İçindekiler
Dergi Arşivi

Türkiye Verimlilik Gelişim Haritası Projesi

Gülçin MANZAK AYDIN / / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Sanayi ve Verimlilik Genel Müdürlüğü)

 

2015-2018 yıllarını kapsayan Verimlilik Stratejisi ve Eylem Planı Belgesi hazırlık sürecinde verimlilik sorunlarının bölge, ölçek ve sektör düzeyinde ayrışma ve farklılaşma nedenlerine ilişkin, veri ve bulgu düzeyindeki yetersizlik dikkat çekmiştir. Bu nedenle Belge’de ilk hedef “Verimlilikle ilgili alanlarda politika oluşturma süreçlerini geliştirmek ve izlenebilirliği artırmak” olarak belirlenmiş; hedef altındaki ilk eylemse “Türkiye Bölgesel ve Sektörel Verimlilik Gelişim Haritası oluşturulacaktır” şeklinde tanımlanmıştır. Bu eylem çerçevesinde öncelikle 2015 yılında, Girişimci Bilgi Sistemi’nde (GBS) entegre edilen idari kayıtlardan yararlanarak verimlilik düzeylerinin bölge, sektör, ölçek bazındaki değişme eğilimleri ortaya konmuş ve raporlanarak yayın hâline getirilmiştir.

Yine aynı dönemde, işletmelerin verimlilik düzeylerini etkileyen faktörleri ve bu faktörlerin bölge, sektör, ölçek bazında nasıl farklılaştığını ayrıntılı bir şekilde sorgulayabilmek amacıyla mülga Verimlilik Genel Müdürlüğü uzmanları tarafından bir anket hazırlanmıştır. 6 ana başlıkta (iş gücü profili, sermayeye yapısı ve finansmana erişim, kaynak verimliliği ve sürdürülebilirlik, teknoloji ve inovasyon, üretim ağı ve yönetim ve organizasyon) yoğunlaşan geniş kapsamlı anket, 2016 yılı Eylül ayına kadar olan dönemde imalat sanayiinde faaliyet gösteren 10 bin 63 işletmeye yüz yüze uygulanmıştır. Saha çalışması için işaret edilen örneklem, imalat sanayi alt sektörlerinde ve İİBS2 düzeyi bölgelerde tüm evreni temsil etmektedir. Ölçek sınıfları ise 10. Kalkınma Planı’nda yapılan ayrım baz alınarak 1-19 ve 20 ve daha fazla çalışanı olan işletmelerden oluşmaktadır.

Anketle elde edilen ham sonuçlar farklı araç ve tekniklerle analiz edilerek toplulaştırılmış; “Türkiye Verimlilik Gelişim Haritası” başlığıyla kapsamlı bir rapor hâline getirilerek elektronik ortamda ilgililerin erişimine açılmıştır . Ankette yer alan altı sorgulama alanına ek olarak söz konusu raporda, verimlilik düzey farklılıkları üzerinde hangi parametrelerin ne düzeyde etkili olduğunu sorgulayan bir ekonometrik analiz ile yine ağırlıkla GBS verisinden yararlanarak yapılan İstihdam Dinamikleri ve Verimlilik başlıklı analize de yer verilmiştir.

Bu makalede “Türkiye Verimlilik Gelişim Haritası” projesinin önemli bir kısmını oluşturan anket çalışması sonunda ortaya çıkan ilginç bulgular ele alınacaktır. İlgili anket, nicel özelliklerinin ötesinde işletmelerin nitel özelliklerini ve işletme sahiplerinin/yöneticilerinin belli konulara bakış açılarını araştırmayı hedeflemektedir. Ana raporda onlarca grafik ve analizle özetlenen bu bilgiler içinden burada özellikle alt başlıklar arasında çapraz sorgulamalara olanak sağlayan ekonometrik analizlerin sonuçlarına yer verilecektir.

Bu analizlerden ilki, istihdam artışı ve verimlilik arasındaki ilişkiyi sorgulamaktadır. Genel olarak ampirik çalışmalar iş gücü verimliliği ile istihdam arasında çoğunlukla pozitif bir ilişki bulmaktadır. Benzer şekilde 2016 anket verisine dayanan analiz de, bölgesel ve sektörel farklılıklar kontrol edildikten sonra iş gücü verimliliği ile istihdam artışı arasında pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkileşimin olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca iki değişken arasındaki bağlantı doğrusal değildir ve iş gücü verimliliğindeki artış, istihdamı azalan oranda olumlu etkilemektedir.

İkinci analiz, sanayide en temel ihtiyaçlardan biri olarak değerlendirilen ara eleman ihtiyacına odaklanmaktadır. Bu noktada ara eleman ihtiyacını azaltması beklenen meslek lisesi mezunlarının ankete katılan işletmeler içindeki durumları yakından incelenmiştir. Buna göre, söz konusu işletmelerde beyaz yakalı çalışanların %9’u, mavi yakalı çalışanların ise %14’ü meslek lisesi mezunudur. Oldukça düşük olduğu değerlendirilen bu oranların sektörel dağılımına bakıldığında ise, mavi yakalı meslek lisesi mezunlarının teknoloji yoğunluğu daha yüksek sektörlerde, beyaz yakalı meslek lisesi mezunlarının teknoloji yoğunluğu daha düşük sektörlerde daha fazla istihdam edildiği görülmektedir (Bkz. Şekil 1).


Şekil 1. Sektörel Ayrımda Meslek Lisesi Mezunlarının Toplam Çalışanlar İçindeki Oranları

Bu konuda nitelikli istihdam, mavi yakalı çalışan oranı ve meslek lisesi mezunları arasındaki bağıntı dikkat çekicidir. Bilindiği üzere Türkiye’de mavi yakalı çalışan oranı yükseldikçe işletmeler nitelikli eleman ihtiyacını daha fazla dile getirmektedir. Öte yandan anket sonuçlarına göre, işletmelerinde mavi yakalı meslek lisesi mezunlarını daha yüksek oranda çalıştıran işletmeler nitelikli eleman ihtiyacından daha az şikâyet etmektedir (Bkz. Şekil 2). Görünen o ki, aradaki bağlantıyı güçlendirecek politikalar işletmelerin nitelikli ara eleman eksikliğini tamamlamak yönünde iyi bir adım olacaktır.


Şekil 2. Sektörlere Göre Nitelikli Eleman Çalıştırabilme ve Mavi Yakalı Meslek Lisesi Mezunu Çalıştırma Durumları Arasındaki İlişki

Kamu desteklerinden yararlanmayı etkileyen yönetsel faktörleri sorgulamak üzere finansmana erişim bölümünde elde edilen bilgilere dayanarak oluşturulan ekonometrik model, üretim sürecinde daha fazla üretim planlama faaliyeti yapan, daha fazla kayıt ve veri tutan ve verimlilik ölçümü yapan işletmelerin kamu desteklerinden yararlanma olasılıklarının daha yüksek olduğunu bulgulamaktadır. Benzer şekilde yönetim ve organizasyon bölümü için oluşturulan bir başka model, işletmelerin yönetim ve organizasyon yetkinlikleri ile iş gücü verimliliği arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Buna göre organizasyon şemasına sahip olmak ve verimlilik ölçümü yapmak ile işletmelerin iş gücü verimlilik düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı ve olumlu bir şekilde ilişkilidir. Nitekim Türkiye genelinde verimlilik ölçümü yapan ve yapmayan işletmelerin iş gücü verimlilik düzeyleri karşılaştırıldığında Şekil 3’teki grafik elde edilmektedir.


Şekil 3. İş Gücü Verimliliği (Ortalama)

Üretim sürecinde çevresel sürdürülebilirliği sağlamak son dönemde üzerinde en fazla durulan kriterlerin başında gelmektedir. Öte yandan kaynak verimliliğine yönelik tedbirleri hayata geçirmek için işletmelerin bu tedbirlerden kazanım elde edeceklerine dair ikna olmaları önemlidir. Anketteki ilgili sorulara dayanarak gerçekleştirilen analizler kaynak verimliliği tedbiri alan işletmelerin önemli bir bölümünün bu tedbirlerden dolayı kazanım elde ettiğini göstermektedir (Bkz. Şekil 4). Bu açıdan işletme düzeyinde bu tür tedbirlerin uygulanmasına yönelik farkındalığın artırılması ve kamu desteklerinin bu alana daha fazla aktarılması iki politika önerisi olarak karşımıza çıkmaktadır. İkinci olarak, elde edilen kazanımların alınan tedbirlere göre önemli farklılıklar göstermemesi de önemli bir bulgudur.


Şekil 4. Kullandıkları Verimlilik Tedbirlerine Göre İşletmelerin Bu Tedbirlerden Kazanım Sağlama Oranları

Çevresel sürdürülebilirlik konusunda özellikle uluslararasılaşma stratejisi izleyen işletmeler ticaret ortaklarının değer yargılarına ve zorunlu kıldığı uygulama ve düzenlemelere uymak zorundadır. Bu argümandan yola çıkarak yerel ya da küresel ölçekte tanınmış markalar için üretim yapan işletmelerin doğal kaynakları korumaya ve çevresel sürdürülebilirliği sağlamaya yönelik tedbirleri daha yoğun kullanıp kullanmadıkları incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre, yukarıda tanımlanan değişkenler arasında bir ilişki vardır ve bu ilişki işletme ölçeği büyüdükçe güçlenirken ve sektörlere göre fazla değişiklik göstermez. Benzer bir analiz, bu alanda tedbir alan işletmelerin ihracat oranlarının da yüksek olduğu görülmektedir.
İhracatın ithalata bağımlı olması, cari açığın yapısal nedenlerinden biridir. Anket verisi, bu bilgi etrafında değerlendirildiğinde, ithal ham madde kullanımı ile ihracatın satışlardaki payı arasında (yüksek teknoloji grubundaki bölümler hariç) pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Yani, ithal ham madde kullanan işletmelerin kullanmayanlara kıyasla ihracatlarının satışları içindeki payının daha yüksek olma ihtimali büyüktür. Bu ilişkinin özellikle Türkiye’nin rekabet gücünün ve ihracatının yoğunlaştığı orta-yüksek teknoloji grubunda en yüksek değeri alması düşündürücüdür. Bu anlamda son dönemde geliştirilen politikalarla ithal bağımlılığını azaltmak üzere yerli üretimin teşvik edilmesi önemli bir ihtiyaca cevap vermektedir.

Yüksek cari açık probleminin çözüm yollarından bir diğeri yüksek katma değerli ürünler üretilebilmektir. İhraç edilen ürünlerde katma değerin ve teknoloji yoğunluğunun artması için temel koşullardan biri ise başarılı bir Ar-Ge politikasıdır. Bu amaç doğrultusunda, ankete katılan işletmelere Ar-Ge faaliyetleri ve ihracat performansları hakkında yöneltilen sorular yardımıyla, yürütülen Ar-Ge faaliyetlerinin ihracat performansı ile ilişkisi analiz edilmektedir. Ölçek ve sektör etkileri kontrol edildikten sonra tüm örneklem baz alındığında işletmelerdeki Ar-Ge personeli sayısı ile ihracat yapma olasılığı arasında olumlu ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Bu açıdan Ar-Ge faaliyetlerini destekleyecek teşvik ve desteklerin devam ettirilmesi yüksek katma değerli ihracat hedefine ulaşmada önemini korumaktadır.
Bu aşamada kamu tarafından sağlanan Ar-Ge ve inovasyon desteklerinin Ar-Ge faaliyetleri üzerindeki etkilerinin hatırlanması önemlidir. İlgili soruların analize dâhil edilmesi ile oluşturulan model, işletmelerin Ar-Ge ve inovasyon desteği almaları ile Ar-Ge faaliyetinde bulunmaları arasında pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki ortaya koymaktadır. Bunun yanında Şekil 5 kamu desteği aldığını belirten işletmeler içinde Ar-Ge desteği alan işletmelerin sektörel dağılımını vermektedir. Sektörler teknoloji yoğunluklarına göre sıralandıklarında göze çarpan nokta, Ar-Ge desteğinin kullanılma oranının, bölümlerin teknolojik yoğunluğuyla beraber artış göstermesidir. Özetle, tasarım ve amacına uygun olarak teknolojik yoğunluğu yüksek bölümler, bu destekten daha fazla oranda yararlanmaktadırlar.


Şekil 5. Teknoloji Grupları İçinde Ar-Ge Desteği Kullanan İşletmelerin Toplam İçindeki Oranları

Görüldüğü gibi, bu makalede ulaştığı sonuçlar arasından sayılı örneklere yer verilen “Türkiye Verimlilik Gelişim Haritası” Projesi anket çalışması, nesnel ve etkin politika önerilerine sağlam bir zemin sunmaktadır. Bunun yanında bu çalışma verimlilik ve alt sorgulama alanları üzerine çalışan araştırmacılar için zengin bir kaynaktır. Bu kaynağın daha etkin kullanımını sağlamak üzere 2016 yılına ait anket sonuçları Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Girişimci Bilgi Sistemi bünyesinde ilgili prosedürü tamamlayan araştırmacıların erişimine açılmıştır.