İçindekiler
Dergi Arşivi

Türkiye’nin Dış Ticaret Rekabet Gücünün Değerlendirilmesi: İmalat Sanayi Üzerine Bir Analiz

Ayşegül Burcu ÇOLAK / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Metroloji ve Standardizasyon Genel Müdürlüğü)

 

Küreselleşmeyle birlikte hızlı bir değişim ve gelişim içine giren uluslararası dış ticaret yapısı, günümüzde ülkelerin ekonomik gücünü artırmasında çok önemli bir unsur olarak kabul görmektedir. Ülkeler, uluslararası pazarda daha fazla söz sahibi olmak için rakip ülkelerle adeta bir yarış içerisindedir. Günümüzde ülkeler, yoğun rekabet ortamında teknoloji-yoğun ve katma değeri yüksek ürünler üreterek ayakta kalma çabası içerisindedir. İmalat sanayinin rekabet gücünün artırılması ve dünya ticaretinden daha fazla pay alması, sürdürülebilir ve güçlü ekonomiler için kaçınılmaz bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Bu kapsamda, uluslararası rekabet gücü konusunda yapılan analizlerin sayısı da giderek artmış ve rekabet gücü kavramı uluslar için çok önemli bir konu haline gelmiştir.

Literatürde rekabetçiliğin anahtar kavramı, teknolojiye dayalı katma değer üretimi olarak nitelendirilmektedir ve bu kriter ekonomideki “teknoloji-yoğunluğu” ile ölçülmektedir. Orta ve yüksek teknolojili ürünler, teknoloji-yoğun ürün sayılmakta ve genel anlamda rekabetçiliğin ölçüsü olarak kabul görmektedir (KobiEfor Kasım 2014, 26).

Dışa Açık Büyüme Politikası

Dünya ticaretinin ve ona yön veren rekabet unsurlarının gelişimi ve değişimi incelendiğinde, özellikle II. Dünya Savaşı’ndan 1970’li yıllara kadar olan zaman diliminde rekabet gücünün temel öğesinin üretim üstünlüğü olduğu ve bunu gerçekleştirmek için de kitlesel üretim stratejilerinin geliştirildiği görülebilmektedir. 1970’li yılların sonlarında maliyet yönlü rekabet dönemi başlarken, 1980’li yıllarda ise bu öğelere kalite boyutu eklenmiştir. İçinde bulunduğumuz zaman dilimini de kapsayan ve özellikle 1990’lı yıllarla birlikte rekabet gücünün belirleyicileri ise esneklik, hız ve yenilikçilik (inovasyon) olarak karşımıza çıkmaktadır (Altay, 2008). Türk sanayisinin tarihsel gelişimi incelendiğinde, çok kısa sürede hızlı bir şekilde gelişip çeşitlendiği görülebilmektedir. Cumhuriyet dönemiyle başlayan Türk imalat sanayiinin gelişimi, çeşitli ekonomik ve sosyal gelişmelerden etkilenerek şekillenmiş olup farklı dönemler altında şekillenerek günümüze kadar ulaşmıştır.

1980 yılında neoliberal ekonomik görüş çerçevesinde inşa edilen dışa açık bir ekonomik büyüme modeli dâhilinde dış ticaret politikalarının serbestleştirilmesiyle birlikte Türkiye ekonomisinde sanayi politikalarının yeniden yapılandığı bir döneme girilmiştir. Türkiye bu dönemde 24 Ocak 1980 kararlarını alarak dünyadaki dönüşüme erken katılan bir ülke olmuştur. 24 Ocak 1980 kararları, ekonomide yapısal değişimleri içeren uzun vadeli önlemlerle kısa vadeli önlemleri bir arada içermektedir. Uzun vadeli değişim amaçlarının başında, kamu sektörünün ekonomideki öneminin azaltılması ve özel sektörün geliştirilmesi, serbest piyasa sisteminin işlerliğinin sağlanması yer almaktadır. Kısa vadeli değişim amaçlarını ise dış ödeme güçlüklerine çözüm bulmak, ekonomide ithal ikamecilikten ihracata dönük sanayileşmeye geçişi sağlayıcı tedbirleri almak (devalüasyon, gerçekçi kur politikası, ihracat teşvikleri ve dış ticarette serbestleşmenin sağlanması) ve enflasyonu düşürmek oluşturmaktadır (Yay, 2002). Bu dönemde Türkiye’nin izlediği politika, literatürde çeşitli kaynaklarca ihracatın sürüklediği büyüme olarak da adlandırılmıştır. 

Orta ve Yüksek Teknolojili Ürünlerin Türkiye’nin İmalat Sanayii ve Dış Ticaretindeki Önemi

Ülkemizin temel strateji ve politika dokümanlarında öngörülen perspektife paralel olarak, Ekonomi Bakanlığının koordinasyonunda; Ekonomi Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin iş birliği içerisinde hazırladığı ortak rapor olan 2023 Türkiye İhracat Stratejisi ve Eylem Planı’nın vizyonu; “2023 yılında 500 milyar Dolar ihracata ulaşarak ülkemizin dünya ticaretinde lider ülkeler arasında yer alması”dır. Ölçülebilir bir vizyon niteliği de taşıyan ve gerek kamu, gerek özel, tüm kesimlerce ulaşılması hedeflenen 500 milyar Dolarlık ihracat hedefindeki esas gaye, ihracatımızın üretim yapısının modernize edilerek günümüz ve gelecek ticaret dünyasının taleplerine cevap verebilir ileri teknoloji ve Ar-Ge’ye dayalı esnek bir yapıya kavuşmasını sağlamaktır.

20-22 Kasım 2013 tarihlerinde gerçekleşen 3. Sanayi Şurası Bakanlar Oturumu’nda konuşmasını yapan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Eski Bakanı Sayın Nihat Ergün de konuyla ilgili şu ifadelere yer vermiştir:

“Bundan sonraki hedefimiz 500 milyar Dolar ihracata ulaşmaktır, daha ileri teknolojili ve yüksek katma değerli ürünlere geçmeden, bunları üretmeye geçmeden bu hedeflere ulaşmamız mümkün değil. Türkiye şu anda otomotiv, makine, elektronik, beyaz eşya, demir-çelik, hazır giyim, cam, çimento, seramik gibi birçok sektörde gerçekten dünyanın en başarılı ülkelerinden biri. Türkiye toplam 228 ülkeye yaklaşık 20.000 çeşit ve 40.000 ihracatçı firma ile dünya ticaretinde önemli paya sahip ülkelerden bir tanesi. Ancak bu sektörleri biraz daha detaylı incelediğimiz zaman kendi tasarımlarımız ve markalarımızdan ziyade daha çok montaja dayalı ve bir kısmı da başkalarının marka ve tasarımları olan ürünlerden oluştuğunu görüyoruz. 2023 yılında 500 milyar Dolar ihracat hedefini yakalarken 1 trilyon Dolar da ithalat yapıyorsak o zaman bu çok değerli bir durum değildir. Bu nedenle bir yandan ithal ettiğimiz teknoloji yoğun ürünlerimizi kendi ülkemizde üretmek, aynı zamanda bu ürünlerin daha fazla dışarıya ihraç edilmesini sağlamak mecburiyetindeyiz” (BSTB, 2014).

2011 yılında kurulan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı misyon ve vizyonunda da bu değerlere yer verilmiştir. Bakanlığımız vizyonu, “Girişimciliğe, yenilikçiliğe, bilimsel gelişmeye ve yüksek katma değerli teknoloji üretimine dayalı, bilgi tabanlı ve rekabetçi ekonomik yapısıyla dünyanın en gelişmiş on ülkesi arasında yer alan bir Türkiye’nin oluşumunda öncü olmak” şeklinde ifade edilmektedir. Bakanlığımız misyonu ise şu şekilde belirlenmiştir: 

Ülkemizin küresel düzeyde rekabet gücünü artırmaya yönelik olarak;

  •  Bilim, sanayi ve teknoloji alanında politika, strateji, plan ve programlar geliştirmek ve uygulanmasını sağlamak,
  •  Bilgi toplumuna dönüşüm sürecinde, bilimsel bilgiye dayalı düşüncenin özendirilmesini sağlamak,
  •  Yüksek katma değerli, ileri teknolojiye dayalı, verimli, çevreye duyarlı, dışa bağımlılığı azaltan, güvenli ve sürdürülebilir bir üretim yapısının oluşmasını sağlamak,
  •  Üniversite-sanayi iş birliğini geliştirmek, başta KOBİ’ler olmak üzere girişimciliğe, yenilikçiliğe ve Ar-Ge çalışmalarına verilen desteklerle, ülke sanayisinin teknolojik altyapısını güçlendirmek ve rekabet gücünü artırmak,
  •  Haksız rekabeti önlemeye ve kullanıcıları korumaya yönelik olarak güvenli ürün arzını ve dolaşımını sağlamak.”

Bakanlığımız tarafından yayımlanan Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi 2015-2018’de uzun dönemli vizyonumuz “Orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerde Afro-Avrasya’nın tasarım ve üretim üssü olmak” olarak belirlenmiş; 2015-2018 dönemini kapsayan Türkiye Sanayi Stratejisi’nin genel amacı da “Türk sanayisinin rekabet edebilirliğinin ve verimliliğinin yükseltilerek, dünya ihracatından daha fazla pay alan, ağırlıklı olarak yüksek katma değerli ve ileri teknolojili ürünlerin üretildiği, nitelikli iş gücüne sahip ve aynı zamanda çevreye ve topluma duyarlı bir sanayi yapısına dönüşümünü hızlandırmak” şeklinde ifade edilmiştir. Bu doğrultuda hazırlanan stratejik hedeflerin ilk sırasındaysa “sanayide bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli yerli üretimin geliştirilmesi” yer almaktadır (BSTB, 2015). Söz konusu amaç, 3. Sanayi Şurası Bilimsel ve Teknolojik Gelişim Ar-Ge ve İnovasyon Raporu’nda ele alınan eksenler arasında da “Orta ve yüksek teknolojili ürünlerin geliştirilmesi ve üretimi” ifadesiyle yer almıştır.

Ayrıca, Orta Vadeli Program (2015-2017), “81. Ar-Ge tabanlı, yenilikçi, çevre dostu ve yüksek katma değer yaratan üretim yapısı desteklenecek, elde edilecek ürünlerin ticarileştirme ve markalaştırma süreçlerine işlerlik kazandırılacak ve bu alanlardaki mikro reformlar hızlandırılacaktır” ve “101. Kentsel dönüşümde katma değer yaratan sektörlerin, yaratıcı endüstrilerin, yüksek teknolojili, çevreye duyarlı yenilikçi üretimin ve enerji verimliliğinin desteklenmesine önem verilecektir” şeklinde değerlendirmeleri yapılan makroekonomik politikalar içermektedir (KB, 2014).

Onuncu Kalkınma Planı kapsamında belirlenen amaç ve hedefler arasında da yüksek teknolojili ürünlerin imalat ve ihracattaki payları ile ilgili vurgulamalar yapılmıştır (KB, 2013):

477. Plan döneminde reel olarak ortalama ihracat artışının ithalat artışından yüksek olması, ihracatın ithalata olan bağımlılığının azaltılması, ihracat içinde orta-yüksek ve yüksek teknolojili imalat sanayii ürünlerinin payının yükseltilmesi, hizmet ihracatının artırılması ve çeşitlendirilmesi hedeflenmektedir.”

649. Türkiye’nin uluslararası rekabet gücü­nü ve dünya ihracatından aldığı payı artır­mak için imalat sanayiinde dönüşümü ger­çekleştirerek yüksek katma değerli yapıya geçmek ve yüksek teknoloji sektörlerinin payını artırmak temel amaçtır.”

TÜBİTAK tarafından hazırlanan Ulusal Bilim ve Teknoloji Politikaları 2003-2023 Strateji Belgesi’nde de yüksek teknolojili ürünler önemli bir yer tutmaktadır. Söz konusu belgede uygulanacak stratejilerin izlenmesi ve değerlendirilmesinde esas alınacak ölçütler arasında “yüksek teknolojili ihraç ürünlerinin toplam ihracattaki payı”, “yüksek ve orta-yüksek teknolojili sanayi dallarında yaratılan katma değerin toplam katma değere oranı” ve “yüksek ve orta-yüksek teknolojili sanayi dallarındaki istihdamın toplam istihdama oranı” yer almaktadır (TÜBİTAK, 2014).

Türkiye’nin İmalat Sanayii Dış Ticaret Rekabet Gücünün Bazı Endekslerle Değerlendirilmesi

Mal ve Sektörlerin Dış Ticaret Payları

2014 yılı Türkiye ihracatına konu olan malların değerleri incelendiğinde, Türkiye ihracatının %94’lük bir bölümünü imalat sanayi ürünlerinin oluşturduğu görülmektedir (Şekil 1). Bu payın %35’lik kısmını düşük teknolojili ürünler, %27’sini orta-düşük teknolojili ürünler, %29’unu orta-yüksek teknolojili ürünler ve sadece %3’ünü yüksek teknolojili ürünler oluşturmaktadır. ITC ihracat verilerine göre yapılan hesaplamalarda, 2014 yılı dünya ihracat oranları ise şu şekilde bulunmuştur: Düşük Teknoloji: %17,00, Orta-Düşük Teknoloji: %21,08, Orta-Yüksek Teknoloji: %30,01 Yüksek Teknoloji: %16,49 ve İmalat Sanayi Dışı: %15,42. Bu oranlara bakıldığında imalat sanayiinde, Türkiye’nin yüksek teknoloji ürünleri ihracatı dışında tüm teknoloji düzeylerinde dünya ortalamasını yakaladığı ve hatta geçtiği açıkça görülmektedir. Yüksek teknolojili ürünler ihracatında da gerekli önlemler ve çabalarla ülkemizin bu oranı yükselteceği düşünülmektedir.

 

Şekil 1. Türkiye’nin 2014 Yılı İhracatındaki Ürünlerin Teknoloji Düzeylerine Göre Payları.1


Uzmanlaşma Katsayısı

2014 yılı ihracat ve ithalat verilerine göre Türkiye dış ticaretine konu olan 1248 sektörün 62’sinde ithalat gerçekleştirmemiştir. İhracat/İthalat oranı endeksi kullanılarak Türkiye’nin dış rekabet gücü incelemesi yapılırken Türkiye’nin ithalat yapmadığı sektörler, sonucun tanımsız çıkmasına neden olacağından dolayı, analizin dışında tutulmuştur. Analize göre Türkiye’nin 2014 yılında uzmanlaşma sağladığı sektörlerin teknoloji düzeylerine göre dağılımlarını içeren grafik, Şekil 2’de yer almaktadır. 

  Şekil 2. Türkiye’nin Uzmanlaşma Sağladığı Sektörlerin Teknoloji Düzeyi Dağılımları.


AKÜ ve Vollrath Endeksleri

AKÜ ve Vollrath endeksleri kullanılarak yapılan çalışmaya göre, Türkiye’nin 2014 yılında en rekabetçi olduğu ilk 10 sektör Tablo 1’de gösterilmektedir. Ayrıca, Türkiye’nin, imalat sanayi dışı ürünler dâhil 2014 yılında ihracatını yaptığı 4 haneli 1248 sektörün %31,41’inde (392 sektör) rekabetçi olduğu görülmüştür. İmalat sanayi dışı ürünler hariç tutulduğunda ise bu oran %32,20 (353 sektör) olmaktadır. 2014 yılı için Türkiye’deki her bir sektörün dünyaya göre AKÜ ve RXA katsayısı hesaplandığında, her iki sonuç kümesi için de katsayısı 1’den büyük çıkan, yani Türkiye’nin dünyaya kıyasla rekabetçi olduğu sektörlerin ihracat değerinin, 157,7 milyar $’lık toplam ihracatın yaklaşık %80’ini (yaklaşık 127 milyar Dolar) oluşturduğu görülmektedir.

Tablo 1. Türkiye’nin En Rekabetçi Olduğu Sektörler

Teknoloji Düzeyi

Sektör Açıklama

AKÜ (2014)

RXA (2014)

Düşük

Suni-sentetik devamsız elyaftan iplikler (perakende)

51,639

90,980

Düşük

Dokunmuş halılar, yer kaplamaları (kilim, sumak, karaman vb.)

50,846

89,548

Orta-Düşük

Demir/çelik çubuklar (sıcak haddeli, dövülmüş, burulmuş, çekilmiş)

27,203

35,992

Orta-Düşük

Bakırdan ince, kalın, örme vb. halatlar (elektrik-izole hariç)

23,748

29,534

Düşük

Buğday unu/mahlut unu

21,821

26,683

Düşük

Meyve (kurutulmuş) (0801, 0806'de kiler hariç) 08. fasıldaki sert ve kabukluların karışımı

18,488

21,778

Düşük

Havlu nevi bukleli mensucat (tufte edilmiş mensucat)

17,344

20,154

Orta-Yüksek

Isıtması elektrikle olmayan demir-çelik radyatör, jeneratörler

15,270

17,432

Düşük

Gipe iplikler, monofiller, şeritler, tırtıl iplikler vb

15,087

17,153

Düşük

Yoğunluğu artırılmış ağaç (bloklar, levhalar, şeritler/profil halinde)

14,437

16,308

Kişi Başına Düşen Reel Milli Gelir

KBGSYİH olarak da ifade edilebilen kişi başına düşen reel milli gelir, uluslararası rekabet gücünü ölçme yöntemlerinden biri olarak kabul edilmekte ve bu kapsamda çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Türkiye, WEF verilerine göre 2013 yılı için 76,5 milyonluk nüfusu ile 827,2 milyar Dolar GSYİH’ye sahiptir ve ülkemizin KBGSYİH değeri 10.815,46 Dolar olarak belirlenmiştir. 1982’den bu yana kapsamlı olarak bakıldığında; KBGSYİH’de önemli artış kaydedilmiştir. Kırılma noktası 2002 yılı kabul edildiğinde; Türkiye’nin 1982-2002 yılları arasında KBGSYİH’yi 2,5 kat; 2002-2014 yılları arasında ise 3 kat arttırdığı görülmektedir (Şekil 3).

Şekil 3. Türkiye’de KBGSYİH’nin 1982-2014 Gelişim Grafiği (WB, 2015)


Türkiye’nin de içinde bulunduğu “Gelişmekte Olan Ülkeler” grubu ile kıyaslandığında Türkiye, KBGSYİH açısından bakıldığında ilk sıralarda yer almaktadır (Şekil 4). KBGSYİH değerinin ülkenin rekabet gücünün göstergesi olarak kullanılması durumunda; Türkiye’nin ‘gelişmekte olan ülkeler’ grubuna göre, dünya ülkeleri arasında daha az rekabet gücüne sahip olduğu görülmektedir.

Şekil 4. Gelişmekte Olan Ülkelerde KBGSYİH Kıyaslaması.2

 

Birim Fiyatlar

İhraç edilen ürünün birim fiyatı, ürünün bilgi ve yetenek (üretim teknolojisi, katma değer, tasarım özellikleri) içeriğini ve dolayısıyla rekabetçi avantajını göstermesi açısından önemlidir (TTGV, 2013). Tablo 2’de Türkiye ile dünya ülkelerinin ortalama ihracat ve ithalat birim fiyatları (Kg başına düşen $ değeri) gösterilmektedir. Tüm sektörler genelinde ihracat birim fiyatları incelendiğinde, Türkiye ihracat birim fiyatı 2001-2014 yılları arasında dalgalı bir seyir göstermiştir. Aynı yıllar arasında genel olarak azalan bir trend gösteren dünya ülkeleri ihracat birim fiyatının 2014 yılı itibarıyla Türkiye ihracat birim fiyatı ile 1,63$/Kg’da eşitlendiği görülmektedir. Ülkemiz tüm sektörleri ile imalat sanayi sektörlerinin birim fiyatları karşılaştırıldığında ise, imalat sanayi sektörlerinin 2001-2014 arasında her yıl için tüm sektörlere nazaran daha yüksek birim fiyata sahip olduğu görülmektedir. Bu durum, Türkiye’de ihracatın, tüm sektörler içinde daha ziyade imalat sanayi sektörleri ürünleriyle değer kazandığını açıkça ortaya koymaktadır.
 

 Tablo 2. Türkiye’de 2001-2014 Yılları Arası Ortalama İhracat ve İthalat Birim Fiyatları.3

 

İMALAT SANAYİ

TÜM SEKTÖRLER

TÜRKİYE

DÜNYA

TÜRKİYE

DÜNYA

YIL

İhracat Birim

Fiyatı ($/1Kg)

İthalat Birim

Fiyatı ($/1Kg)

İhracat Birim

Fiyatı ($/1Kg)

İthalat Birim

Fiyatı ($/1Kg)

İhracat Birim

Fiyatı ($/1Kg)

İhracat Birim

Fiyatı ($/1Kg)

2001

0,76

0,83

2,34

1,95

0,67

1,73

2002

0,72

0,68

2,29

1,93

0,65

1,71

2003

0,67

0,79

1,97

2,25

0,61

1,61

2004

1,24

1,08

1,79

1,67

1,04

1,54

2005

1,35

1,15

1,98

2,53

1,15

1,70

2006

1,54

1,16

2,14

2,62

1,26

1,85

2007

1,75

1,31

3,06

2,74

1,36

1,81

2008

1,80

1,59

4,92

3,58

1,52

3,36

2009

1,31

1,16

3,72

4,01

1,13

1,75

2010

1,51

1,38

3,88

3,75

1,21

2,18

2011

1,80

1,93

3,92

4,32

1,45

2,06

2012

1,93

1,68

4,92

4,98

1,57

3,36

2013

1,93

1,82

3,07

2,48

1,56

2,19

2014

2,02

1,68

2,71

3,08

1,63

1,63

Ortalama

1,45

1,30

3,05

2,99

1,20

2,03

Seçilmiş bazı ülkeler ve Türkiye’nin, teknoloji düzeylerine göre imalat sanayii sektörlerinin kıyaslamasının faydalı olacağı düşünülmektedir. Bu doğrultuda hazırlanan 2014 yılı ihracat birim fiyatları kıyaslama tablosu, Tablo 3’te sunulmuştur.

Tablo 3. Seçilmiş Bazı Ülkeler ve Türkiye’nin Teknoloji Düzeyleri İçin İhracat Birim Fiyatları.4

Ülke

DÜŞÜK

TEKNOLOJİ

Birim Fiyatı ($/1Kg)

ORTA-DÜŞÜK TEKNOLOJİ

Birim Fiyatı ($/1Kg)

ORTA-YÜKSEK TEKNOLOJİ

Birim Fiyatı ($/1Kg)

YÜKSEK

TEKNOLOJİ

Birim Fiyatı ($/1Kg)

İMALAT SANAYİ

Birim Fiyat

($/1Kg)

Fransa

2,50

1,32

6,81

187,27

4,52

Brezilya

0,92

0,97

3,67

154,99

4,44

Güney Kore

3,25

1,36

4,08

146,57

4,29

Almanya

2,18

1,58

9,04

142,37

3,88

İtalya

4,76

1,75

8,57

99,10

3,03

İspanya

2,42

0,95

4,39

56,91

2,22

Türkiye

3,68

0,90

4,35

33,90

2,02

Japonya

4,68

1,58

8,69

7,95

1,25

ABD

0,42

0,74

3,89

4,24

1,22

Meksika

0,13

0,94

1,23

0,62

0,57

Rusya

0,55

0,51

0,73

0,12

0,49

Çin

0,03

1,25

0,19

0,04

0,06

 

Sonuç

Yüksek katma değerli, ileri teknolojiye dayalı, verimli, çevreye duyarlı, dışa bağımlılığı azaltan, güvenli ve sürdürülebilir bir üretim yapısının oluşmasını sağlamayı amaç edinen Bakanlığımızın görev alanı doğrultusunda, çeşitli analizler gerçekleştirilmiştir. Bu analizlerin ışığında, Türkiye’nin imalat sanayi dış ticaret rekabet gücünün artırılabilmesi için öncelikle imalat sanayi ürünlerinin dünya toplam ihracatındaki payını ve toplam değerini artırması gerektiği düşünülmektedir. Üretimdeki yetkinliğin, “sadece üretim” amacından ziyade “üretimde mükemmeliyet, üretimde kalite ve üretimde yenilik” ilkeleriyle güçlendirilerek devam ettirilmesi gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan ülkemizin kalkınması ve dış ticarette daha fazla söz sahibi olup dünyaya satış yapması açısından büyük önem taşımaktadır.

 

Kaynakça

 

1 Kaynak: ITC verilerinden oluşturulmuştur.

2 Kaynak: WEF 2013 verilerinden oluşturulmuştur.

3 Kaynak: WB, 2015 verilerinden hesaplanarak oluşturulmuştur.

4 Kaynak: WB, 2015 verilerinden hesaplanarak oluşturulmuştur.