıya sunan nihai gerçek ve tüzel kişiler, satıcı olarak tanımlanabilir. Satıcı, Kanunun üretici tanımında yer alan  ".... ürünün tedarik zincirinde yer alan ve faaliyetleri ürünün güvenliğine ilişkin özelliklerini etkileyen..." kişilerdendir. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununda, "Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek ve tüzel kişiler" olarak tanımlanmıştır. 4703 sayılı Kanunda, tüketici kullanıcı ve diğer kullanıcılar bakımından bir ayrım yapılmamıştır. Bu nedenle, alıcı ister tüketici kullanıcı isterse ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında diğer kullanıcılar olsun üreticinin güvenli ürün piyasaya arzetme sorumluluğu aynıdır. 4703 sayılı Kanuna göre, satıcının sorumluluk bakımından üretici kabul edilebileceğini bir örneklerle açıklamaya çalışalım. İmalatçısı veya ithalatçısı tarafından ilgili teknik düzenlemeye uygun olarak üretilen, bir başka söyleyişle güvenli olan ve kendisine bu şekilde ulaşan bir otomobili iş yerinde satışa sunan satıcı, söz konusu otomobilin orijinal lastiklerini çıkarıp yerine temel emniyet gerekleri karşılamayan lastikleri takmıştır. Söz konusu otomobili satın alan tüketici, kaza yapmış, kaza mal ve can kaybına yol açmıştır. Satıcının bu eylemi soruşturma ya da denetim sürecinde tespit edilmiştir. Bu durumda, tedarik zincirinde yer alan ve faaliyeti nedeniyle güvensiz hale getirdiği otomobilin kaza yapmasına neden olan satıcı, üretici olarak değerlendirilecek ve hakkında gerekli yaptırımlar uygulanacaktır.

4. 4703 sayılı Kanun ile 4077 sayılı Kanunda üretici farklılığı

4077 sayılı Kanun ile 4703 sayılı Kanun arasında üretici tanımı bakımından iki temel farklılık bulunmaktadır. Bu farklılıklardan ilki kapsam bakımından ortaya çıkmaktadır. 4703 sayılı Kanun, ithalatçıyı, üreticinin yetkili temsilcisini ve bazı durumlarda dağıtıcıyı ve hatta tedarik zincirinde yer alan ve ürün güvenliğini etkileyen diğer kişileri de üretici olarak tanımlayarak, 4077 sayılı Kanuna göre çok daha geniş yelpazede bir üretici tanımı yapmıştır. Halbuki, 4077 sayılı Kanun ithalatçıyı ve satıcıyı üretici dışında ayrıca tanımlamıştır. TKHK sadece tüketicilere satılmak veya sunulmak üzere mal ve hizmet üretimi yapanları üretici olarak tanımladığı halde, 4703 sayılı Kanun alıcılar yönünden bir ayrım ve sınırlama getirmeyerek üreticiyi daha geniş tanımlamıştır. Bir diğer önemli farklılık ise TKHK'a nihai ürünün hammaddelerini ve ara mallarını üretenleri de üretici olarak kabul ettiği halde, 4703 sayılı Kanunun böyle bir ayrıntıya girmemiş olmasıdır. Bu farklılıklar, her iki kanunda üretici sorumluluğu bakımından önem taşımaktadır. Bu tanımlamaya göre zarar gören tüketici, imalatçıdan nihai satıcıya kadar tedarik sistemi içinde yer alan herkese karşı zararını ileri sürebilecektir. Halbuki, 4703 sayılı Kanun, mevzuatına uygun olmayan ürünün piyasaya sunulmasından esas olarak imalatçıyı ve ithal ürünlerde ithalatçıyı sorumlu tutmuş olup, gerekli idari yaptırımlar üretici olarak bu kişilere uygulanacaktır. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan "Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı'nda imalatçı/üretici yeniden tanımlanmış , Taslakta sağlayıcı tanımına ayrıca yer verilerek doğru bir yaklaşımla hizmet sunanlar imalatçı tanımından çıkarılmıştır.

5. Sonuç

Bu çalışmada daha çok üretici kavramı üzerinde durulmuş ve ürün sorumluluğu ayrı çalışmanın konusu olarak planlanmış olmakla birlikte, 4703 sayılı Kanun ve Genel Ürün Güvenliği Direktifi kapsamında üretici sorumluluğunun bir cümleyle anımsanmasında yarar görülmüştür. Üretici, ürünün temel emniyet gereklerine uygunluğunu sağlamak amacıyla teknik mevzuatında (düzenlemesinde) belirtilen uygunluk değerlendirme prosedürlerine uygun olarak tasarlanması ve üretilmesinden sorumludur. Bu çerçevede üretici, ürünün uygunluk değerlendirmesini yaparak veya yaptırarak uygunluk işaretinin(“CE”, “E”, “e”, “?”,“?” veya “π” gibi her türlü işaret) ürüne iliştirilmesinden, teknik dosyasının hazırlanması ve uygunluk beyanının düzenlenmesinden sorumludur. Sorumluluk hukuku çerçevesinde üreticinin idari yaptırım, cezai ve tazminat sorumluluğu, önümüzdeki dönemde ayrıntılı ve kapsamlı bir incelenmenin konusu yapılacaktır. Bu çalışmanın üretici kavaramı üzerindeki bazı tereddütleri gidermesini ve uygulayıcılara yararlı olmasını umuyorum.