İçindekiler
Dergi Arşivi

Piyasa Gözetimi ve Denetimi ve Türkiye’deki Mevcut Durum

Gülbanu GÖKÇE / Sanayi ve Teknoloji Uzman Yardımcısı (Sanayi Ürünleri Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürlüğü)

 

20’nci yüzyılın sonlarında ortaya çıkan ve sürekli olarak etkisini artıran küreselleşme, uluslararası düzlemde gerçekleşen iktisadi etkinliklerin işlevsel olarak birbiriyle iç içe girmesi sonucunu doğurmuştur.

Yıllar geçtikçe ülkeler arasında artan ticaret hacmi, ticareti kısıtlayan veya engelleyen gümrük vergileri ve tarife dışı engellerin kaldırılarak serbest ticaret alanları oluşturulması, mal ve miktar kısıtlamalarının ortadan kalkması, uluslararası firmaların pazar paylarını artırma istekleri ve dünyada sürekli olarak artan rekabet ortamı ticarete konu malların serbestçe dolaşabildiği ülkelerdeki piyasaları savunmasız hale getirmiştir.

Serbestleşen mal ticareti ve piyasada yer alan yabancı menşeli ürünler ile yurt içinde ilgili mevzuatına uygun olarak üretilmeyen ürünlerin öncelikle, vatandaşlarının can ve mal güvenliğini tehdit etmesini engellemek ayrıca, mevzuatına uygun olarak üretim yapan üreticiyi korumak, haksız rekabeti önlemek ve yerli malların yurt dışında serbest dolaşımı önündeki engelleri kaldırmak isteyen ekonomileri yeni politika araçları bulmaya zorlamıştır.

Bu politika araçlarından en etkilisi ise ülkeler arasında ticareti serbestleştiren anlaşmalar nedeniyle Piyasa Gözetimi ve Denetimi (PGD) faaliyetleridir.

PGD; tüketicilerin ve kullanıcıların can ve mal güvenliğini, bitki ve hayvan sağlığını ve çevreyi korumak amacıyla piyasada bulunan, piyasaya arz aşamasında olan ya da gerektiğinde kullanımda olan ürünlerin ilgili teknik düzenlemesine uygun olarak üretilip üretilmediğinin ve güvenli olup olmadığının bir kamu otoritesi tarafından denetlenmesidir.

PGD faaliyetleri ile ilgili mevzuat hükümlerini karşılamayan ürünlerden kaynaklanan zararlar ortadan kaldırılarak, insan can ve mal güvenliğini sağlamanın yanı sıra bitkilerin, hayvanların ve çevrenin korunması, diğer iktisadi aktörlerin haksız rekabete karşı korunması ve iyi işleyen bir piyasa ekonomisine sahip olunması sağlanır.

PGD faaliyetleri yetkili otorite tarafından öncelikle işaret ve belge kontrolleri yapılarak ve gerekli hallerde test ve muayene işlemine tabi tutulmak üzere üründen numuneler alınarak gerçekleştirilir. Yapılan denetim faaliyetleri sonucunda, gerekirse üreticilere ve ithalatçılara idari yaptırım uygulanır, ilgili teknik düzenlemesine uygun olmayan ve/veya güvensiz olduğu tespit edilen ürünlerin teknik düzenlemesine uygun ve güvenli olması sağlanır.

Güvensiz olduğu tespit edilen ürünün üretici tarafından güvenli hale getirilmemesi veya ürünün güvenli hale getirilmesinin imkânsız olması halinde bu ürünlerin üreticisi veya ithalatçısı tarafından toplatılması sağlanır.

Üreticiler tarafından toplatılmayan güvensiz ürünler PGD otoritesi tarafından piyasadan toplatılır ve ürünün taşıdığı risklere göre kısmen veya tamamen bertaraf edilir. Tüketiciler ile kullanıcıların can ve mal güvenliği için tehlike arz etmesi nedeniyle toplatılmasına karar verilen ürünler kamuoyuna duyurulur.

Yetkili kamu kurum ve kuruluşlar tarafından yürütülen tüm bu faaliyetler değerlendirildiğinde, denetim faaliyetleri sonucunda ilgili teknik düzenlemesine uygun olmadığı ve güvensiz olduğu tespit edilen ürünlerin piyasaya arzının yasaklanması, para cezası uygulanması, piyasaya arz edilmiş ürünlerin üretici tarafından toplatılmasının sağlanması ve mümkün olmaması halinde toplatılması, güvensiz olduğu tespit edilen ürünün üretici tarafından güvenli hale getirilmemesi veya ürünün güvenli hale getirilmesinin imkânsız olması halinde, ürünün taşıdığı risklere göre kısmen veya tamamen bertaraf edilmesi ve tüketiciler ile kullanıcıların can ve mal güvenliği için tehlike arz eden ürünlerin kamuoyuna duyurulması faaliyetlerinin tamamı piyasada sadece güvenli ürünlerin yer almasını sağlamak için yapılır ve PGD'nin çerçevesini oluşturur.

Piyasa gözetimi ve denetimi faaliyetleri, bu faaliyetlerin tarafsızlığını sağlamak amacıyla mutlaka kamu otoriteleri tarafından yerine getirilmelidir. Yetkili kurum ve kuruluşlar, piyasa gözetimi ve denetimi faaliyetlerini yerine getirirken gizliliğe riayet etmeli ve ekonomik aktörlerin faaliyetlerine ilişkin bilgiler gizli tutulmalıdır. Tespit edilen uygunsuzluklar sonucunda alınan önlemler, ürünün taşıdığı risk ve uygunsuzluğun derecesiyle orantılı olmalıdır. Üreticiler uygunluk değerlendirmesi süreciyle Avrupa Birliği (AB) mevzuatına uygunluğu sağlamalıdır.

Gerek güvensiz ithal malların gerekse yurt içinde üretilen malların güvenli hale getirilmesinde ve güvensiz ürünlerden kaynaklanacak zararlardan tüketicilerin ve kullanıcıların korunmasında ve ülke ekonomisine sağladığı yararlar bakımından oynadığı önemli rol nedeniyle PGD faaliyetleri, dünyada ve buna paralel olarak ülkemizde giderek önem kazanmaktadır.

Tüm dünyada yaşanan olumsuz konjonktüre rağmen ülkemizin son yıllarda gösterdiği yüksek ekonomik performansın en önemli bileşenlerinden biri de sürekli olarak artmakta olan ihracat miktarıdır. İhracatta sürekli olarak artış trendinin oluşması için yurt içinde üretilen ürünlerin güvenlik gereklerine uygun olarak üretilmesinin, Türkiye'nin dış ticaretinin önemli bir kısmının AB ile yapıldığı düşünüldüğünde, PGD’nin önemini bir kat daha artırmaktadır.

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği 5 Mart 1995 tarihinde yapılan Ortaklık Konseyi Toplantısı’nda alınan 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı uyarınca 1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Gümrük Birliği’nin yürürlüğe girmesi ile Türkiye, AB üye ülkeleri arasında malların serbest dolaşımına ilişkin yükümlülükleri kabul etmiştir. Gümrük Birliği, Türkiye’nin AB ile bütünleşme hedefine ulaşmasının aşamalarından birisidir ve Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere farklı bir boyut kazandırmıştır.

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım müzakereleri 3 Ekim 2005 tarihinde başlamış olup müzakereler hâlen 35 fasıl başlığı altında sürdürülmektedir. PGD, malların serbest dolaşımı faslı kapsamında değerlendirilmektedir. Avrupa Birliği’ne aday ülke statüsünde olması ve Gümrük Birliği Anlaşması ile üstlendiği yükümlülükler nedeniyle Türkiye, PGD’nin işlerliğinin her anlamda en etkili şekilde yürütülmesi sorumluluğu altındadır.

Türkiye, ulusal çapta PGD’nin idari ve teknik altyapının geliştirilmesi, PGD uygulamalarının AB uygulamalarına paralel olarak etkinleştirilmesi, uluslararası alanda iş birliğinin ve PGD’nin en önemli paydaşları olan tüketicilerle ve üreticilerle iş birliğinin geliştirilmesi amacıyla önemli çalışmalar yapılmakla birlikte 2001 yılından bu yana önemli aşamalar kaydedilmiştir.

Ülkemizde PGD faaliyetleri 10 farklı kurum ve kuruluş tarafından yerine getirilmektedir. 97/9196 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile görevlendirilen kuruluşlar yine aynı Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen sorumluluk alanındaki ürünlerin piyasa gözetimi ve denetimini yürütür.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, sanayi ürünlerinin yaklaşık % 70’inin PGD’sini yapmakla sorumludur. Bakanlığın sorumlu olduğu ürün grupları; asansör, asansör bakım ve işletme, elektrikli ekipmanlar, makineler, gaz yakan cihazlar, otomotiv, taşınabilir basınçlı ekipmanlar, aerosol kaplar, ATEX ürünleri, sivil kullanım amaçlı patlayıcılar, kazanlar, basınçlı ekipmanlar, zorunlu standart- düzenlenmemiş alandır.

Bakanlık, ulusal düzeyde PGD alanında yaşanan yatay sorunların çözülmesine katkı sağlamanın yanı sıra, görev alanına giren konularda tüm AB yönetmelikleri uyumlaştırmış ve etkin olarak uygulanabilmesi için 2004 yılından itibaren PGD alanında mekanizmalar kurmaya başlayarak önemli ilerlemeler kaydetmiştir.

2011 yılında, 635 sayılı KHK ile önemli bir adım atılarak Bakanlık bünyesinde, “Sanayi Ürünleri Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürlüğü” kurulmuştur. Genel Müdürlüğün kurulmasıyla PGD konusunda problemleri çözme ve sistem geliştirmede önemli bir kapasiteye ulaşılmış, etkinliği ise her geçen yıl artmaktadır.

Denetimlerini 81 ilde yerleşik Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlükleri aracılığıyla yürütülmekte olan Bakanlığın yapmış olduğu denetimler ve denetimlerin etkinliği sürekli olarak artmaktadır. 2014 yılının ilk 8 ayında yapılan denetim sayısı 50.572’ye ulaşırken yapılan denetimlerde tespit edilen uygunsuzluk oranı % 19 olmuştur. Yapılan denetimlerin etkinliğini gösteren en önemli göstergelerden biri olan uygunsuzluk oranı bir önceki yıl verileri ile karşılaştırıldığında, bu oranın, 2014 yılının ilk sekiz ayında iki katından fazla artırıldığı görülmektedir.

Bakanlık denetim faaliyetleri dışında, 2015-2018 yıllarını kapsayan Sanayi Ürünleri Güvenliği ve Denetimi Strateji Belgesi’ni hazırlamış, 2014 yılının başından bu yana denetim personelinin ürün grubu bazında uzmanlaşmasına yönelik eğitim programları düzenlemiş, denetimlerde daha çağdaş ve risk odaklı denetim yaklaşımını benimseyerek denetim projeleri yapmaya başlamış, üreticilerle iş birliğini artırmak amacıyla sektörel PGD toplantıları düzenlemiş ve PGD hakkında kamuoyunun bilinçlendirilmesi için bir tanıtım filmi ile kamu spotu hazırlamış ve bu yıl ikincisi düzenlenen Ürün Güvenliği Haftası kapsamında birçok etkinlik düzenlemiştir.

Tüm bu faaliyetlerde Bakanlığın temel önceliği, piyasada sadece güvenli ürünlerin yer almasını sağlayarak tüketicilerin can ve mal güvenliğini korumak ve aynı zamanda üreticilerin kaliteli ve güvenli ürün üretimini teşvik ederek PGD’yi uluslararası rekabet gücümüzü artırmak için bir araç olarak kullanmasını sağlamaktır.