İçindekiler
Dergi Arşivi

Coğrafi İşaretler ve Türkiye’de Coğrafi İşaret Koruması

Neşe İLOĞLU / Marka Uzman Yardımcısı (Türk Patent Enstitüsü)

 

Coğrafi İşaret
Türkiye’den Kayseri Pastırması, Ezine Peyniri, Hereke Halısı; Fransa’dan Comte Peyniri ve Champagne; Meksika’dan Tekila, İtalya’dan Parmigiano Peyniri ve bunlar gibi birçok ürün adı ait olduğu coğrafi bölge ile özdeşleşmiş ve belirli karakteristik özellikleri itibarıyla o bölgeye bağlı olan ürünler için kullanılan ibarelerdir. Bu ürünler, aynı kategorideki diğer ürünlerden farklı ve özel olduklarından, kendine özgü bir sistemle korunmaları yönünde eğilimler tarih içinde ortaya çıkmış ve bu amaçla yapılmış olan birçok sözleşme ve hukuki düzenleme kapsamında “coğrafi işaret” kavramı korunmaya başlamıştır.

Coğrafi işaretler, ilk olarak Ticaretle Bağlantılı Fikrî Mülkiyet Hakları Sözleşmesi1 (TRIPs)’nde “Üye bir ülkenin toprağından veya bu toprak üzerinde yer alan bir bölge veya yöreden kaynaklanan, belirgin bir niteliği, ünü(itibarı) veya diğer özellikleri itibarıyla esas olarak bu coğrafi menşeye atfedilen ürünleri tanımlamak için kullanılan işaretlerdir” şeklinde tanımlanmıştır.

Bu tanımdan anlaşıldığı üzere bir ürünün coğrafi işaret koruması altına girebilmesi için aynı kategorideki diğer ürünlerden farklı olarak belirgin bir nitelik, ün ya da daha farklı özellikleri açısından sınırları belirli bir bölgeden kaynaklanması gerekmektedir. Bir bölgeden kaynaklanmak veya o bölgeye atfedilmek coğrafi işaretlerin en önemli özelliğidir.

Coğrafi İşaret Türleri
Coğrafi kaynak belirten işaretler uluslararası anlaşma ve düzenlemelerde kaynak işaretleri, menşe adı ve mahreç işareti gibi farklı adlandırmalar ile korunmaktadırlar. Coğrafi işaretleri, en tipik kaynak işareti çeşidi olan menşe adı altında koruyan Lizbon Anlaşması’nda menşe adı tanımı yapılmıştır.2 Anlaşma’nın 2.nci maddesine göre menşe adı; “kalitesi ve karakteristik özellikleri, doğal ve beşeri faktörler de dâhil olmak üzere, tamamen veya esas itibarıyla, kökeni bulunduğu bölgeden kaynaklanan bir ürünü belirten, bir ülkenin, bölgenin ya da yörenin coğrafi adı” olarak tanımlanmıştır. Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO)3 tarafından yürütülen bu anlaşmaya göre menşe adı tanımında doğal ve beşerî faktörler birlikte aranmaktadır.

Mahreç işareti ise menşe adı korumasına nazaran ürün ile coğrafi alan arasındaki bağlılığın daha esnek olduğu bir koruma şeklidir. Paris4 ve Madrid5 Sözleşmelerinde yer alan “indication of source-kaynak işareti” ibaresi de ürünlerin kaynağına işaret etmektedir. Ancak, bir ürünün bu sözleşmeler kapsamında korunabilmesi için menşe adında olduğu gibi üretim aşamalarının tümünün belirli bir coğrafi alanda gerçekleştirilmiş olması zorunlu değildir. Mahreç işareti anlamına gelen bu kavram Avrupa Birliği (AB) genelinde koruma sağlayan 1151/2102 sayılı AB Tüzüğü6 kapsamında “geographical indication-coğrafi işaret” olarak kullanılmıştır.

Bu şekilde birçok ibare ve tanımlama ile korunan coğrafi işaretler için karmaşık bir terminolojinin hakim olduğunu ileri sürmek çok da haksız bir görüş sayılmayacaktır. Ancak Şekil 1’de görüleceği üzere coğrafi işaretleri, kaynak belirten işaretler içinde değerlendirdiğimizde onun bir alt kümesinin de menşe adı olduğunu kabul edebiliriz. Yani her coğrafi işaret bir kaynak işareti, her menşe adı bir da bir mahreç işaretidir.7

 Şekil 1: Kaynak İşaretleri Arasındaki İlişki

Örneğin; Fransa’da tescilli bir menşe adı olan Comte Peyniri ile ilgili olarak, peyniri elde etmek için kullanılan sütün üretimi, peynirin üretimi ve peynirin olgunlaştırılması aşamalarının tümü Jura Dağları bölgesinde gerçekleştirilmek durumundadır.8 Bu aşamalardan herhangi birinin, sınırları tescil belgesinde belirlenmiş olan alanın dışında uygulanması durumunda menşe adı kavramı zedelenmiş olacaktır. Türkiye’de mahreç işareti olarak tescilli olan Hereke Halısı ise tescil belgesinde belirtilen şartlara uygun olmak şartıyla Türkiye’nin her yerinde üretilebilmektedir.

Türkiye’de Coğrafi İşaretler Mevzuatı
Türkiye’de coğrafi işaretler 1995 yılında yürürlüğe giren 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kapsamında Türk Patent Enstitüsü nezdinde gerçekleştirilen tescil ile korunmaktadır. KHK’nin 3.üncü maddesinde coğrafi işaret; “belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibarıyla kökenin bulunduğu bir yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş bir ürünü gösteren işaretlerdir” şeklinde tanımlanmıştır. Söz konusu ifade TRIPs anlaşmasındaki tanımla örtüşmektedir.
KHK’ya göre Türkiye’de coğrafi işaretler menşe adı ve mahreç işareti olarak tescil edilmektedir. Bir ürünün “menşe adı” olarak tescil edilebilmesi için KHK’da belirtilen şartlar şunlardır:
a) Coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, alan, bölge veya çok özel durumlarda ülkeden kaynaklanan,
b) Tüm veya esas nitelik veya özellikleri bu yöre, alan veya bölgeye özgü doğa ve beşeri unsurlardan kaynaklanan,
c) Üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinin tümüyle bu yöre, alan veya bölge sınırları içinde yapılan bir ürün olmalıdır.

Coğrafi işaret koruma türlerinden diğeri olan “mahreç işareti” kavramından bahsedebilmek için ise;
a) Coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, alan veya bölgeden kaynaklanan,
b) Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibarıyla bu yöre, alan veya bölge ile özdeşleşmiş,
c) Üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az birinin belirlenmiş yöre, alan veya bölge sınırları içinde yapılan bir ürün olmalıdır.

Görüldüğü üzere; mahreç işaretleri de menşe adları gibi belirli bir yöreye belirli özellikleri itibarıyla bağlı olmakla birlikte, üretim aşamalarının hepsinin belirlenen coğrafi bölgede gerçekleştirilmesi zorunlu değildir.

Coğrafi İşaretlerin Tescili
Türkiye’de coğrafi işaretlerin tescil işlemlerini Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı olan Türk Patent Enstitüsü (TPE) yürütmektedir. TPE Markalar Dairesi Başkanlığı nezdinde yürütülen tescil işlemleri sonucunda 2014 yılı Şubat ayı itibarıyla tescilli coğrafi işaret sayısı 177’dir.9 Bunların 77 adedi menşe adı, 100 adedi ise mahreç işareti olarak tescil edilmiştir. Aynı tarih itibarıyla TPE’de incelenmekte olan 203 adet coğrafi işaret başvurusu bulunmaktadır.10

TPE nezdinde coğrafi işaret başvurusu yapma hakkı olan kişiler KHK’nın 7.nci maddesinde şu şekilde sayılmıştır:

• Ürünlerin üreticisi olan gerçek veya tüzel kişiler,
• Tüketici dernekleri,
• Konu ve coğrafi yöre ile ilgili kamu kuruluşları.

Coğrafi işaret tescili, diğer sınai mülkiyet haklarının tersine, sahibine tekel hakkı sağlamadığı için başvuruların kolektif yapılar, özellikle başvuru konusu ürünün üreticilerinden oluşan birlikler tarafından yapılması tercih edilmektedir. Zira coğrafi işaret tescili yapılan ürünün karakteristik özellikleri ve kalitesi ile ilgili ortak bir anlayışa sahip olabilecek ve bunları sağlamak için etkin uygulamalar ortaya koyabilecek en uygun gruplar yerel aktörlerden oluşanlardır.

Coğrafi işaret olarak tescil edilebilecek ürünler KHK’nın 1.inci maddesinde; “doğal ürünler, tarım, maden ve el sanatları ürünleri ile sanayi ürünlerinden bu KHK’da yer alan tanımlara ve koşullara uygun olan her türlü ürün” olarak sayılmıştır.

İlgili kişilerce, uygun ürünler için yapılacak coğrafi işaret tescil başvurularında, ürünün ayırdedici özellikleri, üretim metodu, üretim bölgesi sınırları, ürünün coğrafi alan ile ilişkisi ayrıntılı bir şekilde ve bilimsel raporla desteklenmiş bir şekilde TPE’ye sunulmalıdır.

TPE, başvuruların incelenmesi aşamasında gerekli görmesi halinde başvuru sahibinden ek bilgi ve belge isteyebileceği gibi kamu veya özel kurum veya kuruluşlardan da görüş talebinde bulunabilmektedir.

İnceleme sonucunda uygun görülen başvurular Resmi Gazete ve ürün ile ilgili bölgenin yerel gazetesinde yayınlanır. Ürün mahreç işareti korumasına konu olacak ise bu durumda ilan, Türkiye genelinde en yüksek tiraja sahip iki gazeteden birinde daha yapılmalıdır. Altı aylık ilan süresi içinde ilgililer tarafından ilan metni içeriği ile ilgili her konuda TPE nezdinde itirazda bulunulabilir. İtiraz sonucu başvuru ya reddedilir ya da ortaya çıkan yeni metin ilan edilir. Bu ilan itiraza açık değildir. İtiraz sonucu ilan edilen ya da hakkında herhangi bir itiraz olmayan başvurular tescil edilerek Coğrafi İşaret Sicili’ne kaydedilir.

Coğrafi İşaretlerin Denetimi
Tescil edilen coğrafi işaretlerin piyasada kullanımının denetlenmesi hiç şüphesiz, coğrafi işaret korumasından beklenen faydayı elde etmek için en önemli gerekliliktir. Bunun gerçekleştirilmesi için başvuru esnasında başvuru sahibinden KHK’nın 20.nci maddesi gereğince ürünün periyodik olarak kontrollerini yapacak ve kendisinin içinde bulunmadığı bir denetim komisyonu oluşturması istenir. Denetim komisyonu, denetim raporlarını 10 yılda bir TPE’ye sunacaktır. Denetim raporu sunulmayan coğrafi işaret tescilleri iptal edilecektir.

Ayrıca Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na (GTHB), 11 Haziran 2010 tarihli 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun (5996 sayılı Kanun) Gıda Kodeksi başlıklı bölümündeki 23.üncü maddenin 2.nci fıkrasında yer alan “Bakanlık, tarım ve gıda ile ilgili coğrafi işaret veya geleneksel ürün adlarının kullanımının tescilde belirtilen özelliklere uygunluğunu denetler” hükmü ile coğrafi işaretlerin denetim görevi verilmiştir.

Bu şekilde coğrafi işaretlerin denetimi konusunda iki yapı ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri yukarıda değinilen KHK’nın 20.nci maddesi gereği tescil sahibi tarafından kurulan denetim komisyonu, diğeri de GTHB’nin 5996 Sayılı Kanun hükmünce yerine getireceği denetim işlevidir. Hakim görüşe göre bunlardan ilki iç denetim, ikincisi ise dış denetim şeklinde ifade edilebilecektir. GTHB’nin ilgili denetim maddesi gereğince gerçekleştireceği uygulamalar sonucunda bu ikili sistemin olgunlaşması beklenmektedir.

Türkiye’de Coğrafi İşaret Koruması Alanında Yaşanan Sorunlar
Diğer sınai mülkiyet haklarına nazaran yeni bir kavram olan coğrafi işaretlerin korunması konusunda ülkemizde bazı eksiklikler yaşanmaktadır. Bunların en önemlisi üreticiler ve tüketiciler nezdinde koruma hakkında yeterli farkındalığın olmaması nedeniyle başvuruların uygun yapılar tarafından gerçekleştirilmemesidir.

TPE nezdinde tescilli coğrafi işaretlerin tescil sahiplerine baktığımızda, 177 tescilli coğrafi işaret içinde sadece 12 tanesinin tescil sahibinin üretici birliği, kooperatifler veya ürünle ilgili derneklerden oluştuğunu görmekteyiz. Diğer tescillerin büyük bir bölümü, ticaret ve sanayi odaları, belediyeler, valilikler ve özel şirketler adına yapılmıştır. Bu durum coğrafi işaret tescili konusunda ülkemizde uygun yapıların oluşmadığının bir göstergesidir. Ürünün gerçek sahibi olan üreticilerin yeterince temsil edilmediği yapılar adına yapılan tescillerin, ürünün gereğince korunmasına katkısı olmamaktadır.

Coğrafi işaretlerin tescil edilmesinden sonra, ürünün tescil belgesinde belirlenen şartlarda üretildiğinin doğrulanması adına yapılacak denetimler konusunda da sorunlar yaşanmaktadır. Tescil sahiplerinin oluşturduğu denetim komisyonları çoğu zaman denetim yapmak için yeterli eleman ve teçhizata sahip olmayan yapılardan oluşmaktadır. Ayrıca TPE’ye 10 yılda bir sunulması gereken denetim raporları ya hiç sunulmamakta ya da yeterli içeriğe sahip olmamaktadır. Bu durumdan kaynaklanan aksaklıkların giderilmesi amacıyla GTHB’ye verilen denetim görevi ise coğrafi işaretli ürünlerin karakteristik özelliklerinden dolayı tam anlamıyla yerine getirilememektedir.

Sonuç Yerine
Coğrafi işaretlerin kırsal kalkınmaya destek olma, geleneksel bilgi ve kültürel değerleri koruma, ülke tanıtımına ve turizme katkıda bulunma ve ürün taklitçiliği ile mücadele etme gibi birçok işlevleri bulunmaktadır.11 Bu işlevlerin hayata geçirilebilmesi için en önemli faktörlerden biri güçlü bir kurumsal yapının varlığı, diğeri de etkili bir yasal korumadır.

Ülkemizde üreticilerin bir çatı altında örgütlenme alışkanlıklarının olmaması nedeniyle yaşanan kurumsal eksiklik giderilmek zorundadır. Coğrafi işaret tescilleri, ürünlerin gerçek sahipleri yani üreticiler adına yapılmalıdır. Yapılan tesciller için oluşturulan denetim komisyonlarının ise yeterli eleman ve teçhizata sahip olması ve komisyonların görevlerinin ayrıntılı olarak belirlenmesi denetim sisteminin iyileştirilmesi açısından önem arz etmektedir.

Ülkemizde son yıllarda coğrafi işaretlerin korunması ile ilgili birçok özel veya kamu kurum ve kuruluşu tarafından çeşitli alanlarda çalışmalar yapılmaktadır. Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) kapsamındaki komitelerden biri olan Fikrî ve Sınai Haklar ve Ar-ge Komitesi’nin eylemlerinden biri, coğrafi işaretlerin denetimi ile ilgili olarak gerçekleştirilmiştir. Bu eylem kapsamında coğrafi işaretlerin denetimi ile ilgili mevcut durumu ve AB ülkelerindeki uygulamaları içeren bir rapor hazırlanmıştır. Bunun yanı sıra Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı kapsamında KHK ile ilgili olarak önemli değişiklikler öngörülmüştür. Bu değişikliklerle birlikte coğrafi işaretlerin tescili ve denetimi aşamalarında yeni adımlar atılabilecektir. Ayrıca, TPE “Ulusal Coğrafi İşaret Stratejisi Belgesi” hazırlığı için çalışmalara başlamıştır.

Tüm bu çalışmalar, Türkiye’de kurum ve kuruluşlar düzeyinde coğrafi işaret bilincinin yerleşmeye başladığını göstermektedir. TPE ve onun coğrafi işaretler alanındaki paydaşlarının bu alanda işbirliği içinde gerçekleştireceği çalışmalar sonucunda coğrafi işaretleri etkin bir şekilde korumak adına önemli mesafe kaydedileceği düşünülmektedir.

KAYNAKÇA

1. TRIPs (The Agreement on Trade Related Aspects of Intellectual Property Rights): Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması, Dünya Ticaret Örgütü’nün kuruluş anlaşması ekinde yer alan ve sınai mülkiyet haklarını düzenleyen anlaşmadır. 1994 yılında imzalanmıştır.
2 Lizbon Anlaşması: (The Lisbon Agreement for the Protection of Appellations of Origin and Their International Registration): Köken Adlarının Korunması ve Uluslararası Tescili Hakkında Lizbon Sözleşmesi, 1958 yılında imzalanmıştır.
3 WIPO (World Intellectual Property Organisation): Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı 1967 yılında fikri mülkiyet haklarını uluslararası anlamda düzenlenmek ve ulusların fikri mülkiyet hukuku kapsamındaki çalışmalarını desteklemek amacıyla kurulmuş bir Birleşmiş Milletler örgütüdür. 2014 yılı itibariyle 186 üyesi bulunmaktadır.
4 20 Mart 1883 Tarihli Sınai Mülkiyetin Korunması Hakkında Paris Sözleşmesi.
5 Madrid Anlaşması: 14 Nisan 1891 Tarihli Sahte veya Aldatıcı Mahreç İşaretlerinin Engellenmesi Hakkında Madrid Anlaşması; yalnızca coğrafi kaynak belirten işaretlerle ilgili olarak hazırlanmış olan ilk sözleşmedir.
6 2012/1151 sayılı Tarım Ürünleri ve Gıda Maddeleri Hakkında Kalite Tasarısı Hakkında Avrupa Konseyi Tüzüğü.
7 YILDIZ, Burçak, Coğrafi İşaretlere ve Coğrafi Köken Gösteren Diğer İşaretlere İlişkin Olarak Uluslararası Sözleşmelerde ve Avrupa Birliği Hukukunda Kullanılan Kavramların Kapsamı ile Bu Kavramların Hukukumuza Uyarlanması Sorunu, Ankara Barosu, FMR sayı 2008.
8 MEREL, Pierre R.; Three Essays on Supply Control Policies in Protected Designations of Origin, Doktora Tezi, University of California, 2007.
9 http://www.tpe.gov.tr/portal/default2.jsp?sayfa=431.
10 http://www.tpe.gov.tr/portal/default2.jsp?sayfa=432.
11 TEPE, Serap; Coğrafi İşaretlerin Ekonomik Etkileri, Yayımlanmamış Uzmanlık Tezi, TPE, 2008.