İçindekiler
Dergi Arşivi

Makine Sektöründe AR-GE'nin Önemi

Dinçer GONCA / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Sanayi Genel Müdürlüğü)

 

İmalat sanayi içerisindeki en önemli alt sektörlerden birisi de tartışmasız makine sektörüdür. Ülkemiz ihracatından en yüksek payı alan otomotiv, tekstil, kimya, demir-çelik gibi sektörler de dâhil olmak üzere diğer pek çok sektörün rekabet gücü üretimde kullanılan makinelerin performansına ve verimliliğine bağlıdır. Bu nedenle de ülkemiz makine sektörünün geliştirilmesi ve güçlendirilmesi özel olarak ele alınması gereken stratejik bir konudur.

Birçok ürünün imalatı konusunda müşteri taleplerine göre ürünün özelleştirilmesinin söz konusu olduğu makine sektöründe kullanılan ham maddelerin önemli bir kısmı yurtiçinden sağlanabilmektedir. Bu nedenledir ki makine sanayi ülkemiz ekonomisine büyük oranda katma değer sağlamaktadır. Ayrıca, makine sanayi ülke içi katma değer üretiminin yanı sıra istihdama da önemli oranda katkı sağlamaktadır (Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, 2008).

Bununla birlikte, imalat sanayinin her alanında ham madde fiyatları ile işçilik ücretleri konusunda daha fazla maliyet azalımı yapılmasının zor olduğu günümüzde, rekabet edebilirlik noktasında ele anılabilecek yegâne husus olarak ise karşımıza “yenilikçilik (inovasyon)” kavramı çıkmaktadır.

İnovasyon, “toplumsal, kültürel ve idari ortamda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması” anlamındadır. Günden güne değişen ve gelişen küresel ortamda “yenilikçiliği” sağlamanın en önemli yolu ise yoğun araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) faaliyetleri yürütülmesinden geçmektedir.

Makine sektörü de, teknoloji ve Ar-Ge yoğun bir sektördür. Dünyada bu alanda büyük bir rekabet söz konusudur. Gelişme yolundaki bazı ülkelerin de bu pazara girmeleri ile rekabetin daha da güçleştiği görülmektedir. Bu koşullar firmaların kârlarını büyük ölçüde azaltmaktadır. Mevcut şartlar, gelişmiş ülkelerde de bu sektörde önemli yeni yatırımların yapılmasını çekici kılmaktadır. Söz konusu rekabet nedeniyle gelişmiş ülkelerde dahi firma sayısında azalma olduğu, bazı firmaların kapandığı, bazılarının ise daha güçlü kuruluşlarca satın alındığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda ülkemizde de paralel gelişmeler yaşanmaktadır. Yeni yatırımlardan çok, ihracat yapan, yenilik yapmaya önem veren, teknolojilerini geliştiren, yurt içi ve dışı tanıtım imkânını kullanan firmalar büyümekte ve ek yatırımlar yapmaktadır.

Ülkemize örnek teşkil edebilecek bir yapıya sahip olan Güney Kore, hâlihazırda pek çok güçlü markaya sahip olmayı başarmıştır. Bu markaların gücünün temelinde ise yenilikçilik yatmaktadır. Güney Kore tarafından ülkemiz için hazırlanan özet raporda sanayi sektörlerindeki en önemli sorunun, küresel eğilimleri ve teknolojik gelişmedeki kırınım noktalarını izleyebilme ve anlayabilme yeteneğinde yaşanan aksamalar olarak belirtilmiştir (Kore Kalkınma Enstitüsü – KDI, 2009).

Ayrıca, dünyada yaşanan krizler incelendiğinde de ortaya ilginç bir sonuç çıkmaktadır. Ar-Ge’nin krizlerden etkilenmeyip aksine kriz zamanlarında daha çok getiri sağlayan bir faaliyet alanı olduğu görülmektedir. Bu nedenle de Ar-Ge'nin verimsiz bir yatırım olduğu, harcanan kaynağın boşa gideceği zihniyeti mutlaka terkedilmelidir. Ar-Ge yatırımlarına harcanan paranın, kısa vadede olmasa bile orta ve uzun vadede çok daha fazlasıyla geri döndüğü artık herkesçe bilinen bir gerçektir (Gemici, b.t.).

2013 yılı itibarıyla % 0,95 düzeyine yükselmiş olan ve ülkemizin 2023 yılı vizyonu ve hedefleri doğrultusunda ulaşılmak istenilen GSMH’nin % 3’ü mertebesindeki Ar-Ge harcamasına, ancak kamunun ve özel sektörde faaliyet gösteren tüm kuruluşlarımızın ürün ya da hizmetleri kapsamındaki Ar-Ge faaliyetlerini, yenilikçiliğin gündelik hayatın bir vazgeçilmezi olduğu prensibinden hareketle artırmaları neticesinde ulaşılabileceği açık bir şekilde ortaya çıkmıştır.

Şekil 1. Ar-Ge Harcamalarının GSYİH’ye Oranı

Yine 2013 yılında, 7 milyar TL’lik toplam Ar-Ge harcamasının % 51’i imalat sanayi tarafından gerçekleştirilmiştir. NACE Rev.2 - Kod:28 altında değerlendirilen makine sektöründe ise 2012 yılında 301,4 milyon TL olan Ar-Ge harcaması, 2013 yılında % 11,4’lük artışla 335,7 milyon TL düzeyine yükselmiştir. Makine sektörü bu büyüklük ile imalat sanayi içerisinde % 9,3 seviyesinde bir paya sahiptir (TÜİK, 2014).

Ülkemiz makine sektörüne ait ekonomik parametreler sektörün gün geçtikçe daha iyiye gittiğini göstermekle birlikte, sektördeki firma sayısından da anlaşılacağı üzere bazı imalat konularında aynı ürünü üreten firma sayısının fazlalığı, firma başına isabet eden ciroların artmasını, ölçek ekonomisinin yakalanmasını ve maliyetlerin düşmesini engellemektedir. Azalan kârlılık aynı zamanda firmaların Ar-Ge’ye yatırım yapmasını ve söz konusu ürünler konusundaki uzmanlıklarını derinleştirmelerine de mani olmaktadır.

Sektörün katma değeri yüksek makineler üretebilmesinin tek yolu Ar-Ge çalışmalarının derinleştirilmesinden geçmektedir. Ülkemizde Ar-Ge çalışmaları için ciddi teşvikler bulunmaktadır. Ancak sektörün bu teşvik ve destekleri nasıl değerlendireceği konusunda bilgi sahibi olması büyük önem taşımaktadır. Ar-Ge kültürünün makine sektörü içinde kökleştirilmesi için çalışmalara hız verilmelidir. Aynı üründen üreten onlarca firma yerine, farklı ürünler üreterek dünyada kendine rekabet alanı oluşturacak firmalara ihtiyaç duyulmaktadır (Dalgakıran, Hedefimize Bir Adım Daha Yaklaştık, 2012).

Dünya artık endüstri toplumundan bilgi toplumuna, iş gücü ağırlıklı teknolojiden yüksek teknolojiye, ulusal ekonomiden dünya ekonomisine doğru hızlı bir değişim içerisindedir. Bu yeni düzende, bilgiyi üretebilen ve bilgiyi yönetebilen ülkeler uluslararası rekabet avantajı kazanmaktadır. Özellikle Çin ve Hindistan, makine sektöründe üretimlerini hızla artırmakta ve önemli rekabet baskısı yaratmaktadır. Bu dönemde Türkiye’de sektörün uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için yüksek teknolojili makine üretimini artırması gerekmektedir. Bu da verilen teşvik ve desteklerin, teknolojisi nispeten daha yüksek ürünlere kanalize edilmesini gerektirmekte, diğer bir ifade ile sınırlı kaynaklarımızın verimli kullanılmasını zorunlu kılmaktadır. Bunun sağlanabilmesi adına öncelikle makine sektörü içerisindeki ürünlere yönelik teknoloji düzeyinin sınıflandırılması gerekmektedir. Mevcut teknoloji sınıflamalarına göre makine sektörünün tamamı orta-yüksek teknoloji grubu içerisinde yer almaktadır. Ancak, bir takım tezgâhı (NACE Rev.2 - 28.41) ile bir musluk ya da vanayı (NACE Rev.2 - 28.14) aynı kapsamda değerlendirmek doğru değildir.

Tablo 1. Teknoloji Yoğunluğuna Göre İmalat Sanayi Sektörleri (NACE Rev.2)

Teknoloji Sınıfı

NACE Rev. 2 kodları – 2nci düzey

Yüksek Teknoloji

21 Temel eczacılık ürünlerinin ve eczacılığa ilişkin malzemelerin imalatı.

26 Bilgisayar imalatı, elektronik ve optik ürünlerin imalatı.

30.3 Hava ve uzay araçları ve ilgili makinelerin imalatı.

Orta Yüksek Teknoloji

20 Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı.

25.4 Silah ve mühimmat imalatı.

27 Elektrikli teçhizat imalatı

28 BYS makine ve teçhizat imalatı,

29 Motorlu kara taşıtı, römork ve yarı-römork imalatı.

30 Diğer ulaşım araçlarının imalatı. (30.1 Gemi ve tekne yapımı ve

30.3 Hava ve uzay araçları ve ilgili makinelerin imalatı hariç)

32.5 Tıp ve diş hekimliği aletleri ve sarf malzemeleri üretimi.

Orta Düşük Teknoloji

18.2 Kayıtlı medyanın çoğaltılması.

19 Kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı.

22…24 Plastik ve kauçuk ürünleri imalatı. Metalik olmayan diğer mineral ürünlerin imalatı, temel madenlerin imalatı.

25 Fabrikasyon metal ürünleri imalatı, makine ve teçhizat hariç (25.4 Silah ve mühimmat imalatı hariç)

30.1 Gemi ve tekne yapımı.

33 Makine ve ekipmanların onarımı ve kurulumu.

Düşük Teknoloji

10…17 Gıda ürünleri imalatı, içkiler, tütün ürünleri, tekstil, giyim eşyası, deri ve ilgili ürünleri, ağaç ve ağaç ürünleri, kâğıt ve kâğıt ürünleri.

18 Kayıtlı medyanın basılması ve çoğaltılması (18.2 Kayıtlı medyanın çoğaltılması hariç)

31 Mobilya imalatı.

32 Diğer imalat (32.5 Tıp ve diş hekimliği aletleri ve sarf malzemeleri üretimi hariç)

Kaynak: EUROSTAT

Ar-Ge ve inovasyon kültürünün ülkemizde yeni yeni yeşermeye başladığı bu dönemde, yoğun rekabet koşulları altında ve küresel krizlerin yaşandığı bir pazarda, özel sektör şirketlerinin Ar-Ge’de başarıya ulaşmaları için gereken teşvik ve destek paketlerinin hazırlanması hem küresel bir gereklilik hem de ulusal bir sorumluluk haline dönüşmüştür.

Bu alanda odaklanılması gereken diğer bir önemli husus ise insan kaynağıdır. Üniversitelerin ilgili bölümlerinde okuyan mühendis adaylarının, mezun olmadan önce Ar-Ge nasıl yapılır sorusuna cevap verebilecek duruma gelmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, ülkemizde oldukça fazla sayıda mühendislik bölümüne ve akademisyene sahip olunmasına karşın insan kaynağı niteliğinin neden istenen seviyede olmadığının belirlenmesi amacıyla eğitim sisteminin kapsamlı bir şekilde sorgulanması önem taşımaktadır. Gerekirse yabancı akademisyenlerin vakıf ve devlet üniversitelerindeki istihdamları artırılmalıdır.

Kaynakça

Dalgakıran, A. (2012, Ocak). Hedefimize Bir Adım Daha Yaklaştık. MOMENT, s. 2.
Gemici, Z. (b.t.). Ar-Ge nedir? Nasıl yapılmalıdır? Uluslararası Teknoloji Birliği: http://www.utb.org.tr/makaleler/arge-nedir-nasil-yapilmalidir.html adresinden alındı
Kore Kalkınma Enstitüsü (KDI). (2009). Türkiye Ulusal Teknoloji ve Yenileşim Kapasitesinin Geliştirilmesi İçin Modeller. TTGV.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı. (2008). Türk Makina Sanayi Sektör Raporu. Ankara.
TÜİK. (2014). Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması. Ankara.