İçindekiler
Dergi Arşivi

Verimlilik ve Büyümedeki Yavaşlamanın Nedenleri

Dr. Halit SUİÇMEZ / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Verimlilik Genel Müdürlüğü)

 

Bu çalışmada amaç; 2010 yılı sonrasındaki büyüme ve verimlilik değişimlerine bakılacak, her iki değişkendeki eğilimlerin arkasında yatan temel dinamikler üzerine bazı tezler öne sürülecektir.

2010 yılından sonra verimlilikte, 2011 sonrasında da büyümede durgunluk söz konusudur.

1-Büyümede Son Durum
Tablo 1’den de görülebileceği gibi, 2009 yılında Türkiye Ekonomisindeki büyüme hızı yüzde -4,8 olarak gerçekleşmiştir. Ekonomi bir önceki yıla göre yüzde 4,8 oranında küçülmüştür.

Aynı dönemde, hatta daha önceden başlayan 2007 küresel krizinin etkileriyle, dünya ekonomisinde de üretim düşüşleri ve büyük durgunluklar yaşandığından Türkiye’de de ekonomide bir “küçülme” söz konusudur.

2010 ve 2011 yıllarında, biraz da 2009 dip noktasının baz etkisiyle, yüzde 9,2 ve 8,5’lik büyüme hızları gerçekleşmiştir.

Büyüme hızımız, 2012 ve 2016 arasında ise, yine Tablodan izlenebileceği gibi, yüzde 3’ler civarında olup, son 4-5 yıldır göreli bir “durgunluk” içinde kalmıştır.

Tablo 1. Gayri Safi Milli Hâsıla (Büyüme) Verileri

 

Yıllar                      GSMH(büyüme) artış oranı

2009                           -4,8

2010                            9,2

2011                            8,5

2012                            2,1

2013                            4,1

2014                            2,9

2015                            4,0

2016 1.Çeyrek           4,8

2016 2. Çeyrek          3,1

Kaynak;   TÜİK, 2016

2- Verimlilikte Son Durum
İş gücü verimliliği, ekonomide üretim ve istihdam arasındaki bağlantıyı ortaya koyan önemli bir göstergedir.
Şekil 1’de de görüldüğü gibi, çalışan kişi başına üretim endeksi olarak hesaplanmaktadır.
2010 ve 2016 arasında, bu endeks, esas olarak “yerinde saymakta” ve büyüme verisinde olduğu gibi, bunda da yine bu son 4-5 yılda, göreli bir durgunluk yaşanmaktadır.


Şekil 1. İmalat Sanayisinde İş Gücü Verimliliği
Kaynak: Kalkınmada Anahtar Verimlilik, Mayıs 2016

Büyüme ve verimlilik göstergeleri, 2011-16 döneminde ciddi bir durgunluk içinde olduğumuzu belgelemektedir (Bkz. Tablo 1 ve Şekil 1).

Ülke içinde hem büyüme hem de verimlilikte göreli bir durgunluk yaşanmakta iken, diğer ülkelerin iş gücü verimliliklerinin nasıl bir seyir izlediği de merak konusudur. Aşağıda bu karşılaştırmalar yapılmıştır.

3- Ülkelerarası Verimlilik Karşılaştırması
Şekil 2’ ye göre; 2007-2013 döneminde, iş gücü verimliliğinde OECD ortalaması yüzde 0,64 olarak hesaplanırken, Türkiye’de 0,27 olarak gerçekleşmiştir. 

 

Yıllar                      GSMH(büyüme) artış oranı

2009                           -4,8

2010                            9,2

2011                            8,5

2012                            2,1

2013                            4,1

2014                            2,9

2015                            4,0

2016 1.Çeyrek           4,8

2016 2. Çeyrek          3,1

Kaynak;   TÜİK, 2016

Şekil 2. OECD Ülkelerinde Verimlilik Değişimi
Kaynak: OECD, Bilim, Teknoloji ve Sanayi Görünümü, 2014

Şekil 3’e göre, 2011-2014 döneminde, üretkenlik artışında OECD ortalaması yüzde 0,45 iken, Türkiye’de bu oran negatif olmuştur ve yüzde -0,03 olarak gerçekleşmiştir.

Şekil 3. Çeşitli Ülkelerde Üretkenlik(Verimlilik) Artışı

Şekil 2’deki verilerden anlaşıldığına göre, 2007-2013 döneminde, Türkiye’de iş gücü verimlilik artışı OECD ortalamasının önemli derecede altında kalmıştır.

Şekil 3’teki verilerden de anlaşılacağı üzere, 2011-14 döneminde, ülkemizdeki üretkenlik artışı hem OECD ortalamasının altında, hem de negatif bir değer (yüzde -0,03) ifade etmektedir.

Bu durum, küresel rekabet açısından, ülkemizde büyüme ve verimlilik politikalarının yeniden gözden geçirilmesini ve üretim odaklı yeni ve kapsamlı bir büyüme ve verimlilik modelinin oluşturulmasını gerektirmektedir.

OECD’nin bu yıl yayınladığı, “Büyümeye Doğru Ekonomik Politika Reformları” başlıklı dokümanında, gelişmiş ekonomiler ve yükselen ekonomilerdeki verimlilik artışları karşılaştırılmıştır.

Şekil 4’te yer alan verilere göre, 2007-2014 döneminde çalışılan saat başına yıllık ortalama GSMH artışı Türkiye’de yüzde 0,3 olmuştur. 17 ülkeye (ABD, Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere, İsveç, Japonya, Avustralya, Kanada, İspanya, Kore, Çin, Hindistan, Brezilya, Meksika, Endonezya, Türkiye) ait sonuçların yer aldığı karşılaştırmada, Türkiye bu ülkelerden 4’ünden (İtalya, İngiltere, İsveç ve Meksika) daha iyi bir sonuç elde etmiştir.

Yıllık ortalama verimlilik artış oranı Çin’de %8,4; Hindistan’da %6; Endonezya’da %3,5; Kore’de %3,4; Brezilya’da %1,2 olarak gerçekleşmiştir.

En gelişmiş ülkelerde de verimlilik artışı elde edilmiş; örneğin bu oran ABD’de %1,2; Japonya’da %0,7 düzeyinde gerçekleşmiştir. Türkiye’nin aradaki gelişmişlik farkını kapatabilmesi için zengin ülkelere kıyasla ekonominin verimlilik artışını çok daha yüksek bir düzeyde sağlaması gerekmektedir (Bkz. Şekil 4).

 

Şekil 4. 2007-2014 Döneminde Yıllık Ortalama Verimlilik Artışı*, Yüzde
(*) Çalışılan saat başına GSMH
Kaynak: OECD, Economic Policy Reforms 2016, Going for Growth Interim Report

4- Büyüme ve Verimlilikteki Durgunluğun Olası Nedenleri
Son 4-5 yıldan bu yana söz konusu olan bu durgunluk hangi nedenlerden kaynaklanmış olabilir?
Muhtemel sebepleri birkaç grupta toplayabiliriz. Önce Dünya Bankası kaynaklı bir araştırmada öne sürülen tezi belirtelim;
1-Dünya Bankasının yaptığı bir çalışmaya göre; (Productivity Dynamics in Turkey, http://pubdocs.worldbank.org/en/376681468483557635/FocusNote-July-2016-Final.pdf)
“… özel sektör yatırımlarının ve verimlilik artışının durgunlaşması sebebiyle, Türkiye’nin
ekonomik büyümesi 2011 yılından bu yana yavaşladı. Bu durum, toplam faktör verimliliği
(TFV) artışının, GSYH artışına ciddi katkıda bulunduğu geçmiş on yıllık dönem ile keskin bir
tezat oluşturmaktadır…” (Bu konuda daha fazla bilgi için aşağıdaki kaynağa bakılabilir).
(http://pubdocs.worldbank.org/en/731311468496242390/FocusNote-TR-Final-JUL2016.pdf)

2- 2010 yılından sonraki dönemde üretim ile istihdam (emek verimliliğinin temel iki bileşeni) yakın tempolarda artış göstermektedir. Bu iki değişken yakın düzeyde bir artış içinde olunca verimlilik durağanlaşmıştır. Eğer üretim artış oranı istihdam artış oranının epeyce üzerinde seyredebilseydi verimlilikte de önemli oranda artışlar söz konusu olabilecekti.

3-Emek verimliliğindeki artış oranı, bir anlamda, “artık değer artış oranı” olarak da adlandırılabilir. Bu ise; “mutlak artık değer” ve “göreli artık değer” biçiminde ikiye ayrılır.
Eğer, çalışma süresinin ve koşullarının ağırlaştırılması sonucunda artış söz konusu ise, “mutlak”; teknolojik yenilik oluşmuş ise, “göreli” artık değerlerden bahsedilir. Bu durumda, analiz döneminde, diyelim 2010 ile 2015 arasındaki çalışma süreleri ile teknolojik atılımlara ve onların sanayiye yansımalarına da bakmak gerekir. Bu öneri, bu alanda gelecekte yapılacak çalışmalarda dikkate alınabilir.

Bu makalede ortaya konulan tüm veriler ve sonuçlar göstermektedir ki, Türkiye ekonomisinde verimlilik artışının çok daha yüksek bir düzeyde sağlanması gerekiyor. Sürdürülebilir büyüme için bu zorunludur.

Bu ise, iktisat biliminin temeli olan ve tek başına bir anlam ifade etmeyen “verimlilik-üretkenlik” kavramının, büyüme kapsamında çok yüksek düzeyde ele alınmasını zorunlu kılar.

Ülkemizin, yeni bir büyüme modeli içinde yerini bulması gereken verimlilik politikası, birçok yapısal sorunun (işsizlik, cari açık, bölüşüm, rekabet) çözümünde yol gösterici olacaktır.

Kaynaklar

• TÜİK, 2016
• Kalkınmada ANAHTAR Verimlilik, Mayıs 2016
• OECD, Bilim, Teknoloji ve Sanayi Görünümü, 2014
• OECD, Economic Policy Reforms 2016, Going for Growth Interim Report
http://pubdocs.worldbank.org/en/376681468483557635/FocusNote-July-2016-Final.pdf, erişim tarihi; 26.09.2016
http://pubdocs.worldbank.org/en/731311468496242390/FocusNote-TR-Final-JUL2016.pdf, erişim tarihi; 26.09.2016