İçindekiler
Dergi Arşivi

Gelişmenin İtici Gücü: AR-GE – III

Fatih ZABUN / Başmüfettiş (Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı)

 

TÜRKİYE’DE AR-GE HARCAMALARI BAĞLAMINDA İSTİHDAM EDİLEN ARAŞTIRMACI SAYISI VE BİLİMSEL YAYIN GÖSTERGELERİ*

1. Giriş
Ülke ekonomilerinin güçlü olması, yeniyi ne kadar iyi ve ne kadar kısa zamanda yakaladıklarına bağlıdır. Bu nedenledir ki, günümüzde ülke ekonomilerinin gelişmişlik seviyeleri, Ar-Ge istihdamı, bilimsel yayın, ileri teknoloji ihracatı, patent ve ticari marka sayısı, araştırmacı sayısı, bilgi iletişim harcamaları gibi Ar-Ge göstergeleri ile ölçülmektedir. Türkiye’nin Ar-Ge göstergeleri açısından gelişmiş ülkelerle yapılan kıyaslamasında, bu ülkelerin çok gerisinde kaldığı açıkça görülmektedir. Gelişmiş ülke ekonomilerinde artık bir zemine oturmuş olan Ar-Ge faaliyetleri Türkiye için halen önemi tam olarak anlaşılamayan ve gelişmiş ülke ekonomilerine nazaran niceliksel ve niteliksel olarak geride kalan bir kavram gibi görünmektedir.

2. Genel İstihdam İçerisinde Araştırmacı Sayısı
Bir ülkede genel istihdam içerisinde Ar-Ge sektöründe çalışan personelin aldığı pay, o ülkede bilime verilen önemin ve desteğin bir diğer göstergesidir. Ar-Ge faaliyetlerinin yapı taşını, söz konusu faaliyetleri yürütecek olan kalifiye personel oluşturmaktadır. Bir ülke ya da firma, Ar-Ge faaliyetlerini başarılı biçimde yürütmek, etkin sonuçlar almak ve dolayısıyla rekabet avantajını ele geçirmek istiyorsa bünyesinde nitelik yönüyle de üstün olan daha fazla Ar-Ge personeli çalıştırmak durumundadır.

Aşağıda 2000 ve 2010 yıllarına ait toplam araştırmacı sayılarına yer verilmiştir. ABD ve AB’de 1,5 milyona ulaşan araştırmacı sayısı, Japonya’da 650 binlerde seyretmektedir. Türkiye’de ise 2010 yılı itibarıyla araştırmacı sayısı yaklaşık olarak sadece 64 bin civarındadır. Karşılaştırmanın kolaylığı açısından aşağıdaki Tablo 1’de ülkelere ait yaklaşık nüfuslara da yer verilmiştir.

Tablo 1. Araştırmacı Sayıları

Ülkeler ve

Yaklaşık Nüfusları

Toplam Araştırmacı Sayısı

(Kamu-Özel-Diğer)

Toplamda Artış %

Toplam Araştırmacı Sayısında Özel Sektör Payı

2000

2007/2011

Araştırmacı Sayısı

%

ABD

300 milyon

1.290.000

1.412.639 (2007)

% 10

1.130.500 (2007)

% 80

Türkiye

75 milyon

23.083

72.109 (2011)

% 212

30.404 (2011)

% 42

Güney Kore

50 milyon

108.370

288.900 (2011)

% 166

223.513 (2011)

% 77

Japonya

125 milyon

647.572

656.032 (2010)

% 1

490.538 (2010)

% 75

AB

500 milyon

1.118.988

1.621.280 (2011)

% 45

741.353 (2011)

% 46

Kaynak: OECD.StatExtracts, 2012


Toplam araştırmacı sayısı özel girişim, kamu sektörü, üniversiteler ve diğer araştırmacı sayılarını kapsamaktadır. Tabloda özel girişimde istihdam edilen araştırmacı sayılarına ve toplam araştırmacı sayısı içerisinde özel girişimin büyüklüğüne de yer verilmiştir.

Buna göre % 80 gibi dikkat çekici bir rakamla ABD’de özel girişimin ağırlığı hissedilmekte, Türkiye’de ise söz konusu rakam % 42’lerde seyretmektedir. Nitekim ABD’de Ar-Ge harcamalarının büyük bir kısmı özel girişim eliyle yürütülmekte olup yazımızın bir önceki kısmında “Finans Kaynağı Bakımından Ar-Ge Harcamaları” başlığı altında bu konuda daha detaylı bilgiye yer verilmişti.

Burada TÜBİTAK tarafından düzenlenen 2011-2016 Bilim ve Teknoloji İnsan Kaynağı Stratejisi ve Eylem Planı’nda araştırmacı sayılarına ilişkin rakamlarda bazı farklılıklar bulunduğunu belirtmek gerekir. (http://www.tubitak.gov.tr/tubitak_content_files/BTYPD/strateji_belgeleri/BT_IK_STRATEJI_BELGESI_2011_2016.pdf)

Araştırmacı tanımı ülkeler açısından farklılıklar arz edebilmektedir. Ancak gerek Tablo 2’den gerekse TÜBİTAK dökümanından, ülkemizin son yıllarda araştırmacı ve Ar-Ge personeli sayısının artırılması konusunda önceki yıllara göre performansı daha olumlu olsa da, rakamlardaki bu farklılığa rağmen Türkiye’nin diğer gelişmiş ülkelere kıyasla geride kaldığı rahatlıkla görülebilmektedir.

3. Bilimsel Yayın Göstergeleri
Ülkelerin bilim alanında dünyadaki yerinin ölçülmesinde, ülkelerin ya da üniversitelerin bilimsel niteliklerinin karşılaştırılmasında ve bilim adamlarının akademik performanslarının belirlenmesinde bilimsel yayınlar da önemli bir ölçüt olarak kullanılmaktadır. Uluslararası yayın etkinliklerini ön plana çıkaran ölçütler, “uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanan yayın sayısı”, “yayınların bilim indekslerince taranan bilimsel dergilerde yayınlanması” ve “yayınlara yapılan atıfların sayısı” olmak üzere üç tanedir.

Dünya genelinde bilimsel araştırmaların yayın haline getirilmeleri bu alanda ulusal ve uluslararası karşılaştırmalar yapma ihtiyacını doğurmuştur. Bu yapılan yayınların yurt içi ve yurt dışı platformda taşıdıkları değer ölçülmeye çalışılmıştır. Bu ölçümler için kullanılan iki veri kaynağı vardır. Bunlar Web Of Science (Thomson Reuters) ve SCOPUS (Elsevier). TÜBİTAK, Thomson Reuters veri tabanından aldığı verileri kullanarak Türkiye’nin bilimsel platformdaki yayın kalitesini ortaya koymaya çalışmıştır.

Bu çalışmada bu kaynaktan sağlanan veriler derlenerek yayın sayısı, atıf sayısı, etki değeri ve dünya sıralamasındaki yerine ait bilgiler önce her ülke/ülke grubu için sunulmakta, daha sonra karşılaştırmak amacıyla sadece etki değeri göz önünde bulundurularak Türkiye’nin konumu anlaşılmaya çalışılmaktadır.

Tablo 2. ABD, Türkiye, Japonya ve AB (27 Ülke) Bilimsel Yayın Performansları

Yıllar

Yayın Sayısı

Atıf Sayısı

Etki Değeri

Dünya Sıralaması

1990

228.397

6.862.350

30,05

2

1995

265.323

7.622.354

28,73

2

2000

262.365

6.854.646

26,13

2

2005

315.763

4.392.025

13,91

6

2009

341.038

242.316

0,71

10


Türkiye

Yıllar

Yayın Sayısı

Atıf Sayısı

Etki Değeri

Dünya Sıralaması

1990

982

9.017

9,18

39

1995

2.605

25.982

9,97

40

2000

5.321

54.966

10,33

40

2005

15.106

77.190

5,11

45

2009

22.037

5.049

0,23

47

 Japonya

Yıllar

Yayın Sayısı

Atıf Sayısı

Etki Değeri

Dünya Sıralaması

1990

44.279

798.974

18,04

23

1995

61.072

1.042.325

17,07

26

2000

72.063

1.167.502

16,20

26

2005

80.601

730.231

9,06

28

2009

78.930

38.487

0,49

26


AB (27 Ülke)

Yıllar

Yayın Sayısı

Atıf Sayısı

Etki Değeri

Dünya Sıralaması

1990

197.970

3.953.516

19,97

17

1995

265.382

5.310.375

20,01

22

2000

306.586

5.745.397

18,74

20

2005

369.835

3.958.268

10,70

22

2009

432.089

243.414

0,56

21


Kaynak: ULAKBİM, 2012: 568-607

2009 yılında ABD’nin önündeki ilk 9 ülke sırasıyla; İsviçre, İzlanda, Danimarka, İskoçya, Hollanda, İngiltere, Birleşik Krallık, İsveç ve Almanya’dır.

Türkiye’nin 1990 yılında 982 olan bilimsel yayın sayısını 2009 yılında 22.037’ye yükselmiş, buna karşılık atıf sayısı 9.017 iken 5.049 olarak gerçekleşmiştir. Etki değeri ise 9,18 iken 0,23’e gerilemiştir.

Dünya sıralamasındaki yeri ise 39 iken gerileyerek 47’nci sıraya düşmüştür. 1990 yılında Çin, İran, Çekoslovakya, Slovakya, Hindistan, Mısır, Rusya, Kuzey Kore ve Lüksemburg Türkiye’nin gerisinde kalırken, 2009 yılına gelindiğinde Türkiye’den geride sadece Suriye ve Çek Cumhuriyeti bulunmaktadır. Türkiye’nin bu yirmi yıllık süreçte aradaki açığı kapatma yönünde adımlar atmasına rağmen 49 ülke arasında son sıralarda olduğu gerçeği de ortadadır.

4. Değerlendirme ve Sonuç
Bir ülkenin üstünlüğü, bilginin edinilmesinde, üretilmesinde ve dönüştürülmesindedir. Örneğin, ileri teknolojilerde, Asya ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkenin iyi durumda olduğu, ancak ABD’nin üstünlüğünün özellikle üniversite sisteminden kaynaklandığı; üniversitelerin bir pompa görevi gördüğü, seçkinlerin çekilip en iyilerinin alıkonulduğu ve bu sistemin bilginin politikası açısından büyük bir üstünlük sağladığı bilinmektedir. Bu açıdan üniversitelerde sağlanan özgür araştırma ortamı, bilginin edinilmesinde, üretilmesinde ve dönüştürülmesinde büyük avantaj sağlamaktadır.

Diğer taraftan, ekonomik gelişimin ve uluslararası rekabet gücünün devamının yenilik yapma kapasitesine bağlı olduğu, bu kapasitenin ise insanlara özgür çalışma, bilgiye sınırsız ve engelsiz olarak ulaşmayı sağlayacak imkânlar vererek insanların yaratıcılığına ve hayal gücüne yatırım yapmakla mümkün olduğu, bunu sağlamak adına her imkânın zorlanarak gereken çalışmaların yapılması gerektiği de açıktır.

Sonuç olarak, yukarıda yer alan veriler derinlemesine bir incelemeye tabi tutulmadan, sadece genel duruma bakıldığında dahi, ABD’nin bilim ve teknoloji alanında neden dünyanın en ileri gelen ülkelerinin başında geldiği; ülkemizin yıllardır yapılan çalışmalara rağmen neden birçok alanda olduğu gibi bu konuda da dünyada söz sahibi ülkeler arasında yer alamadığını açıkça göstermektedir.

Planlı dönemle birlikte, bilim ve teknoloji politikası tasarımları ülke gündemine giren Türkiye’de ise, 1990’lı yıllarla birlikte özellikle inovasyon odaklı politika tasarımları ön plana çıkmaya başlamıştır. Bilim ve teknoloji politikalarının inovasyon amacına yönelmesi konuya sistemik bir bakış açısıyla yaklaşılması gereğini de beraberinde getirmiş; ancak şu ana kadar tam anlamıyla işleyen bir bilim ve teknoloji sistemi oluşturulamamıştır.

Türkiye, bilgi toplumuna geçiş sürecinde, bilimsel ve teknolojik gelişmeleri diğer ülkelerin gerisinde kalmadan takip etmek, aynı zamanda da teknoloji geliştirme ve inovasyonda uzmanlaşma hedeflerine aynı anda ulaşmak zorundadır. Bu amaçla da kurumsallaşmış ve gelişmelere hızla uyum sağlayabilecek esnek bir bilim, teknoloji ve inovasyon politikasının ve bu politikayı yönlendirecek başarılı bir sistemi oluşturmak Türkiye’nin temel hedefi olmalıdır.

Kaynakça:
- ZABUN, Fatih. ABD’de Bilimsel Kurum ve Kuruluşların Yapısı ve İşleyişi, İnceleme Raporu, Eylül-2014.
 

Not:“Amerika Birleşik Devletlerinde Bilimsel Kurum ve Kuruluşların Yapısı ve İşleyişi” konulu araştırma raporundan özetlenmiştir. Raporun tamamına http://teftis.sanayi.gov.tr/DocumentList.aspx?catID=5560&moduleID=6&lng=tr adresinden erişilebilir.