İçindekiler
Dergi Arşivi

Gelişmenin İtici Gücü: Ar-Ge - II

Fatih ZABUN / Başmüfettiş (Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı)

 

TÜRKİYE’DE AR-GE HARCAMALARI BAĞLAMINDA PATENT VE YÜKSEK TEKNOLOJİ İHRACATI VERİLERİ*

1. Giriş
Günümüzde bir ülkenin sürdürülebilir ekonomik büyümesi, o ülkede teknolojik anlamda ne kadar yenilik üretildiği ile yakından ilgilidir. Bu ekonomiye sahip ülkeler gelişmiş olarak görülmekte ve dünya ekonomileri ile rekabet edebilme şansını yakalamaktadır. Yeni ekonomik düzende emek ve sermayenin yerini, bilgi odaklı üretim almıştır. Gelişmiş ülkeler arasında yer alabilmek ve bunu devam ettirebilmek için sürekli bir biçimde yeni teknolojiler ve buna bağlı olarak ekonomik değeri olan ürünler geliştirmek birincil şarttır. Bunu gerçekleştirmek orta ve uzun vadeli plan ve programlarla yapılacak araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) çalışmaları ve buna bağlı olarak o ülkede yapılan patent başvurularıyla mümkündür.
Çalışmamızın bu bölümünde, ilk etapta ülkemizdeki patent başvuru sayıları, dünyada ve bazı ülkelerde yapılan başvuru sayılarıyla karşılaştırılmadan önce ülkemizde Ar-Ge harcamalarına ilişkin rakamları özetle hatırlayalım. Bu konuda son olarak 2013 yılına ilişkin bilgiler Tablo 1’de verilmiştir.

Tablo 1. Türkiye’de 2013 Yılı Ar-Ge Harcamaları 

 

Ar-Ge Harcamaları

(Milyar $)

Ar-Ge Harcamalarının

GSYİH’ye Oranı

Kişi Başına Ar-Ge

Harcaması ($)

ABD

415,2

2,77

1.331

Türkiye

11,1

0,92

166

Güney Kore

53,2

4,03

1.203

Japonya

141

3,39

1.146

Kaynak: OECD

2. Patent Başvuru Sayısı
Bir ülke ya da firmadaki patent sayısı o ülkedeki/firmadaki yenilikçilik ruhunu ortaya koymakta, ne kadar yeni buluş yapıldığının bir kanıtıdır. Dolayısıyla patent sayısının çok olması o firma ya da ülkedeki Ar-Ge sisteminin başarılı olduğunun da ayrı bir göstergesidir.

Ar-Ge çıktısının ölçütü olan patentler, yapılan yeniliklerin ticari bir ürüne dönüşmesini sağlamakta, üreticisine monopol gücü kazandırmaktadır. Tablo 2’de PCT (Patent Cooperation Treaty – Patent İşbirliği Anlaşması) kapsamında yapılan patent başvurularına yer verilmiştir. 

Tablo 2. Patent Başvuru Sayısı

 

DÜNYA

ABD

Türkiye

Güney Kore

Japonya

AB (27 Ülke)

1980

-

62.098

134

1.241

165.730

-

1985

-

63.673

132

2.702

274.348

-

1990

541.404

90.643

138

9.082

332.952

69.103

1995

665.129

123.962

170

59.228

333.770

74.892

2000

824.090

164.795

277

72.831

384.201

82.598

2001

833.311

177.513

337

73.714

382.815

103.396

2002

824.684

184.245

414

76.570

365.204

104.238

2003

857.208

188.941

489

90.313

358.184

101.265

2004

894.623

189.536

682

105.250

368.416

90.560

2005

966.333

207.867

928

122.188

367.960

94.806

2006

998.572

221.784

1.072

125.476

347.060

100.678

2007

1.043.038

241.347

1.810

128.701

333.498

109.237

2008

1.063.597

231.588

2.221

127.114

330.110

67.564

2009

1.062.972

224.912

2.555

127.316

295.315

96.360

2010

1.149.525

241.977

3.180

131.805

290.081

84.953

2011

1.277.816

247.750

3.885

138.034

287.580

-

2012

1.430.327

268.782

4.434

148.136

287.013

-

Kaynak: The World Bank (TWB)

ABD ve özellikle Güney Kore düzenli bir artış sergilemekte, Japonya’da ise 2000’li yıllardan sonra bir düşüş yaşamaktadır. Avrupa Birliği (AB) ise 21 yıllık süre içerisinde hemen hemen bir değişme göstermemiştir. Türkiye’nin yıllar itibarıyla patent başvuru sayısı artan bir trende sahip olmasına karşın diğer ülkelere göre çok küçük değerlere sahip olduğu yukarıdaki tablodan anlaşılmaktadır.
Ayrıca, 1980 yılından 2012 yılına kadar 33 kat artan patent başvuru sayımızın 2012 yılı verilerine göre dünyadaki toplam rakamın binde 3,1’i seviyesine ancak ulaştığını gösteren, yukarıdaki tablodan çıkarsadığımız dünya geneli içerisindeki durumumuza ilişkin bazı oranlara yer verdiğimiz Tablo 3’ten de bu alandaki ibretlik seviyemiz dikkate değer görülmektedir.

Tablo 3. Toplam Patent Başvurusu İçerisindeki Oran

 

DÜNYA

ABD

Türkiye

Güney Kore

Japonya

AB (27 Ülke)

1990

541.404

%16,79

 90.643

Onbinde 2,6

 138

Binde 17

9.082

%61,50

 332.952

%12,76

69.103

1995

665.129

%18,63

 123.962

Onbinde 2,6

 170

%8,90

59.228

%50,19

 333.770

%11,26

74.892

2000

824.090

%20,00

 164.795

Onbinde 3,3

 277

%8,88

72.831

%46,62

 384.201

%10,02

82.598

2005

966.333

%21,51

 207.867

Onbinde 9,6

 928

%12,64

122.188

%38,08

 367.960

%9,81

 94.806

2010

1.149.525

%21,05

 241.977

Binde 2,8

 3.180

%11,46

131.805

%25,24

 290.081

%7,39

84.953

2011

1.277.816

%19.39

 247.750

Binde 3

3.885

%10,80

138.034

%22,51

 287.580

-

2012

1.430.327

%18,79

 268.782

Binde 3,1

 4.434

%10,35

148.136

%20,07

 287.013

-

3. Toplam İhracat İçerisinde Yüksek Teknoloji İhracatı
İleri teknoloji ihracatı, Ar-Ge yoğunluğu ile bağlantılı olarak ölçülen bir göstergedir. Bu bağlantı dolaylı ya da dolaysız olarak ölçülmektedir.

Dolaysız Ar-Ge yoğunluğu Ar-Ge harcamalarının her bir sektör veyahut ülke için katma değere karşılık gelmesini, dolaylı Ar-Ge yoğunluğu ise ulusal piyasadan alınan veya transfer edilen içerilmiş teknolojiyi ifade eder.

Bir ülkenin teknoloji yoğun ihracat yapıyor olması o ülkenin gelişmişlik seviyesi hakkında bilgi vermekte, o ülkenin teknik anlamda ne kadar ileri olduğunun bir göstergesi olmaktadır.

İleri teknoloji ihracatı, aynı zamanda yeni ekonomilerin vazgeçilmez bir unsuru olan küreselleşme için de bir ayna olmaktadır. Küreselleşme ölçütlerinden biri olan ülkelerin rekabet gücü, teknoloji/sanayi ağırlıklı ihracat yapısı ile doğru orantılıdır.

Tablo 4’te, 1995 ve 2010 yılları arasında ileri teknoloji ihracatının toplam ihracat içerisinde aldığı paya yer verilmiştir. Türkiye’nin yüksek teknoloji ihracatının toplam ihracat içerisinde aldığı pay 1995 ile 2010 yılları arasında ancak 0,7’lik bir artış sağlanabilmiştir. 2010 yılı itibarıyla en yüksek paya sahip ülke % 20,00 ile ABD’dir. Bu ülkeyi % 18,00 ile Japonya, % 14,81 ile AB izlemektedir. Tablodaki ülkelerin toplam ihracatları içerisinde ileri teknoloji ihracatının payı açık bir şekilde görülmekte, Türkiye ile diğer ülkeler arasında açık fark hemen göze çarpmaktadır.

Tablo 4. İhracat İçerisindeki İleri Teknoloji İhracatı Oranı

 

ABD

Türkiye

Güney Kore

Japonya

AB (27 Ülke)

1995

25,87

0,96

26,00

25,33

11,09

2000

29,95

3,97

35,00

27,00

21,39

2001

28,71

3,25

30,00

24,73

21,24

2002

27,99

1,63

32,00

23,09

18,90

2003

27,00

1,80

32,00

22,75

18,57

2004

26,82

1,88

33,00

22,37

18,49

2005

26,15

1,35

32,00

21,15

18,74

2006

26,13

1,65

32,00

20,04

16,65

2007

24,60

1,70

31,00

18,00

16,10

2008

22,60

1,50

28,00

16,30

15,40

2009

21,00

1,50

29,00

17,40

14,33

2010

20,00

2,00

29,00

18,00

14,81

Kaynak: 1995-2006 arası veriler EUROSTAT, 2010;
2007-2009 arası EUROSTAT, 2012; AB 1995-1998; ABD-AB 2009 ve
tüm 2010 verileri The World Bank (TWB)


4. Değerlendirme ve Sonuç
Bilim ve teknoloji politikaları sadece devletin ortaya koyduğu ve uyguladığı politikalardan ziyade toplumda yaşayan bireylerin de benimsediği politikalar olması gerekmektedir. Belirlenecek bu politikaların hedefe ulaşması için bireylerin, politika üretme sürecine ortak bir vizyon etrafında katılımının sağlanması gerekir.
Bu amaçla 1970 yılında Japonya’da başlatılan “Teknoloji Öngörüsü” çalışmaları, bilim ve teknoloji politika tasarımında etkin bir araç olarak kullanılmaya başlanmış ve son yıllarda özellikle de Avrupa’da yaygınlaşmaya başlamıştır. Öngörü çalışmalarında amaç istenen bir gelecek için bugün yapılması gereken tercihleri belirlemek olarak tanımlanmaktadır. Bilim ve teknoloji politikaları ve öngörü çalışmaları yapılırken bir ülkenin içinde bulunduğu şartların tam anlamıyla incelenip, buna göre politika tasarımlarının hayata geçirilmesi uygulanan politikaların başarısını etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Bir ülkenin bilim ve teknoloji konusundaki eksikleri, avantajları ve aşması gereken zorlukların toplu olarak değerlendirilmesi, özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülke için bilim ve teknoloji politikaları uygulama sonuçlarının makul sürede değerlendirilip; varsa aksayan yönlerin saptanması açısından daha da önem kazanmaktadır.
Burada dikkat edilmesi gereken husus, Ar-Ge çalışmalarının ülke kaynaklarının etkin şekilde kullanılması, bilgi birikiminin sürekli artırılması ve ulusal teknolojiler üretilebilmesi amaçlarına hizmet etmesinin sağlanmasıdır. Bunu gerçekleştirmek için gerekli şartları açık, anlaşılır, makul, uygulanabilir ve takibi kolay bir plan çerçevesinde ortaya koymak ve bunun hayata geçirilmesi için gereken özgür ortam ve imkânı sağlamak en başta devletin görevidir.

Kaynakça:
- Zabun, Fatih. ABD’de Bilimsel Kurum ve Kuruluşların Yapısı ve İşleyişi, İnceleme Raporu, Eylül-2014.