İçindekiler
Dergi Arşivi

Türkiye İçin Endüstriyel Simbiyoz Yol Haritası Geliştirilmesi Projesi

Ezgi ŞEN / Sanayi ve Teknoloji Uzman Yardımcısı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü)

 

Artan çevre kirliliği ve doğal kaynakların tükeniyor olması, endüstriyel firmaları bir yandan kendilerinin çevreye olan olumsuz etkilerini azaltırken bir yandan da üretim maliyetlerinde düşüş sağlayabilecekleri çözümler aramaya itmektedir. Bu bağlamda, maddelerin kapalı bir döngü halinde sistemde daha uzun süre kalmasını hedefleyen ve atıkların geri dönüşümü kavramına odaklanan “döngüsel ekonomi” modelleri giderek önem kazanmaktadır. Döngüsel ekonomiyle uzun vadede kaynak verimliliği, sürdürülebilirlik ve rekabetçiliğe katkı sağlanması hedeflenmektedir.

Döngüsel ekonomi amaçlarına ulaşmada en önemli araçlardan biri olarak görülen “Endüstriyel Simbiyoz” (ES) uygulamaları, etkin kaynak kullanımına yönelik firmalar arasındaki her türlü yönetsel ve ticari iş birliğinin hayata geçirilmesini içermektedir. Şekil 1’de bir örneği gösterilen ES uygulamalarında üreticiler birbirleriyle ham madde, enerji, su, altyapı ve yan ürün alışverişinde ya da ortak kullanımında bulunabilir ve bunlara ek olarak uzmanlık, tecrübe paylaşımı, ekipman ve lojistik araçlarının ortak kullanımı gibi iş birlikleri de kurabilirler. Literatürde ES uygulamalarının hayata geçirilmesine yönelik üç farklı modelden bahsedilmektedir. Bunlar “koordinatör tarafından aracılık edilen” (facilitated), “yukarıdan aşağıya planlanan” (top-down planned) ve “kendiliğinden oluşan” (self organized), ES modelleridir (Paquin & Howard-Grenville,

2012).

“Koordinatör tarafından aracılık edilen” model için İngiltere’de uygulanan Ulusal Endüstriyel Simbiyoz Programı (NISP) örnek verilebilir. Bu program, 2002 yılında üç bölgede, kalkınma ajanslarının

Şekil 1. ES Ağı Örneği

finansman desteğiyle başlatılmış, 2005 yılında devlet desteğiyle ulusal düzeyde uygulanmaya başlanmıştır. Bölgesel düzeyde uygulama ve ulusal düzeyde koordinasyona dayanan bir model olan NISP, 2019’da 22 ülkede bölgesel ya da ulusal düzeyde uygulanmaktadır. NISP modelinde, uygulayıcı ekipler tarafından firmalardan bilgiler toplanarak, bu bilgiler ışığında ES olanakları belirlenmekte ve bunların hayata geçirilmesi sağlanmaktadır. NISP modelinin uygulanması ile İngiltere’de 2005-2013 yılları arasında 12.000 firmaya ulaşılmış, 3.000’in üzerinde ES projesi hayata geçirilmiş ve 43,4 milyon € tutarında yatırım yapılmıştır (International Synergies Limited, 2019).

“Yukarıdan aşağıya planlanan” ES uygulama modeline Güney Kore’de 2003 yılında uygulanmaya başlanan Eko-Endüstriyel Park (EEP) Programı örnek verilebilir. Bu program, Güney Kore Ticaret, Sanayi ve Enerji Bakanlığı’nın koordinasyonunda Güney Kore Endüstriyel Kompleks Kurumu (KICOX) tarafından yürütülmektedir. Bu uygulama modelinde, endüstriyel kompleksler, sanayi kümelenmeleri için ayrılmış özel alanlar olarak tanımlanmaktadır. Programın yürütülmesi için seçilen bölgelerde EEP merkezleri kurulmuş ve bu merkezler bölgelerdeki firmalar ile KICOX arasındaki bağlantıyı sağlamakla görevlendirilmişlerdir. Program kapsamında uygulanacak ES proje teklifleri doğrudan EEP merkezleri tarafından hazırlanabileceği gibi bölgedeki firmalardan da gelebilmekte ve bu proje teklifleri KICOX tarafından belirli kriterlere göre değerlendirilerek uygun bulunanlar devlet tarafından desteklenmektedir. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin programa daha çok katılımını sağlamaya yönelik olarak destek oranı bu firmalar için iki katına çıkarılmaktadır. EEP modelinin uygulanması ile Güney Kore’de 2005-2016 yılları arasında 1.831 firmaya ulaşılmış, 355 ES projesi hayata geçirilmiş ve 551,5 milyon € tutarında yatırım yapılmıştır (International Synergies Limited, 2019).

“Kendiliğinden oluşan” ES ağlarına Danimarka’daki Kalundborg EEP’si örnek verilebilir. Burada işletmeler arasında yeraltı suyu, atık su, buhar ve elektriğin yanı sıra çeşitli atıkların değişimine dayanan iş birlikleri, uzun yıllar içerisinde kendiliğinden oluşmuş, çevresel ve ekonomik verimliliği artırarak bölgeye yeni istihdam olanakları, teknolojik iyileşme ve atık yönetimi maliyetlerinde azalma gibi ilave faydalar sağlamıştır.

Ülkemizde, kaynakların sürdürebilir kullanımı 10. Kalkınma Planı hedefleri arasında yer almakta ve Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi’nde (2015-2018) “kaynakların etkin kullanıldığı, daha yeşil ve rekabetçi sanayi yapısına dönüşümün sağlanması” hedefine yer verilmektedir (Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 2015).

ES uygulamaları, hem kaynakların etkin kullanımına hizmet etmesi hem de firmalara sağladığı ekonomik faydalar sebebiyle bu hedeflere doğrudan hizmet edebilir niteliktedir. Ayrıca, ES ülke çapındaki 26 kalkınma ajansından 19’unun bölge planında, plan hedeflerine

Şekil 2. Kalundborg Eko-endüstriyel Parkı (Kalundborg Symbiosis, 2019)

ulaşmada bir araç olarak yer almaktadır. Diğer yandan, ülkemizin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında Paris’te gerçekleştirilen Taraflar Konferansı’na (Conference of Parties- COP21) sunmuş olduğu Ulusal Katkı Niyet Beyanı Belgesi’nde (Intended Nationally Determined Contributions (INDC- Turkey) sera gazları emisyon azaltımı hedefleri çerçevesinde sanayi atıklarının endüstriyel simbiyoz uygulamalarıyla azaltılacağı yönünde taahhüdü bulunmaktadır.

Ülkemizde bölgesel düzeyde, ES ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Örneğin; Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı, “Sürdürülebilir Üretime Geçiş” Sonuç Odaklı Programı kapsamında, ES uygulamalarının hayata geçirilmesini tedbir olarak programına almıştır. Benzer şekilde, Dicle Kalkınma Ajansı tarafından “TRC3 Bölgesi için Endüstriyel Simbiyoz Projesi” tasarlanmış ve bölgedeki ES olanaklarının araştırılması ve uygulamalarının yaygınlaştırılması hedeflenmiştir. Ayrıca, Trakya Kalkınma Ajansı tarafından “TR21 Trakya Bölgesi Endüstriyel Simbiyoz Potansiyeli Araştırması” Projesi ve Ahiler Kalkınma Ajansı tarafından Aksaray OSB’de ES çalışmaları da hayata geçirilmiştir.

ES uygulamalarında etkinliğin sağlanabilmesinde kritik husus sinerji (firmalar arasındaki ES iş birlikleri) belirleme uygulamalarında devamlılığın sağlanabilmesi ve incelenen firma sayısı bakımından ölçeğin geniş tutulmasıdır. Halbuki ülkemizde ES alanında yapılan çalışmalar çoğunlukla kalkınma ajansları tarafından uygulanan sınırlı süreli projeler ölçeğinde kalmaktadır. Bu projeler kapsamında bölgelerde farkındalık eğitimleri düzenlenmesi, sinerji belirleme çalıştayları yapılması, olanakların tespit edilmesi ve potansiyeli olduğu değerlendirilen sinerjiler için fizibilite çalışmaları yapılması gibi uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Diğer yandan, bu çalışmaların ortaya koyduğu uygulama potansiyelinin, ülkemizde ES alanında politika ve uygulama yetkisi bakımından paydaş kurumlar arasında rol dağılımının belirli olmaması, idari ve teknik kapasitenin yeterli olmaması gibi nedenlerle hayata geçirilememesi, ülkemizin hem ekonomik hem de çevresel gelişimine sağlanabilecek katkıların önüne geçmektedir.

Bu bağlamda, ES uygulamalarının hayata geçirilebilmesi ve yaygınlaştırılabilmesi için ulusal ölçekte bir yol haritasına ihtiyaç duyulmuş ve dünyada ulusal ölçekte uygulanan ilk endüstriyel simbiyoz programına sahip ülke olan İngiltere’nin tecrübelerinden faydalanmak amacıyla “Türkiye için Endüstriyel Simbiyoz Yol Haritası Geliştirilmesi” Projesi tasarlanmıştır.

İngiltere Refah Fonu (Foreign Commonwealth Office- Prosperity Fund) kapsamında verilmekte olan finansman desteğiyle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen proje için oluşturulan yönlendirme komitesi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı başkanlığında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İzmir Kalkınma Ajansı ve Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı temsilcilerinden oluşmaktadır. Projenin yürütücülüğünü, İngiltere’de DEFRA (Department of Environment, Food and Rural Affairs) tarafından yürütülen Ulusal Endüstriyel Simbiyoz Programı’nın (NISP) uygulayıcısı kuruluş olan International Synergies Ltd. (ISL) üstlenmiştir. Proje uygulamaları, Mart 2019’da tamamlanmış ve önerilen yol haritasına ilişkin nihai rapor taraflarla paylaşılmıştır.

Proje kapsamında Türkiye için önerilen ES uygulama modeli Şekil 3’te gösterilmektedir. Buna göre, programın devlet yapılanmasındaki sorumlusu ve temsilcisi olacak, programın sürdürülebilirliğini sağlayacak finansal mekanizmayı oluşturacak, varsa gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını sağlayacak ve programın yürütülmesi için diğer kamu kurumlarıyla iş birliği halinde olacak bir sorumlu kamu kurumu öngörülmektedir. Modelde yer alan ulusal koordinasyon birimi, programın uygulanmasını koordine eden ve denetleyen, aynı zamanda da bölgelerdeki uygulayıcı ekiplerle sorumlu kamu kurumu arasındaki bağlantıyı sağlayan kurumdur. Ulusal İnovasyon Partneri ise ES uygulamaları için gerekli olan teknik desteği verebilecek, Ar-Ge çalışmalarını gerçekleştirebilecek uzmanlık ve deneyime sahip bir kurum olmalıdır.



Şekil 3. NISP Modelinden Uyarlanan ve Türkiye İçin Önerilen ES Uygulama Modeli (International Synergies Limited, 2019).

Modelin belki de en önemli parçası olan uygulayıcı ekipler, bölgelerinde program faaliyetlerinin uygulanmasından sorumlu birimlerdir. Bunlar, ES uygulamalarının hayata geçirilebilmesi için firmalarla birebir temas halinde olacak, onlardan gerekli bilgileri (atık, ham madde, ürün, üretim prosesleri vb.) alacak ve bu bilgiler ışığında belirlenen mevcut ES potansiyellerinin hayata geçirilebilmesi için gerekli çalışmaları yürütecek ve firmalara destek olacak birimlerdir. Bu birimler, program kapsamında yürütülen faaliyetlerin çıktılarının ve etkilerinin raporlanmasından da sorumlu olacaklardır. Önerilen modelde uygulayıcı ekipler için her bölgede bir “merkez-çevresel birim (hub and spoke)” modeli uygulanması önerilmektedir. Bölgenin dinamiklerine göre, organize sanayi bölgeleri, sanayi odaları, ticaret odaları, sanayi ve ticaret odaları ve serbest bölge yönetimlerinin bu modele göre yapılanması önerilmektedir. Buna göre merkez (hub) olarak görevlendirilecek kurum bölgedeki program aktivitelerini koordine ederek ulusal koordinatöre raporlayacak, diğer bölgelerle ilişkileri sağlayacak, çevresel birimler (spoke) de ona yardımcı olacak ve iş birliğinde bulunacaklardır. Şekil 4’te uygulayıcı ekipler için önerilen bu modelin organizasyon şeması gösterilmektedir.

Bunların yanında, Şekil 3’te gösterildiği gibi program kapsamında tüm tarafların faydalanabileceği bir yönetim bilgi sistemi kurulması tavsiye edilmektedir. Bu sayede ES olanaklarının tespiti ile etkilerinin izlenmesi ve raporlanması daha kolay yapılabilecek ve bütün uygulama bölgeleri için bir standart oluşturulabilecektir. Ayrıca, firmaların atık ve girdi bilgilerini de içeren ulusal bir kaynak veri tabanı da böylece oluşturulmuş olacaktır. Bu yönetim bilgi sisteminin kullanımının Ulusal Koordinasyon Birimi tarafından üstlenilmesi önerilmektedir.


Şekil 4. Uygulayıcı Ekipler Organizasyon Şeması (International Synergies Limited, 2019)

Son olarak, model kapsamında, Yerel Program Danışma Gruplarının oluşturulması önerilmektedir. Bu gruplar uygulama bölgelerinde, bölgenin öne çıkan sektörlerine ilişkin özel sektör temsilcileri, ilgili Bakanlıkların taşra teşkilatları temsilcileri ve kalkınma ajansı uzmanları gibi bölgenin dinamiklerini bilen, sektörler hakkında söz sahibi olan ve ES uygulamalarına birikimleriyle yön gösterebilecek uzman kişilerden oluşan yapılar olmalıdır.

Proje kapsamında önerilen modelde, tüm bu roller için kurum önerilerine de yer verilmiş olup halen resmi düzeyde nihai bir karar verilmediği ve yasal olarak sorumluluklar tanımlanmadığı için burada kurum isimleri belirtilmemiştir.

Müteakip süreçte, önerilen modelin seçilen pilot bölgelerde uygulanması ve uygulanabilirliğinin test edilmesinin faydalı olabileceği değerlendirilmektedir. Uygulama aşamasında, seçilen bölgelerdeki kalkınma ajanslarıyla iş birliği yapılması ve onların bölgesel bilgi ve tecrübelerinden faydalanılması da sürece katkı sağlayacaktır. Pilot bölgeler seçilirken, özellikle daha önce ES ve temiz üretim konularında çalışmalar yapmış olan ajans bölgelerinin tercih edilmesinin programın uygulanabilirliği açısından büyük avantaj sağlayacağı düşünülmektedir.

Sonuç olarak, Türkiye’de ve dünyada daha sürdürülebilir bir üretim yapısına geçişi sağlamak, doğal kaynakları korumak ve çevre kirliliğini azaltmak için ES oldukça önemli ve etkili bir araçtır ve farkındalığı tüm dünyada giderek artmaktadır. ES uygulamalarının ülkemizde hayata geçirilebilmesi ve sürekliliğinin sağlanabilmesi, kurumsal rol ve sorumlulukların belirlenerek gerekliliklerin ve engellerin ortaya konması adına ulusal bir program oluşturulması büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda, Bakanlığımızca uygulanan “Türkiye için Endüstriyel Simbiyoz Yol Haritası Geliştirilmesi” Projesi’nin, ortaya koyduğu yol haritası ile ülkemizde ES uygulamalarının hayata geçirilmesi ve uzun vadede döngüsel ekonomi hedeflerine ulaşılmasında önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

Kaynaklar
International Synergies Limited. (2019). A Roadmap for a National Industrial Symbiosis Program for Turkey.
Kalundborg Symbiosis. (2019, Nisan 17). http://www.symbiosis.dk/en/ adresinden alındı.
Kim, E. J. (2017). Greening Industrial Parks – A Case Study on South Korea’s Eco-Industrial Park Program. Seoul: Global Green Growth Institute.
Paquin, R. L., & Howard-Grenville, J. (2012). The Evolution of Facilitated Industrial Symbiosis. Journal of Industrial Ecology.
T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı. (2015). Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi (2015-2018). Ankara: T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı.