İçindekiler
Dergi Arşivi

Türkiye’nin Teknoloji Tabanlı Gelişiminde Teknoloji Transfer Ofislerinin Rolü

Turgut DEVECİ / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü)

 

Ülkelerin uyguladıkları ekonomi politikaları ekonomik gelişme üzerinde büyük etkiler ortaya koyabilmektedir. Özellikle bir ekonominin performansının en önemli göstergelerinden biri olan ekonomik büyümenin kaynakları dikkate alındığında, teknolojik gelişme ve bunu kendi olanakları ile oluşturabilmenin önemli olduğu bir gerçektir. Eskiden bir ülkenin gelişmişlik düzeyi ürettiği çelik ve enerji miktarı ile ölçülürken günümüzde bilişim teknolojileriyle elde edilen, işlenen, aktarılan, saklanan, bilginin miktarıyla ölçülmeye başlanmıştır (Yıldız vd., 2010).

Gelişmekte olan ülkelerin sanayileşebilmeleri için gerekli faktörlerin en önemlilerinden biri teknolojik gelişmenin sağlanmasıdır. Ulusal teknoloji edinim çabası, teknoloji ve bilgi transferi gibi teknolojik gelişmeleri sağlayan mekanizmalar ve bu mekanizmaların planlanması gelişen ülke ekonomileri için hayati bir önem taşımaktadır. Ancak gelişmekte olan ülke ekonomilerinin yaşadığı zorluluklar ulusal teknolojik çabaların yetersiz düzeyde kalmasına, teknoloji ve bilgi transferinin düzeyi, teknolojik gelişmenin belirleyici unsurlarına dönüşmesine sebep olmaktadır. Ulusal teknolojik çaba ve emek transferi gibi tamamlayıcı unsurların, doğru strateji ve politikalarla bir araya getirilmesi sonucunda elde edilen etkin bir teknolojik öğrenme süreci, teknoloji transferini fırsata çevirmektedir (Tiryakioğlu,2014).

Gelişmiş sanayisi olan ülkeler ise Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge), teknoloji edinme, teknolojiyi geliştirme ve inovasyona verdikleri önemle insan kaynakları ve tam zamanlı araştırmacı sayısı gibi alanlarda belirgin gelişmelerin oluşmasına fırsat vermiştir. Bu ülkelerde ulusal bir kültür haline gelmiş Ar-Ge yoğun, yüksek inovasyon becerisi ve bunların sonucunda yüksek katma değerli üretim, ülkelerin teknolojide önemli ölçüde yol almalarına sebep olmuştur. Aynı zamanda gelişmiş ülkeler katma değeri yüksek yeni teknolojiler üretebilmek, üniversitelerde yapılan çalışmaları sanayiye, sanayideki pratik bilgiyi üniversiteye aktarabilmek için üniversite-sanayi-devlet işbirliğine büyük önem vermektedir (Üçler ve Karaçor, 2014).

Teknolojik bilginin ana üreticileri olan üniversitelerin ve araştırma enstitülerinin etkinliği ülkelerin inovasyon performanslarını üst sıralara çıkaran en önemli girdiler arasındadır. Teknolojik bilginin transferinde atılacak en önemli adım üniversitelerimizde/araştırma kurumlarımızda üretilen teknolojik bilginin yine ülkemiz ihtiyaçları doğrultusunda yurt içi ve yurt dışı pazarlarda rekabet gücünü artıracak katma değerli ürünlere dönüştürülmesi ve bu ürünlerin ticarileştirilmesi olmalıdır. Bu hedeflere en kısa zamanda ulaşabilmek için teknoloji transfer mekanizmalarına ihtiyaç vardır.

Ülkemizin son dönemdeki ulusal politikalarında da bu iş birliği mekanizmalarının ve sonuçlarının ticarileştirilmesi üzerinde önemle durulmuştur. 2014-2018 yıllılarını kapsayan Onuncu Kalkınma planında Bilim Teknoloji ve Yenilik başlığında, temel araştırmadan başlayıp ürünün piya­saya sürülmesine kadar uzanan yeni tekno­lojik ürün üretme sürecinin özellikle tica­rileştirme kısmının geliştirilmesine ihtiyaç duyulduğu, Ar-Ge ve ye­nilik faaliyetlerinin ticarileştirilmesi yoluy­la uluslararası düzeyde rekabetçi, yeni ara veya nihai teknolojik ürünler ile markalar oluşturulmasının kritik önem arz ettiği belirtilmektedir.

 

Teknoloji Transfer Ofisleri

Yeni teknolojiler üretmek için gerekli olan bilginin elde edilebileceği en iyi adres üniversitelerdir. Üniversitelerde üretilen teorik bilginin etkin bir şekilde sanayi kuruluşlarına aktarılması sağlanabilirse, yenilikçi fikirlerin hayata geçirilmesi de mümkün olabilecek ve böylece, daha ucuz, daha kolay ve daha kullanışlı ürünler elde edilebilecekti. Üniversitelerdeki teorik bilginin sanayi ile buluşturulması için en iyi yol, üniversitelerle sanayi kuruluşlarının irtibat içinde olabileceği fiziki mekânlar oluşturmaktı. Bu doğrultuda, üniversitelerle sanayi kuruluşlarının iç içe olduğu yeni alanlar tasarlandı ve böylece teknoparklar ortaya çıkmış oldu. “Teknopark”, bilgi ile uygulama arasındaki ayrıklığın giderilmesi ve bu iki dünyanın bir araya getirilmesi yönünde atılmış en ödemli adımlardan biridir (DDK, 2009).

Üniversite ve/veya araştırma kurumlarından endüstriye doğru değişik şekillerde teknoloji akışını sağlamak amacıyla taraflar arasında arayüz işlevi gören yapılar mevcuttur. Bu yapılar teknoloji transferi sürecinde önemli kavramlar olan Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları (FSMH) (Fikri Haklar - Identical Rights) başta olmak üzere, sözleşme yönetimi vb. hukuksal süreçler, sanayinin teknoloji gereksinimlerinin belirlenmesi, çıktıların pazarlanması gibi konularda uzman profesyonel ekiplere sahip olup teknoloji transfer sürecini yöneten yapılardır. Bu tür yapılanmalar tüm dünyada giderek yaygınlaşmaktadır (Kiper, 2010).

Özellikle başta ABD olmak üzere üniversite araştırma sonuçlarının ticarileşmesini ana amaç edinmiş bu yapılar; “Teknoloji Transfer Ofisi” (TTO), “Teknoloji Transfer Merkezi” (TTM) , Teknoloji Lisanslama Ofisi (TLO) gibi değişik isimlerle anılmaktadır. Literatürde bu tür yapılanmalara genel olarak “Teknoloji Transfer Arayüzleri ” denilmiştir. Bu tarz arzyüzler üniversitelerde üretilen bilimsel bilgilerin uygun işlemlerden geçerek teknoloji formunda sanayi tarafından kullanılabilir hale gelmesini amaçlamaktadır (TTGV, 2010).

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, ülkemizin küresel düzeyde rekabet gücünü artırmaya yönelik misyonu gereği, ulusal programlarda yer alan bilim teknoloji ve yenilikle ilgili politikalardan doğrudan sorumlu kurum konumundadır. Özellikle 2001 yılında yürürlüğe giren 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanun’uyla başta Teknoloji Geliştirme Bölgeleri olmak üzere, teknoloji transfer arayüzleri destek kapsamına alınmıştır.

Teknoloji Geliştirme Bölgeleri, teknolojik gelişmenin öncü kuruluşları arasındadır. Söz konusu bölgeler içerisinde akademisyenlerle işletmeler arasında iş birlikleri kurulabilmesini üniversiteden Teknoparka bilgi transferini sağlamada TTO’lar yer almaktadır. 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nda 01 Mart 2016 tarihinde 6676 sayılı Kanun yoluyla gidilen değişiklikle TTO’ların daha kurumsal hale gelmelerinin önü açılmış, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nde hem teknoloji transfer hizmetleri hem de kuluçkalık hizmetlerinin sunulması zorunluluğu getirilmiştir.

10/08/2016 tarihli ve 29797 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği’ne göre Teknoloji Transfer Ofisi (TTO); “Teknoloji geliştiricisi Ar-Ge kurum ve kuruluşları ile teknoloji kullanıcısı sanayi şirketleri veya diğer teknoloji ya da Ar-Ge kurum ve kuruluşları arasında bilgilendirme, koordinasyon, araştırmayı yönlendirme, yeni Ar-Ge şirketlerinin oluşturulmasını teşvik etme, işbirliği geliştirme, fikri mülkiyet haklarının korunması, pazarlanması, satılması, fikri mülkiyetin satışından elde edilen gelirlerin yönetilmesi konularında faaliyet gösteren yapı” olarak tanımlanmıştır. Yine aynı yönetmelikle “Yönetici şirket, Bölge alanında faaliyete geçildikten sonra üç yıl içerisinde kendi bünyesinde bir birim oluşturarak veya başka bir tüzel kişilik ile aralarında düzenlenecek bir protokol çerçevesinde teknoloji transfer ofisini kurar” hükmü getirilmiştir.

Devlet Denetleme Kurulu’nun tanımına göre; TTO akademik araştırma sonuçlarının verimli ve hızlı bir biçimde ticarileştirilmesine ilişkin faaliyetlerin yürütüldüğü organizasyonlardır. Diğer bir ifadeyle TTO, üniversite ve araştırma merkezleri ile özel sektör arasında bir köprü işlevi görmekte, araştırmacılar ile girişimciler, yatırımcılar ve sanayiciler arasında ihtiyaç duyulan bağlantıyı sağlayan yapı olarak tanımlamıştır (DDK, 2009).

Devlet Denetleme Kurulu 2009 yılındaki bir çalışmasında teknoloji transfer ofislerinin fonksiyonlarını Şekil 1’deki gibi gösterilmiştir.  

Şekil 1. Teknoloji Transferinde Teknoloji Transfer Ofislerinin Yeri ve işlevleri (DDK, 2009).

TTO’lar akademi ile iş dünyası arasında hem ortak projelerin gerçekleştirilmesi, araştırma sonuçlarının ticarileştirilmesi hem de gerek üniversitelere gerek işletmelere danışmanlık sağlanması, girişim sermayesi bulunması gibi pek çok görev yürütmektedirler.

Bu arayüzlerin ana amaçlarını kısaca şöyle sıralayabiliriz:

  • Akademisyenlerin bilimsel çalışmalarının, ihtiyaç duyulan sektörlerin hizmetine sunulması,
  •  Akademik bilginin, sadece “bilimsel yayın” ile kısıtlı kalmaması, “ticari değer” kazanması,
  •  Ortaya çıkan “ticari değerin endüstriye sunulması ile ortaya çıkan ticari kazanç ile üniversiteye araştırmaların devamı için kaynak sağlanması,
  •  Akademisyenlerin, ortaya çıkardıkları ürünlere ticarileştirme imkânları sunulması,
  •  “Spin-off” ve Startup yapılarının kurularak teknoloji tabanlı girişimciliğin desteklenmesi,
  • Sanayinin, ihtiyaç duyduğu bilimsel çalışmaların yurtdışından değil kendi üniversitelerimiz aracılığı ile karşılanması,
  •  Fikri mülkiyet haklarının korunması için destekler sayesinde patent sayısının artması ve buluş ifşa vakalarının azaltılması (http://odtuteknokent.com.tr/).

TTO’lar, Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin dışında üniversite birimi olarak da çalışabilmektedir. Bu kapsamda, bazı üniversitelerde açılan proje ofisleri veya akademi-iş dünyası iş birliği ofislerinin yanı sıra teknoloji transferi faaliyetlerinin araştırılmasına odaklanan uygulama ve araştırma merkezlerine de hizmet vermektedirler. Teknoloji Transfer Ofislerinin etkin ve verimli çalışabilmeleri için TÜBİTAK tarafında 2012 yılında 1513 kodlu Teknoloji Transfer Ofisleri Destekleme Programı yürürlüğe konulmuştur.

Bu bağlamda ülkemizde yüksek katma değerli teknolojik ürün üretimine giden süreçte bilgi transferinin hızlı ve verimli bir şekilde ticarileşmesinde kullanılan ve arayüz görevi gören teknoloji transfer mekanizmalarına büyük ihtiyaç duyulmaktadır.

TÜBİTAK 1513 TTO Destek Programı

Bilim Teknoloji Yüksek Kurulunun 27 Aralık 2011 tarihinde gerçekleştirilen 23. toplantısında, üniversite sanayi işbirliğinin gelişimine katkı sağlayacak, teknolojinin ticarileşme sürecini destekleyecek ve akademik araştırmalara lojistik destek sağlayacak bir arayüz olan teknoloji transfer ofislerinin etkinliğinin artırılması ve yaygınlaştırılması amacıyla kamu kaynakları ile desteklenmesine karar verilmiştir. Bu amaçla oluşturulan 1513 - Teknoloji Transfer Ofisleri Destekleme Programı ile Teknoloji Transfer Ofislerinin proje esaslı olarak üniversitedeki bilginin ticarileştirilmesine katkı sağlayacak çeşitli faaliyetlerinin desteklenmesi amaçlanmaktadır. TÜBİTAK 1513 Teknoloji Transfer Ofisleri Destekleme Programı, üniversitelerdeki bilgi ve teknolojinin, uygulamaya dönüştürülerek ticarileştirilmesi, üniversite ve özel sektör kuruluşları arasında işbirliği oluşturulması ve sanayinin ihtiyaç duyduğu bilgi ve teknolojinin üniversitede üretilmesine yardımcı olunması amacıyla faaliyet gösteren TTO’ların desteklenmesini hedefleyen bir destek programdır. 

Program kapsamında;

  •  Ar-Ge projeleri oluşturma, geliştirme ve lojistik destek sağlama faaliyetleri,
  •  Fikri ve sınai mülkiyet haklarının tescili ve korunması, pazarlanması, ticarileştirilmesi,
  •  Girişim sermayesi desteği, kuluçka merkezi kurma, iş rehberliği, danışmanlık ve eğitim hizmetleri sağlama,
  •  Bu konularda bilinçlendirme sağlayacak etkinlikler düzenleme, yayınlar çıkarma konularında faaliyet gösterecek teknoloji transfer ofislerinin geliştirilmesi amacıyla sunulan projeler, geri ödemesiz (hibe) olarak desteklenmektedir.

Teknoloji Transfer Ofisi Modeli Önerisi

TTO’nun ana işlevi üniversitelerdeki bilginin veya araştırma çıktılarının sahaya yani sanayiye bir ürün olarak dönüşebilmesini sağlayan bir araç olmalıdır. Başka bir deyişle bu iki yapı arasında köprü vazifesi görebilmelidir. Dolayısıyla köprü vazifesi görecek bu yapıda çalışan ekiplerin (personelin) profesyonel olması gerekmektedir. Sanayi ve üniversite arasında bir köprü vazifesi görmeyi üstlenen TTO’larda çalışan ekiplerin de her iki tarafı da çok iyi anlayabilecek, donanımlı ve iki farklı sektörün dilini de konuşarak her iki yapıyı birbirine yaklaştırmaları gereklidir. Üniversite sanayi işbirliğini kuracak kişilerin sanayinin dilini anlayabilen onların ihtiyaçlarını analiz edebilen ve sorunu parçalara ayırıp akademisyenlere aktarabilen kişilerden oluşması gerekmektedir (Şekil 2).

Şekil 2. İdeal Teknoloji Transfer Ofisi Modeli

Yukarıdaki örnek modelden de anlaşılacağı üzere ülkemiz için gerekli olan Teknoloji Transfer Ofisi modelinde, gelişmiş ülkelerdeki klasik modellerin aksine, TTO sadece bilimsel araştırma sonuçlarını ticarileştirmek için kurulmuş bir yapı olmaktan öte, sanayinin taleplerini üniversiteye aktaran, öğrencileri ve akademisyenleri teknoloji tabanlı girişimciliğe özendiren, aynı zamanda kuluçkaları (start-up, spin-off) yatırımcıyla buluşturan bir yapıda kurgulanmış olmaları gerekmektedir.

Bu yargıdan hareketle TTO yapısı çok iyi kurgulanmış olsa bile nitelikli personele sahip olamayan ve sanayiyi veya üniversiteyi iyi anlamamış ekipler ile TTO’ların başarı yakalaması zor olacaktır. Modelin içerisin de olması gereken başka bir husus da TTO’nun üniversiteye veya Teknoparka bağlı bir birim olarak görev yapması yerine bağımsız bir yapıda olması gerekmektedir. Çünkü TTO için aktif olmak, hızlı karar verebilmek iş dünyası ile aynı tempoyu yakalayabilmek çok önemlidir. Bu nedenle iki farklı dünyayı bir araya getirecek yapı bağımsız olmak zorunda ve aktif olarak hareket etmelidir. Üniversitelerin bürokratik yapısının ağır olması, TGB yönetici şirketlerinin birçok işi birden yürütmeleri TTO faaliyetlerini alt bir birim olarak yürütmelerini zorlaştırmaktadır.

Sonuç olarak gelişmiş ülkelerde uygulanan farklı modellerden de anlaşılacağı gibi her ülkenin kendi işbirliği kültürünü ve ekonomik yapısını dikkate alınarak inovasyon ekosistemine en uygun çözümleri getirmeye çalışmaktadırlar. Gelişmiş ülkelerdeki iyi işleyen ve başarılı olmuş mekanizmaları birebir kopyalamak yerine kendi iç dinamiklerimizi de hesaba katarak Ülkemiz için en uygun model geliştirilmelidir.

Kaynakça

  •  Arı, N. (2006) Teknoloji Transferinin Ekonomik Siyasi Etkileri, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü
  •  DDK, (2009). T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu; Araştırma ve İnceleme Raporu: 4691 Sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu Uygulamalarının Değerlendirilmesi İle Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunların Çözümüne İlişkin Öneri Geliştirilmesi, Ankara.
  •  Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), (2010), Üniversite ve Kamu Kurumları Araştırma Merkezleri, Ankara.
  •  Karoçer Z. Üçler, Y, 2014 Bölgele Kalkınmada Üniversite Sanayi İşbirliği Konya Örneği Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı: 31, 2014, ss. 167-183.
  •  Kiper M. (2010), Teknoloji, Teknoloji Transfer Mekanizmaları Bu Kapsamda Kamu Tedarik Politikalarının Önem, TTGV Ankara.
  •  Nelson, R. & Rosenberg, N. (1993), “National Innovation Systems: A Comparative Analysis”, New York: Oxford University Press.
  •  Rosenberg, Nathan, 1982, “Inside the Black Box: Technology and Economics”, Cambridge University Press, Cambridge.
  •  Tiryakioğlu,M. (2014) Kalkınma İçın Teknoloji Türkiye’de Teknoloji Transferi Politikaları, SETA, Ağustos 2014, Sayı-107.
  •  TTGV, (2012) ABD Üniversite Teknoparklar İnceleme Çalışması.
  •  TTGV, (2010). Üniversite-Sanayi İşbirliğinde Önemli Bir Araç: Teknoloji Transfer Arayüzleri. Ankara: İşkur Matbaacılık.
  •  TUBİTAK, https://www.tubitak.gov.tr/tr/destekler/sanayi/ulusal-destek-programlari/icerik-1513-teknoloji-transfer-ofisleri-destekleme-programi
  •  Yıldız, N. (2010) “Yeni Zamanlar ve Yeni Liderlik Anlayışı”, Ankara, Avrupa Briefing”, Ankara Avrupa Çalışmaları Dergisi Cilt:9 Sayı:1 Yıl:2010, 165-185.