İçindekiler
Dergi Arşivi

Ülkemizde Kamu-Üniversite-Sanayi-İş Birliği (KÜSİ) Mevcut Durum Analizi

Prof. Bayram ŞAHİN (KÜSİ Çalışma Grubu Başkanı)/Erzurum Teknik Üniversitesi - Doç. Dr. Hüseyin DAŞTAN/Erzurum Teknik Üniversitesi

 

Bilgi üretimi ve teknolojik gelişim önemli ölçüde sermaye yatırımı gerektiren faaliyetlerdir. Söz konusu faaliyetlerin finansmanı geçmişte olduğu gibi günümüzde de önemli oranda kamu tarafından desteklenmektedir. Fakat bu alanlara aktarılan devlet kaynaklarının elde edilmesinde artan rekabet, üniversitelerde görev alan araştırmacıları yeni kaynak ve sponsorlar bulmaya zorlamıştır. Böylece sanayinin üniversitedeki araştırma faaliyetlerine katkısı giderek artmış ve üniversite sanayi iş birliği güçlenmiştir (Erdil vd., 2013: 99). Üniversitelerin yenilikleri üretme, izleme ve değerlendirme yoluyla sanayiye katkıda bulunması, firmaları küresel rekabet ortamında avantajlı duruma getirecek donanımlı insan gücünü yetiştirmesi, sanayinin üretim ve yönetimle ilgili sorunlarına yardımcı olması ancak üniversite ve sanayi iş birliğiyle sağlanabilir (Yörük ve Kurşunmaden, 2009: 656).

Üniversite ve sanayi iş birliği, kaynakların etkin ve rasyonel kullanımı sayesinde hem bölgesel ve hem de ulusal anlamda ekonomik parametreleri harekete geçirmesi bakımından büyük önem arz etmektedir. Çünkü düşük maliyetle kaliteli ürün elde etme çabası, yüksek derecede verimin elde edilmesine imkân sağlamaktadır (Konuk ve Öztürk, 2010: 124).

Üniversite ve sanayi iş birliği, Ar-Ge olanaklarının gelişimini artırmak için üniversitenin insan gücünü kullanarak sanayinin malzeme ve ekipman olanaklarından faydalanıp teknoloji alanlarında ortak araştırmalar gerçekleştirerek, sanayinin deneyim, bilgi ve birikimlerinden üniversitenin de faydalanmasını sağlayabilmektedir. Diğer bir ifadeyle söz konusu iş birliği, yetişmiş insan gücüyle sanayinin deneyim ve finansman gücünün sistemli bir şekilde üniversitedeki mevcut bilgi potansiyeli ile bilimsel, teknolojik, ekonomik ve eğitim etkinlikleri gerçekleştiren bir mekanizmadır (Küçükçirkin, 1990: 6). Son dönemlerde üniversite sanayi iş birliğindeki aksaklıkların giderilmesi ve geliştirilmesi noktasında sürece kamu kesimi yeni bir aktör olarak dâhil olmuştur. Üçlü sarmaldaki yakınsama görevini üstlenen kamu kesimi, iş birliği için hukuki, yasal ve yapısal zemini hazırlama ve böylece toplumsal refahı artırma görevlerini üstlenmiştir. KÜSİ ve kesişme alanları, Etzkowitz ve Leydesdorff tarafından Üçlü Sarmal (Triple Helix) olarak adlandırılan model çerçevesinde açıklanmaya çalışılmıştır. İlgili modelde, KÜSİ önündeki engeller kurumsal dönüşüm, evrimsel mekanizmalar ve ikinci akademik devrim olmak üzere üç kısma ayrılıp her bir bileşen ayrıntılı olarak incelenmiştir (Etzkowitz ve Leydesdorff, 2000: 119). Üçlü Sarmal Modeli, destekleyici, kolaylaştırıcı ve aktif katılımcı bir rol üstlenerek bilim ve üretim alt yapılarını bütünleştiren bir kamu otoritesi, sanayi odaklı girişimci bir üniversite, bilgiye dayalı ekonomi amacı güden ve Ar-Ge’ye hayati önem veren, üretim ve ticarileştirmeyi hedefleyen, bilime dayalı bir sanayi, inovasyon odaklı, iyi eğitimli, nitelikli insan gücü ile başarılı bir kamu, üniversite ve sanayi iş birliğini hayata geçirebilecek faydalı bir modeldir (Koç ve Mente, 2007: 13).

Dünyada, üniversite ve sanayi iş birliği odaklı programların ABD’de ortaya çıktığını söylemek yanlış olmaz. Öyle ki 19. yüzyılda Harvard ve MIT üniversiteleri, üniversite ve sanayi iş birliği açısından önemli görevler üstlenmişlerdir (Etzkowitz, 1998: 823). ABD’nin bugünkü gelişmişliğinde bu ilişkiyi diğer ülkelere kıyasla daha başarılı bir şekilde kullanmasının önemli bir payı olduğu ileri sürülebilir (Kiper, 2010: 19).

Türkiye’de tarihsel olarak üniversite-sanayi ilişkisinin oldukça zayıf ve iş birliği mekanizmalarının ise ağırlıkla geleneksel yöntemlere dayandığı söylenebilir. Ülkemizde ise üniversite ve sanayi iş birliğiyle ilgili tarihsel süreç Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) sorumluluğunda oluşturulan Beş Yıllık Kalkınma Planları ile başlamıştır. I. Planda (1963-1967), ileri teknoloji kullanımı ihtiyacı, teknoloji transfer sistemleri, eğitim politikası, Ar-Ge faaliyetleri gibi düzenlemelere yer verilmiştir. TÜBİTAK’ın 1965 yılında kurulmasını da içeren bu plan aynı zamanda Araştırma, Teknoloji Geliştirme ve İnovasyon (ATGİ) sistemi için önemli adımlardan biri olarak değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, özellikle son 15 yılda radikal sayılabilecek bazı kanun ve programların tasarlanarak yürürlüğe girdiği görülmektedir. Teknoparkların kurulmasına olanak sağlayan “Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu”, Üniversite-Sanayi Ortak Araştırma Merkezleri Programı (ÜSAMP), Ar-Ge Yasası bu kapsamda verilebilecek örneklerdir. Ancak, tüm bu çabalar sonucunda iş birliğinden doğan bilgi üretimi ile bunların ekonomiye yansımasının kritik bir büyüklük ve katma değer oluşturduğunu söylemek zordur (Kiper, 2010: 76).

Türkiye’de KÜSİ kapsamasında çeşitli birimler faaliyetlerini sürdürmeye devam etmektedir. Teknokentler, Ar-Ge Merkezleri, Üniversite-Sanayi İş Birliği Merkezleri, Kümelenme Çalışma Grupları, Teknoloji Transfer Ofisleri, Kariyer Merkezleri, Ortak Geliştirilen Öğrenci Projeleri, Dernek, Oda, Ajans vb. yapılar bu birimlere örnek gösterilebilir (Yalçıntaş, 2014: 88).

Ülkemizdeki bölgesel farklılıklar, mikro açıdan çokça göz önünde bulundurulmayıp Ar-Ge ve yenilikle ilgili stratejiler genellikle makro bir bakış açısıyla planlanmaktadır. Ekonomik ve sosyal anlamda farklılıkların fazla olduğu alt bölgelerde aynı politikalarla aynı etkileri elde etmek pek makul gözükmemektedir. Bu çerçevede KÜSİ sisteminin bölgesel ve sektörel bazda farklılık gösterip göstermediğinin analiz edilmesi, yeni politikaların oluşturulması adına önemlidir. Bu bağlamda, KÜSİ faaliyetlerinin daha etkin ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması amacıyla, Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlükleri ile KÜSİ Çalışma Grubu üyeleri tarafından mevcut durum analizine yönelik olarak 81 ilde 1.398 kişinin katılımı ile bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Dört ayrı kategori (KÜSİ çalışma grubu üyeleri, sanayide faaliyet gösteren firmalar, üniversitelerin ilgili birim temsilcileri ve kamunun konu ile ilgili yöneticileri) için gerçekleştirilen çalışma, Düzey 2 alt bölgeleri ve yoğunlukla faaliyet gösterilen sektörler dikkate alınarak detaylandırılmıştır.

Tablo 1. KÜSİ Hakkındaki Bilgi Düzeyleri (%)

 

Çok Zayıf

Zayıf

Güçlü

Çok Güçlü

Kamu

0,3

6

20,8

72,9

Sanayi

4,1

19,8

43,4

32,7

Üniversite

1,3

18,5

39,4

40,8

Toplam

2,2

15

34,8

48

Kamu kesimi KÜSİ hakkındaki bilgi düzeyini %72,9 ile çok güçlü olarak tanımlarken sanayi kesimi %43,4 ile güçlü olarak tanımlamaktadır. Ortalama bilgi düzeyinin 10 üzerinden 6,8 civarında seyretmesi bu alandaki bilgi aktarımı problemine işaret etmektedir.

Tablo 2. Ülkemizdeki KÜSİ’yi Değerlendirme Dereceleri (%)

 

Başlamadı

Başlangıç

İstenilen Seviyede

İleri Seviyede

Kamu

0

59,7

35,5

4,8

Sanayi

1,8

58,6

32,6

7

Üniversite

0

61,1

33,9

5,1

Toplam

0,8

58,5

34,9

5,8

Ankete katılan bireylerin %58,5’i KÜSİ’nin başlangıç düzeyinde olduğunu ve %0,8’i ise bu iş birliğinin henüz başlamadığını düşünmektedir. Kamudaki bireylerin %59,7’si, sanayideki bireylerin %58,6’sı ve üniversitedeki bireylerin %61,1’i iş birliğinin başlangıç düzeyinde olduğunu ifade etmektedir. Bu bilgiler bize genel olarak tarafların KÜSİ’nin başlangıç düzeyinde olduğu fikrinde uzlaştığını göstermektedir. Bununla birlikte alt bölge bazında kategoriler arasında farklılıklar göze çarpmaktadır. Bu durum taraf arasındaki iş birliği ve iletişim eksikliğine işaret etmektedir.

Tablo 3. Türkiye’deki KÜSİ Çalışmalarının Başarı Durumunu Değerlendirme Dereceleri (%)

 

Çok Zayıf

Zayıf

Güçlü

Çok Güçlü

Kamu

0,9

22,7

61,9

14,5

Sanayi

3

39,6

49,2

8,2

Üniversite

0,8

38

51,4

9,8

Toplam

1,7

33,3

54

11

Ankete katılan bireylerin %54’ü KÜSİ çalışmalarının başarı durumunun güçlü olduğunu ve %1,7’si ise başarı durumunun çok zayıf olduğunu belirtmektedir. Buna karşın kamudaki bireylerin %61,9’u, sanayideki bireylerin %49,2’si ve üniversitedeki bireylerin ise %51,4’ü KÜSİ çalışmalarının başarı durumunun güçlü olduğunu ifade etmektedir. Bu verilerden hareketle genel olarak Türkiye’deki KÜSİ çalışmalarının başarı durumunun güçlü olduğu söylenebilir. Elde edilen verilere göre göreceli olarak en olumsuz tabloyu sanayi ve üniversitenin sergilediği görülmektedir.

KÜSİ paydaşlarının yakınlığı analiz edildiğinde, yakınlığın güçlü olduğu tespit edilmiş, üniversitelerin süreç içerisinde göreceli olarak diğer paydaşlara göre daha pasif kaldığı sonucuna ulaşılmıştır.

Tablo 4. KÜSİ İçin Yeni Bir Model İhtiyacının Değerlendirmesi (%)

 

Fikrim Yok

Evet

Hayır

Kamu

6,6

65,5

27,9

Sanayi

5,1

69

25,9

Üniversite

5,1

63,8

31,1

Toplam

5,4

66,2

28,4

Tarafların %66,2’si KÜSİ için yeni bir modele ihtiyaç duyulduğunu, kamudaki bireylerin %65,5’i, sanayideki bireylerin %69’u ve üniversitedeki bireylerin ise %63,8’i iş birliği için yeni bir modele ihtiyaç duyulduğunu ifade etmişlerdir. Bu doğrultuda genel olarak KÜSİ için yeni bir modele gereksinim duyulduğu güçlü olarak görülmektedir.

Çalışma kapsamında mevcut KÜSİ sisteminin, kurumsallık, yönetim, izleme ve kişisel yeterlilik açısından iyi olduğunu söylemek mümkündür. Bununla beraber taraflar mevcut KÜSİ sistemini finansal yeterlilik açısından kötü olarak değerlendirmişlerdir.

KÜSİ önündeki engeller, beş kategori altında toplanarak ana kategoriler ve alt kategoriler ikili karşılaştırmalar yoluyla analiz edilmiştir.

Sanayi kesimi, ana sorunların büyük bir kısmının sanayiden kaynaklandığını ifade etmiştir. Sanayiden kaynaklanan sorunları genel sorunlar, üniversiteden ve öğretim üyesinden kaynaklanan sorunlar takip etmektedir. Kamudan kaynaklanan sorunlar ise ana sorunları en az etkileyen sorunlar olarak değerlendirilmiştir. Genel sorunlar içerisinde ise en büyük paya iletişim eksikliği sahiptir. İletişim eksikliğini önyargı ve güvensizlik izlemekte ve en az pay ise iş birliği kültürünün eksikliğidir. Sanayi kesimi sanayiden kaynaklanan alt sorunların finansal sıkıntılar, üniversiteden kaynaklanan alt sorunların öğretim üyesinin ilgisizliği, öğretim üyesinden kaynaklanan alt sorunların ders yükünün fazlalığı ve son olarak kamudan kaynaklanan alt sorunların ise önemli bir payının ara yüzlerin yetersizliğinden ortaya çıktığını düşünmektedir.

Üniversite kesimine göre ise ana sorunların büyük bir bölümü, genel sorunlardan kaynaklanmaktadır. Bu genel sorunları üniversiteden kaynaklanan sorunlar takip etmektedir. Genel sorunlar kategorisi içerisinde ise en önemli sorun iletişim eksikliğidir. İletişim eksikliğini önyargı ve güvensizlik izlemekte ve en az pay iş birliği kültürünün eksikliğine aittir. Üniversite kesimi, sanayiden kaynaklanan alt sorunların finansal sıkıntılardan, üniversiteden kaynaklanan alt sorunların ise halktan kopuk ve ulaşılmaz olmasından, öğretim üyesinden kaynaklanan alt sorunların da ders yükünün fazla olmasından ve son olarak kamudan kaynaklanan alt sorunların ise önemli bir bölümünün desteklerin yetersizliğinden oluştuğunu düşünmektedirler.

Kamu kesimi, ana sorunların büyük bir bölümünü genel sorunların oluşturduğunu düşünmektedir. Genel sorunları ise üniversiteden kaynaklanan sorunlar takip etmektedir. Genel sorunlar içerisinde en önemli pay iletişim eksikliğine aittir. İletişim eksikliğini önyargı ve güvensizlik izlemekte ve en az payı iş birliği kültürünün eksikliği oluşturmaktadır. Kamu kesimi, sanayiden kaynaklanan alt sorunların finansal sıkıntılardan, üniversiteden kaynaklanan alt sorunların yasal ve bürokratik engellerden, öğretim üyesinden kaynaklanan alt sorunların da ders yükünün fazlalığından ve son olarak kamudan kaynaklanan alt sorunların ise önemli bir bölümünün desteklerin yetersizliğinden ortaya çıktığını ifade etmektedir.

Kamu ve üniversite, ana sorunların genel sorunlardan kaynaklandığını düşünmekte iken sanayi kesimi ise ana sorunların sanayiden yani kendilerinden kaynaklandığını düşünmektedir. Tüm kesimler için genel sorunlar büyük bir oranda iletişim eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca tüm kesimlere göre genel sorunlar içerisinde en düşük pay iş birliği kültürü eksikliğine aittir. Benzer biçimde tüm kesimler sanayiden kaynaklanan alt sorunların genel itibariyle finansal sıkıntılardan oluştuğunu düşünmektedir. Sanayi kesimi haricindeki kesimler, sanayiden kaynaklanan alt sorunlar içerisindeki en az payın Ar-Ge bilinç eksikliğinden ileri geldiğini düşünmektedir. Kamu kesimi üniversiteden kaynaklanan alt sorunların yasal ve bürokratik engellerden ileri geldiğini düşünmektedir. Buna karşın diğer kesimlere göre üniversiteden kaynaklanan alt sorunlar farklılık arz etmektedir. Tüm kesimler için üniversiteden kaynaklanan alt sorunlar açısından en düşük oran eğitim araştırmalarının sanayiye yönelik olmadığına aittir. Tüm kesimler öğretim üyesinden kaynaklanan alt sorunların önemli bir bölümünün ders yükünün fazlalığından oluştuğunu düşünmektedir. Sanayi kesimi dışındaki kesimlerin tamamı, kamudan kaynaklanan alt sorunlar içerisinde en büyük payın desteklerin yetersizliğine ait olduğunu belirtmiştir. Sanayi kesimi ise ara yüzlerin yetersizliğini en önemli sorun olarak görmüştür.

Mevcut KÜSİ sistemi içerinde tarafların ağırlıklı olarak gördüğü aksaklıklar birimlerin çalışmaması ve iletişim eksikliğidir. Yanlış metodoloji ise bir diğer aksaklık olarak görülmekte ve bu durum, aynı zamanda tarafların yeni model beklentileri ile uyumlu olarak değerlendirilmektedir.

Kaynaklar:

Erdil, E., Pamukçu, M. T., Akçomak, İ.S. & Erden, Y. (2013), “Değişen Üniversite-Sanayi İş Birliğinde Üniversite Örgütlenmesi”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 68(2), 95–127.

Etzkowitz , Henry (1998), “The Norms of Entrepreneurial Science: Cognitive Effects of the New University–Industry Linkages”, Research Policy, 27(8):823–833.

Etzkowitz, Henry, Andrew Webster, Christiane Gebhardt, Branca Regina Cantisano Terraa (2000), “The Future of the University and the University of the Future: evolution of ivory tower to entrepreneurial paradigm”, Research Policy, 29 (2): 313-330.

Kiper, M. (2010), Dünyada ve Türkiye’de Üniversite-Sanayi İş Birliği, TTGV Yayınları: Ankara.

Koç, K.ve Mente, A. (2007), “İnovasyon Kavramı ve Üniversite Sanayi-Devlet İş Birliğinde Üçlü Sarmal Modeli”, Hacettepe Üniversitesi Sosyolojik Araştırmalar e-Dergisi, 1-18.

Konuk, M. ve Öztürk, A., (2010), “Üniversite-Sanayi İş Birliği ve Teknokentlere Bakış”, Cumhuriyetimizin 100. Yılana Doğru Üniversite Vizyonumuz, Türk-Eğitim-Sen Sempozyum Kitabı, 123-128, 16-18 Nisan, Ankara.

Küçükçirkin, M., (1990), Üniversite-Sanayi İş Birliği, TOBB Yayın No: Genel 158, Afşaroğlu Matbaası: Ankara.

Yalçıntaş, M. (2014), “Üniversite-Sanayi-Devlet İş Birliğinin Ülke Ekonomilerine Etkileri: Teknopark İstanbul Örneği”, Finansal Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi, 5(10), 83-106.

Yörük, E. E., Kurşunmaden, İ. F., (2009), “Teknolojik Yenilik Yaratma ve Türkiye’de Üniversite Sanayi İş Birliği”, Journal of Azerbaijani Studies, 656-666.