İçindekiler
Dergi Arşivi

“Verimliliğin Geleceği” Başlıklı OECD Kitabı Yayımlandı

Gülçin MANZAK AYDIN / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı

 

OECD’nin gelecekteki büyümenin önündeki engelleri tespit ettiği ve bunlara yönelik çözüm önerileri geliştirdiği ‘Verimliliğin Geleceği’ kitabının Türkçe çevirisi Kasım 2017’de Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Verimlilik Genel Müdürlüğü tarafından yayımlandı. Kitapta OECD ülkeleri özelinde belli başlıklara ağırlık veren genel bir verimlilik değerlendirmesi yapılıyor. Giriş ve sonuç haricinde dört bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde OECD ülkeleri verimliliğinin geçmiş trendleri karşılaştırmalı olarak inceleniyor. Bunun yanında krizin etkisiyle derinleşen durgunluğun olası sebepleri üzerinde duruluyor ve gelecekte sağlanacak verimlilik artışının kaynakları araştırılıyor. Verimlilik üzerine teknik değerlendirmelere ayrılan ikinci bölümde; küresel sınırdaki şirketlerin rolleri, yeniliklerin yayılması, şirket heterojenliği ve kaynakların yeniden dağıtımı konuları ele alınıyor. Küresel düzeyde verimlilik artışının yollarının araştırıldığı üçüncü bölümde ise; küresel bilginin yayılımını sağlamak, verimli şirketlerin başarılı olmasına ve beşeri sermayeden azami fayda sağlamasına imkân sağlamak amaçları üzerinde yoğunlaşılıyor. Son olarak dördüncü bölüm, tüm bu süreçler için kamu politikasının rolüne ve katkısına odaklanıyor.

Kitapta ulaşılan dikkate değer sonuçlardan bazıları şöyle: Beklentileri karşılamaktan uzak verimlilik trendlerinin ardında yatan nedenler arasında, bilgi tabanlı sermaye birikiminin durgunlaşması ve yeni kurulan işletme sayısındaki azalmanın altı çizilmektedir. Bunlar aynı zamanda verimlilik bağlamında yapısal bir sorunun varlığına işaret olarak kabul edilmektedir.

Verimlilik değişimlerini daha iyi yorumlayabilmek için kitapta, farklı verimlilik düzeyindeki şirketler birbirinden ayrı ele alınmaktadır. Bu ayrımdan hareketle, küresel düzeyde en verimli (küresel uç sınırda yer alan) şirketler, ulusal düzeyde en ileri şirketler ve geri kalmış şirketler arasındaki verimlilik düzeyi farklılıkları yorumlanmaktadır. Buna göre 21. yüzyılda ortalama verimlilik düzeyinde istenen artışlar yakalanamamış olmasına rağmen küresel öncü şirketler için verimlilik artışları görece yüksek seyretmiştir. Açıkça ifade etmek gerekirse OECD ekonomileri içinde en gelişmiş 100 imalat sanayii şirketinin iş gücü verimliliği 2000’li yıllarda yıllık ortalama % 3,5 artarken, geride kalan şirketler ortalama % 0,5 artış sağlayabilmiştir. Ancak bu şirketlerin yaşlandığı göz önünde bulundurulduğunda radikal yenilikler ve verimlilik artışının durgunlaşma tehlikesi ortaya çıkmaktadır.

Hizmet sektöründe şirketler arasındaki bu ayrışma daha da fazla göze çarpmaktadır. Hizmet sektörünün, çoğu ekonomi içindeki payının artma eğiliminde olması, bu durumu daha da önemli kılmaktadır. Bunun yanında lojistik, finans ve iletişim gibi hizmetlerin, şirketlerin küresel değer zincirlerine dâhil olabilmesi açısından da dikkatle ele alınması gerekmektedir.

Kitaptaki ilginç bulgulardan bir tanesi de; yaşanmakta olan verimlilik durgunlaşmasının temel nedeni olarak yeniliklerin yavaş veya yetersiz düzeyde gerçekleşmesini değil, ortaya çıkan yeniliklerin ekonomi geneline yayılım hızının düşük olmasını işaret etmesidir. Bu durum yayılım mekanizmasının bozuk olması olarak da adlandırılmaktadır. Buna göre küresel öncü şirketler ve diğerleri arasındaki verimlilik düzeyi farkı, dikkatleri üç alana yoğunlaştırmaktadır. Bunlardan ilki; ulusal düzeyde ileri şirketlerin küresel öncü şirketler seviyesinde geliştirilen yeni teknoloji ve bilgiyi içselleştirme becerisidir. İkincisi, ulusal düzeyde ileri konumdaki şirketlerde var olan teknoloji ve bilginin geri kalmış şirketlere yayılımıdır. Üçüncüsü ise, küresel öncü şirketlerin rekabet üstünlüğü kaynağı olan örtük (tacit) bilginin artışıdır. Sonuçta kitapta önerilen şekliyle, küresel öncü teknoloji ve bilginin yayılımından elde edilecek toplam fayda, kıt kaynakların en verimli şirketlere yeniden tahsisini sağlayacak politikalar aracılığıyla artırılacaktır.

Kitapta ele alınan bir başka alan beceri uyumsuzluğudur. Araştırma sonuçları, OECD ekonomilerindeki çalışanların dörtte biri için işler ile çalışanların becerileri arasında uyumsuzluk olduğuna işaret etmektedir. Bu uyumsuzluğun zaman içinde artmaya devam edeceğine yönelik araştırma bulguları ve beşeri sermaye birikiminin durgunlaşması bu sorunu halletmenin önemini bir kez daha artırmaktadır. Ayrıca bu alanda görece yüksek oranlar işgücü piyasasında eşleştirme konusunda katılığa ve ücret eşitsizliğine işaret etmektedir. Bu noktada, bu sorunu aşmak üzere üretilen politikalar, şirketleri daha uyumlu becerilere sahip insanları istihdam etmek konusunda teşvik ederek eşitlik yönünde katkı sağlayacaktır. Zira insan kaynaklarının beceriler ve istihdam alanları açısından daha etkin tahsis edilmesi ile işgücü verimliliğinin bazı ekonomilerde %10’luk bir artış sağlayabileceği de bulgular arasındadır.

Kitapta, verimlilik artışını sağlayacak politikalar aşağıdaki şekilde sıralanmaktadır:
• Kamu finansmanı ve temel araştırma organizasyonu alanlarında iyileşmeler sayesinde araştırmacılar için doğru teşvikler sağlanacak ve verimliliğin küresel düzeyde ulaşılan uç sınırı ileriye doğru genişletilecektir.
• Uluslararası bağlantıların artışı ve çok uluslu girişimlerin Ar-Ge öncülüğündeki kilit rolü, ilgili politikaları koordine edecek küresel mekanizmalara duyulan ihtiyacı ortaya çıkarmıştır.
• Küresel düzeydeki öncü yeniliklerin ulusal düzeyde ileri şirketlere yayılmasıyla sağlanan verimlilik artışı; ticaret serbestisi, küresel değer zincirlerine katılım ve nitelikli işgücünün uluslararası hareketliliğiyle desteklenmektedir. Küresel değer zincirlerinde yer almanın, uluslararası ticarete yönelik engellerin kaldırılmasından ve hizmetlerin düzenlenmesinden elde edilecek faydayı artıracağı öngörülmektedir.
• İyi işleyen ürün, iş gücü ve risk sermayesi piyasaları; ulusal düzeyde ileri şirketlerin belli bir ölçeğe ulaşmasına, küresel piyasalara girmesine ve küresel yeniliklerden faydalanmasına yardımcı olacaktır.
• Daha üstün yönetim uygulamalarının benimsenmesini destekleyen ve etkinlik düzeyi düşük iş yapılarının sürdürülmesini teşvik etmeyen rekabetçi ve açık iş ortamı, verimlilik alanında şirket içi iyileştirmeleri kolaylaştırabilir. Aynı zamanda güçlü rekabet, var olan teknolojilerin geride kalan şirketlere yayılımını hızlandırmaktadır.
• Ar-Ge mali teşviklerini, şirket-üniversite işbirliğini ve fikri mülkiyet haklarının korunmasını içeren yenilik politikaları; uygulamalı araştırmayı temel araştırmanın, yerleşik şirketleri genç şirketlerin karşısında avantajlı kılmayacak şekilde tasarlanmalıdır.
• Şirketlerin piyasaya giriş ve çıkışı önündeki engelleri azaltmaya yönelik ve işgücü piyasalarında etkin eşleştirme sağlayacak çerçeve politikalar beceri uyumsuzluğunu azaltarak verimlilik performansında artış sağlayabilecektir.
• İş gücü hareketliliğini kısıtlayan ve beceri uyumsuzluğunu artıran politikalara yönelik reformlar ve hayat boyu öğrenmenin desteklenmesi, yavaşlayan büyüme ve artan eşitsizlikle mücadelede giderek daha önemli hale gelmektedir.

Özetle kitapta verimlilik artışının sürdürülmesi için piyasalara yönelik reformlar ve başarısız olan şirketleri aşırı cezalandırmayacak iflas yasaları, şirketlerin yeni teknolojileri deneyimlemesi için teşviklerin artırılması, kaynak tahsisinin daha etkin hale getirilmesi ve küresel değer zincirlerine katılımın faydalarının maksimize edilmesi önerilmektedir. Bunların yanına istihdam hareketliliğini kolaylaştıracak politikalar olarak; ikamet hareketliliğini artıracak konut piyasası politikaları, hayat boyu öğrenmeyi teşvik edecek politikalar, işe alma ve işten çıkarmaya yönelik çok yüksek ve öngörülemeyen maliyetler yüklemeyen iş güvencesi yasaları eklenmektedir. Bu politikalar verimli şirketlerin büyümesine, çalışan becerilerinin uyumsuzluğunu azaltarak katkı sunacaktır. Hükümetler ayrıca yetkinlik geliştirmeye odaklanarak ve insan becerilerinin istihdam edilirken etkin tahsisini sağlayarak bu süreci destekleyeceklerdir. Verimlilik artışını yeniden harekete geçirmek ve paylaşım eşitsizliğini gidermek için hükümetlerin şirketleri bilginin yayılımı konusunda desteklemesi gerektiği ifade edilmektedir.

‘Verimliliğin Geleceği’ kitabı, gelecekteki büyümenin önündeki engelleri belirleyen ve ortadan kaldırmaya yönelik politikaları ortaya koyan bir çalışma olarak önem taşımaktadır. Kitaba hâkim fikir, verimliliğin ‘daha çok çalışmak’ yerine ‘daha akılcı çalışmak’ anlamına geldiği ve daha fazla çıktı üretmek için yeni fikirler, teknolojik yenilikler ve yeni iş modelleri ile girdilerin daha iyi bir araya getirilmesi gerektiğidir.