İçindekiler
Dergi Arşivi

Yaşam Döngüsü Analizi – Sürdürülebilir Tüketim ve Pazarlama-2

 

Sürdürülebilirlik kaygısıyla çevre ve bu kapsamda gelecek nesiller için yaşanabilir bir dünya bırakma konusunda endişe duyan tüketiciler; çevre için çevreye dost (yeşil ürün) ürünleri tercih ederek satın alma kararlarını değiştirmekte ve yeşil tüketiciler haline gelmektedirler. Bu değişim, çevre dostu yeşil ürünlere olan talebi artırmıştır.

Geçmiş yıllarda bir ürünün çevreye dost olması, ekstra bir özellik olarak görülürken, bugün bu durum bir satış nedeni halini almıştır. Gelecekte ise bir ürünün çevreye dost olması o ürünün satılabilmesi için belki de tek neden olabilecektir (Koçarslan, 2016).

Tüketiciler, yalnızca satın alma ve tüketimle ilgilenirken, günümüzde “bilinçli yeşil tüketiciler”, kıt kaynakları tüketen işletmelerin üretim sistemleriyle, ürünleriyle ve atıklarının çevreye etkileri ile de ilgilenmektedirler (Varinli,2012; Karaca, 2013). Bu gelişme, sosyal sorumluluk, yeşil pazarlama, çevreye duyarlı üretim ve işletmecilik gibi kavramların ortaya çıkışına neden olmuş ve bu kavramların önemini arttırmıştır (Üstünay, 2008). Bu da pazarlama düşüncesinin içinde bulunulan çağın ihtiyaçlarına uyumlaştırılması sürecini gerektirmiş ve klasik ya da geleneksel pazarlama, çevreci ya da daha yeni bir kavram olarak yeşil pazarlamaya dönüşmüştür.

Geleneksel Pazarlama İle Yeşil Pazarlama Farklılıkları

Tüketiciler ellerindeki satın alma gücüyle işletmelerin sorumluluklarının farkına varmalarını ve çevreyi koruyacak uygulamalara yönelmelerini de sağlamaktadırlar. Tüketicilerin bilinç düzeyinde meydana gelen artış ve buna bağlı olarak çevreye zarar vermeyen ürünlere yönelmeleri ve satın alma davranışlarında çevre bilincinin daha da etkili olmasıyla birlikte, işletmelerin de “yeşil işletmecilik”, “çevreci pazarlama” gibi kavramlarla tanımlanabilen faaliyetlere yöneldikleri görülmektedir (Aracıoğlu ve Tatlıdil, 2009).

Bu bağlamda, çevreye duyarlı işletmecilik anlayışının değerlendirilmesinde önemli anahtarlardan biri de çevreyle ilgili konulara ve sorunlara tüketicilerin nasıl yaklaştıklarının incelenmesidir. Böylece işletmeler bir yandan çevreye duyarlı tüketicilere ulaşıp, onların isteklerini karşılayarak kâr hedeflerine ulaşırlarken, diğer yandan da çevreye daha az zarar vermiş olmaktadırlar (Ay vd. 2005).

İşletmeler, gerek çevreye olan duyarlılıklarını kanıtlamak gerekse tüketicilerin bu yöndeki taleplerini karşılamak amacıyla; çevre kirliliğini önlemek, atıkları azaltmak, tamamen ortadan kaldırmak hedefi ve amacıyla yeşil ürünler üretmeye, atıkları ve kirliliği önleyecek ve kontrol edecek üretim teknolojilerini ve yöntemlerini uygulamaya, daha az kaynak tüketen ambalajlama ve tasarımlar yapmaya ve geri dönüşümü mümkün kılacak çalışmalara yönelmektedirler (Ecevit, 2005; Aracıoğlu ve Tatlıdil, 2009).

Yeşil pazarlama bu yönüyle geleneksel pazarlamadan farklılık göstermektedir. İki pazarlama yaklaşımı arasındaki farklılıklar (Chomorro ve Banegil, 2006; Koçarslan, 2015) Tablo 1’ de verilmektedir.

Tablo 1: Geleneksel Pazarlama ile Yeşil Pazarlama Farklılıkları

Kriterler

Yeşil Pazarlama

Geleneksel Pazarlama

Takası gerektiren taraflar

Firma, müşteri ve çevre

Firma ve müşteriler

Hedefler

Müşteri memnuniyeti, firma hedeflerinin tatmini ve neden olunan ekolojik etkinin düşürülmesi

Müşteri ile Firmalar

Müşteri memnuniyeti,

Firmanın hedeflerinin tatmini

Firma sorumluluğu

Sosyal sorumluluk prensibi

Ekonomik sorumluluk

prensibi

Pazarlama ile ilgili kararların alanı

Ham madde temininden, tüketim sonrasına kadar tüm ürün değer zinciri

Üretimden ürün kullanımına

Çevreden Kaynaklan Talepler

Yasaların ötesinde çevre için tasarım

Yasal gerekliliklere göre

davranma

Yeşil Baskı Örgütleri

İlişkileri başlatmak ve işbirliği

Pasif tutum ve yüzleşme


Tablodan da görüldüğü gibi, yeşil pazarlamada geleneksel pazarlama faaliyetlerine ek olarak sosyal sorumluluk, yasaların da ötesine geçen olumlu uygulamalar, hem müşteri hem de toplum memnuniyeti önem kazanmaktadır.

Geleneksel pazarlama faaliyetleri üretilen ürün veya hizmet ile firmayı tanıtıp, tüketicilerin ve kamuoyunun güvenini ve saygınlığını kazanarak satış hacmini artırmayı amaç edinirken, yeşil pazarlama çalışmaları bu amaçlara ek olarak ekolojik çevreyi gözeterek çevre için bireysel ve toplumsal anlamda ne tür faaliyetler yapılabileceğini ortaya koyar.

Yeşil Pazarlamanın Ortaya Çıkışı

Genel olarak yeşil pazarlama; enerji ve doğal kaynak tüketiminin olumsuz yanlarına ışık tutan, kamuoyunu bu konuda bilinçlendiren, sürdürülebilirliği ön planda tutan, pazardaki gelişmelerle uyumlu pazarlama anlayışıdır.

Kavram olarak “Yeşil Pazarlama”, Amerikan Pazarlama Birliğinin (AMA) 1975 yılında düzenlediği ‘çevreyle ilgili pazarlama’ konulu bir seminerde ilk defa ele alınmış ve tartışılmıştır. Amerikan Pazarlama Derneği’ne göre yeşil pazarlama:

  • Çevre açısından güvenli olduğu düşünülen ürünlerin pazarlanması (perakende tanımı).
  • Fiziksel çevre üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek için ya da kalitesini artırmak için tasarlanan ürünlerin geliştirilmesi ve pazarlanması (sosyal pazarlama tanımı).
  • Organizasyonların ürünleri ekolojik kaygılara duyarlı ve hassas olacak üretme, tutundurma, ambalajlama ve geri çağırma çabaları (çevre tanımı) (American Marketing Association, 2016; Çelik vd. 2016).

Yeşil Pazarlama

Sosyal pazarlama, ekolojik pazarlama, çevreci pazarlama ve sürdürülebilir pazarlama olarak da adlandırılmakta olan yeşil pazarlama, ürünlerin ve üretim sistemlerinin sosyal ve çevresel olumsuz etkilerini azaltma ve kötü etkisi olan ürün veya hizmetleri daha az destekleyen pazarlama faaliyetleri olarak tanımlanmaktadır (Çabuk vd. 2008).

Yeşil pazarlama kısaca “müşteri ve toplumun ihtiyaçlarını karlı ve sürdürülebilir biçimde tanımlama, yönlendirme ve tatmin etme sorumluluğunu taşıyan yönetim sürecidir”.

Tüketicilerin artan çevre bilinç düzeyi, pazarlama yönetiminde bölümlendirme stratejileri yapılırken “yeşil tüketici” nin hedeflenmesini ve “yeşil pazar bölümleri” nin tanımlanmasını zorunlu hale getirmektedir (Ay vd. 2005).

Yeşil pazarlama hem yeşil işletmeciliği hem de yeşil ürünü yani çevreye zararı olmayan ürünü ifade etmesi yönüyle, iki eğilimi ifade etmektedir. Bu nedenle, tüketiciler çevre ve çevre ile ilgili konulara daha fazla duyarlılık gösterirken, işletmelerin de aynı duyarlılığı göstermelerini beklemektedirler.

İşletmeler için Yeşil Pazarlama Neden Önemli

Tüketicilerin çevre bilincine bağlı talep değişimleri ve işletmelerden beklentileri, diğer taraftan işletmelerin rekabet avantajı sağlayabilme istekleri, pazarlama stratejilerinin değişmesine neden olmuş ve işletmeleri çevre duyarlı, sosyal sorumluluk anlayışı kazanmaya yöneltmiştir.

İşletmelerin çevre ile ilgili çalışmalara giderek önem vermesinin başlıca nedenleri arasında;

  • Yeşil pazarlamayı amaçlarına ulaşma yolunda bir fırsat olarak görmeleri,
  • Çevreyle ilgili faaliyetlerini rekabet edilen diğer firmalar üzerinde bir baskı unsuru olarak kullanmaları,
  • Ortaya çıkan atıkların azaltılmasında tarafların işbirliğine gitmeleri,
  • Kaynakların etkin kullanımı ve geri kazanım çalışmaları gibi maliyet düşürücü etkilerinin farkına varmaları,
  • Merkezi ve yerel yönetimlerle beraber çeşitli kurumların çevre konusundaki kurallarına ve uygulamalarına uyma zorunlulukları olarak gösterilebilir (Ay vd. 2005).

İşletmelerde Yeşil Pazarlama Yaklaşımının Aşamaları

Yeşil pazarlama, bir işletme içerisinde şu aşamaları içermektedir:

  • Yeşil hedefleme: Bu aşamada, çevreci tüketiciler için yeşil ürünler tasarlanır. Örneğin, alternatif yakıt teknolojisi ile çalışan otomobiller, çevreye zarar vermeyen ürünler gibi.
  • Yeşil stratejilerin geliştirilmesi: Bu aşamada çeşitli stratejiler geliştirilir. Örneğin, daha az atık çıkarmak, enerji verimliliğini arttırmak gibi önlemler alınır.
  • Yeşil uyum: Bu aşamada, yeşil olmayan, yani çevre dostu olmayan, ürünlerin üretimi durdurularak sadece yeşil ürünler üretilir.
  • Yeşil sorumluluk: Bu aşamada işletme yeterince sosyal sorumluluk ve yeşil pazarlama bilincine ulaşmıştır (Çelik vd. 2016).

Yeşil Pazarlama İle İlgili Karşılaşılan Sorunlar

Yeşil ürün üreten işletmelerde pazarlama oldukça karmaşık ve ek mali külfetler getirecek faaliyetlerden oluşmaktadır. Daha kalifiye elemanlara, gelişmiş üretim süreçlerine ihtiyaç olduğu kadar, tedarikçilerden çevreye uygun üretimde bulunmayı sağlayacak hammadde ve malzemeleri tedarik etme de önem taşımaktadır. Bu kapsamda tedarikçi bulma problemi yaşanabileceğinden, bu işlemin sistem sorunu olduğu anlaşılmaktadır. Hem işletme hem de paydaşların bu konuya odaklandığı zaman çevresel ürünlerin ortaya çıkması olanaklı bulunmaktadır. Diğer taraftan son zamanlarda aşırı çevreci reklamlara maruz kalan tüketciler de bu reklamlardaki mesajların doğru olup olmadığı sorunu ortaya çıkabilir (Koçarslan, 2016).

Yeşil Ürün

Yeşil ürün kavramı, literatürde yer alan 4S formülü ile açıklandığında; tüketicilerin istek ve ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte (tatmin), kaynağının devamlılığını sağlayan (sürdürülebilirlik), çevreye ve canlılara zarar vermemesi bakımından küresel çapta kabul görmüş (sosyal kabul) ve tüketicilerin sağlığını tehlikeye sokmayan ( güvenlik ) çevre-dostu ürünler yeşil ürün olarak tanımlanabilir (Erbaşlar, 2007; Güsan vd. 2016).

Yapılan araştırmalar sonucunda bir ürünün çevreye vermiş olduğu zararın %70’inin ürün tasarım ve ürün üretim aşamalarında meydana çıktığı görülmüştür (Polonsky ve Rosenberg, 2001: Güsan vd. 2016). Bu bağlamda, yeşil ürünün, geri dönüşümlü içerik, su tasarrufu, enerji tasarrufu, daha az ambalaj gibi özellikler göz önünde bulundurularak, ürünün hammaddesiyle ortaya çıkış süreci ve sonrasında da çevreye minimum zarar verecek şekilde tasarlanması gerekmektedir.

Özetle yeşil ürün geliştirme, gelecek nesiller için büyük bir öneme sahip ve kısıtlı olan kaynakların farkındalığı ve bilinçsizce tüketilmesine dikkat çekmektedir. Türk ve Gök (2011) tarafından yeşil ürün “ yaşam sürecinin sonuna geldiğinde ayrıştırma veya zararlı olmayan malzemelerin yeniden kullanılması için geri dönüşüm süreçlerine giren ürün” olarak tanımlanmıştır. Yeşil ürünün aşağıdaki özellikleri (Çabuk, 2008) taşıması beklenmektedir:

İnsan yada hayvan sağlığına tehlike yaratmamalı,

İmalat, kullanım yada ortadan kaldırma süreçlerinde çevreye zarar vermemeli,

İmalat, kullanım yada ortadan kaldırma boyunca aşırı miktarda enerji ve diğer

kaynakları tüketmemeli,

Fazla ambalaj ya da kısa yaşam süresi nedeni ile gereksiz atığa neden olmamalı,

Gereksiz kullanımı gerektirmemeli ya da hayvanlara işkence yapılmamalı,

Çevreye zararlı malzemeleri içermemelidir.

Aslında yeşil ürün, birçok ülkede son yıllarda kabul gören ve özellikle ihracat yapmayı düşünen işletmeleri yakından ilgilendiren CE, Eko-Etiketleme ve yeşil nokta gibi kavramlarla doğrudan ilgilidir. CE, Eko-etiketleme ve yeşil noktayı taşıyan bir ürünün yeşil ürün olduğu söylenebilir.

Eko-etiketleme, bir ürünün piyasada bulunan aynı kategorideki diğer ürünlerden çevre yönünden daha uygun ve üstün olduğunun belirlendiği konusunda, tüketicileri bilgilendirmek amacıyla, ürünlerde gönüllü olarak eko-etiket kullanılmasıdır. Eko-etiketlemenin amacı, tüketici ve ürün tasarımcısını çevre yönünden daha iyi ürün ve teknolojilerin geliştirilmesi yönünde etkilemektir.

Yeşil nokta uygulamasında ise ambalaj atıklarının çevreyi kirletmesinin önlenmesi amaçlanmıştır. Bu uygulamaya göre, ambalaj malzemelerinin çevreyi kirletmeyen, doğaya zarar vermeyecek ve kullanım sonrası yeniden değerlendirilebilir özellikte maddeleri içerir olması gerekmektedir. Ayrıca, yeşil nokta uygulamasında strapor kullanımından kaçınılması ve bunun yerine karton kullanılması, bileşik ambalajlarda malzemelerin problemsiz şekilde ayrılmasının sağlanması, tüm plastiklerin işaretlenmesi ve zehirli baskı mürekkepleri ve ağır metal bileşiklerinin kesinlikle kullanılmaması gerekmektedir (Yüksel, 2009).

Eko-etiketleme

İşletmelerde yeşil pazarlama ile ilgili stratejiler eko etiketleme kavramını da beraberinde getirmiştir (Kuduz, 2011).

Ürünlerinin çevre dostu özelliklerini toplum önünde belgelemek isteyen işletmeler, bunu “eko etiket” programları aracılığıyla gerçekleştirmekte ve bir pazarlama aracı olarak kullanmaktadır. Eko etiketlemenin amacı temel olarak, tüketicileri piyasadaki hangi ürünlerin çevreye daha az zarar verdiği konusunda bilgilendirmektir. Bununla beraber, çevreye duyarlı ürünlerin ayırt edilebilmesi ve belirli bir standarda kavuşturulabilmesi amacıyla Uluslararası Standardizasyon Örgütü (ISO) ISO 14000 belgeler dizisini uygulamaya koymuştur. Bu belgelere sahip ürünler, tüketiciler tarafından çevreye duyarlı ürünler olarak kabul edilmektedir (Yücel ve Ekmekçiler, 2008; Kuduz, 2011).

Eko-etiketleme, bir ürünün üretiminin her aşamasında kaydettiği ekolojik gelişimi ile ilgili (yani bir hayat döngüsü analizi şeklinde ) tüketiciyi bilgilendirme olarak görülebilir (Alagöz, 2007). Eğer bir ürün hasıl olduğu ülkenin veya organizasyonun standartlarına göre ekolojik olarak güvenli sayılıyorsa, o ürün eko-etiketle ödüllendirilir.

Ayrıca başka bir tür eko-etiketleme de mevcuttur, buna da negatif eko-etiketleme denir ki bu tüketiciyi bir ürünün zararlı yanları hakkında bilgilendirir. Bu durumda, eko-etiketli ürünlerin pazar paylarının, çevresel konularda duyarlı kişilere hitap eden özellikleri nedeniyle artması beklenir ( Alagöz, 2007).

Eko etiketleme ile tüketicilerin sağlık ve çevreye olan duyarlılığını arttırmak ve bu yönde zararlı olmayan ürünleri tercih etmelerini sağlamak amacı taşınmaktadır. Çevresel etiketleme üç başlık altında incelenebilir:

-Eko-Etiketleme (Yaşam Döngüsü Etiketleri): Ürünün hayat döngüsünün analizinde kullanılan etiketler en geniş şekilde eko etiket olarak adlandırılır. Bu analiz genellikle beşikten – mezara analizi olarak değerlendirilir. Etiketin analizinin üretimin bütün yönlerini gösterdiği varsayılır, ürünün kullanılıp atılması çevreye mümkün olan en az zararı vermesi açısından belli bir düzen ile yapılır.

-Tek Kullanımlık Etiketler : Tek kullanımlık etiketler ürünün belirli bir yönü hakkında bilgi verir “yunus balıkları ton balıklarını korur” “ozon tabakasına zarar vermeyen ürün” gibi. Etiket, ürünün çevresel özellikleri hakkında herhangi bir bilgi vermez. Bir kullanımlık etiketleme, beşikten- mezara analizi yapılmadığı için, eko etiketlemeden genellikle daha ucuzdur. Tek kullanımlık etiketlerin önemli bir eksikliği, üreticiler tarafından suiistimale açık olmasından dolayı, tüketicilerin bütün yönleriyle çevre dostu bir ürün aldığı hissini uyandırabilmeleridir.

-Negatif Etiketler: Negatif etiketleme, tüketicilerin sağlık ve güvenlik risklerini ürünün üzerine yapıştırarak uyarma amacını güder. Negatif etiketleme, tek kullanımlık etiketleme ile aynı şekildedir, aralarındaki fark, olumsuz etiketlemenin zorunlu olmasıdır. Örneğin, zorunlu etiketleme konunun talep yönüyle değil, tedarik yönüyle ilgilenir.

Başarılı çevre etiketlemesi çevreyi iki yönden korur:

- Etiketli ürünlerin, etiketsiz ürünlerden daha fazla çevre dostu olduğunu garanti eder.

-Çevreyi düşünen tüketicilere, çevreye olumsuz etki yapan ürünleri kullanmaktan kaçınma şansı verir. Bu ürünlere olan talebin azalması, daha az üretimi de beraberinde getirir.

Etiketler, üreticiler üzerinde, ürünlerini tüketicilerin çevresel taleplerini yerine getirme konusunda baskı unsuru olabilir. Bu konu daha çok tek kullanımlık etiketleme ilgilidir. Tek kullanımlık etiketlemenin ortaya çıkış nedeni, tüketicilerin, ürünlerin çevreye olumsuz etkilerinin farkına varması ve çevreye olumsuz etkisinin olmadığına dair etiket konulmasını sağlamasıdır.

Çevre dostu üretim nadiren mümkün olan en ucuzudur ve genellikle ürün için daha yüksek bir fiyatı gerektirir. Eko etiket, ürünü, pazarlama avantajı ile ödüllendirirken fiyat dezavantajını ortadan kaldırması beklenir. Uzun vadede eğer etiketli ürün başarılı ise, artan talepten dolayı, fiyat tekrar düşebilir. Etiketli ürünlerin başarısı çevreye duyarlı, ilave maliyet ödemek arzusunda olan, yeterli sayıda tüketicilerin olup olmadığına bağlıdır. Eko etiketlemenin temeli, çevreye olumsuz etkisi olan ürünlerin üretimini azaltmaktır. Etiketin böyle bir etki gösterebilmesi için önemli olan, etiketli ürünlere beklenen talebin artmasıdır (Alagöz, 2007). Eko etiketlerden bazıları, logoları ile birlikte aşağıda yer almaktadır:

Enerji Verimliliği Logosu

Energy Star, Amerika Çevre Koruma Dairesi tarafından geliştirilen ve elektronik başta olmak üzere tüm alanlarda enerji tasarrufu için gerekli yöntemleri ve kriterleri belirleyen bir sertifika programıdır.

SCS Logosu

SCS, Bir ürüne dair bir üretim vasıtasıyla gönüllü olarak ortaya koyulan çevresel iddiaların doğruluğunu kanıtlayan ve belgelendiren bir kuruluştur.

FSC Logosu

FSC Checkmark, 1993’te Orman Hizmet Konseyi (Forest Stewardship Council-FCS), ulusal orman yönetimi için kurulmuştur. Bu denetim markası, belgelendirme kuruluşlarını FSC’nin prensipleri ve kriterleri doğrultusunda akredite etmektedir. FSC kriterleri seçici kesim, daha az yol inşaatı, doğal korumanın oluşturulması ve ormanların yeniden gelişmesi için daha uzun süre yaşatılması gibi kriterleri içerir.

CE:

“Congormite Europeenne” kelimelerinin kısaltılmış ifadesi olan “CE” sembolü, Fransızca’da “uygunluk” anlamına gelmektedir. Yasal bir mecburiyeti olmadığı halde bu işaret, ticarette pasaport niteliğinde olup, AB’ye ithal-ihraç edilecek ürünlerde aranmakta ve ürüne AB’de serbest dolaşım hakkı vermektedir.

ECO-Label:

1993 yılında, Avrupa Birliği tarafından yürürlüğe konan bu uygulamada, ürünün üzerine ürünün olumsuz çevresel etkilerinin en aza indirildiğini gösteren ekolojik bir etiket konmaktadır.

Yeşil Nokta:

Almanya Çevre Bakanlığı tarafından 1991 yılında başlatılan bu uygulama ürün ambalajının ekolojik uygunluğunu gösteren bir işarettir.

EMAS:

AB ülkeleri işletmeleri, Çevre Yönetim ve Denetim Planı uygulaması ile kendi çevre yönetim sistemlerini ve bağımsız denetim firması tarafından onaylanan çevresel faaliyet raporlarını oluşturmak durumundadırlar.

ISO 14000:

İşletmelerde bir çevre yönetim sisteminin uygulandığını ve sistem için gerekli denetimlerin yapıldığını gösteren bir uygulamalar bütünüdür.

ISO 9000:

1987 yılında yayınlanan bu standartlar işletmelerde “Toplam Kalite Yönetimi”nin uygulandığının da bir göstergesidir. İşletmeye güvenilirlik ve rekabet avantajı sağlayabilmektedir.

Eko etiketi, AB ülkeleri arasında 22 üründe uygulanmaktadır. Avrupa Birliği Topluluk Eko-Etiketi’nin yanı sıra Almanya Mavi Melek Etiketi (Blue Angel), İskandinav Kuğusu Etiketi (Nordic Swan) ve Amerika Birleşik Devletleri Yeşil Mühür Etiketi (Green Seal) gibi ulusal çevresel etiketler de mevcuttur.

Türkiye, özellikle Avrupa Birliği Topluluk Eko-Etiketi (EU Ecolabel) uygulaması ve ilgili ISO 14024 Çevre Etiketleri ve Beyanları-Tip I Çevre Etiketlemesi Standardını göz önünde bulundurarak kendi ulusal çevresel etiketleme mevzuatı ve sistemini kurma hazırlığı içerisindedir.

AB Topluluk Eko-Etiketi ve ilgili ISO Standardı prensiplerini uygulayan diğer ulusal çevresel etiketleme sistemleri, gönüllülük esasına dayanmakla birlikte ticarette pek çok avantaj sağlamaktadır.

Dünyada çevresel etiketlemenin yaygın olarak uygulandığı bazı sektörler temizlik (deterjan, sabun, şampuan); ofis ve baskı ürünleri (bilgisayar, fotokopi, çizim kağıtları, görüntüleme donanımı, baskı kağıdı); elektrik-elektronik cihazlar (TV, ampul, ısı pompaları, ışıklandırma, buzdolabı, çamaşır makinesi); inşaat (ahşap mobilya, yatak, yatak süngeri, saksı, boya, vernik, binalar, musluk ve duş başları, tuvaletler, ısıtma sistemleri); bahçe (tarım ürünleri ve toprak ıslah edici malzemeler); tatil alanları (otel, kamp yeri) ve giyim ürünleridir.

Sonuç ve öneriler

Yeşil pazarlamanın tüketicilerin satın alma davranışı üzerine etkisini belirleme amaçlı çalışmalar; bu kapsamdaki pazarlama faaliyetlerinin, tüketiciler üzerine etkili olduğu sonucuna ulaşmış olmakla birlikte, işletmelerin bu yeni pazarlama anlayışında bazı eksiklikleri olduğunu da ortaya koymaktadır. Yeşil ürünlerin tanıtım ve reklamlarının tüketiciler tarafından yetersiz bulunması, eko-etiketlemeye yeterince önem verilmediği düşüncesi ve bu etiketlere henüz güven duyulmaması, sorunlardan bazıları olarak ortaya konulmaktadır. Yapılan çalışmaların aynı zamanda tüketicilerin satın alma sırasında yeşil etiketlere dikkat ettiği ve yeşil ürünlere daha fazla ödemeye razı olduklarını ortaya koyması nedeniyle işletmelerin yeşil ürünlerin tanıtım ve buna koşut olarak tutundurma çalışmalarına öncelik ve önem vermeleri, çevrerel etiketleme konusunda daha duyarlı ve özenli davranarak tüketicilerin güveninin kazanılmasına çalışmaları, yeşil pazarlamanın yaygınlaşması için yararlı bulunan önlemler olarak görülmektedir.

Kaynaklar

Alagöz, S.B. (2007). Yeşil Pazarlama ve Eko Etiketleme. AKADEMİK BAKIŞ Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi ISSN:1694 – 528X Sayı: 11 Ocak – 2007

Aracıoğlu, B. ve Tatlıdil, R. (2009). Tüketicilerin Satın Alma Davranışında Çevre Bilincinin Etkileri, Ege Akademik Bakış / Ege Academic Review 9 (2) 2009: 435-461

Ay, C. vd. (2005). Çevre Bilinçli Tüketiciler, Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi (10) 2005, 238-263.

Biner, N. (2014). Tüketicilerin Yeşil Ürün Satın Alma Davranışlarının İncelenmesi, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Edirne, 2014, 129s.

Çabuk vd. (2008). Tüketicilerin Yeşil (Ürün) Satın Alma Davranışlarının Sosyo-Demografik Değişkenler Açısından İncelenmesi. Ç.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 17, Sayı 1, 2008, s.85-102.

Çelik, İ.E. vd. (2016). Yeşil Pazarlamada Sürdürülebilirlik ve Dünya’dan Bir Örnek. Internatıonal Conference On Eurasian Economies 2016. https://www.avekon.org/papers/1660.pdf. Erişim: 27.07.2017.

Güsan, G. vd. (2016). Yeşil Ürün Grupları Çerçevesinde Tüketici Farkındalığı, İstanbul journals of Social Sciences, Year: 2016 Summer Issue:13

Karaca, Ş. (2013). Tüketicilerin Yeşil Ürünlere İlişkin Tutumlarının İncelenmesine Yönelik Bir Araştırma, EGE AKADEMİK BAKIŞ, Cilt: 13 Sayı: 1 Ocak 2013, s. 99-111 .

Koçarslan, H. (2015). İşletmelerin Sosyal Sorumluluk Bilincinde Çevre Duyarlılığının Yeşil Pazarlama Üzerine Etkileri. Kilis 7 Aralık Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı Doktora Tezi. Kilis 2015. 210 s.

Kuduz, N. (2011). Yeşil Pazarlama Faaliyetlerinin Tüketicilerin Satın Alma Davranışlarına Etkilerinin Belirlenmesine Yönelik Bir Araştırma. Yüksek Lisans Tezi. Konya. 2011.

Yücel, M. Ve Ekmekçiler, Ü.S. (2008). Çevre Dostu Ürün Kavramına Bütünsel Yaklaşım; Temiz Üretim Sistemi, Eko-Etiket, Yeşil Pazarlama. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi www.esosder.org. Electronic Journal of Social Sciences info@esosder.org Güz-2008 C.7 S.26 (320-333) ISSN:1304-0278 Autumn-2008 V.7 N.26

Yüksel, E. (2009). Yeşil Pazarlamanın Modern Pazarlamadaki Yeri Ve Küresel Bazda Değerlendirilmesi: Uygulama Örnekleri. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı Pazarlama Programı Yüksek Lisans Tezi. 2009 İzmir.

http://www.mevzuatdergisi.com/2004/06a/01.htm