İçindekiler
Dergi Arşivi

İklim Değişimlerindeki Nedenler? İklim Değişimleri Kalıcı Mı?

Dr. Mustafa Kemal AKGÜL / Daire Başkanı (Verimlilik Genel Müdürlüğü)

 

Giriş
Değerli okuyucular, bu sayımızda iklim değişmelerini ele alacağız. Şu an içinde bulunduğumuz yazı andıran bahar mevsimine, kışı andıran bahar mevsimini yaşayarak geçmiş bulunuyoruz. Hayatımıza, içinde yaşadığımız dünyaya dair birçok olayı yorumlarken hep çocukluğumuzda yaşadığımız benzer olaylara göndermeler yaparız. Geçmişte yaşananların bize önemli deneyimler kazandırması nedeniyle bugünün en hızlı karşılaştırmasını geçmişte yaşadığımız benzer olaylar ile yaparız. İşte bu yaklaşımla, ellili yaşlarda olgunluk çağını yaşayanlar, çocukluk dönemlerini hatırladıklarında, mevsimlerin her birinin pekâlâ olması gerektiği gibi yaşanıldığını, her mevsimin ismine yakışır sıcaklık ve atmosfer değişimlerini gösterdiğini hatırlamaktadırlar. Son beş-on yıla baktığımızda ise mevsim geçişlerinin 4 mevsimden 2 mevsime düştüğü kuşkuları yoğunlaşmaktadır. Peki, bütün bu değişimlere neler sebep olmaktadır? İnsan faktörü mevsimlerin değişmesinde ne kadar sorumludur? Geçmiş yıllarda Dünya’mız benzer iklim değişmelerini yaşadı mı? Teknolojik gelişmeler iklim değişimlerine ne kadar olumlu veya olumsuz etkiler yapmaktadır. Yakın ve uzun vadeli gelecekte bizleri ne tür iklim değişmeleri beklemektedir. Yazımızı bu başlıklardaki sorulara cevap bulmaya çalışarak tamamlayacağız.

Mevsimleri Tanımlayan Oluşumlar
Mevsimler Dünya'nın kendi dönüşünün, güneşin etrafında döndüğü yörünge ile aynı hizada dönmemesinden kaynaklanırlar. Böylece yeryüzünden göğe bakıldığında güneş dünyanın her yerinde farklı bir yükseklikte gökyüzünden geçer. "Kuzey-kışı" döneminde dünyanın Güney küresi güneşe doğru yöneliktir ve Kuzey küresi daha az Güneş ışığı alır. "Güney-kışı" döneminde ise dünyanın Kuzey küresi güneşe yöneliktir ve kuzeyde sıcak mevsimler başlar. 21 Mart 23 Eylül kuzey, 23 Eylül 21 Mart arası ise güney yarım küreyi ısıtır. Mevsimler böylece başlayarak İlkbahar 21 Mart - 22 Haziran, yaz 22 Haziran - 23 Eylül, sonbahar 23 Eylül - 22 Aralık, kış 22 Aralık - 21 Mart arasında meydana gelir. Güney yarım küresinde mevsimlerin sıralanışı tersine olmaktadır [1] [2].

 

Şekil 1. Farklı Mevsim Tanımlamalarının Sıralanışı

 
İklim Değişmelerinin Bilinen Başlıca Sebepleri
İklim sistemi, atmosfer, yeryüzü, kar ve buzullar, okyanuslar ve diğer su kaynakları ile canlılardan oluşan karmaşık ve etkileşimli bir sistemdir. İklim sisteminin atmosfer bileşeni, genellikle ortalama hava olayları olarak tanımlanan iklimi belirler. İklim genellikle, sıcaklık, yağış ve rüzgârlarda görülen değişikliklerin aylıktan milyonlarca yıllık zaman dilimlerine kadar değişen bir süre içerisinde ortaya çıkması olarak tanımlanır (Ortalama zaman dilimi 30 yıldır). İklim sistemi zamanla, kendi iç dinamiklerinin etkisinde ve iklimi etkileyen dış etkenlerdeki değişikliklere bağlı olarak evrimleşir. Dış etkenler, atmosferin yapısını değiştiren insan kaynaklı faktörler kadar, volkanik patlamalar, güneş sıcaklığındaki değişmeler gibi doğal olayları da içermektedir. Güneşten yayılan radyasyon iklim sisteminin gücünü oluşturmaktadır. Bunun sonucunda iklim, çeşitli geri besleme mekanizmalarıyla bu tür değişikliklere dolaylı veya doğrudan tepki verir [3].

İnsan Faktörü Mevsimlerin Değişmesinde Ne Kadar Sorumludur?
İnsanlar tarafından atmosfere salınan gazların sera etkisi yaratması sonucunda dünya yüzeyinde sıcaklığın artmasına küresel ısınma deniyor. Dünyanın yüzeyi güneş ışınları tarafından ısıtılıyor. Dünya bu ışınları tekrar atmosfere yansıtıyor ama bazı ışınlar su buharı, karbondioksit ve metan gazının dünyanın üzerinde oluşturduğu doğal bir örtü tarafından tutuluyor, son dönemlerde fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma, hızlı nüfus artışı ve toplumlardaki tüketim eğiliminin artması gibi nedenlerle karbondioksit, metan ve diazot monoksit gazların atmosferdeki yığılması artış gösterdi. 1860’tan günümüze kadar tutulan kayıtlar, ortalama küresel sıcaklığın 0.5 ila 0.8 derece kadar arttığını göstermektedir. 20. yüzyıl boyunca küreseldeniz seviyesi, dağlardaki ve kutup bölgelerindeki kar ve buzulların erimesinden dolayı 17 cm yükselmiştir. Bunların yanı sıra, Antarktika’daki sıcaklık ve buzullarda, okyanus tuzluluk oranlarında, rüzgâr modelleri ve kuraklıklarda, yağış ve tropik siklonlarda olmak üzere bölgesel değişiklikler de gözlenmiştir. Önceki 1300 yıl ile karşılaştırıldığında, son yarım yüzyıldaki sıcaklıklar oldukça sıra dışıdır. Kutup bölgelerinin günümüzden daha sıcak olduğu son zaman 125.000 yıl önce yaşanmış ve deniz seviyesinde 4 ila 6 metrelik yükselme meydana gelmiştir. Günümüzde iklim değişikliğine neden olan etkiler son 50 yılda küresel sıcaklıkta gözlenen artışların büyük bölümünün nedeni insan kaynaklı sera gazı salınımıdır [4].

Geçmiş Yıllarda Dünyamız Benzer İklim Değişmelerini Yaşadı mı?
İklim salınımları, değişiklikleri tarih boyunca uygarlığı derinden etkilemiştir. İlkçağ toplumlarında tarım, ekonomik yapı için büyük bir önem taşımaktadır. Bu nedenle iklim değişiklikleri sanayi öncesi toplumlarda daha derin izler bırakmıştır. Holosen başları günümüze göre biraz nemli olduğu için bugünkü kurak veya çöl sahaları insan yerleşimi için uygun şartlar göstermiştir. İklimsel kaynaklı deniz seviyelerindeki artış ve azalışlara paralel olarak Anadolu’da yer alan 44 tarihi liman kullanılamaz duruma gelmiştir. M.Ö. 500 ve 400 yılları arasında alt-atlantik çözülme adlı bir iklim değişikliği, Avrupa çapında rüzgâr ve nem dağılımında değişmelere ve sıcaklık düşüşlerine neden olarak kuzeyde Bronz Çağı’nın sona ermesine ve İskandinavya’dan çıkarak Güneydoğu Avrupa’yı etkileyen Cermen istilalarına neden olmuştur. M.Ö. 300’lerde iklim Dünya’nın her yanında ısındı. Bu göreceli ısınma İtalya’yı Avrupa’nın geri kalan bölümünden ayıran Alp dağları geçitlerini de açtı ve Roma yayılmacı bir politika izlemeye başladı. M.S. 450–500 yılları arasında meydana gelen soğuma dönemi Roma İmparatorluğu’nun çöküşüne zemin hazırlamıştır. Küçük Buzul Çağı tarımın yanı sıra sanat ve edebiyatı da etkilemiş o dönemde yazarların eserlerinde ve sanatçıların tablolarında Küçük Buzul Çağı’nın etkileri görülmüştür. 1850’lerden itibaren başlayan Küresel Isınmanın yol açtığı en büyük sorunlardan birisi kuraklık problemidir; kuraklıktan dolayı 1907 yılında Çin’de 24 milyon, 1921-22 yılları arasında Rusya’da 5 milyon, 1900 yılında Hindistan’da 3 milyon insan hayatını kaybetmiştir. Afrika’nın Sahel bölgesinde de 1972- 75 yılları arasında yaşanan kuraklık 600.000 can kaybı ile sonuçlanmıştır [5].

Gelecekte Bizi Bekleyen İklim Tehditleri
21.yüzyıl için öngörülen diğer değişiklikler; küresel deniz seviyesinin ortalama 18 ila 59 cm civarında yükselmesi beklenmektedir. Isınmanın karalar, kuzeydeki yüksek enlemlerde en çok, Güney Okyanus ve Kuzey Atlantik Okyanusu’nun çeşitli kısımlarında en az olması beklenmektedir. Diğer değişiklikler; okyanusların asitlenmesi, azalan kar yüzeyi ve deniz buzulları, daha sık değişen sıcaklık dalgaları, yoğun yağışlar ve daha şiddetli tropikal siklonlar olarak ortaya çıkacaktır. Uzun dönemde beklenen değişiklikler ise; atmosferdeki sera gazı salınımları sabitlense bile, insan faaliyetleri sonucu oluşan ısınma ve deniz seviyesindeki yükselme yüzyıllar boyunca devam edecektir Eğer ısınma yüzyıl boyu artmaya devam ederse, bu durum Grönland buz tabakasının tamamen erimesine ve küreseldeniz seviyesinin 7 metre artmasına yol açacaktır [6].

Şekil 2. Sera Gazı Oluşumu ve İklim Değişimlerinin Sonucu Gelen Yağış Anormallikleri

Teknolojik Gelişmelerin İklim Değişimlerine Etkisi Nelerdir?
Dünya ölçeğinde sanayileşmedeki yoğunlaşma ile teknolojik gelişmenin iklim değişimleri üzerindeki etkisi farklıdır. Sanayileşme sürecini sürdürmekte olan ülkelerde, sanayi kurulumlarının eski teknolojilere dayalı yani kirleten teknolojiler biçiminde yapılması şüphesiz iklim değişimleri üzerinde olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Bu nedenle sanayileşmeden farklı olarak günümüzde teknolojinin gelişmesi daha çok “temiz üretim için temiz teknoloji” yaklaşımıyla ele alınmaktadır. Yeşil teknoloji, yeşil üretim, ekolojik-üretim olarak da adlandırılan yeni teknolojiler başlangıçta çevre dostu olarak kurgulanmaktadır. Dolayısıyla günümüzde teknolojik gelişmelerin iklim salınımlarına katkısını olumlu ve yapıcı olarak söylemek mümkündür.

Dünyada ve Türkiye’de Temiz Üretim Kavramının Gelişimi Avrupa Birliği ülkelerinin sanayi kirliliği üzerine oluşturduğu ilk yasal düzenlemeler 80’li yıllarda ortaya çıkmıştır. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) 1989’da Temiz Üretim Programı’nı başlatarak konu üzerinde bir bilinç yaratılması, kurumsal yapının oluşturulması ve faydalarının gösterilerek, sürdürülebilir kalkınma çabalarının yaygınlaştırılmasına yönelik ilk önemli adımı atmıştır. “Ulusal Temiz Üretim Merkezleri”, bu sürecin etkin olarak sürdürülmesinde kritik öneme sahiptir. Temiz üretim, 20 yılı aşkın süredir pek çok ülkede kirlilik önleme”, “atık minimizasyonu”, “temiz teknoloji”, “çevre yönetimi”, “verimlilik”, “ec doğal kaynak korunumu” gibi başlıklar altında ele alınmaktadır. Ancak tüm bu kavramlar temiz üretimin farklı bir yönüne vurgu yapmakta, aslında sürdürülebilir kalkınmanın üç temel hedefine (çevre, ekonomi, toplum) işaret etmektedir [7].

İklim Değişimleri Kalıcı mı?
Küresel ısınma sonucu kutuplar ve yakın bölgelerinde buzlar eridikçe yerlerini kara veya sular almaktadır. Kara ve suların kar ve buza oranla daha az yansıtıcı olması güneş ışınımı emilimini artırmakta ve dolayısıyla ısınmanın daha fazla artmasına yol açmaktadır.

(Ice-Albedo feedback) Küresel ısınma için en kötü senaryolar feedback mekanizmaları ile ortaya çıkması muhtemel sonuçlar olarak görülmelidir. Pozitif feedback olarak nitelendirilen bu mekanizmaların işleyişinde küresel ısınma, bir takım yeni risk faktörlerinin ve mekanizmaların açığa çıkışını hızlandırmaktadır. Küresel ısınma örneğin kutup bölgelerinde ve Grönland'da buz tabakasının erimesi güneş ışınlarının daha fazla emilmesini sağlarken, Sibirya'da buzlu göl ve bataklıklarda hapsedilmiş, CO2'den 20 kat daha etkili metanın açığa çıkmasını sağlar. Yine iklim düzensizliği ve kuraklık, bazı bölgelerde önemli bir karbon yakalayıcısı olan orman örtüsünü yok edebilir, denizlerin ısınması deniz dibinde depolanmış olan metan hidratın atmosfere karışmasına yol açabilir.

Şekil 3. İklim Değişikliği Oluşumu ve Etkileri [10]

Bu Bölümün Hazırlanmasında Yararlanılan Kaynaklar: [internet erişim tarihi 15-25 Mayıs 2015]
1. Wikipedia http://tr.wikipedia.org/wiki/Mevsim
2. Gökbilgi; http://www.gokbilgi.com/mevsimler-nasil-meydana-gelir/
3. Küresel İklim Değişikliği;
http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%BCresel_%C4%B0klim_De%C4%9Fi%C5%9Fikli%C4%9Fi
4. 21. Yüzyılda Enerji Kullanımı Ve İklim Değişikliği
http://www.mfa.gov.tr/21_-yuzyilda-enerji-kullanimi-ve-iklim-decisiklici.tr.mfa
5. Özdemir M. Ali, AKÜ, İklim Değişmeleri ve Uygarlık Üzerine Yansımaları;
www.aku.edu.tr/aku/dosyayonetimi/sosyalbilens/dergi/VI2/ozdemir.pdf
6. İklim değişiklikleri; http://www.dsi.gov.tr/docs/iklim-degisikligi/sikca_sorulan_-sorular.pdf?sfvrsn=2
7. Özdemir M. Ali, AKÜ, İklim Değişmeleri ve Uygarlık Üzerine Yansımaları;
www.aku.edu.tr/aku/dosyayonetimi/sosyalbilens/dergi/VI2/ozdemir.pdf
8. Enerji Verimliliği ve Temiz Üretim, Anahtar Mayıs 2015,
https://anahtar.sanayi.gov.tr/tr/news/enerji-verimliligi-ve-temiz-uretim/160
9. BM Kalkınma Programı (UNDP) İklim Değişikliği ve Türkiye; TOBB
www.tobb.org.tr/Documents/yayinlar/iklim_degisikligiveturkiye.pdf
10. İklim Değişikli Oluşumu ve Etkileri;
http://www.mgm.gov.tr/files/genel/saglik/iklimdegisikligi/kureseliklimdegisikligietkileri.pdf