İçindekiler
Dergi Arşivi

Oran Analizi Tekniği İle Organize Sanayi Bölgelerinde Finansal Performans Analizi

Tevfik BULUT / Sanayi ve Teknoloji Uzman Yardımcısı (Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğü)

 

Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) sayısının artması ve mevcut OSB’lerin genişleme trendinde olması hem merkezi yönetim hem de OSB’ler açısından yönetim ve denetim araçları gereksinimini, finansal kurumların ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın kredilendirmede daha sağlam verilere olan ihtiyacını artırmıştır. Bu durum finansal tabloların geniş ölçüde kullanılmasına yol açmış ve finansal analizin önemini daha da anlamlı hale getirmiştir. Günümüzde de modern iş hayatında finansal tablolar yaygın bir şekilde kullanılmakta, sayısı gittikçe artan kişi ve gruplar finansal tabloların analizi ve yorumu ile yakından ilgilenme gereksinimi duymaktadır.

Oran Analizi Tekniği
Sürdürülebilir bir iş ve misyon, etkili planlama ve finansal yönetimi gerekli kılar. Oran analizi, finansal sonuçları anlamaya katkıda bulunan ve örgütsel performans için anahtar göstergeler sunan faydalı bir yönetim aracıdır. Yöneticiler uygulamaya koydukları stratejilerin güçlü ve zayıf yanlarını görmek için oran analizini kullanır. Fonlayıcılar ise oran analizini yönetimin etkililiğini ölçerek yönetim hakkında bir yargıya ulaşmak için kullanabilir (Poznanski et all, 2013).

İncelenen işletmenin cari dönem oranlarının yorumlanmasında, değerlendirilmesinde aşağıdaki ölçülerden yararlanılabilir (Akgüç, 2013):

• Anlamlı olduğu kabul edilen genel ölçülerle, deneyim sonucu bulunmuş ve yeterli olarak kabul edilmiş oranlarla karşılaştırma,
• Birbiriyle ilgili çeşitli oranların birlikte değerlendirilmesi,
• İşletmenin geçmiş yıllar oranları ile karşılaştırma,
• Aynı endüstri kolunda benzer işletmelerin oranlarıyla veya endüstri kolundaki tipik (standart) oranlarla karşılaştırma.

Oranlar çeşitli kriterlere göre, farklı ayrımlara tabi tutulabilir. İşletme faaliyet sonuçları ile finansal durumunu değerlemedeki kullanılış amaçları bakımından yaygın olarak kullanılan oranlar şöyle sınıflandırılabilmektedir:

1) Likidite Oranları
2) Finansal Yapı Oranları
3) Verimlilik Oranları
4) Kârlılık Oranları

1-Likidite Oranları
Likidite oranları, işletmenin kısa vadeli borç ödeme gücünü ölçmek, başka bir deyişle likidite riskini değerlendirmek, net işletme sermayesinin yeterli olup olmadığını saptamak için kullanılmaktadır (Akgüç, 2013).

a) Cari Oran
Williams et all (2005)’a göre cari oran, işletmenin kısa vadeli borç ödeme gücünü ölçümlemektedir (Ataman ve Altuk Özden, Ekim 2009).
Bir firmanın mali gücünü gösteren bir endeks olarak cari orandan yaygın bir şekilde yararlanılmaktadır.
Cari oran hesaplanmasında amaç, işletmenin kısa süreleri borçlarını ödeme gücünü ölçmek ve net işletme sermayesinin yeterli olup olmadığını ortaya koymaktır.
Kredi veren kurum ve kuruluşların karşılaştığı en önemli tehlike kredi kullananların yükümlülüklerini yerine getirememesi nedeniyle likiditesizlik yaşama riskidir. Cari oran dönen varlıklarıyla kısa vadeli yabancı kaynakları karşılaştırarak bu riski ortaya koyar (Fridson and Alvarez, 2002).
Cari oranın ideal oranı kural olarak 2 olmakla birlikte, gelişmekte olan ülkelerde bankaların daha çok kısa vadeli kredi verme trendlerinden dolayı bu oranın 1,5 olması yeterli görülmektedir.

b) Likidite (Asit-test) Oranı
Likidite (asit-test) oranı, cari oranı tamamlayan, onu daha anlaşılabilir kılan bir ölçüdür.
Bu oran, paraya çevrilmesi oldukça zaman alabilecek olan stoklar ve akreditifler dâhil sipariş avansları, para olarak tahsil edilmeyecek alacaklar, diğer dönen varlıklar, oranın payında yer almadığından, cari orana kıyasla daha duyarlı bir ölçüdür (Akgüç, 2013).
Asit-test oranı sonucunun 1 çıkması yeterli kabul edilmektedir. Böyle bir sonuç işletmenin kısa vadeli yabancı kaynaklarının tamamının para ve hızla paraya çevrilebilir değerlerle ödenebileceğini göstermektedir (Anadolu Üniversitesi Yayın No: 2996, Ocak 2013).

c) Disponibilite (Nakit) Oranı
Likidite oranı hesaplanırken, oranın payına stoklar, akreditifler, satıcılara verilen avanslar, gelir tahakkukları, gelecek aylara ait giderler ve diğer dönen varlıklar dâhil edilmediği halde; nakit oranında alacaklar da payda yer almamaktadır. Bu nedenle nakit oranı, likidite oranına kıyasla daha duyarlı ve keskin bir ölçü olarak kabul edilmektedir. Gerçekten bu oran, işletmenin satışlarının durması ve alacaklarını tahsil edememesi halinde, kısa vadeli borçlarını ödeme gücünü göstermektedir. Nakit oranın 1:1 olması, işletmenin kısa vadeli borçlarının tamamını, para ve para benzerleri ile karşılayabildiğini ifade eder. Bu kadar yüksek likidite işletmeler için gerekli olmadığı gibi alternatif maliyeti (yoksun kalınan gelirler) de çok yüksek olabilir. Ancak gelişmiş ülkelerde bu oranın % 20’nin altına düşmemesi gerektiği genel bir kural olarak ileri sürülmektedir. Ülkemizde bu oran, sınai işletmelerde kısa süreli borçların yüksekliği nedeniyle genellikle % 20’nin altına düşmektedir (Akgüç, 2013).

2-Finansal Yapı Oranları
Finansal yapı oranları, işletmenin finansal yapısını ve uzun süreli borç ödeme gücünü göstermektedir.
Mali yapı ile ilgili oranlar işletmenin faaliyetlerini zararla kapatması, varlıklarının değerinin düşmesi ve beklediği nakit hareketlerinin gerçekleşmemesi durumunda işletmenin yabancı kaynaklarını zamanında ödeyip, ödeyemeyeceği konusunda önemli bilgiler sağlar (Çabuk ve Lazol, 2013).

a) Finansal Kaldıraç Oranı
Finansal kaldıraç oranı olarak da bilinen bu oran, toplam kaynakların ne kadarının yabancı kaynaklardan finanse edildiğini gösterir.

Firmanın toplam kaynaklarının dağılımı hakkında bilgi verir. Firma için bir risk göstergesidir. Oranın yüksek çıkması, kredi verenlere, firmanın borçlarını ödeyememe nedeniyle mali yönden zor duruma düşme olasılığının yüksek olduğunu gösterir. Bu yüzden borç verenler oranın düşük olmasını ister. Çünkü firmanın öz kaynakları yeterli ise olağanüstü durumlarda paralarını tahsil edebilir (Gürkan, 2005).

Bu oranın yüksek olması, işletmenin riskli bir biçimde finanse edildiğini, kredi sağlayan finansman kurum ve kuruluşları yönünden işletmenin borçlarını ödeyememe durumunun söz konusu olması nedeniyle kredi riskinin arttığını göstermektedir.

b) Kısa Vadeli Yabancı Kaynakların Kaynak Toplamına Oranı
Bu oran, işletme varlıklarının ne kadarlık kısmının kısa vadeli borçlarla finanse edildiğini gösterir.
Pasif içinde kısa vadeli yabancı kaynakların ağırlığını gösteren bir orandır. Bir işletmenin çok fazla kısa vadeli borcu olması geri ödeme riskini artırır. Bu oranın 1/3 seviyesini pek aşmaması uygun olur. Bu risk kısa vadeli yabancı kaynakların uzun vadeli varlık finansmanında kullanılmasıyla daha da artar (Çabuk ve Lazol 2013).

c) Uzun Vadeli Yabancı Kaynakların Kaynak Toplamına Oranı
Bu oran, işletme iktisadi varlıklarının ne kadarlık bir kısmının uzun vadeli borçlarla finanse edildiğini gösterir.

Bu oranın yüksekliği, işletmenin kullandığı kaynaklar arasında uzun süreli borçların göreli öneminin fazlalığını ortaya koyar. Uzun süreli yabancı kaynaklarla varlıklarını finanse eden işletmeler, özellikle durgunluk dönemlerinde borç taksitlerini ödemede büyük güçlüklerle karşılaşabilir. Eğer bir işletmenin uzun süreli borç yükü ağırsa, söz konusu işletmeye uzun vadeli kredi verenler için emniyet payı az demektir (Akgüç, 2013).

ç) Öz Kaynakların Kaynak Toplamına Oranı
Öz kaynak oranı, işletme varlık ya da kaynaklarının yüzde kaçının işletme ortaklar ve sahibince finanse edildiğini gösterir.

Özer (2012)’e göre, orta ve uzun vadeli kredi analizlerinde işletmenin kredi limitini tespit etmek amacıyla kullanılmaktadır. Oranın % 50 civarında olması normal kabul edilmektedir. Oranın yüksek olması işletmenin uzun vadeli yabancı kaynakları ile bunların faizlerini ödemede güçlükle karşılaşma ihtimalinin zayıf olduğunu göstermektedir. Oranın % 50’nin altına düşmesi, işletmenin yükümlülüklerini karşılamada güçlükle karşılaşma riskini ortaya çıkarmaktadır (Palamutçu, 2013).

Orta ve uzun vadeli kredi analizlerinde, işletmenin kredi değerini tespit amacıyla yaygın olarak kullanılır. Oranın yüksek olması işletmenin uzun vadeli borçları ile bunların faizlerini ödemede güçlükle karşılaşma ihtimalinin zayıf olduğunu gösterir (Yağız, 2012).

d) Yabancı Kaynakların Öz Kaynaklara Oranı
Yabancı kaynakların öz kaynaklara oranı, işletmenin öz kaynakları ile toplam borçları arasındaki ilişkiyi yansıtır. Bu oran, toplam yabancı kaynakların öz kaynaklara oranlanması ile hesaplanır.

Oranın 1 ve 1’den küçük olması öz kaynak borç dengesi açısından önemlidir. Oranın 1’den büyük olması, işletmeye ağır bir faiz yükü getirmekte ve güvence azlığına neden olmaktadır. Kredi verenler açısından bu durum, işletmeden ek teminatlar istemesine ve kredinin maliyetinin artmasına sebep olmaktadır.

e) Kısa Vadeli Yabancı Kaynakların Yabancı Kaynaklara Oranı
Bu oran, işletmenin yabancı kaynaklarının ne kadarlık kısmının kısa süreli borçlardan oluştuğunu gösterir.
Söz konusu oran, uzun vadeli finansman sağlamadaki zorluklar nedeniyle, ülkemizde genellikle % 70’in üzerinde seyretmektedir.

f) Maddi Duran Varlıkların Öz Kaynaklara Oranı
Oran fiziki yapıya sahip iktisadi kıymetlerin ne ölçüde öz kaynak ile finanse edildiğini gösterir. Oranın 1’den küçük olması istenir. Bunun anlamı duran varlıkların tamamının öz kaynak ile finanse edilmesidir (Anadolu Üniversitesi Yayın No: 2996, Ocak 2013).

Oranın 1’den büyük olması, maddi duran varlıkların finansmanında yabancı kaynakların kullanıldığını, sermayenin yetersiz olduğunu ve ek sermaye finansmanına gerek duyulduğunu gösterir.

3-Verimlilik Oranları
Faaliyet oranları veya verimlik oranları, işletmenin sahip olduğu ve faaliyetlerini gerçekleştirmede kullandığı iktisadi kıymetlerin ne ölçüde etkin kullanıldığını tespit etmede kullanılır. Bu oranlar satışlar ile çeşitli aktif kalemler arasında uygun bir denge ve ilişki bulunduğunu varsayar (Çabuk ve Lazol, 2013).

a) Ticari Alacak Devir Hızı
Alacak devir hızının yüksek olması, firmanın alacaklarını tahsil kabiliyeti konusunda iyi bir gösterge olduğu gibi, firmanın etkin bir tahsilat politikasının da sonucu olabilir. Alacak devir hızındaki artış, firmanın aynı düzeydeki bir iş hacmi için daha az finansmana gereksinme duyduğunu, göreli olarak daha az işletme sermayesini alacaklara bağladığını gösterdiğinden, devir hızındaki artış genellikle firma lehine olumlu bir gelişme olarak yorumlanır (Akgüç, 2011).

b) Ticari Borç Devir Hızı
Firmalarda borç devir hızının yavaşlaması, finansman olanağı yaratır. Bu nedenle finansman gereksinimi azaltması yönünden, borç devir hızının yavaşlaması olumludur. Firma, piyasa koşullarından yararlanarak bu süreyi uzatabilir. Borç ödeme süresinin uzaması, firmanın ödeme güçlüğü içinde bulunmasından, vadesi gelen borçların yenilenmesinden de kaynaklanabilir (Akgüç, 2013).

c) Hazır Değerlerin Devir Hızı
Oranın yüksek çıkması firmanın net satış hasılatı ile hazır değerlerini rahatça karşılayabildiğini göstermektedir.

ç) Net Çalışma Sermayesi Devir Hızı
Oranın yüksek çıkması net işletme sermayesinin etkin kullanıldığını, düşük olması ise net işletme sermayesinin etkin kullanılmadığını gösterir. Bu oran net işletme sermayesi ile ne kadar satış yapılabilmiş sorusuna cevap verir (Savcı, 2013).

d) Dönen Varlık Devir Hızı
Dönen varlıkların devir hızı, dönen varlıkların kaç katı kadar satış hasılatı sağlandığını göstermektedir. Devir hızının yüksek olması verimliliğin veya dönen varlıkların yetersizliğinin bir göstergesidir. Aksi bir durumda işletmenin dönen varlıklarını verimli kullanmadığı veya gereğinden fazla dönen varlığa sahip olduğu düşünülebilir. Bu durum da işletmenin kârlılığını olumsuz etkileyecektir (Anadolu Üniversitesi Yayın No: 3013, 2013).

e) Duran Varlık Devir Hızı
Duran varlık devir hızı duran varlıklara yapılan yatırımın seviyesini belirlemeye yardımcı olur. Oranın düşme eğilimi göstermesi kapasite kullanım oranının düştüğünü, duran varlıkların verimli kullanılamadığını gösterirken, oranın artış eğilimi içine girmesi kapasite kullanım oranının arttığını ve işletmenin duran varlıklarını verimli kullandığını gösterir. Genel olarak sanayi işletmelerinde oranın 2 olması yeterli görülmektedir (Anadolu Üniversitesi Yayın No: 2996, Ocak 2013).

f) Aktiflerin Devir Hızı
İşletmenin kaynaklarını verimli kullanıp kullanmadığını gösteren ve kredi analizlerinde göz önüne alınması gereken önemli bir orandır.
Varlık devir hızı, büyük ölçüde firmanın varlık yapısı içinde duran varlıkların göreli önemini yansıtır. Bir endüstride veya firmada, maddi duran varlıklar, varlık toplamı içerisinde büyük yer tutuyorsa, söz konusu endüstri kolunda veya firmada varlık devir hızı genellikle yavaştır. Buna karşılık varlık toplamı içerisinde duran varlıkların göreli olarak önemsiz olduğu endüstri kollarında varlık devir hızının daha yüksek olması beklenir (Akgüç, 2011).

g) Öz Sermaye Devir Hızı
Bu oran, öz kaynakların ne ölçüde verimli kullanıldığının tespit edilmesinde kullanılır. Oranın çok yüksek olması işletmenin faaliyetlerini büyük ölçüde borçlanmak suretiyle finanse ettiğini gösterir. Oranın düşük olması ise işletmenin öz kaynaklarını etkin olarak kullanamadığını ve işletmenin faaliyet seviyesinin gerektiğinden daha fazla öz kaynağa sahip olduğunu gösterir (Çabuk ve Lazol, 2013).

4-Kârlılık Oranları
Kârlılık oranları işletmenin faaliyet sonucunda ortaya çıkan kârın yeterli olup olmadığını belirleyen oranlardır. Bu oranlar özellikle işletme yönetiminin etkinliğini ölçer. Bu oranlar yöneticilerin yanı sıra işletme sahipleri, işletmeye kredi verenler, işletmeye yatırım yapmak isteyenler, çalışanlar ve devlet açısından önemlidir (Savcı, 2013).

Kârlılık oranları değerlendirilirken aynı sektör içindeki diğer işletmelerin kârlılık oranları, işletme bütçelerinde hedeflenen kârlılık oranları ve ekonominin genel durumu da değerlendirme yapılırken göz önünde bulundurulmalıdır (Erokyar, 2008).

a)Brüt Satış Kârı Oranı
Oran işletmenin satış kârlılığını gösterir. Oranın yükselme eğilimi içinde olması toplam satışlar içinde satılan malın maliyetinin payının azaldığını gösterir. Oranın yükselmesi işletmenin lehine yorumlanır. Oran konusunda bir standart önermek mümkün değildir. Oranın geçmiş yılların oranları ile rakip işletmelerin oranları ve sektör ortalamaları ile karşılaştırılması gerekir (Çabuk ve Lazol, 2013).

b) İş Hacmi Rantabilitesi
Bu oran, bir firmanın esas faaliyetinin ne ölçüde kârlı olduğunu ortaya koyar. Bu nedenle anılan oranın yüksek olması ve yükselme eğilimi göstermesi işletmeden yana yorumlanacak bir gelişmedir. Kamu hizmet işletmelerinin uyguladıkları fiyatlar nispeten daha az esnek olduğundan bu tür işletmelerde, özellikle enflasyon dönemlerinde, anılan oranın düşme eğilimi göstermesi olağandır (Akgüç, 2013).

c) Olağan Kâr Oranı
Firmanın olağan kârı, faaliyet kârına, diğer faaliyetlerden olağan gelir ve kârların eklenmesi buna karşı diğer faaliyetlerden olağan gider ve zararlarla finansman giderlerinin indirilmesi yoluyla hesaplanmaktadır. Bu nedenle özellikle menkul kıymet portföyü, mali duran varlıkları, vadeli ticari alacakları ve/veya vadeli ticari borçları, yabancı para varlıkları, finansman giderleri büyük boyutlara ulaşan firmalarda faaliyet kârı ile olağan kâr arasında önemli farklar oluşmaktadır. Dönem kârının, sürekli ve güvenilir olması için, esas itibarıyla faaliyet kârından oluşması istenir (Akgüç, 2013).

ç) Net Kâr Marjı
Net kâr marjı, işletmenin sonuç kârlılığını göstermesi açısından önemlidir. Çünkü bu oranda işletmenin finansman ve diğer giderleri de dikkate alınmaktadır. Yani bu oranda işletmenin kuruluş amacı dışında kalan faaliyetlerinden doğan tüm faaliyet dışı gider ve zarar unsurları dikkate alınmış bulunmaktadır. Bu oranın yüksek çıkması işletmenin net olarak kârlılığını, düşük çıkması ise kârlı olmadığını göstermektedir (Bülbül, 2011).

d) Finansal Rantabilite
Bu oran, işletmenin esas kârlılık durumunu göstermektedir. Bu oran, sermayedarlara ait kârlılığın bir ölçüsüdür. Aynı zamanda işletmenin başarısının da bir ölçüsüdür. Söz konusu oran net kâr marjı, aktif devir hızı ve finansal kaldıraç oranı tarafından belirlenir (Savcı, 2013).

Oranın yüksek olması olumlu kabul edilmekte ve yatırımcıların elde ettikleri kârlılığın derecesinin belirleyicisi olarak görülmektedir. Bu oranın düşük olması ise işletme yönetiminin yetersizliğini ve başarısızlığını gösterir.

e) Aktif Kârlılık Oranı
Bu oran, varlıkların işletmede ne ölçüde verimli kullanıldığını göstermektedir (Anadolu Üniversitesi Yayını No: 3013, 2013).

Geniş ölçüde yabancı kaynak kullanan, bu nedenle ağır faiz yükü altında bulunan firmanın aktif kârlılık oranı, varlıklarını öz kaynakları ile finanse eden firmalara kıyasla daha düşük olması olağandır (Akgüç, 2013).

Oran analizi yönteminde bahsedilen oranların kodlanmış adları ve literatürde bu oranlara ait benimsenmiş referans değerler Tablo 1’de belirtilmiştir.

Tablo 1. Oranlar ve Referans Değerleri

Her bir orana ait genel geçer standart/referans değerleri literatürde mevcut olan oranlar hariç referans değerler hesaplanır. Literatürde oranlardan verimlilik ve kârlılık oranlarına ilişkin nicel standart bir değer olmaması sebebiyle karşılaştırma ve ölçüm yapılabilmesi için bu oranların referans değerlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Referans değerler, OSB’lerin bilanço ve gelir tablosu verilerinden hareketle her bir orana ait Tablo 1’deki formüllere göre hesaplanan değerlerinin aritmetik ortalaması alınması suretiyle bulunmaktadır.

Oran analizi yönteminde bahsedilen oranlara ait formüller toplu halde görülmesi açısından Tablo 2’de özetlenmiştir.

Tablo 2. Oranlara Ait Formüller


 

Organize sanayi bölgelerinin temel finansal tablolarından olan bilanço ve gelir tabloları verilerinden yararlanılarak Tablo 2’de belirtilen oran formülleri yardımıyla OSB’lerin finansal performansı analizi yapıldıktan sonra OSB’lerin güçlü ve zayıf yanları nicel verilerle ortaya konulmuş olacaktır.

Kaynakça
• AKGÜÇ, Ö. (2011). Kredi taleplerinin değerlendirilmesi. (Genişletilmiş 9. Baskı). İstanbul: Arayış Yayınevi.
• AKGÜÇ, Ö. (2013). Mali tablolar analizi (Genişletilmiş 15. Baskı). İstanbul:Arayış Yayınevi.
• Anadolu Üniversitesi. (Ocak 2013). Finansal Tablolar Analizi. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayın No:2996.
• Anadolu Üniversitesi. (Ocak 2013). Mali Analiz. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayın No:3013.
• ATAMAN, B. ALTUK ÖZDEN, E. (Ekim 2009). Tek düzen hesap planına göre hazırlanan finansal tabloların UFRS'ye uyarlanması ve rasyo yöntemi ile analizi. Muhasebe ve Finans Dergisi.(44), 59-73. Muhasebe ve Finans Dergisi veri tabanı. http://journal.mufad.org.tr. 03/03/2014.
• BÜLBÜL, C. (2011). Kredi verme sürecinde mali analiz tekniklerinin kullanilmasi ve önemi, Yüksek lisans tezi. Gazi Üniversitesi.
• ÇABUK, A. LAZOL, İ. (2013). Mali Tablolar Analizi.(13. Baskı).Bursa: Ekin Yayınevi.
• EROKYAR, E. (2008). İşletmelerde kârlılık ve kârlılığı etkileyen faktörler, Yüksek lisans tezi. İstanbul Üniversitesi.
• FRIDSON, M. ALVARES, F. (2002). Financial Statement Analysis (Third Edition).New Yok: John Wiley&Sons Inc.
• GÜRKAN, A. (2005). 1994 ve 2001 yılı krizlerinin tekstil ve tekstil ürünleri sektörüne etkilerinin oran analizi yardımıyla incelenmesi, Uzmanlık tezi, Ankara: TCMB.
• PALAMUTÇU, S. (2013). Kamu ve özel sağlık işletmelerinde finansal performansın oran analizi ile ölçülmesi ve karşılaştırılması,Yüksek lisans tezi. Beykent Üniversitesi.
• Poznanski, J. Sadownik, Bryn and Gannitsos, I. (December 2013).A guide to useful ratios for understandıng your social enterprise’s financial performance. http://www.demonstratingvalue.org. 03/03/2014.
• SAVCI, M. (2013).Mali Tablolar Analizi.(5. Baskı).Trabzon : Murathan Yayınevi.
• YAĞIZ, D. (2012). Hisseleri İMKB’de işlem gören enerji şirketlerinin 2006-2010 Yıllarına ilişkin finansal tablolar analizi. Yüksek lisans tezi. İstanbul Aydın Üniversitesi.