İçindekiler
Dergi Arşivi

Türkiye Helal Gıda Sektörünün Sorunları Ve Helal Gıda Potansiyelinin Değerlendirilmesi

Burak YANIKOĞLU / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Sanayi ve Verimlilik Genel Müdürlüğü)

 

Gıda, insanların doğrudan tüketemeyeceği canlı hayvanlar, yem, hasat edilmemiş bitkiler, tedavi amaçlı kullanılan tıbbi ürünler, kozmetikler, tütün ve tütün mamulleri hariç insanlar tarafından yenilen, içilen ve yenilmesi, içilmesi beklenen işlenmiş, kısmen işlenmiş veya işlenmemiş her türlü maddeyi ifade eder (T.C. Kütahya Valiliği İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, 2015). Gıda, insanlar için olmazsa olmaz bir ihtiyaçtır ve yaşamın devamı için azami öneme sahiptir.

Helal gıda ise ekonomik boyutundan ziyade dinî boyutu olan hassas bir konudur. Anayasamızın 24. maddesine göre herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir ve bu hürriyet güvence altına alınmıştır. İnsanların dinî inanç hürriyetlerini yaşayabilmeleri için talep ettiklerinde helal gıdaya ulaşabilmeleri gerekmektedir. Aksi durumda insanların inanç hürriyetlerini tam olarak yaşayabilmeleri mümkün olamayacaktır. Devlet tarafından vatandaşların özgürlüklerini yaşayabilmeleri için gerekli tedbirlerin azami ölçüde alınması şarttır.

Günümüzde tüketiciler gıdanın üretiminden oldukça uzak oldukları için gıda ile ilk karşılaşma çoğu kez gıdanın ambalajının açılması ile gerçekleşmektedir. Bu yüzden tüketiciler gıdanın içeriği hakkında etikette yazanın dışında yeterince bilgi edinememektedirler ve helallik şartının sağlandığından emin olabilmek için sertifikalandırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

Gıdanın Helal Olma Koşulları
Bir gıda ürününün ana bileşenleri helal olarak nitelendirilse bile gıdaya bulaşan düzeyinde katılan veya karışan bir madde o gıda ürününü haram hale getirebilmektedir. Yine etinin yenmesi İslam dinine göre helal olan bir hayvan, İslami usullere uygun olarak kesilmediği durumda eti dinen haram olmaktadır. Buradan hareketle, helal gıda çok boyutlu bir kavramdır. Bu boyutlar şu şekilde sıralanabilir:

• Haram maddelerden arılık,
• Helal katkı maddeleri,
• Helal kesim,
• Helal proses,
• Helal ambalaj,
• Helal taşıma ve depolama,
• Helal servis.

Helal Belgelendirme
Helal belgelendirmede, belgelendirmeye esas ürünün dayanıklılık, kalite, güvenlik ve benzeri kriterlerinin yanı sıra helallik kriterlerinin de garanti altına alınması söz konusudur. Bu sebepten dolayı sertifikalandırmanın son derece hassas şartların gözetilerek icra edilmesi gerekmektedir.

Helal sertifika, bu konuda yetkili olan kurumlarca belgelendirilmesi planlanan ürüne, ürünün İslami kurallara uygun olması durumunda verilen belgedir. Yani helal sertifikalandırma, alanında uzman ve tarafsız bir kurumun, söz konusu ürünün üretimini denetleyip helal standartlara göre üretiminin yapıldığını teyit etmesini ve buna bağlı olarak o ürünün helal şartlarına uygun olarak üretildiği anlamına gelen onaylı bir belge vermesini kapsayan bir uygulamadır (Çukadar, 2015).

Helal belgelendirme süreci; ürünleri, katkı maddelerini, hazırlama ve işleme yöntemlerini, temizlik ve sağlık şartlarını sıkı güvenlik kurallarına bağlı olarak denetleyen tarafsız bir bilirkişi ve uzmanlık hizmeti sunmaktadır. HACCP, ISO ve diğer kalite standartlarına uygun bir şekilde gerçekleştirilen bu uygulama ile yeni teknolojik gelişmelere ve yeni katkı maddelerine uyum hızlı bir şekilde yakalanabilmekte, helal sürecin eğitimini almış nitelikli personel tarafından denetimler gerçekleştirilmekte, ürünün ve üreticinin İslam Dünyasında tanınması ve kabul görmesi sağlanmaktadır (Büyüközer, 2014).

Bir şirket bir ürünü için helal sertifikası aldıktan sonra, o ürünün ambalajında helal logosunu kullanma hakkına da sahip olmaktadır. Sertifikalandırmayı yapan kurum ve bulunulan ülkeye göre kullanılan logolar farklılık göstermektedir (Çukadar, 2015).


Şekil 1. TSE Helal Gıda Logosu

Türkiye’de Helal Belgelendirme

Ülkemizde helal belgelendirmenin ortaya çıkması bu konuda istekli bir grup insanın çabalarıyla ve gün geçtikçe helal konusunda artan toplumsal bilinç sayesinde gerçekleşmiştir. Helal gıda belgelendirme alanındaki ilk çalışmalar sivil toplum kuruluşları tarafından başlatılmıştır ve bu alanda faaliyet gösteren birçok sivil toplum kuruluşu bulunmaktadır. Ülkemizin standardizasyon alanında faaliyet gösteren kamu kurumu olan Türk Standardları Enstitüsü (TSE) ülkemizdeki helal belgelendirmenin önemli aktörlerindendir. 2011’de yayımlanan İslam Ülkeleri Standardizasyon ve Metroloji Enstitüsü (SMIIC) Helal Gıda Genel Kılavuzu Standartları’nı baz alarak TS OIC/SMIIC 1 ulusal standardını çıkarmış olan TSE, bu standarda göre sertifikalandırma faaliyetlerini sürdürmektedir. Ülkemizde yer alan helal belgelendirme kurum ve kuruluşları mevzuat tarafından standart anlamında sınırlandırılmaksızın kendilerince belirlenen bir standarda göre bu faaliyetlerini sürdürmektedir.

Anket Uygulaması
Helal üretimin önünde yer alan problemlerin ve üretim potansiyelimizin değerlendirmeye alındığı bu çalışmada öncelikle literatürden yararlanılarak olası sorunlar belirlenmiş ve daha sonra bu sorunlar bir anket vasıtasıyla helal belgelendirme hizmeti veren veya bu konuda danışmanlık hizmeti veren kurum/kuruluşlara iletilmiştir. Katılımcılardan, belirlenen bu problemleri %0 ile %100 aralığında yer alan altı seçenekli bir ölçek vasıtası ile değerlendirmeleri talep edilmiştir. Söz konusu anket üç kısımdan oluşmaktadır. İlk kısımda kurum/kuruluşa ait helal belgelendirme hakkında önemli olabilecek bilgiler talep edilmiştir. İkinci kısımda sorunların derecelendirilmesi talep edilmiş ve bunun yanı sıra katılımcıların ankette yer almayan diğer sorunları ve fikirlerini özgürce yazabilecekleri metin kutuları sunulmuştur. Üçüncü kısımda yine aynı yaklaşımla ülkemizin helal gıda potansiyeli hakkında öncüller verilerek derecelendirilmesi talep edilmiş ve metin kutuları sunulmuştur.

İnternet vasıtasıyla yapılan araştırma sonucunda tespit edilen çoğunluğu sertifikalandırma işi yapan 32 adet kurum/kuruluş telefon ile aranarak anketten bahsedilmiş ve anketi doldurmaları talep edilmiştir. Daha sonra anketler kurum/kuruluşlara e-posta vasıtası ile gönderilmiş ve çevrimiçi olarak üç hafta süreyle dönüşler kabul edilmiştir. Anket dönüşlerinin son kabul tarihinden bir hafta önce kurum/kuruluşlara tekrar bir e-posta gönderilerek hatırlatma yapılmış ve katılımcı sayısının olası en yüksek seviyeye çıkarılması hedeflenmiştir. Bu çalışmaların sonucunda anket çalışmasına on katılımcı geri dönüş yapmış olup bu sayının araştırma için makul olduğu değerlendirilmektedir.

Anket yanıtlarına bakıldığında kurum/kuruluşların 1-1700 arasında personel sayısına sahip olduğu görülmüştür. Sayılara bakıldığında çok küçük organizasyonların yanı sıra çok büyük organizasyonların da bu alanda faaliyet gösterdiği değerlendirilmektedir. Ortalama personel sayısı ise anket verilerine göre 240 olarak hesaplanmıştır. Bir diğer anket sorusuna alınan yanıtlara göre, kurum/kuruluş tarafından helal belgelendirmesi yapılmış ve halen geçerliliği devam eden ürün sayısının 16-10.000 arasında değiştiği görülmüştür. Bu değer de yine çalışan sayısında olduğu gibi kurum/kuruluş ölçeğindeki büyük farklılıkları göstermektedir. Katılımcı kurum/kuruluşlar tarafından sertifikalandırması yapılıp geçerliliği halen devam eden toplam ürün sayısı 13.934 iken bu ürünlerin kurum/kuruluş başına ortalaması 1.742 olarak gerçekleşmiştir.

Helal Gıda Sektörünün Potansiyeli

Yapılan anket uygulamasına göre sektörün potansiyeli Şekil-2’deki gibi değerlendirilmiştir.


Şekil 2. Helal Gıda Sektörünün Potansiyeli Anket Sonuçları

Helal Gıda Sektörünün Sorunları

Yapılan anket uygulamasına göre tespit edilen sektörün sorunları ve bu sorunların ağırlıkları Şekil-3’te gösterilmektedir.


Şekil 3. Helal Gıda Sektörünün Sorunları Anket Sonuçları

Değerlendirme
Ülkemizde önemli bir helal gıda üretim ve tüketim potansiyeli vardır. Bu, yapılan çalışma ile de ortaya koyulmuştur. Ülkemizde yaklaşık 79 milyon vatandaşımız yaşamakta ve bunun yaklaşık %99’u Müslüman bireylerden oluşmaktadır. Bu anlamda ülkemizin nüfusu ve Müslüman nüfus oranı helal gıda talebi açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Yapılan çalışma sonucunda katılımcılar tarafından nüfusumuz %84, Müslüman nüfus oranımız ise %88 oranında yeterli bulunmuştur. Piyasa doygunluğa ulaşıncaya kadar helal gıda talebinde nüfus ve Müslüman nüfus oranı açısından herhangi bir problem yaşanmayacağı değerlendirilmektedir.

Nüfus ve Müslüman nüfus oranının bu oranlarda yeterli bulunmasına rağmen bireylerin talep potansiyeli ancak %78 olarak değerlendirilmiştir. Bu da Müslüman bireylerin aslında sertifikalandırılmış ürünleri yeterince talep etmediğini göstermektedir. Helal gıda tüketmek istenmesine rağmen tüketilen gıdanın helalliğinin çok da araştırılmadan helal olduğunun bireyler tarafından varsayılması ülkemizdeki sertifikalandırılmış helal gıda talebinin önünde önemli bir problemdir ve ülkemiz helal gıda potansiyelini olumsuz etkilemektedir.

Helal sertifikalandırılmış gıda talebinin daha çok iç tüketimden mi yoksa ihracattan mı kaynaklandığının tespiti için katılımcılara iki ayrı önerme sunulmuş olup katılımcılar tarafından helal gıda talebinin ihracattan kaynaklandığını belirten öncül %72, iç talepten kaynaklandığını belirten öncül ise % 44 olarak ağırlıklandırılmıştır. Bu da ihracatta yakın coğrafyamızda bulunan ülkelerden kaynaklanan önemli bir talebin olduğunu göstermektedir. Öte yandan bu öncüller, ülkemizde yaşayan bireylerin helal belgelendirilmiş ürün tüketimi konusundaki farkındalık ve bilinç eksikliğini ortaya koymakla birlikte, bilincin artırılmasına yönelik yapılacak çalışmalarla ülkemizin iç talep potansiyelinin de artırılmasının mümkün olduğu değerlendirilmektedir.

Katılımcılar tarafından ülkemizin helal belgelendirilmiş gıda üretim potansiyeli % 68 olarak ağırlıklandırılmıştır. Bu oran ortalama bir değer olup, üretimde karşılaşılan bazı problemlerin giderilmesi ile potansiyelimizin artmasının mümkün olduğu değerlendirilmektedir. Ülkemiz, önemli bir tarımsal hammadde ve gıda üreticisidir. Tarımsal çeşitlilik ve ülkemizde yer alan verimli tarım alanları, helal gıda üretimi alanında ülkemiz için önemli bir potansiyel oluşturmaktadır. Mevcut gıda üretim süreçleri helal sertifikasyona entegre edildiği taktirde helal gıda üretimimizin önemli ölçüde artabileceği değerlendirilmektedir.

Helal belgelendirme hizmetinin ürün maliyetine etkisi, gıda üreticilerinin bu alana yönelmesi hususunda önemli bir kriterdir. Helal gıda ürünlerinin piyasada diğer gıda ürünleriyle rekabet edebilmesi için fiyat farkının makul düzeylerde olması gerekmektedir. Katılımcılardan helal belgelendirmenin ürünün maliyetine yüzde olarak etkisini değerlendirmeleri istenmiş olup %1 ile %50 arasında cevaplar ile karşılaşılmıştır. Bu oranın ürün gruplarına göre ve belgelendirme faaliyetinin niteliğine göre değişiklik göstermekte olduğu değerlendirilmedir. Gelen geri dönüşlerin aritmetik ortalaması alındığında helal belgelendirmenin ürün maliyetine yaklaşık %15 oranında etkisi olduğu belirlenmiştir ve bunun makul bir oran olduğu değerlendirilebilir.

Helal belgelendirmede gıda ürünlerinin yanı sıra kozmetik, turizm ve diğer hizmet sektörlerinde de önemli bir potansiyel bulunmaktadır. Özellikle turizm sektöründe helal konseptli otelciliğin yaygınlaşması helal gıda tüketimini de artıracağından dolayı helal gıda sektörümüzü de olumlu etkileyecektir.

Ülkemizde önemli bir helal sertifikalı ürün üretim ve tüketim potansiyeli bulunmakla beraber sektörün birtakım problemleri de mevcuttur. Bu problemlerin giderilmesi ile sektörün ivme kazanması sağlanmalıdır.
Yapılan çalışma sonucunda helal belgelendirme sektörünün en önemli sorununun %88 ağırlıkla standardizasyon olduğu katılımcılar tarafından değerlendirilmiştir. Dünyada ve ülkemizde birçok farklı standarda göre belgelendirme işlemi gerçekleştirilmektedir. Fakat tüm standartlar herkes tarafından kabul edilmemektedir ve bu, sektörün önemli bir problemidir. İdeal olan dünya üzerinde yaşayan tüm insanların kabul edeceği bir standardın oluşturulması ve bu standarda göre helal gıda belgelendirmesinin yapılmasıdır ama bunun pratikte tamamen gerçekleşmesi mümkün değildir.

Toplumsal bilinç %86 ağırlıkla ikinci en önemli sorun olarak karşımıza çıkmıştır. Büyük bir çoğunluğu Müslüman olan ülkemizde elbette helal gıda tüketme isteği yüksektir fakat bilinç konusunda sıkıntılar vardır. Modern gıda üretim yöntemlerinde bir gıda ürününün içeriğinde onlarca farklı bileşen bulunabilmektedir. Esasında gıda ürününün helalliğinin belirlenebilmesi için tüm bu bileşenlerin ayrı ayrı helalliğinin sorgulanması gereklidir fakat birçok vatandaşımız bu gerçeğin farkında değildir. Bunun yanı sıra marketlerde önümüze sunulan ürünlerin vatandaşlar tarafından helal olduğunun peşinen varsayılması da bilinç ile alakalı bir diğer husustur.

Anket sonucunda %84 ağırlıkla önemli olduğu değerlendirilen akreditasyon, sektörün gelişmesine engel olan sorunlarından bir diğeridir. Helal belgelendirme alanında faaliyet gösteren kurum/ kuruluşlarımız ulusal veya uluslararası alanda kabul görmüş bir akreditasyon kuruluşundan akredite olabilmekte sorun yaşamaktadır. Bu durum, helal sertifikalandırılmış ürünlerimizin rekabetçiliğini olumsuz etkilemektedir.

Mevzuat, bir alanın devlet eliyle düzenlenmesi anlamını taşımaktadır ve helal belgelendirme alanında ülkemizde mevzuat eksikliği bulunmaktadır. Bu, anket sonucunda %82 ağırlıklı bir sorun olarak değerlendirilmiştir. Sektörün aktörleri tarafından helal belgelendirme ile ilgili bir mevzuata ihtiyaç duyulduğu açıktır. Malezya gibi sektörün öncü ülkelerinde var olan mevzuatın da dikkate alınarak sektörün bu sorununun bir an önce çözüme kavuşturulması gerekmektedir.

Katkı maddeleri temini %74 ve hammadde temini %68 oranında sorun olarak belirlenmiş olup bu sorunlar gıdanın bileşenleriyle alakalı olduğundan dolayı bir arada değerlendirilmelidir. Et, süt, yumurta, un ve benzeri gıda hammaddelerinin ve jelatin, koruyucular, renklendiriciler, sistein, enzimler, vitaminler ve benzeri katkı maddelerinin helal ilkelerine uygun temininde helal gıda üreticileri zorluk yaşamaktadır. Bu sorun, üretim aşamasında karşılaşılan teknik bir sorun olup giderilmesi yüksek miktarda yatırım gerektirmektedir. Helal olmayana alternatif üretim tekniklerinin geliştirilerek söz konusu maddelerin helal üretiminin helal üretim tesislerinde gerçekleştirilmesi gerekli görülmektedir.

Helal proses koşullarının sağlanması, %74 ağırlıkla sektörün önünde yer alan önemli bir sorun olarak değerlendirilmiştir. Helal kesim de gıda üretim aşamalarından biridir ve helal belgelendirmenin en kritik noktalarındandır. Çünkü bir hayvan helal olarak kesilmediğinde o hayvandan elde edilecek her türlü ürün ve katkı maddesi de helal olamayacaktır.

Ülkemizde helal sertifikalandırılmış ürünlerin önemli bir kısmı ihraç maksatlı üretilmektedir. Fakat ihracatta helal sertifikalı ürün talebinde yaşanan yetersizlik sorunu katılımcılar tarafından %66 ağırlıklı olarak değerlendirilmiştir.

Her sektörde olduğu gibi helal belgelendirme sektöründe de nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duyulmaktadır. Çalışma sonucunda teknik insan kaynağı yetersizliği %64, din adamı yetersizliği %56 oranında sektörün sorunları arasında yer almıştır. Her iki problemin ağırlığı da düşük olmakla berber sektör, din adamından ziyade teknik insan kaynağı alanında sorun yaşamaktadır.

Helal belgelendirmede, kurum/ kuruluşa duyulan güven, talep miktarını doğrudan etkileyeceği için önemli bir kıstastır. % 58 ağırlıkla güven eksikliği diğer sorunlara nispeten daha az ağırlık almış olsa da yine de sektörün önemli bir sorunu olarak değerlendirilmektedir. İç piyasaya yönelik üretimde olsun ihracat amaçlı üretimde olsun, bir kurum/ kuruluşun helal belgelendirme süreçlerini uygulama yetkinliği konusunda hedef kitlenin güvenini mutlaka kazanmış olması gereklidir.

Daha teknik konular olan helal depolama hususu % 58 ağırlıklı bir problem olarak tespit edilirken helal ambalaj temini % 44 ağırlık alarak anket sonucunda sektörün en az ağırlıklı sorunu olarak ortaya çıkmıştır. Helal depolama ve nakliye şartlarının sağlanması hususunda helal olmayan ve helal olanların birlikte depolanmamasına veya taşınmamasına dikkat edilmelidir. Ayrıca ürüne dışarıdan herhangi yabancı bir maddenin bulaşmaması da önemli bir husustur.

Yeterli ve yetkin laboratuvarların bulunmaması ve helal gıda işletmelerinde çalışan personelin bilgisizliği/ ciddiyetsizliği, katılımcılar tarafından sektörün diğer önemli sorunları olarak değerlendirilmiştir.

Öneriler
Ülkemizin helal sertifikalandırılmış gıda potansiyelinin üretime dönüştürülebilmesi için sektörün önünde yer alan tüm bu sorunların giderilmesi gerekmektedir. Böylece helal sertifikalandırılmış ürün sektörümüz dünya ile rekabet etme konusunda daha iyi yerlere gelecektir. Bu sorunların çözümü için geliştirilen çözüm önerileri şu şekildedir:

• Ülkemizde, tüm paydaşların mümkün olan en yüksek katılımı ile helal belgelendirme standardının belirlenmesi ve bu alanda çalışacak tüm organizasyonların bu standarda uygun olarak belgelendirme faaliyetlerini gerçekleştirmesinin zorunlu tutulması, ülkede helal gıda alanında uygulama bütünlüğünün sağlanması açısından faydalı olacaktır. Böyle bir standardın belirlenmesinde vatandaşlarımızın taleplerinin yanı sıra dünyadaki potansiyel pazarların da taleplerinin dikkate alınarak kapsayıcılığın en yüksek seviyede tutulmasının faydalı olacağı değerlendirilmektedir.

• Yasal düzenlemeler yapılarak TÜRKAK’ın helal belgelendirme alanında akreditasyon hizmeti verebilir hale gelmesinin sağlanması veya yeni teşkil edilecek organizasyonlar ile bu hizmetin verilmesi gerekmektedir. (Ticaret Bakanlığı Bünyesinde Helal Akreditasyon Kurumu kurulmuştur.)

• Ülkemizde helal gıda sektörünün bütün paydaşları bir araya getirilerek gerçekleştirilecek çalışmaların neticesinde belirlenecek olan esaslara göre bütünleyici ve mümkün olduğunca İslam aleminin tamamı tarafından kabul görecek kapsayıcı şekilde belgelendirme faaliyetlerinin gerçekleştirilebilmesini sağlayacak bir mevzuat hazırlanmalıdır.

• Helal üretime yönelik Ar-Ge faaliyetlerini de içerecek, Helal gıda OSB gibi özelleşmiş bir üretim kompleksinin kurulması faydalı olacaktır. Her türlü madde transferinin kontrol altında tutulacağı böyle bir tesis, aynı zamanda küresel anlamda markalaşma potansiyeline sahip olacaktır. Böylece, mekânsal anlamda birbirlerine yakın bulunan helal gıda üreticileri hammadde temininde ve diğer hususlarda daha kolay iş birliği gerçekleştirebileceklerdir.

• Kesim dâhil helal gıda üretiminde çalışan tüm personele helal belgelendirme kurum/ kuruluşları tarafından dini ve teknik eğitim verilmesinin devlet eliyle zorunlu tutulması, prosesten kaynaklanan sorunların önemli ölçüde önüne geçecektir.

• Mevcut helal belgelendirme kuruluşlarımızın uluslararası platformlarda tanınırlığının artırılmasına ve güvenilirlik konusunda ülke olarak bir marka değerine sahip olunmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

• Sertifikalandırma kurum/ kuruluşlarına duyulan güvenin artırılması için kamu spotu veya reklam benzeri araçlarla toplumun bilinçlendirilmesi çalışmalarının yapılması faydalı olacaktır. Bu ve benzeri araçlar ile helal belgelendirme süreçleri en şeffaf biçimde topluma anlatılmalıdır. Bu, güven duygusunu artırmanın yanı sıra toplumun helal belgelendirme konusunda farkındalığını da artıracaktır.

• Helal üretim gerçekleştiren gıda katkı maddesi ve nihai gıda ürünü üreticilerine kamu alımlarında avantaj sağlanması ve gerekli teşviklerin sağlanması sektörün ileriye gidebilmesi açısından faydalı olacaktır.

Kaynakça
Büyüközer, H. K. (2014). Yeniden Gıda Raporu. İstanbul: Çevik Matbaacılık.
Çukadar, M. (2015). Kahramanmaraş İli Kent Merkezinde Helal Gıda Konusunda Tüketici Davranışları. YÜKSEK LİSANS TEZİ. Kahramanmaraş.
T.C. Kütahya Valiliği İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü. (2015). Güvenilir Gıda. Kütahya.