İçindekiler
Dergi Arşivi

Yerli Malı Perspektifinde Sanayinin Yapısal Dönüşümü

Ayşe YAMAK / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Sanayi Genel Müdürlüğü)

 

Sanayi sektörü, üretim öncülüğünde sürdürülebilir büyümeye erişim noktasında en önemli araçlardan biridir. Günümüzde üretimin teknoloji yoğunluğu ve yaratılan katma değer gelişmişliğin yanı sıra refah seviyesinin artırılmasında da en önemli göstergedir.

İhracata dayalı büyüme politikalarının uygulanmaya başlandığı yıllardan itibaren Türkiye’nin edinmiş olduğu üretim yeteneği, devreye alınacak etkili politikalarla büyümeye önemli katkı verebilecektir.

Günümüzde çoğu gelişmekte olan ülke gibi Türkiye de, imalat sanayinin küresel ekonomiden daha çok pay alabilmesine yönelik olarak önemli tedbirleri hayata geçirmektedir. Üretim bazlı sürekli bir büyüme trendinin yakalanması için bir yol haritası oluşturulmasında, alınması gerekli tedbirlerin belirlenmesi ve sanayi politikalarının ekonomi üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi son derece önem arz etmektedir.

Diğer taraftan ekonomideki en büyük mal ve hizmet alıcısı kamu kurum ve kuruluşlarıdır. Kamu alımlarının yönlendirilmesi, ekonomi aktörlerinin mikroekonomik politika araçları ile makroekonomik tedbirleri hayata geçirebilmesinde büyük önem arz etmektedir.

Ülkemiz sanayisinin uluslararası düzeyde rekabet edebilmesi için ithalata bağımlılığın azaltılması gerekmektedir. Sürdürülebilir bir üretim yapısının oluşturulabilmesi, üretimde kullanılan yüksek teknolojili girdilerin ithal edilmesi yerine bunların yurt içinde üretilmesine bağlıdır. Nitekim TÜİK rakamlarına göre 2017 yılı ithalatı toplam 233,8 milyar Dolar ve bunun 171,5 milyar Dolar tutarı yani %73,3’ü aramalı ithalatıdır. Sanayi üretiminde yerliliğin artırılması üretimde teknoloji düzeyinin aşamalı olarak yükseltilmesini sağlayacaktır.

Kamu alımlarında uygulanan fiyat avantajı, yerli sanayinin üretim kapasitesinin ve üretimin teknoloji yoğunluğunun artırılması yoluyla istikrarlı büyümenin sağlanması bakımından da son derece önemli bir politika aracıdır.

Bu çalışmada Bakanlığımız tarafından hazırlanan Yerli Malı Tebliği’nin (SGM 2014/35) sanayinin yapısal dönüşümünde üstlendiği rol incelenecektir. Çalışmanın ilk bölümünde konu hakkındaki literatür, ikinci bölümünde dünyada ve Türkiye’de kamu alımları, üçüncü bölümünde Bakanlığımız Yerli Malı Tebliği ve yerlilik kriterleri, dördüncü bölümünde bazı istatistikler anlatılacak, sonuç bölümünde ise değerlendirmelere yer verilecektir.

  1. Literatür

Kamu alımları, ulusal teknolojik yetenek ve kapasitenin inşası, geliştirilmesi ve dolayısıyla iktisadi kalkınmaya ivme kazandırması itibarıyla özellikle analiz edilmesi gereken bir sanayi politikası aracıdır. Kamu alımlarının, iktisadi kalkınma amacıyla sanayi politikasının bir aracı olarak kalkınmacı devlet anlayışı içinde yer bulabilmesi, gelişmekte olan ülkelerinin yerli üretim kapasitelerinin yönlendirilmesi ve geliştirilmesi için hayati bir önem arz etmektedir. Destek ve teşviklerle yönlendirilecek teknolojik gelişme alanları kamu alımları ile tamamlandığında pazar(lama) ve dolayısıyla finansman sorununu minimize eden yerli sanayi, üretim kapasitesi ve yetenekleri itibariyle derinleşme yaşamaktadır. Nihayet kamu alımları, belli alanlardaki teknolojik gelişme ve faaliyetleri desteklemek ve teşvik etmekten daha kapsamlı ve sürdürülebilir bir sanayi politikası aracı olarak kullanılmaktadır (Yülek ve Tiryakioğlu, 2013:2).

Merkezi yönetim harcamalarının yaklaşık %27’sini teşkil eden kamu alımları ekonomi literatüründe kamu harcamaları başlığı altında geniş bir şekilde yer almaktadır. Artan kamu harcamalarına ilişkin Wagner Yasası, ekonomik kalkınma düzeyinin büyüyen kamu harcamalarının bir nedeni olduğunu açıklamaktadır. Wagner yaklaşımında nedensellik ekonomik kalkınma düzeyinden kamu harcamalarına doğrudur (Altunç, 2011:145).

Wagner Yasası olarak literatürde bilinen “Kamu harcamaları artış kanunu” olarak nitelendirilen bu yasaya göre, kamu harcamalarının milli gelirden daha hızlı artış gösterdiği ve bundan dolayı kamu harcamalarının GSMH içindeki payının zamanla arttığı ortaya konulmaktadır. Başka bir ifadeyle Wagner yasası, ekonomide kişi başına gelir arttıkça, kamu sektörünün nispi hacminin büyüyeceği görüşünü kabul etmektedir. Wagner (1883), kamu harcamalarındaki bu artışı; özellikle sanayileşmeyle birlikte devletin idari ve koruyucu fonksiyonlarının artmasına, eğitim ve gelir dağılımında devletin fonksiyonlarının genişlemesine ve teknolojik gelişmeler ile sanayinin artan sermaye ihtiyacı sonucunda kamunun ekonomiye doğrudan yatırımlar yapmasının kaçınılmaz olmasına bağlamaktadır. (Sarı, erişim tarihi: 30/09/2017). Buna göre Kolçak, Kalabak ve Boran (2015) tarafından yapılan ve 1984-2014 dönemi verileriyle Türkiye örneği incelenen çalışmada cari harcamalar ile GSYİH arasında karşılıklı bir nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Bunun yanında Varyans ayrıştırma analizine göre yatırım harcamaları da GSYİH’yı etkilerken, her iki analizde de transfer harcamalarının GSYİH’yı çok fazla etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır (Kolçak, Kalabak, ve Boran, 2015).

Kamu alımları, birçok ülke tarafından sanayinin kalkındırılması için araç olarak kullanılagelmiştir. 

  1. Dünyada ve Türkiye’de Kamu Alımları

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kamu alımları ekonomide önemli bir ağırlığa sahiptir. Kamu harcamalarının GSYİH’den aldığı pay 2010 yılında %40,1 iken bu oran Almanya’da %50,4, Fransa’da %59,1, İngiltere’de %53,4, Kore’de ise %22,4 düzeyindedir. Şekil 1’de bu paylar renk skalası ile gösterilmiştir. 

Şekil 1. Ülkeler İtibarıyla Kamu Harcamalarının GSYİH'den aldığı pay (%) (2010)

Kaynak: https://ourworldindata.org/public-spending/#empirical-view (erişim tarihi: 24/08/2017)

Şekil 2. Kamu alımlarının kamu harcamaları içindeki payı (%) (2013)

Kaynak: OECD

OECD ülkelerinde kamu alımlarının kamu harcamalarından aldıkları paylar 2013 yılı itibarıyla Şekil 2’deki gibidir. Buna göre Türkiye %25,8’lik pay ile OECD ortalamasına yakın bir seviyede yer almaktadır.

Merkezi yönetim harcamalarından kamu alımlarının aldığı paylar son yedi yılın ortalamasına göre %27 düzeyinde seyretmektedir. Bununla birlikte kamu alımları gayrisafi yurtiçi hasıladan da %6,2 düzeyinde bir pay almaktadır (Tablo 1).

Tablo 1. GSYİH-Merkezi Yönetim Harcamaları ve Kamu Alımları (Bin TL)

Yıllar

GSYİH

Merkezi Yönetim Harcamaları

Kamu Alımları

Kamu Alımları/
GSYİH (%)

Kamu Alımları/
MYH (%)

2010

1.160.013.978

294.358.724

69.510.284

6,0

23,6

2011

1.394.477.166

314.606.792

91.771.406

6,6

29,2

2012

1.569.672.115

361.886.686

94.398.722

6,0

26,1

2013

1.809.713.087

408.224.560

105.504.100

5,8

25,8

2014

2.044.465.876

448.752.337

113.494.916

5,6

25,3

2015

2.337.529.940

506.305.093

148.434.788

6,4

29,3

2016

2.590.517.030

584.071.431

173.663.835

6,7

29,7

Kaynak: TÜİK, KİK, MB verileri

Kamu İhale Kurumu tarafından yayımlanan Kamu Alımları İzleme Raporu’na göre 2016 yılında 4734 sayılı Kanun kapsamında yapılan alımların toplamı 173,7 milyar TL, bunun 37,7 milyar TL’si yani %21,7’si ise mal alımlarıdır (Tablo 2).

Tablo 2. 2016 Kamu Alımları Özet İstatistikleri (Bin TL)

İhale Türü

4734 sayılı Kanun

Doğrudan Temin

İstisna

Toplam

%

Mal Alımı

26.400.162

2.249.199

9.090.762

37.740.123

21,73

Yapım İşi

79.693.980

217.110

854.649

80.765.739

46,51

Hizmet Alımı

48.613.172

1.341.993

4.160.061

54.115.226

31,16

Danışmanlık Hizmet Alımı

953.877

9.440

79.431

1.042.748

0,60

TOPLAM

155.661.191

3.817.742

14.184.903

173.663.836

100,00

Kaynak: Kamu İhale Kurumu

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılan ihale toplamı ise 155,7 milyar TL olup bunun 79,7 milyar TL’si (%51,2) yapım işi, 48,6 milyar TL’si (%31,2) hizmet alımları, 26,4 milyar TL’si (%17) mal alımları ve 1 milyar TL’si (%0,6) danışmanlık hizmet alımıdır (Şekil 3).

Şekil 3. 2016 yılında 4734 sayılı Kanun Kapsamında Yapılan Kamu Alımlarının Türlerine Göre Dağılımı

Kaynak: Kamu İhale Kurumu

İmalat sanayi sektörünün üretim becerisinin ve üretilen malların teknoloji düzeyinin artırılmasında fiyat avantajı uygulaması önemli bir politika aracıdır.

  1. Yerli Malı Tebliği ve Yerlilik Kriterleri

2013 yılında uygulamaya giren Girdi Tedarik Stratejisindeki eylem kapsamında, yerli malı tanımının geliştirilmesi çalışmalarına başlanmış ve eylemin sorumluluğu Bakanlığımıza verilmiştir. İlk etapta dünyadaki yerli katkı oranı uygulamaları araştırılmış, bütün imalat sanayini kapsayan bir uygulamaya rastlanmamıştır. Başta belgelendirme işlemlerini yürüten Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) olmak üzere, Maliye Bakanlığı, Kamu İhale Kurumu, Ekonomi Bakanlığı ve diğer kurumlarla birlikte bu yerli malı tanımının geliştirilmesine yönelik birçok toplantı gerçekleştirilmiştir.

19/02/2014 tarihinde değiştirilen 4734 sayılı Kamu İhale Kanunun 63’üncü maddesi ile Türkiye’de kamu alımlarında ihalelere sadece yerli isteklilerin katılması ile yerli istekliler ve yerli malı teklif eden istekliler lehine fiyat avantajı tanınmasına ilişkin olarak yeni bir düzenleme yapılmıştır. Buna göre mal alımı ihalelerinde yerli malı teklif eden istekliler lehine %15 oranında fiyat avantajı sağlanabileceği belirtilmiş, bununla birlikte, Bakanlığımız tarafından ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak orta ve yüksek teknolojili sanayi ürünleri arasından belirlenen ve her yıl Ocak ayında Kamu İhale Kurumu tarafından ilan edilen listede yer alan malların ihalelerinde yerli malı teklif eden istekliler lehine %15 oranında fiyat avantajı sağlanması zorunlu hale getirilmiştir. Yapılan değişiklikle yerli yazılım ürünlerine de %15 oranında fiyat avantajı uygulanması zorunlu hale getirilmiştir.1 Bu değişiklik ile ayrıca «yerli malı belirlenmesine ilişkin usul ve esasların oluşturulması» görevi Bakanlığımıza verilmiştir.

Bakanlığımızca ilgili kamu kurum/kuruluşlarının yanı sıra birçok özel sektör temsilcilerinin de görüşleri alınarak hazırlanan “Yerli Malı Tebliği”, 13/09/2014 tarihli ve 29118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Tebliğ’de sanayi ürünleri, gıda ve tarımsal ürünler, bitkisel ürünler, madenler ve madencilik ürünleri ile serbest bölgede faaliyet gösteren işletmelerin ürettikleri ürünler için geliştirilen yerli malı tanımlarına ve belgelendirme süreçlerine yer verilmiştir.

Tebliğ’e göre sanayi ürünlerinin yerli malı olarak kabul edilebilmesi için;

a) Bakanlık tarafından düzenlenen Sanayi Sicil Belgesine sahip sanayi işletmeleri tarafından üretilmesi ve Sanayi Sicil Belgesindeki “Üretim Konusu” içeriğinde yer alması.

b) Tamamen Türkiye’de üretilen veya elde edilen ürünler ile üretim sürecinin önemli aşamalarının ve ekonomik yönden gerekli görülen en son esaslı işçilik ve eylemin Türkiye’de yapılmış olması.

c) Ürünün yerli katkı oranının en az %51 olması şartları aranmaktadır.

Yerli Malı Tebliği ile sanayi ürünün yerli malı olarak değerlendirilebilmesinde objektif bir kriter olarak yerli katkı oranı formülasyonu geliştirilmiştir. Buna göre bir sanayi ürününün yerli malı olarak değerlendirilebilmesi için mevcut kriterlere ilaveten ürünün nihai maliyeti içerisindeki yerli girdi maliyetinin en az %51 olması gerekmektedir.

 

Formülün hesaplanmasında dikkate alınacak bilgiler Tebliğde ve Bakanlığımız koordinasyonluğunda TOBB ve TESK temsilcilerinin katılımları ile hazırlanan Uygulama Esaslarında sıralanmıştır.

Nihai ürünü teşkil eden yerli girdi maliyetlerinin hesaplanmasında aşağıdaki kalemler dikkate alınır. Bu kalemlerden yerli olanlar Yerli Katkı Oranı Hesap Cetvelinin yerli girdi kısmına, ithal olanlar ise ithal girdi kısmına yazılır.

a) Kullanılan doğrudan ve dolaylı malzeme giderleri

b) Doğrudan ve dolaylı işçilik giderleri

c) Ürünle ilgili genel giderler (amortisman / bakım onarım giderleri, kira giderleri, işletme malzemesine ilişkin giderler, enerji/ulaştırma/su giderleri v.b.).

Satış, pazarlama, satış sonrası destek ve garanti giderleri ile faiz ve finansman giderleri, genel giderlerin üretimle ilgili olmayan kısımları maliyet hesabına dâhil edilmez.

Yurt dışından temin edilen lisans, patent, royalty vb. giderler ile yurt dışından alınan danışmanlık hizmetleri ithal girdi maliyetleri kısmında değerlendirilir.

Yurt içinden temin edilen girdilerin ithal olup olmadığı hakkında menşe kontrolü yapılır, girdi ithal ise ithal girdi hesaplamasına dâhil edilir. Eğer girdi sanayi sicil belgesine sahip bir işletme tarafından üretilmiş ve sanayi sicil belgesinin üretim konusu bölümünde yer alıyorsa hesaplamada yerli girdi olarak değerlendirilir.

Yerli Malı Belgesi, isteklilerce teklif edilen malı yerli malı olduğunu gösteren belgedir.

  • Mal alımı ihalelerinde fiyat avantajı sağlanacak ürünlerin Yerli Malı Belgesi’ne sahip olmaları gerekmektedir.
  • Bazı İstatistikler

Kamu İhale Kurumundan alınan verilere göre 2015 yılında fiyat avantajı uygulanacağı bildirilen ihalelerin bedeli, toplam mal alım ihalelerinin %34,16’sıdır. Bu oran 2016 yılına gelindiğinde %38,53, 2017 yılında ise %42,34 düzeyinde gerçekleşmiştir. Bu ihalelerin 2015 yılında %5,19’unda, 2016 yılında %6,12’sinde, 2017 yılında ise %5,46’sınde fiyat avantajı uygulanmıştır (Tablo 3).


Tablo 3. Yıllar İtibarıyla İhale Bilgileri

Tutar (Milyar TL)

2015

2016

2017

 

 

 

 

 

Mal Alımı İhaleleri Toplam Tutarı

25,3

26,4

30,1

Toplam Kamu Alımları içindeki payı (%)

18,84%

16,96%

14,31%

 

 

 

 

 

Fiyat Avantajı

Fiyat avantajı uygulanacağı ilan edilen ihalelerin tutarı

8,6

10,2

12,7

Toplam Mal Alımları içindeki payı

34,16%

38,53%

42,34%

Fiyat avantajı uygulanmış ihalelerin tutarı

1,3

1,6

1,6

Toplam Mal Alımları içindeki payı

5,19%

6,12%

5,46%

 

 

 

 

 

Zorunlu Fiyat Avantaji

Zorunlu Fiyat avantajı uygulanacağı İlan edilen ihalelerin tutarı

5,4

3,0

3,3

Toplam Mal Alımları içindeki payı

21,43%

11,23%

10,90%

Zorunlu Fiyat avantajı uygulanmış ihalelerin tutarı

0,4

0,4

0,3

Toplam Mal Alımları içindeki payı

1,41%

1,63%

0,93%

Kaynak: Kamu İhale Kurumu

Bir önceki bölümde belirtildiği üzere 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 63’üncü maddesine göre orta yüksek ve yüksek teknolojili sanayi ürünleri listesinde yer alan malların ihalelerinde fiyat avantajı uygulaması zorunludur. Kamu İhale Kurumu’ndan alınan verilere göre zorunlu fiyat avantajı uygulanacağı ilan edilen ihalelerin toplam mal alımları içindeki payı, 2015 yılında %21,43, 2016 yılında %11,23, 2017 yılında ise %10,90 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Tablo 4. Yıllara Göre Yerli Malı Belgesi Sayısı2

2014

2015

2016

2017

284

4.199

7.738

8.836

Kaynak: TOBB, TESK, SGM Çalışmaları

TOBB ve TESK tarafından uygulamanın başladığı 2014 yılında 284, 2015 yılında 4.199, 2016 yılında, 7.738 ve 2017 yılında 8.836 adet yerli malı belgesi düzenlenmiştir.

Sonuç ve Değerlendirme

Küresel rekabetin ve teknolojinin son derece ilerlediği özellikle son 20 yılda, ülkelerin gelişmişlik düzeyini teknoloji üretebilme kabiliyetleri belirler duruma gelmiştir. Hazırlanan politikaların ekseninde teknoloji içeren ürünlerin üretime geçirilmesi ya da üretilen ürünlerin teknoloji düzeyinin artırılması, bu yolla birim zamanda üretilen katma değerin artırılması yatmaktadır.

Bilindiği üzere gelişmekte olan ülkeler için önemli bir risk olarak değerlendirilen orta gelir tuzağından kaçınılması için sanayide Ar-Ge yoksunu üretim stili ve geleneksel iş yapış modellerinden uzaklaşılması önem arz etmektedir. Önemli bir büyüklüğe ulaşan kamu alımlarında “yerli katkı oranı yüksek” özellikle yüksek ve orta-yüksek teknolojili ürünlerin tercih edilmesi, bu kısır döngünün engellenmesi açısından önemli bir tedbirdir.

Bakanlığımızca hazırlanan ve yürürlüğe konulan Yerli Malı Tebliği (SGM 2014/35) ile kamunun mal alım gücünün, sanayinin yapısal dönüşümünün sağlanması, Ar-Ge ve yenilik çalışmalarının öne çıkarılması, özellikle yüksek teknolojili ürünlerde yerliliğin artırılması ve ithalata olan bağımlılığının azaltılması noktasında etkin bir şekilde kullanılması amaçlanmıştır. Bu amaca uygun bir şekilde orta yüksek ve yüksek teknolojili sanayi ürünlerine maliyetinin %51’inin yerli olması koşuluyla %15 oranında fiyat avantajı uygulaması zorunu hale getirilmiş, böylelikle Tebliğ, yerli sanayinin teknolojik dönüşümünün sağlanması noktasında hem ödül hem de teşvik mekanizması görevini üstlenmiştir.

Kamu İhale Kurumu tarafından sağlanan verilere göre Tebliğ’in uygulanmaya başladığı 2015 yılında fiyat avantajı uygulaması yapılan ihale bedeli, 1,3 milyar TL ile toplam mal alımlarından %5,19 pay alırken, 2016 yılında 1,6 milyar TL ile %6,12, 2017 yılında ise yine 1,6 milyar TL ile %5,46 pay almıştır. Fiyat avantajı uygulaması zorunlu olan ve uygulanan orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihale bedeli ise 2015 yılında 355,8 milyon TL ile toplam mal alımlarından %1,41 pay alırken, 2016 yılında 429,5 milyon TL ile %1,63, 2017 yılında ise 278,7 milyon TL ile %0,93 pay almıştır.

Özetle;

  • Bakanlığımızca hazırlanan ve 13/09/2014 tarihli, 29118 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yerli Malı Tebliği ile sanayi ürünlerine yerli malı sayılabilmeleri için %51 yerli katkı oranı ilave koşulu getirilmiştir.
  •  

  • Bakanlığımız tarafından belirlenen ve Kamu İhale Kurumu sitesinde her yıl Ocak ayında yayımlanan orta yüksek ve yüksek teknolojili sanayi ürünlerinden Yerli Malı Belgesine sahip olanlara %15 oranında fiyat avantajı uygulaması zorunludur.
  •  

  • 1/07/2017 tarihinde Üretim Reform Paketi ile yapılan değişiklikle yazılım ürünleri de zorunlu fiyat avantajı uygulaması kapsamına alınmıştır.
  •  

  • Yapılan değişiklikle ayrıca yapım işleri ihalelerinde orta düşük, orta yüksek ve yüksek teknolojili makine, malzeme ve ekipman arasından belirlenenlerin yerli malı olması zorunlu hale getirilmiştir.
  •  

  • Bugüne kadar 24 bini aşkın Yerli Malı Belgesi düzenlenmiştir.
  •  

  • 2017 yılında aktif belge sayısı 9 bin civarındadır.

Önümüzdeki dönemde de “kamu alımlarında fiyat avantajı uygulaması”nın, %51 yerli katkı oranı koşulu ile birlikte etkin bir sanayi politikası aracı olarak kullanılmaya devam edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

Kaynakça

YÜLEK, M.A., TİRYAKİOĞLU, M. (2013), “Kalkınma Temelli Kamu Alımı Politikaları: Politika Deneyimleri ve Literatürden Seçilmiş Örnekler”, 3.Sanayi Şurası, 20-21-22 Kasım 2013 (http://sanayisurasi.gov.tr/pdfs/kalkinma-temelli-kamu-alimi-politikalari-politika-deneyimleri-ve-literaturden-secilmis-ornekler.pdf erişim tarihi:25/08/2017).

MAURO, P., ROMEU, R., BINDER, A., & ZAMAN, A. (2015), “A modern history of fiscal prudence and profligacy”, Journal of Monetary Economics, 76, 55-70. 

ALTUNÇ, Ö.F. (2011), “Kamu Harcamaları ve Ekonomik Büyüme İlişkisi: Türkiye’ye İlişkin Ampirik Kanıtlar”, Yönetim ve Ekonomi Dergisi, Celal Bayar Üni. İ.İ.B.F., Cilt:18, Sayı:2, 145-157.

KOLÇAK, M., KALABAK, A.Y., BORAN, H.(2015), “Kamu Harcamaları ve Ekonomik Büyüme Arasındaki İlişki Üzerine Ampirik Bir Analiz: 1984-2014 Türkiye Örneği”, EconWorld2015@Torino 18-20 August, 2015; IRES, Torino, Italy (http://torino2015.econworld.org/assets/kolcak_kalabak_boran.pdf, erişim tarihi: 30/01/2018)

SARI, A., Kamu Harcamaları, http://www.academia.edu/5629569/KAMU_HARCAMALARI, erişim tarihi: 30/09/2017) 

  

1 7033 sayılı Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değiştirildi. Bu değişiklikle yapım işleri ihalelerinde de orta düşük, orta yüksek ve yüksek teknolojili makine, malzeme ve ekipman arasından belirlenenlerin yerli malı olması zorunlu hale getirildi

  2 Belgenin geçerlilik süresi 1 yıl olup, rakamlar geçerli olan belge sayısıdır.

Sanayi sektörü, üretim öncülüğünde sürdürülebilir büyümeye erişim noktasında en önemli araçlardan biridir. Günümüzde üretimin teknoloji yoğunluğu ve yaratılan katma değer gelişmişliğin yanı sıra refah seviyesinin artırılmasında da en önemli göstergedir.
İhracata dayalı büyüme politikalarının uygulanmaya başlandığı yıllardan itibaren Türkiye’nin edinmiş olduğu üretim yeteneği, devreye alınacak etkili politikalarla büyümeye önemli katkı verebilecektir.

Günümüzde çoğu gelişmekte olan ülke gibi Türkiye de, imalat sanayinin küresel ekonomiden daha çok pay alabilmesine yönelik olarak önemli tedbirleri hayata geçirmektedir. Üretim bazlı sürekli bir büyüme trendinin yakalanması için bir yol haritası oluşturulmasında, alınması gerekli tedbirlerin belirlenmesi ve sanayi politikalarının ekonomi üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi son derece önem arz etmektedir.

Diğer taraftan ekonomideki en büyük mal ve hizmet alıcısı kamu kurum ve kuruluşlarıdır. Kamu alımlarının yönlendirilmesi, ekonomi aktörlerinin mikroekonomik politika araçları ile makroekonomik tedbirleri hayata geçirebilmesinde büyük önem arz etmektedir.

Ülkemiz sanayisinin uluslararası düzeyde rekabet edebilmesi için ithalata bağımlılığın azaltılması gerekmektedir. Sürdürülebilir bir üretim yapısının oluşturulabilmesi, üretimde kullanılan yüksek teknolojili girdilerin ithal edilmesi yerine bunların yurt içinde üretilmesine bağlıdır. Nitekim TÜİK rakamlarına göre 2017 yılı ithalatı toplam 233,8 milyar Dolar ve bunun 171,5 milyar Dolar tutarı yani %73,3’ü aramalı ithalatıdır. Sanayi üretiminde yerliliğin artırılması üretimde teknoloji düzeyinin aşamalı olarak yükseltilmesini sağlayacaktır.

Kamu alımlarında uygulanan fiyat avantajı, yerli sanayinin üretim kapasitesinin ve üretimin teknoloji yoğunluğunun artırılması yoluyla istikrarlı büyümenin sağlanması bakımından da son derece önemli bir politika aracıdır.

Bu çalışmada Bakanlığımız tarafından hazırlanan Yerli Malı Tebliği’nin (SGM 2014/35) sanayinin yapısal dönüşümünde üstlendiği rol incelenecektir. Çalışmanın ilk bölümünde konu hakkındaki literatür, ikinci bölümünde dünyada ve Türkiye’de kamu alımları, üçüncü bölümünde Bakanlığımız Yerli Malı Tebliği ve yerlilik kriterleri, dördüncü bölümünde bazı istatistikler anlatılacak, sonuç bölümünde ise değerlendirmelere yer verilecektir.